Cenneti Beklerken – İLGİNÇ –

Nakış donmuş bir hayalin resmidir.

Geçenlerde arkadaşlarımla buluştum. Çok eğlenceli zaman geçirdik. Lise arkadaşlarıyla olmanın en güzel yanı onların sizi çok iyi tanıması her halde. Sohbet bir şekilde filmlere geldi. Çenem düştü çok konuştum derken sanat filmleri falan konu konuyu açtı kankam işte böyle de bir film var . Sen kesin izlemelisin Serhat Tutumluer oynuyor dedi.  Kendisi Serhat Tutumluer i ne çok  beğendiğimi bilir. Tabi ben bunu duyar duymaz izlemeliyim dedim. Filmden bahsettikçe merakım arttı. Yalnız Serhat Tutumluer için izlemeye başladığım film öyle ilginç çıktı ki filmi sevdim .

Çok değişik bir film nerden başlasam bilemedim. Öncelikle kendine has bir havası var. Görselliği çok güzel . Türk filmlerinde genelde bu öğeye pek dikkat edilmez ama burada masalsı anlatımı yanına görsellikle bir şölen inşa edilmiş.  Nakkaşlık olunca işin içinde resim sanatından ,sanatçıdan ,sanatçının iktidarla ilişkisinden ,sanat ve toplum ilişkisinden bir sürü şeyden bahsedilmiş. Bunun yanında osmanlıdan ,taht mücadelesinden , köle tüccarlarından , devşirmelikten ,kervansaraylardan , anadoludan bahsedilmiş. Ekstrasında bir de aşk hikayesi oldu mu film kendini bulmuş. Müzikler ise bu işi tamamlamış o dingin ,mistik havaya işleyen müzikler her sahneyi birbirinden değerli kılıyor. Tasavvufi yanını da unutmamak lazım.

İnsanların adalete olduğu kadar güzelliğe de ihtiyaçları var. Ekmek gibi sanatta lazım.

Konuya gelirsek nakkaş eflatun efendi bir gün vezir tarafından bir frank resmi yapması için anadoluya gönderilir. Çırağı o gelene kadar rehin alınır. Nakkaş eflatuna  vakti zamanında kardeş katlinden ispanya kaçmış ve geri dönüp isyan başlatan bir şehzadenin resmini yapmasını söylerler. Böylece kesilen kelle çürüse de resim kalacaktır. Eflatun efendinin isyan dolu anadoluda başına gelmeyen kalmaz. Eşkıyalar tarafından saldırıya uğrayan bir ticaret kervanından kurtulan leyla ile de işler iyice karmaşıklaşır. Velhasıl izlenilmesi hoş bir film.  Ayrıca aşırı korkak nakkaş karakteri hikayeyi inadırıcı kılmış. Gerçekte de bir insan korkar bence . Öyle cesur olmak falan hikaye .

Sahip olamayacağın şey bağlanmayacaksın.

O kadar Serhat Tutumluer dedim falan ama oyuncu kadrosu çok geniş. Ayrıca osman efendiyi oynayan oyuncu da çok başarılı. Ben bu karakteri ilginç buldum. Türk filmi izleyeyim diyorsanız buyurun buradan yakın.

Not : O  aynaların gizemini çözemedim acaba bir anlamı varda ben mi bilmiyorum? Bir de yönetmenine baktım işletme mezunu çıktı .

The Jane Austen Book Club

Jane Austen filmleri bitince bende içinde Jane Austen kelimesi geçen filmlere bile sardım . Ne yaparsın . Şaka bir yana bu kitap kulübü olayı çok hoşuma gitti. Konu ilginç gelince oturup izledim. Keyifli bir filmdi. Beğenmemem pek mümkün değildi aslında 🙂

Jane teyze şimdi ben teyze dedim,  kızda Jane diyor diye dalga geçiyorlardı ne yapalım samimiyetimizden artık,  jane teyzeyi tanıyor gibi hissediyorum ya ondan 🙂

Nerde kalmıştık  Jane teyze romanlar yazar,  insanları o büyülü, romantik dünyaya inandırır ama gerçek hayat hiç de öyle değildir. Filmin başında daha  karakterlerimiz bir ton aksilik yaşarlar. İşte bu hayatlarından memnun olmayan karakterlerimiz bir araya gelip her toplantıda bir jane austen romanı tartıştıkları bir kitap kulübü kurarlar. Sonrasında bize izlemek düşer.

Bir tarafta kitaplar karakterler onların tartışılan yaşamları diğer tarafta bizim kulüp üyeleri ve onların karmaşık yaşamları, aşkları ,gelmeleri gitmeleri. Kocasının terk ettiği bir kadın , hiç evlenmemiş aşka inanmayan bir kadın , öğrencisine aşık bir öğretmen ve çok tuhaf bir erkek bu kulübün katılımcıları çok ilginç.

Bende böyle bir kulüp istiyorum ya çok güzel bir fikir. Oturup bir sürü kiap siparişi vedik yine .Okumak iyi de böyle tartışıp anlatmak da isterdim.

Jane teyzenin tarzını seviyorum ,o büyülü dünyasını , herkesin mutlu olduğu hayali dünya ama gerçek hayat maalesef böyle değil Jane teyze neden bizi kandırıyorsun demeden de edemiyorum. Yine de bir kaçış yolu .Bir kaç saatliğine de olsa gerçekten kaçıp mutlu oluyoruz 🙂

Aslında anlatmak istediklerim var filmle ilgili ama spoiler vermek de istemiyorum. Ben seviyorum böyle bir sürü karakteri olan filmleri. Bir şans verin derim.

STAR WARS (YILDIZ SAVAŞLARI) IV – A New Hope 1977

Kankam çok çok uzun zamandır bu seriyi izlememi söylüyor. Zaten  The big bang theory ve How I met your mother da geçen onca geyikten sonra bende fazlasıyla merak etmiştim ama bir türlü fırsat olmadı. Sonunda merak edip serini ilk filmini izledim .

Herkesin replikleriyle karşılaştığı veya az biraz fikir sahibi olduğu bir seri. Bilim kurgu sevenler içinse yeri ayrı. Benim için bilim kurgu geleceğe dönüş serisidir. Bakalım Yıldız Savaşları onun yerini alabilecek mi 🙂

Filmi anlatmak istemiyorum. Luke Skywalker  ‘ın   Obi Wan K enobi ile karşılaşması ve Jedi olması üzerine bir film desem Yeni Bir Umut filmini özetlemiş olurum sanırım. bir de Dark Side Bölge Amiri olan Dart Vader var.  Evrende savaş , iyiler,  kötüler.

Sevimli mi sevimli robotumuz 3PO var . Sheldonı anımsattı bana çok sevdim kendisini. Sonra onun devamlı şikayet ettiği R2 D2 robotumuz var . It is your fault repliği sıkça geçti 🙂 tabi bir de   May the Force be with you  yani güç seninle olsun repliği .

Kısacası ilk film asilerle yaşanan savaşın içine yeni dahil olan luke ve prenses leia etrafında şekillendi bakalım diğer filmler nasıl 🙂

Ha bir de ışın kılıçları , uzay gemileri , uzay üstleri , ilginç gezegenler , tuhaf yaratıklar ve bir ton detayla güzel bir uzay filmi . Fantastik sevenlere tavsiye edilir 🙂

İKNA – Herkesin İKİNCİ ŞANS’ ı olmuyor

İngiliz edebiyatı merakım malum. Uzun zamandır ilgilenemesem de benim için yeri ayrıdır.  Jane austen uyarlamalarını izlerken çok aramış bir türlü bulamamıştım bu filmi.  Sonrasında unuttum gitti.  Geçen gün tesadüfen karşıma çıktı film ve bende oturup izledim.

Yine çok beğendim. Pişmanlıkların anlatıldığı eserde insana herkesin ikinci bir şansı olmuyor dedirtiyor. Hepimiz bazen aldığımız kararların ardında duracak cesareti bulamayız.  Ya da istediğimiz şeyleri doğru olmaz diye ve ya başkalarının düşünceleri yüzünden kaybederiz.  İşte film konu olarak bunu anlatıyor. İstediği uğruna savaşma cesareti olmayan  ve arkasında duramadığı kararları yüzünden pişman olmuş bir insanın hayatta ikinci şansı olur mu?  Yapılan hatalar telafi edilir mi ?

Nişanlı olduğu adamı çevresinin ikna etmesi üzerine bırakan genç kızımız aradan geçen sekiz yıl boyunca pişman olmuştur. Genç adamsa bir servet kazanıp geri dönmüştür. bakalım bu iki insan geçmişi yeniden bulup geleceğe dönüştürebilecek mi ?

Jane Austen ın mükemmel erkek karakterleri bu eserde de mevcud . Hem affedemeyen kızgın ve kırgın hem de deli gibi aşık yüz başı izlerken büyülüyor 🙂

Romantik bir film . Yine kıyafetleri ,  konuşmaları , tarihi dokusu ile beni benden aldı. Bir birlerine sadece bakarak aşklarını yaşayan insanların pek görülmediği günümüzde bu film aşk aslında ne kadar saf bir duyguymuş dedirtti bana . Konuşurken bile siz diye hitap ediyorlar. Çok ilginç ve de hoş bir film . Sevdim efem 🙂

ANA FİKİR : gerçek hayatta asla ikinci şanslar olmuyor. film kalbini sesini dinle mesajı verse de akıllı olmak da yarar var 🙂

The Secret In Their Eyes (Gözlerindeki Gizem) / El Secreto De Sus Ojos

Bunun bir hatıramı yoksa hatıranın hatırası mı olduğunu anımsayamıyorum.

Böyle de uzun bir adı var filmimizin. Bu aralar hem devamlı film izlemek hem de devamlı yazmak istiyorum ama maalesef her ikisini de beceremiyorum . Her gördüğüm filme bunu mutlaka izlemeliyim diye atlıyorum ama bu sefer farklı çünkü bu filmi bol ödüllü olduğu için tercih ettim. Kardeşimle şöyle korku ,cinayet türü bir film izleyelim istedik ve  araştırmalarımız bizi bu filme götürdü.

Öncelikle film sansürleme gereği duymadığından +18 sahneler içerdiğini belirtelim . Rtükten onay almayacağını söyleyip gerekli uyarıyı yaptığıma göre filme geçebilirim .

Arjantin,İspanya  ortak yapımı olan filmin yönetmeni Juan José Campanella. IMDB Puanı: 8.5/10 ve film 2 saat 7 dk. sürüyor.

Dikkatli seç. Bize kalan sadece hatıralar en değerli olanları seç.

Benjamín Espósito tarafından yazılan bir romanla başlıyor hikaye . Benjamin 25 yıl öncesinin bir davasını kaleme alıyor. O zamanlar çok uğraştığı dava da genç bir öğretmen cinayete kurban gider. Benjamin romanı yazarken biz de flashbacklerle geçmişe doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Benim gibi katil kim sorusuna fazlaca yoğunlaşırsanız final sahnesindeki süprizin gelişini göremezsiniz bu yüzden çok dikkatli izleyin efem. Her detayı düşünmek gerek 🙂

Ona söyle bari benimle konuşsun .

işte bu cümle filmin en can alıcı cümlesi . Sanki yüreğime bir taş oturdu. Bu cümle beni yaktı yıktı geçti .Final sahnesi ile on numarayı yapan film benden size tavsiye buyurun izleyin .

Böyle boş bir hayat nasıl yaşanır. Koca bir hayatı boş işlerle tüketmeyi nasıl beceriyoruz. bunu nasıl yapıyoruz.

Asla Mükemmel Değil (MİM)

Dizi karakterlerine vurgun olduğumu söylemiştim dimi . Örneğin  burada bir liste yapmıştım. Bunun asya versiyonunu yapacaktım ama sonra mim haline getirmeyi istedim . Ben yazıda ki karakterlerden fark ettiğiniz gibi arıza tipleri seviyorum. Dizileri izlerken asla oynayan oyuncuya değil karaktere bağlanıyorum . Bu yüzden benden size perfect olmayan karakterler listesi geliyor.  Mim in konusu sevdiğiniz karakterler ama benim için sevdiklerim not perfecto olanlar . Hadi sıralamaya .

Aslında  hepsi  gibi numara verecek olsam da birini diğerlerinden ayıramıyorum 🙂

İlk sırada Goo Jun Pyo var . Çocuksu halleri ilginç kişiliği ile neden sevdiğimi herkes anlamıştır . Üstelik o bıkmaz usanmaz sahiplenmesi yok mu . Bof dizisi  Goo Jun Pyo  yüzünden gözümde inanılmaz bir yere sahip 🙂

İkinci sırada tabi ki bir fenomen haline gelen Kim Joo Won var . Secret Garden kazandığı bu popüleriteyi tabi ki gelmiş geçmiş en kaçık karakterlerden olan hem kızıp hem sevdiğimiz Kim Joo Won a borçlu . Ah diyorum ah 🙂

Üçüncü sırada artık bu mükemmel baş rol oyuncularının tutmadığını iyice fark eden dizi sektörünün bize armağanı olan Dok Go Jin var . Ne çok konuştum bu adamdan Greatest Love ı izlerken . Bu kadar absürt ama bu kadar sevilesi biri daha var mı 🙂

Dördüncü sırada bu günlerin fenomeni , dillerden düşmeyen , yine çocuksu ama bu sefer iyice abartılmış , gönüllerde taht kuran haylaz patronumuz var . Öyle şirin öyle şirin ki insanın iş kolik olası gelir 🙂 Protect The Boss bir harika . Böyle patron tabi ki korunur .Cha ji heon forever 🙂

Ve beşinci numarada ilk göz ağrım ve bence bu anti perfect olayının başlangıcı Young  Jae var . Neden mi çünkü Rain in o doğal şabalak halleri ile hayat verdiği bu karakter dizi de çok ünlü, cool olması gereken biri olması gerekirken , tersine mız mız bir çocuktu. Bırakın cool olmayı yanından bile geçmiyordu . Yine de sevimliliği ile beni benden aldı . Full House bu yüzden benim için çok özeldir.

İşte benim listem bu kadar . Bakalım sizin sevdiğiniz dizi karakterleri kimler . Bu mim Aslı ve Hikaru ya gitsin .Merakla bekliyorum yazılarınızı da yorumlarınızı da .

Bu Blog 1 Yaşında :)

Tam bir yıl olmuş . zaman dedikleri su gibi akmıyor sudan bile hızlı akıyormuş meğersem.bir yıl önce şurada bir merhaba yazısı ile başladım blog yazmaya . sonrasında beni tutana aşk olsun 🙂

önce okuyucu olarak başlamıştım ofori ‘yi okurdum sık sık içimde hep bende yazmalıyım der dururdum ama bir türlü cesaret edemedim . bir yıl önce bu gün işten sıkıldığım bir zamanda açmıştım  blogu yazmak iyi geliyordu .işten bunaldığımda burası benim için kaçış noktasıydı . sonra işten istifa edince çok sık uğrar oldum buralara güncelleme patlamasıyla şimdiye kadar 162 yazı yazmışım .her şeyi anlatmışım bir Allahın kulu da bana engel olmammış dur hele dememiş 🙂 882 yorum ve iyi bir takipçi listesiyle gayet iyi gitmiş blog derken yetmedi buralar bana yeni yeni hesaplar aldım durdum .

blog dünyasını pek bir sevdim . ilk merhabam astrea dan geldi . ilk kez video eklemeyi de ondan öğrendim sağ ol var ol 🙂  ilk kez blogroll a ekleyen oforiydi var olsun 🙂 sonra blog dünyası adı altında takip ettiğim çingular sizlerde var olun bu yıl çok eğlenceli geçti sayenizde . gerek hikaye blogumdaki yorumlarınız gerek de twitter daki sohbetlerimiz çok değerliydi 🙂

makino bana sözün var bir şato istiyorum biri de şato bulunca yanında dük bulacaktı kimdi ki o 🙂 hikaru ile kahkaha tufanı yaşadım karnıma ağrılar girdi. hikayeleri de çok eğlenceliydi tabi astre,, sermin , lee, hayal, kimbap ve masal sizin hikayelerinizde dizi izlemekten daha keyifli ,  yeşilciler sermin ,astrea ve kimbap sayenizde hikaye yazmaya başladım iyi ki beni gaza getirmişsiniz çünkü ben yazmayı çok sevdim . gerçi yazdıklarım hala taslakta bekliyor ama olsun 🙂 kimbap sayesinde wong kar wai nin filmlerini izleme fırsatı buldum sağ olasın 🙂 sermin tayland sinemasına açıldım sayende 🙂 astrea gizemli film tanıtımlarına hasta oldum 🙂 mavi sen her şeyi çok güzel yazıyorsun ama yabancı filmleri daha bir başka yazıyorsun , lee seni başta hem cinsim sanmıştım 🙂 lee nin gargamel olması bir tarafa çok eğelnceli bir uslubu var , akira az muhabbet etmedik sohbeti pek keyifli , arwetry kaçak bu aralar ama edebi yazılar döktürür , manga sever chibi benim gibi ingiliz edebiyatı sever ,jane austen tanıtımları okuyup da izlemek mümkün mü ,aslı moda denilince aklıma sen geliyorsun , nilü tanıştığıma pek sevindiğim çok eğlenceli bir kız dönse de buluşsak dedikodu yapsak , bunu sevdim yani kısacası ‘ bu’ çok yetenekli bir blogger her yazısı harika ,  masal evi ft hayranı benim gibi ayrıca kore korku filmlerini çok güzel anlatır , kendisiinsan ve kore delisi çok özlendiniz yeni yazılarla dönün , my destiny photoshop öğretmenim benim , nefertiti seni de çok özledik çingu , neo çok güzel tanıtımlar yazar ,ve son olarak egosantrik sensiz olmaz kok işte bu yıl burada sayamadığım diğer bloggerlar ve okuyucular sayesinde hayatım çok eğlenceli geçti .tadına doyum olmaz sohbetler yaptık buluşmalarımızda karnımıza ağrılar girdi . unutulmaz anlar edindim 🙂

ben yetmedim kankamı da blog alemine sürükledim . yazmayı çok sevdim her daim yazdım . umarım bundan 30 -40 yıl sonrada yazarım o zaman ah şu gençlik bizim zamanımızda böyle miydi diye dert yanan yazılar yazarım belki 🙂 gerçi ben şuan bile içimde 70 lik bir nine barındırıyorum ,onun yanında olur olmaz ortaya çıkan bir de çocuk barındırıyorum 🙂

how ı met de marshall ted e senin kalbin hem çocuk hem sarhoş diyordu sanırım benim kalbimde hem çocuk hem sarhoş . deliliklerime katlandığınız için teşekkürler .

takipte kalın emi çünkü ben buralarda olacağım film tanıtımları yapıp replikler paylaşacağım , sonra hikayeler yazacağım ,müzikler paylaşıp ,animeler anlatacağım ,bazen melankolik takılacağım bazen sayenizde keyifleneceğim  fakat her daim blog yazmanın keyfine varıp tadını çıkaracağım ,değerli yazılarınızı da okuyup bilgileneceğim 🙂

şimdilik esen kalın efem 🙂