BUNALDIM …

images-horz

 

Arkadaş bahar geldi diye mi dir nedir bilmem nasıl canım sıkılıyor nasıl anlatamam şimdi yeşillikler için ağaç gölgesinde yüzümde rüzgar elimde kitap olmalıydı yada deniz kenarında deniz kokusu saçlarımda esinti  ama ofis de olmamalıydım. püf püf hiç muhabbette kalmadı neden böyle koptuk anlamadım fakat yine de dönüp dolaşıp bloguma geliyorum eski tadı bulmak ümidiyle.

bu hafta dört şanslı kişiye mektup yolladım onlardan alacağım cevaplar belki biraz renklendirir hayatımı :=)

 

hala okuyan birileri varsa esen kalın efem 🙂

 

Masumiyet Çağı – Edith Wharton

EE

Altınbilek Yayınları böyle güzel kitapları çevirdikçe ben daha çok buralarda kitap yazılarıyla dolanırım 🙂

bu kitabın filmini görmüş fakat izlememiştim o zamandan beri de çok merak ediyordum. Şimdi iyi ki kitabını önceden okudum diyorum. Filmini izlesem neler kaçırdığımı bilemezdim.Öncelikle kitabın kapak tasarımını çok sevdim . insan böyle bir tasarımı görünce rafta onu almadan ayrılmak çok zor olur.Kapak resmi bana özgürlüğü, huzur aynı zamanda nostaljiyi anımsattı . bavulumu toplayıp gitmek istedim 🙂

kısaca konusuna değinirsek on dokuzuncu yüzyıl new yorkunda bir avuç azınlık olan new york sosyetesinin katı kuralları arasında yaşamlarını idame ettiren archer , may ve  ellen i merkez alan bir aşk hikayesi çerçevesinde sosyal eleştiriler ve insan psikolojisi üzerine bir kitap diyebilirim.  Archer bir hukuk firmasında çalışan , varlıklı ve soylu bir aileden gelen bir genç adam . yeni bitirdiği evli bir bayanla olan ilişkisinden sonra güzelliği ve masumiyeti ile dikkat  çeken may e gönlünü kaptırır. nişan planları yaparken de madam olenska yani ellen eşinden kaçıp avrupadan newyorka gelir.  May ‘in kuzeni olan elle ‘in çarpıcı güzelliği ve kendine has yaşam stili ile archer ‘ın dikkatini çekmesi de uzun sürmez. .bir tarafta avrupalıları aşağılayan new york sosyetisi ve onun içinden çıkamadığı saçma kurallar silsilesinde eriiyip giden hayatlar diğer tarafta bu çıkmaza körü körüne bağlı olup ta bundan kurtulmak için uğraşan insanlar çelişkisi.

Karşınıza bir aşk üçgeni çıkacak doğrudur. Ama asıl soru burada kimin aşkı oluyor. aşk hikayesi okuyup da acaba kim gerçekten aşık diye düşündüren fazla kitap olmasa gerek. kitap o akıl almaz betimlemeleri ile damağınızda unutulmaz bir tad bırakırken o insan psikolojisine yönelik çözümlemeleri ve insan yapısına getirdiği sert imaları ile de düşündürmekten geri durmuyor.

sıradan bir kitap olsaydı. bu bunu sevdi bu aradan çekilsin mantığı adeta bir pembe dizi bakışı olurdu ama bu sadece yasak bir aşk kitabı değil. öyle derin ki ne anlatabiliyorum ne de anlatmadan durabiliyorum. spoiler vermeden anlatmaya çalışırsam . kim ”sevgi” konusunda adeta sonuna kadar gizemini korudu. Finalini de pek sevdim . Yerinde buldum.

archer sevemediğim ama empati kurabildiğim bir karakter. kendisinin sıkan kurallardan bunalıp çok farklı bir şeyler yaparak sessiz çığlığını duyurmaya çalışıyor ama yine kendi kendisini o kafese mahkum ederek de aslında rahat hayatından vazgeçemeyecek kadar korkak. may olan sevgisi ile ellen e olan tutkusu aslında hayatının önünde belirli olmasından korkarak bulduğu bir kaçış yolu diye düşünmeden edemiyor insan. bence archer diğerlerinin hayatını görünce kendi hayatınında böyle olmasından ve olacakları bilmesinden dolayı panikliyor.

ellen ise sinir olduğum  çözümleyemediğim belki de e muğlak da kalan karakterdi. o farklı yapısı , özgür duruşuna rağmen aslında bunu istemeyip başka heyecanlar peşinde koşarak dar bir çevreye ait olma çabasını anlamadım. archer olan ilişkisi daha doğrusu herkesle olan ilişkisi belirsiz ve hep tek taraflıydı. oldukça bencil geldi bana . dürüst gibi gözüken ama içten pazarlıklı olan insanlara karşı ne hissediyorsam öyle hissettim. aşık olup da bu uğurda her şeyi yapan bir kadından ziyade çıkarlarını kollayan bir kadın izlenimi edindiğim için böyle hissediyorum sanırım.

ve May benim bu kitapta en sevdiğim karakter o oldu. bence o saf değil aksine çok zekiydi. sadece güzel masum değil ayrıca zeki güçlü bir kadındı. archer ın onu gördüğünden çok daha farklı gördüm onu. Archer , may i kuralcı olduğu için sıkıcı buluyor , onun asla sınırların dışına çıkmayan yapısından dolayı kabullenemiyor ama may , ellen gibi değil bilmediği bir hayatı neden  hayal etmediği , neden en iyi bildiği yaşam tarzını sorgulamadı diye ona kızmak haksızlık bence. ellen avrupada uzun yıllar yaşamış olduğu için böyle , may ise tek bir doğru ile yetiştirilmiş. keşke kendi değerinin farkına varsaydı. ona da sanırım bundan dolayı sinirlenebilir insan 🙂

kitap genel olarak değişen dünya düzenine de değiniyor. çocuklar daha özgür ve dallas ın yaptığı siz aslında hiç konuşmadınız tespiti ne doğru. herkes kuralları ve olması gerekeni bir yana bıraksa ve duygularını olduğu gibi anlatsa ne kadar güzel olurmuş .

bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. okuyun ve kimin aşkı gerçekti gelen konuşalım 🙂

kitaptan en sevdiğim alıntı : ” şimdi gerçek insanlar gerçek hayatlarını yaşıyor. ”  gerçek uğraşların olmadığı sahte hayatların dünyasında hala masum bir şeyler olabilir mi acaba ? ne dersiniz ?

Sanal dünyaya veda partisi

efem egosantrikciğim beni mim lemiş. yüz yıllardan beridir ne mim geliyor ne mim yazıyorum diyordum yani o kadar uzun zaman geçmiş gibi hissederken aha da kok beni hatırlamış .

konu malum sanal mecralara nasıl veda edersiniz ?

hafizakartiot8-1-horz

hıımmm facebook zati sıkıldım milletin her anını gözüme gözüme sokmasından o düğün , çocuk fotolarının tekrar tekrar dirilmesinden ama lakin bedava mesajlaşma olayı ve o ilk sanal deneyim olmasından mütevellit  biraz tuhaf hissederdim ve mesaj

” o şimdi normal iletişimde aha ha 🙂 ”

twittera yasaktan beri giremiyorum yanlış anlaşılmasın bu ayarları beceremediğimden giremiyorum 😦 o ilk muhabbet ettiğimiz bizim oturma odası kıvamı kalmadığından beri pek bir tatsızdı zati fazla kalabalıktı – ama veda etme şansım olsaydı ‘‘ şimdi nereye gidiyoruz ” olurdu yeni mekan neresi 🙂 bu arada cidden yeni bir mekana ihtiyaç var sanki millet içerde muhabbet döndürüyor ama bana söylemiyor gibi 😦

tumblr a veda etmek zorunda kalsam fena olurdum be , bunu bana yapmayın vaktimi en boşa harcadığım mecra orası ama en çok kafa dağıttığım resimlerde kaybolduğum yerde orası , seviyorum illeti , takipçim de az değilmiş hani hiç umursamam ama orası bana özel zati . gelelim mesaja

” hayır nolamaz beni buralardan mahrum bırakmayın kan çıkar ”

gelelim mim i postalamaya toprak işçisi , bir köroğlu bir ayvaz ha bir de beni okuyup ta yapmak isteyenlere gitsin 🙂