‘W’ Ama Winpohu’nun ‘W’su değil :)

wDuymayan kalmadı sanırım W adlı dizinin başarısını. Diziye tüm bunlardan önce başlamıştım ama fırsat bulup yazamadım ve tam da beklediğim gibi dizi fena tuttu. ee winpohu da gelip iki satır yazmazsa olmazdı.

meraklılarına duyrulur W uzun zamandır beklediğimiz kdrama tadını anımsattı. malum çok uzun zamandır böyle bir dizi yoktu. tam benim sevdiğim tür .

hem konusu şu sıralar fazlaca olan doktor temalarından 33a1ca1b84285b613ba63463719e09aesıyrılmış hem de değişik. senaryoların böyle farklı fikirlerle üretilmesini destekliyorum. işte sahalarda aradığımız bu efem.

Kang ‘cığımın da etkisini göz ardı etmemek lazım  , başrol erkek oyuncuyu pek bir beğenirim. kadın oyuncu için başlarda iyi hissetmiyordum ama sonradan onu da sevdim efem hatta yeri geldi rol çaldı:)

şimdi size dizinin konusunu uzun uzadıya anlatıp sevdiğim sevmediğim kısımlardan bahsedip , replik paylaşmak isterdim ama bu dizi için yapılacak en iyi şey hakkında hiç bir şey duymadan açıp izlemek efem. çünkü bir kere konuyu bilirseniz o gizemi kaybolur gibime geliyor.

hadi siz siz olun açın bir W izleyin , sonra gelin konuşalım esen kalın efem:)

 

New Blood – Kan Geldi

imagesBana taze kan geldiği kesin. İngiliz dizileri tabi ki favorilerimden ama bir diziyi sırf haluk bilginer varmış bir bakayım diyerek açıp sonra aman ya o olmasa da olur, ben bunu çok sevdim diyerek alt yazısı olmadan merakla izlemek  işte bunu beklemiyordum.

her şeyden önce diziyi öyle sevdim ki orjinalinden izliyorum. beklemek istemiyorum. peki ne beni bu kadar çekti. dizi ahım şahım mı süper mi belki değil ama o salak ikili var ya o salak ikili işte beni oradaki acemi dedektifimiz said çekti.

normal polisiyelerde klişeler vardır. mesela aşırı zeki dedektif ,tuhaf dedektif veya geçmişinde büyük acılar olan dedektif gibi. burada ise bu suçlulara meydan okuyan ikili öylesine alalade ve acemi ki öyle olunca da samimi geliyor.

said bir dedektif daha doğrusu olma yolunda çırpınan biri , benim favorim olur kendileri diğer adam ise aslında polis değil hala nerede çalıştığını anlamadım ama bir şekilde bir araya gelip büyük suçluların peşinde koşuyorlar.

diziyle ilgili çok bir şey söylemeyeceğim uzun zamandır beni yakalayan ilk ingiliz dizisi oldu . herkes sever mi bilmem ama ben pek sevdim .

bir şans verin derim , şimdilik esen kalın efem :=)

11.22.63 Sayılar Dile Geldi

11.22.63Bu rakamlardan hiç bir şey anlamamıştım. zaten bu yüzden dizi hiç ilgimi çekmedi ama james franco faktörü devreye girince işler değişti. ben bu adamın ismini görünce atılmasam olmazdı yoksa rakamlar bana saçma sapan bir bilim kurgu izlenimi vermişti.

bu sayıların anlamı kenedy süikasti efem. malum herkes az çok konuyla ilgili bir şeyler duymuştur. kahramanımız mutsuz bir evliliğe boşanmayla noktasını koymuş bir öğretmen. hayatı öyle ahım şahım değil. bir gün zamanda yolculuk yapmanın yolunu keşfediyor. nasıl olduğunu hiç anlatmayacağım. sadece bir noktaya gidebiliyor. her defasında hep aynı zamana gidiyor. ve geri gelip tekrar giderse her şey başa dönüyor. bizimkinin aklında geçmişe gidip kenedy süikatini engelllemek var. bu yüzden biz de 1960 ların büyüleyi atmosferinde bir hikaye izliyoruz. o klasik arabalar, aman tanrım o arabalar, kostümler, evler ve müzikler tam bir dönem dizisi çok başarılı. her bölümü sular seller gibi ezberleyerek ve merakla izledim. çok beğendim ama tabi beğenmediğim noktaları da yok değildi. sonunu tatmin etmedi ama psikolojisi güzel oturtulmuş karakterleriyle bizde geçmişi değiştirebileceğimize inandık.

ben severim böyle zaman olaylarını , adamlar yapmış , iyi de yapmış bize kalan izleyip hakkını vermek, james iyi oyuncu , çok başarılı ama bill ve sarışın ablayı da unutmayalım güzel iş çıkarmışlar. vehasıl oyunculuk da en iyi işi bizim süikastçi abi çıkarmış. gerçekten kaliteli bir yapım. kaçırmayın derim .

şimdilik esen aklın efem:)

Bana da bir ”RElife” gönder

88f7af654f1bad2e7c4bd6b93247f23e9c5d9e47_hqKesinlikle ama kesinlikle benim aklıma gelmişti bu anime konusu. Relife tesadüfen görüp izlediğim ve de kendisinin hayranı olduğum nadir animelerden biri.

28 yaşındaki karakterimiz yüksek lisansını yapmış ama üç aylık iş tecrübesinden istifa ile kurtulmuş bu sebeple iş bulamayan bir genç . İşsizlik yüzünden markette yarım gün çalışan esas karakterimiz bütün iş görüşmelerinde üç ayda neden ayrıldın sorusuyla yüzleşiyor. sanki kendi suçuymuş gibi topluma adapte olamamak ve yetişkin gibi davranamamakla suçlanıyor ki burada yetişkin duygusuz manasına geliyor maalesef.

işte duygularını aldıramamış bu karakterimize bir gün adan gelip sana bir hap vericem sende bir yıl boyunca liseye geri döneceksin- bütün masraflarda bizden – bir yıl sonunda sana iş de vereceğiz -zaten bir işe de yaramıyorsun diyince bizimki hapı yutar ve macera başlar.

Lise , tuhaf tuhaf bir sürü tip ve yeniden yaşama şansı. işte relife tecrübe edemeyip şimdi olsa şöyle davranırdımların  vücud bulmuş hali. kimseyle konuşamayan asosyal kız, denekler, gözlemciler, sporcular, çalışkan ama duygusal olarak geri planda kalanlar ve bolca dostluk, aşk ile deli dolu bir gençlik serüveni. okul animelerini severim ama bunu daha başka sevdim adamın her defasında kendine gel sen 28 yaşındasın dedi halleri, komik durumları falan çok eğlenceliydi.

velhasıl kelam bende bir relife isterim. bu animede benim düşüncelerime tercüme olmuş. eğlenceli ama sıcacık bir anime isteyenlere gelsin efem , yeni, yeniden yaşamlarda görüşmek üzere esen kalın efem:)

OUR TİMES- BEN GEÇKEN

ourBir film nasıl olurda hem bu kadar ğelendirir , böyle güldürür hem de böyle duygulandırır. tayland sineması yine yapmış yapacağını bana ilk aşk filminin tadını verdi. öyle ki filmi nasıl sevdim nasıl sevdim anlatamıyorum.

filmin her parçasında insan kendinden bir şey buluyor. hanım kızımız bir gün iş yerinde hayatının nasılda berbat olduğunu anlıyor. hiç bir şey okulda hayal ettiği gibi olmamıştır. ne işi ne de sevgilisi. hiç bir şey ona anlatıldığı gibi değildir. tutar istifa eder. şekil bir a benim gibi . hayallerim bunlar değildi der ve geçmişini hatırlamaya başlar. ee bizde zamanda geri gidip bu gençlerin okul zamanlarını izleriz.

çok eğlendim , beni en çok güldüren tayland filminde zincirleme mekktup olayını görmek oldu. demek dünya gerçekten evrensel. ikincisi karakterleri pek bi sevdim kızı da o delikanlıyı da . gönül hep serserinin peşinde değil mi zaten:)

isyana varan müdür öğrenci çatışmasını sevdim. bir ünlüye fan olan saflık derecesindeki sevgilerini sevdim. en çok da fedakarlıklarını sevdim.

gençlik filmleri bana hiç yaramıyor. çok keyif alsamda bir parça duygusalaşıyorum.

tavsiyemdir dememe gerek yok. bu film bence çok özel ilk fırsatta değerlendirilmeli:)

 

HİGH ENDED CRUSH-YÜKSEK KALİTE AŞK

a4f76a69gw1exdr31l6m3j21gs0r8doe.jpg

Şeker şeker çok şeker öyle şeker bir kore dizisi ki türkçesi yok diye tutup ingilizce izleyip iki günde tükettim ki benim için bir diziyi iki günde tüketmek artık mucize falan olmuştu. eskisi kadar genç olmadığımdan sanıyordum ama öyle değilmiş eskisi kadar damağıma uygun dizi bulamadığımdanmış efem .

15 dakikalık  20 bölümlük süper ötesi kore dizimizde sevgili ruh bekçimiz oynuyor. ölürüm sana diye tarkan söylemeye başladım dım tıs dım tıs ss:)

pek başarılı ve zengin oğlan ki artık bunu ezberledik klişenin allahı olan şirket başkanıdır kendisi ne de olsa korede herkes şirket başkanı normal vatandaş yok:) ama şikayetçi miyim kesinlikle hayır . neden ben normal vatandaş izlemek isteyim ki onlardan çok var. bu ise süper deli bir karakter. öyle ki psikatriste gidip onu delitiyor. doktor adam yüzünden terapiye başlıyor. ee işte bu delikanlı bir gün organik bir kızla tanışıyor.

evet organik kız madem her şeyin organiği var kızların neden olmasın şahsen teknoloji yoksunu olarak ben de bir parça organik sayılırım. hanım kızı pek sevdim. tabi ruh bekçim kadar değil .

neyse kısa keselim. yoksa diziyi tamamını anlatacağım. zaten böyle güzel bir fikir bulmuşsun bunu neden kısacık bir mini dizi şeklinde heba etmişsin anlamdım.

keşke daha uzun olsaydı uzun zamandır böyle  bir dizi bulamamıştım.

azıcık neşelenmek için birebir.

fermanımdr tez listelere alına.

:)))

 

THE LİBRARY-KÜTÜPHANE

The Librarykütüphaneler sevilmez mi ,  hele de içinde aşk varsa . filmi yarım saatcik olduğu için izlemeye karar verdim ha bir de tayland yapımı olduğu için nedense sene bir iki film izliyorum ama her defasında severek bırakıyorum.

bu öyle bir film ki başı sonu belli hatta ee tamam diye izledim. sonunu da tam tahmin ettiğim gibi buldum ama öyle de bir film ki insanın bitirdikten sonra damağında öyle bir tad bırakıyor boğazında öyle bir yumru oluyor ki bahsetmesem olmazdı.

adamlar sani ana fikir vermek için tutup film çekmişler.

alınacak ders basit sen sen ol sakın bekleme erteleme bu hayt kısa yaşmana ba özgürce ve cesurca asla pişmanlık duymadan.

yarım saat ayırıp izlemek belki de bir süre hayatınızı sorgulamanızı sağlayacak. tavsiyemdir tez izlenilsin .