KİM OLDUĞUNU BİLİYORUM-DAVİD KESSLER

658966Kitap üzerinde bir alex sedaka romanı yazısıyla bana hiç bir şey ifade etmiyordu ta ki okuyana kadar. itiraf etmeliyim bu kadar akıcı ve beni saracak bir roman beklemiyordum. elime alıp biraz okur bırakırım diyordum ama ne olduğunu anlamadan  merakla kitabı okurken buldum kendimi .üstelik tahmin konusunda çok iyi olup he şeyi bilmeme her şeyin gözümün önünde olmasına rağmen heyecanla ee şimdi ne olacak diye devam ettim.  bazı noktalar çok klişe olsa da kitap çok güzel ilerliyor.

alex  bir avukat kamu hayrına aldığı dava on dört saat sonra idam edilecek olan clayton ın davası . alex işin sonuna geldiğini düşünmüş davayı da son anda almıştır ama ortaya çıkan gelişmelerle acaba müvekkili suçsuz mu diye çırpınırken buluyor kendini . son on dört saatte dokuz yıl önce işlenmiş bir cinayeti aydınlatmak için uğraşırken alex ve diğer insanları , mahkeme salonlarını, yapılan pazarlıkları, sistemi , suç ve suçluyu bir de geçmişi izliyoruz. birer meraklı izleyici gibi acaba gerçek ortaya çıkar mı diye nefesimizi tutup bekliyoruz.

bir yerden sonrada asıl suçlu kim , kim iyi kim kötü diye düşünmeye başlıyoruz. kendi adıma çok zor beğenen bir olarak yazarın uslubunu sevdim tarzı hoştu klasikleşen kısımları da olmasa tadından yenmez. meraklılarına duyurulur.

alex , david ve diğerleriyle tanışmaya hazır olun .

şimdilik esen kalın efem 🙂

 

 

GEÇMİŞİN SOĞUK İZLERİ -SALLY SPENDDİNG

mçBiliyorum bu blog iyice kitap bloguna döndü ama ne yapalım  son zamanlar hep okuyorum. yoksa bu blog bir anime yazısına hasret farkındayım.

 

kitap bu tür kitapların yayınladığı altınbilek yayınlarından çıktı. türü gizem,gerilim gibi.  jason işi kaybetmiş kalacak yeri olmayan biridir. gittiği doktorun yazahanesinde beklerken bir ilan görür yaratıcı yazarlık kursuyla ilgili olan bu ilan onun ilgisini çeker ve bu son umuda sıkıca tutunur. erkek kardeşinin yanından ayrılıp gallerdeki balıkçı konağına gider. hayallerinde çok satan bir yazar olmak vardır. burada helen ile tanışır ve ikili yakınlaşmaya başlar. ama zaman geçtikçe josan da helen de konakta ki tuhaflıkların farkına varmaya başlar.

böylece geçmişin gölgesi onları sararken hem gerçeğin peşine düşüp hem de hayatta kalmanın çabasını verirler. tam bir şeyler aydınlandı derken başka şeylerin ortaya çıkmasıyla kitap heyecanını kaybetmiyor. benim için kano0k ve geçmişin gölgeleri iyiydi ama hayaletvari şeyleri sevmem buna rağmen o sırlar ve çözümlenen düğümlerle kitap akıcı ve etkileyici bir hal aldı.

merakla okunacak bir kitap . türü sevenler kaçırmasın . şimdilik benden bu kadar esen kalın efem:)

Edith Wharton – Mihenk Taşı

M.TBu kadının her yazdığı okunur diyebilecek kıvama geldim. Mihenk taşı bir kadının nasıl sevebileceğini , sınırlarını , bir aşkın nasıl takipçi olabileceğini , bir adamın onurunu , insanı sorumluluklar ile vicdan arasında sıkışma ve tabi ki istekler lehine verilen yanlış kararları anlatıyor.

bir adam ki bir kadını sevmemiş olsun ama onun ününe ihtiyaç duysun , bir kadın ki onu sevmeyen bir adama yüzlerce mektup yazsın da onu kendine ilmek ilmek bağlasın . bir adam ki ona yazılan mektupları satışa çıkaracak kadar onursuz olsun da sonrasında vicdanı tarafından vurulsun . bir kadın ki kendinden sonraki sevgiliye kendinden parçalar bırakabilsin .

 

ünlü bir yazar olan bayan auby ölür ve ondan geriye kalan mektupları satışa çıkaran sevdiği adam bundan para kazanıp gününü gün ederken birden yaptığının ne kadar aşağılık olduğunun farkına varır yaşadığı bu ıstırap vicdani yük onu karısından, dostlarından ve her şeyden uzaklaştırır , bu süreç de uzaklaştıkça yakınlaştığı da aslında mektuplarını sattığı kadındır. karısı durumu biliyor mu diye düşünürken saklamaya çalışırken derin bir çukurun içine hapsolur.

yine her zaman söylediğim gibi insan psikolojisi üzerine çok iyi bir kitap olmuş. yazar öyle güzel özetlemiş ki hepimiz başımıza gelmeyen olayları anlatırken ahlak koruyucusu kesiliriz. erdemli bir insan oluruz ta ki elimize kullanılabilecek bir fırsat geçene kadar işte o zaman gerçekten erdemli miyiz değil miyiz anlaşılır. bu kitap işte yanlış kararı verip insani tutkularına esir olan bir adam ve onu deli gibi seven bir kadının hikayesi .

pek sevdim tavsiye olunur. en çok da kimsenin masum olmadığını herkesin gerektiğinde yanlış yollara sapabileceğini gösterdiği için .

bir alıntıyla bitiriyorum  bayan auby den gelsin ^^‘Korkusuzca sevin ^^

 

esen kalın efem 🙂

GECE GEÇEN GEMİLER

Gece-Gecen-Gemiler

Bu kitap dingin havasıyla beni etkiledi. Karlar içerisinde bir hastane, hayatın tükettiği bir kız, hayatla hiç barışamamış bir adam ‘huysuz adam ‘ ,çeşitli dertlerle çevrelenmiş hastalar , bakıcılar, çalışanlar, kısaca hikayeleri olan insanlar.  bernadine ve onun öyküsünü okuyoruz ama daha çok bir film şeridi gibi hayatı gözlemliyoruz. onun o hastanede yaşadıkları ve alt metinde insan psikolojisi , aşk , merhamet , duygular ve yaşama tutunma mücadelesi. hastane dedim diye yanlış anlaşılması bunlar ölümcül hastalar değil . fiziksel hastalar bile değil bunlar ruhları yara almış, hayattan bıkmış ve kaçmış bir avuç insan . hayal kırıklığı ve kalp kırgınlığı olan insanlar .

bu insanlar arasında bernadine hayatın ona verdiklerinde mutluluğu bulamamış, istediklerini de alamamış bir kadın . huysuz adam ise hayata hiç yüz vermemiş ,hatta denememiş bile, zoraki yaşıyor ama öyle de doğal . ve insanlar öyle doğal , gerçekçi ki sanki  yanı başımızda yaşanan olayları izliyoruz.

kitapta kariyerle ilgili bir kısım vardı sanırım en çok sevdiğim kısım o oldu ve tabi bir de mektup onu da çok sevdim . aşk olayını hele de böyle sıradan ama sıcacık olan bir aşkı okumak da bana zevk verdi. bernadine nin neden o hastaneye gittiğini de anlayabiliyorum .  baş karakterle empati kurabildiğimden belki de böyle hoşuma gitti yada dingin olması beni yormaması yüzünden bilemedim .

kısacası yalnız iki insanın nasıl da bir olabildiğinin hikayesi . beğendim . elinize geçerse tavsiye olunur .

 

MEÇHUL BİR KADININ MEKTUBU -STEFAN ZWEİG

SANA , BENİ HİÇ TANIMAMIŞ OLAN SANA ,

meçhulBu kitabı ne kadar çok istiyordum anlatamam , kaç zaman önce film uyarlamasını izlemiştim de bu kitap benim olmalı diye dolandım durdum ama nedense bir türlü alamadım. sonunda kardeşime aldırdım. ve nihayet okuyabildim. çok kısa zaten hemen bitiyor ama öyle derin bir kitap ki bakmayın kısa oluşuna . ben böyle bir psikolojiyle böyle bir kadın karakter yaratabilen bir yazar hele de erkek yazar( empati kurabilmesi açısından erkek olması şaşırtıcı )çok az gördüm .  gerçi kadının ahlaki değerleri olmaması onu bir parça erkek tarafından yazıldı diye düşündürtüyor az da olsa çekingenlik veya utanma hissederdi diye düşünmedim değil.

Bir kadın ki delice bir tutkuyla bütün ömrünü harcasın , hastalık derecesinden bir aşkla . Bir kadın ki aklını , ruhunu , tüm varlığını bu sevgiye versin. Bu uğurda bir hayat tüketsin. Bir adam ki bu aşktan hiç haberi olmasın. Ben mektubu okudukça kadına kızdım , sevdiği adamı yada öyle olduğunu düşündüğü adamı bu kadar yüceltsin . Bu tutku da değil takıntı adeta . Ama öyle deli öyle akıl almaz ki insan bu kadına da yaptığı çılgınlıklara da kapılıp gidiyor.

on üç yaşında karşı daireye taşınan genç bir adama aşık olan hanım kızımız . bütün hayatını bu aşka göre şekillendiryor. ve ne yaparsa yapsın adamı her seferinde onu unuttuğu gerçeğiyle baş başa kalıyor. beyaz güller ve unutulmak daha doğrusu hiç tanınmak ne kadar acı . bu yüzden ki hitap kısmı bu kadar anlamlı böyle güzel başlayan başka bir mektup var mı ? sana , beni hiç tanımamış olan sana, karşılıksız ancak böyle anlatılırdı.

beni bıraksanız sayfalarca anlatırım kadını psikolojisi adamın psikolojisi falan ama kısa kesmek lazım , uzun lafım kısası ben bu kitabı pek sevdim. delice bir bağlılıktan mı işi özü mektup da  ondan mı bilmem ama fena sevdim .

tavsiye olunur efem 🙂

şimdilik esen kalın .

İki Kız Kardeş – Edith Wharton

374890Bu yazarın daha önce masumiyet çağı kitabını okuyup paylaşmıştım. O kitaptan sonra  yazarı sevmiştim. Çünkü yazarın o insan psikolojisini böylesine başarılı aktarabilmesi pek nadir oluyor. Bu kitapta aynı diğeri gibi  başarılı. Öncelikle diğer kitapta da söylediğim gibi ben her şeyden önce bu serinin kapak tasarımına bayıldım . Böyle güzel kapakları görünce kitabı almadan edemiyorum .

gelelim konusuna iki kız kardeş isminden de anlaşılacağı üzere iki kardeşin hayat hikayesi üzerine kurulu . ufak bir dükkan işletip kıt kanaat geçinen kız kardeşlerin hayatı bir saat almalarıyla değişiyor. Eski sıkıcı hayatlarına bir renk geliyor saati satın aldıkları dükkanın sahibi adam kardeşlerin hayatına dahil oluyor. Bundan sonrası aşk üçgeni , fedakarlık, mücadele ve acı . Biri vaz geçecek diğeri sahip olacak.  Vazgeçen mutsuz olacak derken aslında hayatın hiç de bizim düşündüğümüz gibi olmadığını bizim yaptığımız planların belki de bizim için hiç de hayırlı olmadığını görüyoruz.

sonra insan psikolojisinin o tuhaf halini , sevmek ve bencillik arasındaki sınırı, yalnızlığı , zorluklarla mücadeleyi, fakirliği ve geçmişin tozlu sayfaları arasında insan manzaralarını buluyor insan.  Kısa ama etkili bir kitap . Bazen istediğimiz şey sahip olmak bizi mahf edebilir .  Güzel bulmadığımız hayatımız da , huzurumuz da aslında felaketlerden sonra kıymete binen birer mücevhermiş onu da anladım.

iki kız kardeş aşk uğruna birbirini kıskandıran , ve o aşk için çabalayan iki kadının bir sahtekar tarafından nasılda hayatlarının alt üst edildiğinin hikayesi . daha derinde de insan doğası, arzuları ve istekleri için nasılda kör olabildiğinin hikayesi .

oldukça sevdiğim bir kitap oldu. Psikoloji sevenlere tavsiye olunur . hele tarihi kitapları sevenlere amerikanın geçmişine güzel bir yolculuk vad ediyor.

benden şimdilik bu kadar esen kalın efem 🙂

KİTAPLAR DA OLMASA …

indir (1)-horz

kitaplarda olmasa halim yaman iyi ki onlar varda arada sırada kaçıp nefe alıyorum . madem gizli okuyucularım varmış deli gibi kendi kendime takılmıyormuşum o zaman bir yazı daha yazmanın zamanı gelmiş. üç kitaptan bahsedeceğim kısa kısa . ilki ödünç aldığım mahalle kahvesi adlı sait faik öykü kitabı ben bu kitabı çok sevdim baya hoşuma gitti . karakterlerinden olsa gerek sait faik i kendime çok yakın buldum dili anlatımı betimlemeleri falan hepsi yerli yerindeydi ve anladım ki yazmaya devam edecek olsam roman değil hikaye yazarım , hikayeci olurmuş benden kısa kısa yazıp kesmek tam bana göre 🙂

 

hortlak yine kısa öykülerden derlenmiş bir kitap , bir çok ödüllü hikaye ve yazarı bir araya getirmiş. içinde güzel hikayeler de var beğenmediklerim de alıp okuyun diyemiyorum ama olur da elinize geçerse içerisinde bir iki hikaye çok güzel benden söylemesi 🙂

ve ölümün soğuk sesi bu yazarın üç kitabı var bende kardeşim hep onu almış nedense bu yıl ben kendim doğru düzgün kitap satın alamadım 😦 eldekilerle yetindim hediyeler geldi , ödünç aldım falan derken aban gerek kalmadı gerçi son zamanlarda stok azaldı habersiz gelen kitap kargoları bu yüzden çok mutlu ediyor 🙂 neyse efem konu çok dağıldı. yazar polisiye yazıyor ee ben severim polisiye zaten güzel yazıyor öyle oowwoow falan olmadım ama tarzını falan sevdim basit fakat akla uygun yazıyor. hikaye okunuyor akıcılık da falan sorun yok sadece kurgu hemen tahmin ediliyor her şey açık ve seçik ortada olunca ben biraz sıkılıyorum şaşırmak falan istiyorum oysa bu yazarda her şeyi tahmin ediyorum buna rağmen kitaplarını sıkılmadan okuyorum o da ilginç bir şey beni yakaladı bir yerden 🙂 ilk kitabı daha başarılı buldum ve her kitabında seçtiği çıkış noktası ve konu benzerlikleri olmasa daha iyi olur . hep aynı tema sıkıcı oluyor. karakter analizleri de çok iyi değil daha iyi işlenebilir ama güzel bir alternatif sevdim . denk gelirsem yine kitabı alır okurum arada değişiklik de yapmak lazım 🙂

 

benden bu kadar ama şimdilik çünkü çok güzel kitaplar hediye olarak geldi yakında onları da yazmak için burada olurum 🙂

yaşasın kargolar yaşasın kitaplar yaşasın yeni dünyalar 🙂

 

iyice saçmalamadan kaçtım esen kalın efem 🙂