Söz ve Müzik – Music and Lyrics

Bu  filmi üniversite yıllarımda  sınıf arkadaşlarımla gittiğimiz  sinema aktiviteleri sırasında izlemiştim .  O zamanlar daha sık  sinemaya gidiyorduk sanırım malum öğrencilik 🙂 o zamanlar yabancı film izlemeye meraklı tek kişi olarak alt yazılı filme arkadaş götürmeye çalışmak, grubu ikna etmek pek mümkün olmadığında türk filmlerine de gitmiştim ondan sonrada türk filmi izlemedim zaten. üniversitede arkadaş baskısıyla izlediğim filmler ve benim onlara zorla izlettirdiğim  yabancı filmler sonrasında yapılan sohbetler çok özlediğim anılar …

neyse filmden bahsedelim Film 2007 yılı yapımı Drew Barrymore ve Hugh Grant oyunculukları ile göz banyosu sağlıyor . Filmi anlatmamın sebebi  o zaman çok sevdiğim filmi tekrar izlediğim halde aynı tadı zevki almam . öyle sıcak öyle esprili ve öyle eğlenceli ki asla sıkılmadan bir de kendinizi müziğe bırakarak çok güzel bir iki saat geçiriyorsunuz.

şarkılar çok güzel ben sevdiğim bir kaç şarkıyı tekrar tekrar dinledim . müzikli filmleri seviyorum . konusuna gelirsek 80 ‘lerde pop adlı grubun üyesi olan Alex yıllar sonra grubun dağılması ve popüleritesini yitirmiş bir şarkıcı olarak pek rağbet görmüyordur . gençler onu tanımaz ve sadece ufak çaplı işler alır. luna parkta şarkı söyleyen biridir artık.   bir gün çok ünlü olan cora tarafından bir teklif alır. cora zamanında onun şarkılarını dinlermiş ,çocukluğunda ona hayranmış bir şarkı yapmasını ister. ama bir sorun vardır alex müzik yazabilir ama söz asla , grup arkadaşı onunla birlikte yaptıkları üç şarkıyı çalıp albüm yaparak çok satmış ve yükselmişken alex yaptığı albümle dibi görmüştür. bu yüzden bir söz yazarı tutar . çiçeklerini sulamaya gelen sophie söz yazarında daha yetenekli çıkınca alex ona söz yazarı olmasını teklif eder fakat güven problemi olan berbat bir ilişki sonrası alex kadar dibe batan sophie bunu kabul etmez , alex ise tekrar ünlü olma şansını kaybetmek istemez bu yüzden kızı ikna etmek için çabalar sonrasında bu ikilinin birlikte şarkı yazmaları , bir birilerine  hayatlarını açmaları , yaralarını tedavi etmeleri ve bir bütün olma yolundaki yaşadıklarını izliyoruz.

80 ler müziğine bayılıyorum . filmdeki goes my heart ve aşka dönüş yolu adlı şarkılar çok güzel. ve alex ‘in yeniden ünlü olmak için göze aldıkları ama sophie ‘ye etik gelmeyen o durum çatışmaları , inandıklarını kaybetmek , insan ilişkileri , korkuları , vazgeçişleri , yeniden ayağa kalkma çabaları , bir birlerine benzemeleri ,hayatta kaybedişleri , müzik piyasası eleştirileri artık müziğin değil şovun önemli olduğu değer yargılarının pek önemsenmediği o yapay dünya , sevmek , güvenmek , hayal kırıklığı ve her daim gülümseten espriler ile dolu dolu bir romantik komedi.

filmi sevdim izleyin izlettirin keyifli zaman geçirin. şimdilik benden bu kadar iki şarkı linki bırakıp kaçıyorum .

PoP! Goes My Heart – Hugh Grant – Music and Lyrics  bu danslar çok komik ah seksenler ah modaya bak hele 🙂

The Way Back Into Love – Hugh Grant and Drew Barrymore  bu şarkının sözleri de anlamlı bayıldım 🙂

keyifli vakitler dilerim efem 🙂

Danshi Koukousei no Nichijou

Bu animeyi bir kaç yerde gördüm. üstelik çok da güzel anlatmışlardı. Komedi olduğunu duyunca dayanamadım hemen başladım. 12 bölüm olunca da bir kaç günde bitti.

Bu animeyle ilgili fikrim bence kendi dışında bütün animelerle çok güzel dalga geçmiş.  Konusu lise çocuklarının sıradan hayatları . Böyle bir konudan yola çıkan bir anime nasıl komik olabilir diyorsanız yanılıyorsunuz. Evet romantik unsurlar yok, korku gerilim yok, fantastik öğeler , uçan kahramanlar yok ama anime o sıradanlıklarla çok özel olmuş .

Zaten animeye başlarken bu öğrencilerin gerçek ve sıradan hayatı diyor.  Yani normal şeyler olacak diğerleri ile karıştırmayın. Mesela benimde çok sevdiğim romantik animelerle dalga geçtikleri edebiyatçı kız olayını çok sevdim, sonra korku hikayeleri ile dalga geçtikleri kısımlar, karakterlerin hepsini , liseli kızları , etek muhabbetini ,  sürealist kısımları hepsi ama hepsini sevdim. Sonra çocukların hemen bir oyuna başlamasını diğer garibanın da hiç bir şey anlamamasını , her bölüm başka bir karakterle tanışmayı, öğrenci konseyini falan pek sevdim.

Hikayenin bir devamı yok anime her bölümde bir kaç olay etrafında şekilleniyor . Bir bölümün diğeriyle alakası yok. Mesela bölümler kısımlar oluyor.Liseli çocuklar ve …şeklinde .  Ben liseli çocukların böyle komik olduğunu bilmiyordum bazen haddinden fazla güldüm. Demem o ki eğlencelik anime arayanlara bir bakın derim. Zaten baktıktan sonra bırakamazsınız. Bu kahkahalar bağımlılık yapıyor 🙂

Keyifli seyirler efem. Yüzünüzden gülümseme, hayatınızdan kahkaha eksik olmasın .

Moss – Yosun

Sıradan hırsızlar boş şeyler çalar ama şeytan kalbini çalar.

Yine çok beğendiğim , çok anlatmak istediğim fakat kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir filmi anlatmak istiyorum. Bu tür filmleri izlediğimde türkiye olsa aynı böyle olurdu diyorum ama maalesef türkiyede böyle eleştirel filmler pek çekilmiyor.

Gelelim filmimize , iyi film yapmak yemek tarifi gibi sanırım bir tutam  komedi bir tutam  gerilim,  birazda  gizem ve  merak unsuru  , azıcıkta psikoloji işte güzel film üstelik  eleştiren bir film olursa tadından yenmez size de nasıl geçtiğini anlamadığınız bir kaç saat eğlence yaşatır.

Filmimizin konusuna gelirsek. Yaşlı bir adam bir köy inşa etmiştir. Çevresindeki köylülerle birlikte yapmıştır bunu. Kendisi günahtan arınmaya inanan, insanları da günahlarının bağışlanması için yardım eden biri. Bir gün yaşlı adam ölür ve o köye oğlu gelir. Babasının cenazesine katılmak için orada kalır. Fakat etrafında tuhaf bir şeyler olduğunu sezer ve araştırmaya başlar. Babasının eceli ile ölmediğine inanmaktadır. Köylü de tuhaf davranır , adam insanların ondan bir şey sakladığına emin olur.  Araştırmasını derinleştirdikçe bir sürü şey öğrenir,  kovalamaca başlar.  Bu sırada kariyerini bitirdiği savcıdan yardım istemeyi de ihmal etmez.

Filmin eğlenceli kısmı da bu savcı kendisini çok sevdim. Böyle bir adam yok. Daha ilk sahnede ”sen suçlusun ,yüzün suçlu özellikle kaşların suçlu ,seni sorgulamam bile gerek yok ” derken ben savcının özel biri olduğunu anladım 🙂 Sonra espri yeteneği de var. ” Yaşlı bir adamın parasını kaybetmesi için bir sürü yol var , kumar , kadın belki de birine kefil olmuştur yada en güzeli kumar oynayan bir kadına kefil olmuştur”   he he 🙂  kendi kariyerini bitiren bir adama yardıma gider mi bu savcı ne dersiniz 😀

Bakmayın siz filmin gerilim, gizem filmi olduğuna komedi unsuru da çok fazla mesela dedektifin incil’in göze göz dişe diş kısımını okurken”  incil bir katil ” diye bağırması beni benden aldı. Üstelik kim iyi kim kötü anlamadığımız bir film savcı  dışında 😀 İçine az biraz psikolojide eklemişler. Oldukça başarılı buldum.

Bu film bir noktadan sonra gizemin çözüldüğü filmlerden değil. Evet tahmin edilebilinir,  ki biz de filmi izlerken her şeyi tahmin ettik ama her tahminden sonra ortaya başka bir soru çıktı acaba kim doğru söylüyor , kim haklı falan diye bitirdik filmi ve finalde yine güzel bir sürprizle bitirdiler . Bu final detayını çok sevdim. Tam her şey bitti derken , aslında en baştan düşünmeye itiyor insanı .

Bir köyün ne kadar kötü olabileceğini de anlamış olduk. Sonra filmin içindeki o sistem eleştirilerini de yok saymayalım spoiler olur diye söylemiyorum.  Oldukça eğlenceli , izlerken baya güldüğüm , hem de devamlı sorular sorup düşündüğüm , gizemli bir gerilim . Böyle bir filmi kaçırmak istemezseniz . Buyurun buradan yakın efem . Winpohu’dan özel tavsiyedir 😀

90 ‘lar Kayıp Yıllar

köroğlu ve egosantrik tarafından mim’ lenmişim .

bu mim aslında çok zamandır bekliyordu. konu 90 lar olunca ben nostalji tutkun olunca bir de o dönemin şarkılarına vurgun olunca hiç birini seçip yazamadım işte. çok zordu en zor mim bu desem yeridir.

doksanlar ya çocukluğum bu yüzden sanırım şimdi hiç bir şarkı sözünü hatırlamazken o zaman şarkılarını ezbere söyleyip danslarını hatırlayan tuhaf bir hafızam var.

mustafa sandal ın hoşlandığı kızdan kazak örmesini beklediği , serdar ortacın siyah zeytin yeme fantezisi , tarkanın hepsi senin mi diyerek onay alma isteği . çılgın , kayıp absürt yıllar . şarkılar sözleri de kliplerde absürt doğal olarak. aslında fazlaca romantik şarkıda vardır bu dönemde ve hepsini ayrı severim ayıramam . bu yüzden ben tuhaf şarkılarla başlamak istiyorum.

kardeşimi sinir etmek için sansürsüz yılların ayıp şarkılarından söylerdim hep . maşallah doksanlar bu konuda bolca malzemeye sahip , mesela gökhan tepe bayıldım pantolunu çok sevdim çıkar onu bebeğim gibi 🙂

kerim tekin cici baba şarkısında perdeni arala pencereni aç derdi , ananı niyolay en tuhaf şarkılardandır herhalde , sonra yonca evcimik bandıra bandıra ye beni derdi , harun koçak geri durmaz gir kanıma , asya vallahi öptürmem , fatih erkoç yana yana şarkısında senin için cilveli diyorlar şeklinde dedikodu yapmıştı , emel müftü oğlu gel günaha girelim , hovarda ve benzeri bir sürü şarkı ha bir de azcık ucundan versen vardı dimi 🙂

neyse efem biz evde ara sıra bu tuhaf doksanlar şarkılarını açıp dinleyerek gülme krizine giriyoruz , sonra o klip yorumlamaları var bu kadar malzeme sağladıkları için doksanlar pop dünyasına teşekkür ederim  🙂

gelelim seçtiklerime o kadar fazla şarkı var ki ben listelesem bunun dışında daha 20 yazı yazılır o yüzden bende aklıma gelenlerden yapıyorum listeyi balık hafızam çoğunu unuttu neyse ki diğer bloggerlar en güzel parçaları listelerine almış 🙂

bu şarkının sözleri pek manalıdır.

hacıya hocaya gitsem yine de olmaz mı yar çok harika 🙂

egeyi pek severim . her daim dinlenir. ege dedim aklıma şahsenem geldi ne alaka acaba 🙂

grup vitamin ayrı bir yazıda ele alınmalıdır. arabesk dinliyorum kaşlarım çatık he he 🙂

bakmayın siz tarkanın kıl oldum abi dediğini benim onu oynama şıkıdımla hatırladığıma bir kış güneşi vardır her dönem gider 🙂

nedendir bilinmez doksanlar dendi mi bir bu ay inanmıyorum bir de ilk öpücükle gençlik rüzgarları gelir aklıma 🙂

bu olmadan olmaz. yazarken dinliyorum listeyi çalkala hadi adamım diye bir şarkı da vardı ne yıllar ya 🙂

burak kut 2u unuttum mu sandınız cık cık cık çılgınım ve yaşandı bitti gibi nadide şarkılar vardı.

al ben seninim bende hükümsür … diye devam den bir parça da varmış , aşk her şeyi affeder mi peki 😕

ya ben bu listeyi bitiremem 🙂 bitmez hepsini buraya koymak istiyorum biri beni durdursun 🙂

mirkelam sokaklarda koşardı her gece , akın rebeca ‘nın yerinde içerdi, hakan peker borç alırdı ,soner arıca derbederdi ve vefasız diye dolanırdı, rafet el roman amerika derdi de pantolon diyemezdi, çelik ateşlerdeydi ,kenan doğulu kurşun adres sormaz diyordu herhalde  ahhh doksanlar ah . tuhaf popçular tuhaf danslar yapardı mustafa sandal hala aynı dansı yapıyor gerçi 🙂

kapanış şarkım bu harbi bu adama ne oldu ya 🙂

bildiğiniz absürt şarkılar varsa lütfen bana da bildiriniz 🙂

mim herkesçe yapıldı yok yapmamış varsa söylesin hemen göndereyim .

 

Ben Ben Yine Ben …

Bloguma uğramadığım için vicdan azabı çekiyorum hele bahsetmek istediğim o kadar şey varken onların birikmiş beklemesine üzülüyorum. Bu yüzden uzunca ve daldan dala bir yazı ile karşınızdayım.

Geçenlerde blog ödüllerinini dağıtıldığı bir mim dolaştı blog aleminde malesef ben o anı yakalayamadım ve o ruha dahil olamadım şimdide yazmak istemiyorum çünkü o ambiyansı kaçırdım fakat çok eğlenceli bir mimdi, yazı yazan arkadaşları tebrik ediyorum ben okurken çok eğelendim.yazı yazmayı unutacağım derken bir mim geliyor ve benim blog unutulmaktan kurtuluyor. nerdeyse mim yazmak için gelir oldum bu taraflara. bir çok blogger beni listesine almış çok mutlu oldum hele beni tanımlama biçimlerine bayıldım. bu sıralar meşgul olduğumdan pek uğramadım ya beni hemen unutmuşlar listeye almayanları ben kara listeye aldım muahhaha şaka şaka merak etmeyin deli winpohu işte.

neyse efem bu mim i yazmak çok zor şimdi kendimle ilgili şeyler yazacağım mim in bir kısmını yazmış olurum hiç olmazsa .çok konuşmama rağmen kendimi anlatmayı beceremiyorum pek. bakmayın çok konuştuğuma eğer karşımdaki ile samimi değilsem sus pus çekingen biri olurum.

ben ingiliz edebiyatı tutkunu ayrıca bbc drama uyarlamalarının hastası,  aksan sever biriyim. her milletten ve her tarzdan  müziği dinlemeyi severim . müziksiz yaşayamam . aynı şekilde filmleri çok severim sinema insanıyım.

animeleri severim . kitap okumak en sevdiklerimden. madem sevdiklerimden gidiyorum çikolata ,dondurma,tatlı sever bir insanım. balık burcuyum bu sebepten hayalciyimdir. en çok dünya turu yapmak istyiyorum.

hediye almak çok hoşuma gidiyor. merhametliyimdir ama aynı zamanda kararsız ve dikkatsiz bazen de çok patavatsız. üstelik sakar aman tanrım kdramadaki saf kızlardan değilim ama 🙂

winpohu nun gizli kişiliğinden ip ucuları verdiğime göre diğer şeylere geçebilirim. mesela .kankamdan aldığım rüzgar gibi geçtinin ingilizcesini okudum lakin sadece ilk partıymış şimdi yeni partını arayıp bulmak kaldı. sahaf sahaf dolaşıp nasıl bulacağım bilmiyorum.

ingiliz dizisi izliyorum The It Crowd sadece 20 dakika ve her sezon sadece 6 bölüm olunca takip etmesi çok kolay oluyor. öncelikle sırf aksanları için başladığımı belirtmeliyim üstelik kolay anlaşılır bir dizi. daha  sonra komedi kısmı var ben severim komediyi dizi kendini izlettiriyor ve baya kahkahalara boğuyor 🙂 Roy karakterini gerçek hayatta birine benzetiyorum izlerken hep aklıma geliyor. kendisi irlandalıymış daha geçen bölümde öğrendim.IT departmanının çalışanlarının o akıl almaz hayatları sizi mest edecek. en sevdiğim kısım ise her telefonu” kapatıp yeniden açmayı denediniz mi ” diye cevaplamaları .3 sezonu izliyorum tavsiye olunur.

ditto donggam adlı bir kore filmi izledim. film biraz uzun olsa da güzeldi. gelecekten biri ile geçmişten birini bir radyo sayesinde iletişimde olmasını anlatıyor. severim böyle zaman ile ilgili filmleri hoşuma gitti. eski koreyi izlemek o üniversite hayatı falan iyiydi. sonra o ikisini devamlı akşamları sohbet etmeleri. sonu tahmin edilirdi. ben anladım. eğlenceli kısımları da vardı. mesela replikler genelde çok hoşuma gitti. örneğin çocuğun kızı beklediği ama kızın gelmediği sahne için çok yakışıklı olduğumu görünce çekinip gelmedin değil mi demesi .

flower boy ramyun shop izliyorum. kardeşlerim yüzünden başladım desem yeridir. merak işte kediyi merak öldürür. 11 .bölümü izledim öyle ahım şahım harika çok farklı demeyeceğim. fakat eğlencelik kısımları var, bazı yanları farklı bu sebepten takip ediyorum. bu dizi için söyleyebileceğim bir tek şey var o da direk diye tabir edilen büyük ihtimalle ikinci, adam olacak kişi . bu adama merdiven diyorum ve benim favorim o. eğer o kazanmazsa çok üzüleceğim. her dramada hep ikinci adamlara acır fakat esas adamı desteklerdim. her zaman böyleydi lakin bu dramada cisooo çok tatlı olmasına rağmen ki sırf onun için başladığım bir dizidir. kendisini o yakışıklılığına 49 days ten beri hayır diyemiyorum. buna rağmen benim için favori merdiven oldu. o nasıl naif bir karakter. devamlı uyumak istemesine rağmen işlerini yapan. merhametli ,herkese karşı sevecen , düşünceli , sevimli , farklı anlatılmaz bir şirinlik barındırıyor. kıza acayip sinir oluyorum. hemen hemen her dizi de bu böyle kızlara uyuzum. yine de bu uyuz kızı merdivenciğim alsın olay da kapansın.

beni aşağıladın şarkısını da pek beğendim hemen arayıp buldum mp3 ümde saklı şimdi. dizinin komedi kısımlarından birinden bahsetmek istiyorum dalga geçmek için yapılmış sanırsam çocuk yurt dışından geliyor her dramada vardır ya bu olay fakat bunda cool değil. aksine ingilizce bile konuşamıyor . babasına hamburger sipariş etmek bile zordu onlar benden ingilizce konuşup okumamı istediler dedi ya koptum. neymiş dizilerden oraya gidince hemen öğreniliyor sanmış. muahah bir de  no problem dediği için babası vay ingilizceni baya ilertletmişsin dedi ya . hahah harikasınız 🙂

only yesterday adlı bir anime izledim. çok çok çok ama çok güzeldi . yine geçmiş yine geçmiş.

istesek de istemesek de kelebek olup uçmak için tırtıl olmak gerekir.

27 yaşında ki taeko  bir kır gezisine çıkar ama yanında anıları da vardır. anime boyunca taeko nun beşinci sınıfta ki hali veriliyor. onun anlatımları ile geçmişte yaşadıklarını ve bu gününü izliyoruz. çocuklar o saf halleri falan çok ilginçti. sonra çizimlere bayıldım. eski atmosfer beni hep cezbeder.

müzikleri de çok güzeldi. ben şarkılara bayıldım . bir şarkı bana fazlasıyla balkan esintilerini hissettirdi. o bezbolcu çocuk çok şirindi. bende bulutlu günleri severim.

bir  şarkı var. cesaretini kaybetme , ağlamaktan nefret ederiz . öyleyse gülelim. sonra diğer şarkı bu gün olmazsa yarın var. yarın olmazsa öbür gün var . öbür gün olmazsa bir sonraki gün var yarınlar hiç bitmez 🙂

animesinin finalini çok sevdim her yerden çocuklar çıktı sonra orada çalan şarkıyı çok sevdim.

Kimi der ki, bir nehirdir aşk, narin sazları boğan.
Kimi der ki, bir bıçaktır aşk, kalbini çizip kanatan.
Kimi der ki, açlıktır aşk, bitmez tükenmez bir sıvı.
Ben derim ki, bir çiçektir aşk, ve sensin tek tohumu.
Kırılmaktan korkan kalp, sevmeyi öğrenemez asla.
Uyanmaktan korkan rüya, hayal edemez asla.
Fedakarlık etmeyi bilmeyen, kimseden fedakarlık göremez.
Ve ölmekten korkan insan, öğrenemez yaşamayı asla.
Geceler çok soğuk, yollar uçsuz bucaksız gelirse
Ve aşk sadece şanlılar içinmiş gibi görünürse
Unutma ki kışta, soğuk karların çok altında
Güle dönüşecek bir tohum yatar, baharda güneşin sevgisiyle..

keyifli seyirler. ve beni özleyin 🙂

Cheers – keyifli bir dizi

Bu diziyi çok seviyorum eski diziler çok daha kaliteli oluyor bazen . Friends ,seinfield ,cheers daha niceleri. Dizinin bölümlerine ulaştım ve bu günlerde tek yaptığım keyifle günde bir iki bölüm cheers izlemek.

Zamanında çok aramıştım ama bulamamıştım geçenlerde tesadüfen karşıma çıktı bölümler ,demek ki hayatta bir şeyden ümidi kesince karşılaşma olasılığı onu deli gibi aradığınızda bulma olasılığından hayli yüksekmiş 🙂

Amerikadayken chers ın ilk sezonunu almıştım ama diğer sezonları izleme fırsatım olmamıştı.  Oradayken paraya kıyıp aldığım tek dizi olması ne kadar kıymet verdiğimi anlatıyordur.  Sam mayday malone ve diane arasında ki çekişmeler carla ve diane nin zekice atışmaları. Koç ve gülümseten tuhaflıkları. En ilginç bilgileri bilen cliff ve nasılsın sorusuna her zaman kahkaha attıran bir cevabı olan norm . Bu dizi güzel çok güzel 🙂

Dizinin açılış müziğine de bayılıyorum. Sözleri çok hoşuma gidiyor.

Cheers intro song

 

bu günlerde hayat insanı bitirip tüketiyor.

ama ilaç gibidir bazen tüm dertlerinden uzaklaşmak.

sen de istemez miydin uzaklaşabilmek.

bazen herkesin seni tanıdığı bir yere gitmek istersin .

seni görünce daima sevinen insanların yanına .

çünkü orada anlarsın aslında tüm dertler ortak .

ve sen herkesin seni tanıdığı o yerde olmak istiyorsun.

çünkü orada bilirler aslında tüm insanlar aynı.