” YEŞİLÇAM VE AŞKLAR ”

egocuğum bana silmeden mim yollamış ki bu mim i ben zaten hep yapıyorum yazılarımın hiç birini düzeltmem silmem ben o yüzden dir ki kelimelerim hep yanlış , cümleye başlarken küçük harfler ve noktalama hataları ile doludur yazılarım. bakmayın başkaları için çok kötü huydur bu ama ben ne istiyorsam aynı şekilde aktarırım , bir şeyi yazmışsam sonra düzeltmem .

bu mim için konu aramam gerekmedi ne  kadar zamandır bahsetmek istediğim bir konu vardır yasak aşklar tabi filmlerin gözünden bunun için kendime üç tane nadide yeşilçam filmi seçtim bile.

naif aşklar bunlar , olması mümkün olmayan ama vazgeçmesi ondan da zor aşklar. ilk filmimiz ne zaman müziğini duysam beni benden alan bir demet menekşe . kartal tibet ve hale soygazi nin  oynadığı bu film hep içime dokunur. bir demet menekşe 1973 yapımı senaryosunu selim ileri yazmış  , yönetmenliğini zeki ökten yapmış. filmin tema müziği ise Mikis Theodorakis ‘in  yabancı bir film için bestelediği  ” Paola11099 ”  dır. bakınız  burada  dinleyebilirsiniz 🙂

kenan fabrikatördür , nesrin ise terzi sınıf farkı yetmezmiş gibi bir de kenan evlidir , nesrin  ise zaten zor bir hayat yaşamıştır. nişanlısı onu terk etmiştir. hiç evlenmemiş olan teyzesi gibi olmak vardır , dedikodular vardır. olmayacak iştir bu ikisini aşkı ama o kadar içine işler insanın, dokunur. nesrin kafeste gibidir , daracık mahallesine sıkışıp kalmıştır. insanlardan yorulmuş , uzaklaşmak , kurtulmak ister bu baskıdan . kenan ise istediği mesleği seçme şansı bile verilmemiş , bir çevrenin dayatmalarıyla mutsuz bir hayat döngüsü içinde kapana kısılmıştır.  her ikisi de çevrelerinden hayatlarından kopmak , istedikleri gibi mutlu bir yaşam arzularlar.  film oldukça naiftir. çok fazla olay örgüsü yoktur , genellikle duygular üstüne yoğunlaşır . nesrini  hayatını izleriz basit sıradan hayatını sonra kenan ve o hayata nasıl dahil olduğunu. üstelik o zaman güvenmek ne kadar kolaymış diye düşündürdü film bana . nesrinin kenan inanması , onunla tanışıklığından sonra bir araya gelmeleri ne bileyim bu çağ da olsa ne kenan gibi biri vardır ne de ona hemen inanacak bir nesrin vardır gibime geliyor . aynı zamanda nesrinin iş arkadaşları ve mahallelinin tutumu vardır insanlar ne kadar zalim olabiliyor. sonra yakup amca vardır bilgili yaşlı kontenjanında yer bulur her konuşması özlü söz gibidir.  nesrinin teyzesi de filmde olmazsa olmaz karakterdir. yaşanmamışlıkları simgeler, kaçan mutlulukları , terk edilen umutlar , hayattan değil belki ama kendinden vazgeçmişlik vardır buna rağmen nesrine öğüt verir başkaları için yaşamayı öğrenmesinden bahseder . ne kadar acıdır bir insanın sadece başkaları için yaşaması .  üstüne çok konuşulur bu filmin çok şey söylenir ama bazı şeylerde anlatılmayınca güzel. kenan ve nesrinin bir birlerinde buldukları o sevgi , güven duygusu onları artık bu dünyada yalnız olmayacaklarına inandıran bu güven duygusu filmin sonunda gelir sizi yakalar.  kitap arasında kurutulan menekşe ,  almanya ya gitmeye çalışan nesrini orada güvercinle olmayacağı için yüzünde beliren hüzün , o müthiş  müzik ve istanbul manzaralarıyla başlayan film , kenan ın aşık bakışları  ve nesrinin dudaklarından hikayesi dökülürken sarf ettiği   “İlk aşk, insan sevip sevmediğini bile hissedemiyor” repliği , daha nicesi filmi değerli kılıyor. Demem o ki ben sevdim . filmin senaryosuna esin kaynağı olan kitabın adı  Muazzez Tahsin Berkand’ın  “Bir buket viyolet” kitabıymış . yazarın  filme alınan kitapları arasında  Kezban (1941), Bülbül Yuvası (1943), Küçük Hanımefendi (1945),Sarmaşık Gülleri (1950) bulunuyor.  yazarın kitaplarını merak ettim ama kitap sipariş ettiğim sitede maalesef yok.  olur da biri denk gelirse bana bir haber etsin lütfen 🙂

yazarın romanları için söylediği bir alıntı paylaşacağım çok hoşuma gitti. bende yazdıklarım da okuyucu hoş zamanlar geçirsin isterim. hayal alemine dalsın . bu yüzden mutlu olunan tek yer hayaller düş kurmaya var mısın 🙂

Eserlerimde okuyucularıma herhangi bir fikir veya duygu aşılamak iddiasında değilim. Okuyucularım romanlarımı severek okuyanlar ve bazı samimiyetlerini tekrar ve zevkle gözden geçirmek ihtiyaçlarını duyarlarsa gayeme ulaşmışım demektir. Ben yazdığım romanlarda okuyucuyu hayatın iğrenç ve ıstıraplı sahalarından sıyırarak hayalimde yaşattığım güzel ve tatlı alemlerde gezdirmek ve onlara hoş saatler geçirtmek isterim.

 

diğer yasak ve de naif aşk ise zambaklar açarken . bu filminde müziğini çok sevdiğimi belirtmeliyim değil mi 🙂  film 1973 yapımı yönetmenliğini ve senaryosunu nejat saydam yapmış. başroller de kartal tibet ve filiz akın var.  o meşhur şarkıyı da erol büyükburç seslendiriyormuş 🙂 kartal tibet in oynadığı karakter gelini olan filiz akın ile yakınlaşıyor . tabi hiç bir şekilde söze dökülen bir şey yok . her şey platonik , her şey gözlerde başlıyor gözlerde bitiyor. o zambak tarlası da akıllar da yer ediyor.  sevdiği adamın gerçek yüzünü gören filiz akın ondan soğur ve aynı zamanda onun babasına yakınlık duymaya başlar. bu ikili birbirine ne kadar uyumlu ama kötü kayınvalide ve eksik olmayan diğer yeşilçam kötüleri bir araya gelir bu ikisi kavuşamaz.

ve vesikalı yarim bu film ile ilgili  ne söylenebilir bilemiyorum türkan şoray’ ın da izzet günay’ ın da oyunculuklarına şapka çıkartılır. 1968 yapımı film aslında çok klasik bir hikaye anlatıyor ama bunu biraz daha gerçeğe yakın ve biraz daha farklı anlatıyor.  manav halil ile pavyonda çalışan sabiha ‘nın aşkıdır izlediğimiz . o ikisinin her şeye rağmen bir türlü kopamayışı , derin sevgileri , ayrılmaz bağları etkiler izleyiciyi . aşka tutkuya bir selam göndemedir onların her şekilde yine de ayrı kalamamaları . bunun arka planın da ise halil vardır , evlidir, çocukları , karısı, yaşlı babası geride bıraktığı o çok farklı yaşam stili vardır. Sabiha’ nın ise yaşamı başkadır. arkadaşının siz olamazsınız uyarılarına rağmen bir türlü vazgeçmez sevdiğinden.  ta ki o hastanede aklı başına gelene kadar. o zamana kadar halil i uzak tutmak için yaptığı onca şeyin ne büyük aptallık olduğunu anlar. ona gidecektir. madem ki ayrı kalamıyordur. madem ki ne yaparsa yapsın uzaklaşamıyordur o zaman bu çaba boşunadır. sonunda halil e gitmek için karar verdiğinde ise filmin en can alıcı sahnesi çıkar ortaya sabiha uzaktan halil in manav dükkanına bakar o ailesi  karısı çocukları mutluluk tablosu çizmiştir. uzaktan uzağa izler onları . filmin diğer vurucu sahnesi benim gözümde halil in eve dönüşüdür. karısı hiç bir şey sormaz ona hemen yatağını yapar . o döşeği serişi , suskunluğu aslında burada da çok şey söylenebilir. halili in karısının gözünden, sevilmeyen ikinci kadının gözünden çok şey anlatılır . bu sahne suskunluğun sahnesi olmuş. ve halil çok sever , vazgeçmez , onun için her şeyi yapar , limon satar , hapse girer aşık halil iyidir hoştur ama baba halil işte orada sınıfta kalır ne bilim aşık olmasına bir şey dediğim yok. kimse bunu seçmiyor ve insanlar başkasına bağlıyken de aşık olabilir ama çocuklarını unutması işte orası biraz falso bir durum. sonuçta aşk başka çocuk başka. onun dışında bu film her sahnesi ile güzeldir. sabiha nın  alışveriş yapan halil e burası şimdi ev oldu dediği sahne . birlikte yaşamaları . hayatlarını verirken hiç olağandışı bir şey olamaması, her şeyin normal bildiğimiz gibi günlük bir hayat olması falan . gerçekliği baya etkiledi. neyse çenem düştü. yeşilçam bazen öyle filmler yapıyorsun ki benim bu çenem düşüyor ama kadirin kıymetin bilinmiyor, üzülüyorum .

bir başka yeşilçam yazısına kadar esen kalın efem 🙂

Menekşe Gözler

Televizyonda denk geldim filme ve oturup herkse izlettim .  Bu blogu neden açtığımı yeniden anımsadım . İşte ille yazmalıyım dediğim için açmıştım blogu o an yazmak anlatmak istediğim şeyler için . Panlı programlı yazılar insanı değilim ben anlatmak istediğim de işte karşınızdayım .

Filmi  Sadri Alışık için izledim desem yerdir. onun o sesiyle şarkılar dinlemek . o bakışlarıyla üzüntülü efkarlı aşık adamı izlemek büyük zevk. Lakin Erol Büyükburç ve şarkılarını atmak gerekiyor filmden filmi sadece Sadri Alışık ın kısımlarından oluştursalar olurmuş. Erol büyükburç un şarkıları kadar kötü olan diskotek sahnesi hem saçma sapan bir müzik o saçma sapan müziğe hiç uymayan duygusal desen değil hareketli desen değil bir şarkı ve tuhaf tuhaf dans eden insanlar ha bir de bu tuhaf dans eden insanlara rağmen eğlenceli verilen şarkıda neymiş kız hep ağlarmış,  yeme bizi yeşilçam ve o sahnede ki figüranların diyalogları kız : ne biçim şarkı bu;  adam:  şarkıyı neyse de bu dans nedir.  Yani tam olarak böyle değilse de içimdekilere tercüman olmuştur. Sonra Fatma Girik in o absürt komedi unsuru olan oynama sahnesi var yoldan geçen taksiyi dur durup bizimle oynayın diyor adam da tamam ablacım diyerek inip oynamaya başlıyor . Çok mutlu olduklarını anlatmak için bu kadar atraksiyona gerek yoktu be 🙂 Ve  Rrol B… oynayamaması çok itici ya o kafasını sallayıp durması . İşte bunları bırakırsak geride Sadri Alışık oyunculuğunu döktürmüş ha bir de onun o uzatmalısı var o kadını  da çok sevdim .  Nasıl bir kadındır o öyle.

Annemin o uzatmalının sahnede şarkı söylerken hep aynı elbiseyi giyiyor bu tepkisi . Sonra kaza geçiren Fatma Girik ve Erol hastanededir. Sadri Alışık bu ikisini birlikte görür yıkılır babamın tepkisi  ‘’ işte şimdi adam ölsün diye dua ediyor’’  🙂 ailemle türk filmi izlemek ayrı komedi .

Yine  şarkıda ki gibi menekşe gözler de hiç vefa yokmuş hiç sefa yokmuş. Sadri Alışığın sesinden şarkılar seni söyler de olmazsa olmaz . bu film de bir tek şey var o da bir adamın karşılıksız fakat bir o kadar büyük sevgisi .

Ben bu adamı çok seviyorum ya . size bir video bırakıyorum ama ofsayt osman ın hakim bey sahnesi , ah müjgan ah ın müjgan paraya gitti sahnesi de favorilerimdendir bir de fakir halk çocuğunun hikayesini tıklayarak izleyebilirsiniz.

fakir halk çocuğunun hikayesinden  ne demiş james bond zenginsen dünya sanan aşık züğürtlere yakışır tahta kaşık yes alright .  seviyorum sadri alışığın bu tiplemelerinin mahalle jargonunu 🙂

şimdilik esen kalın efem 🙂

şarkılar seni söyler  

Cenneti Beklerken – İLGİNÇ –

Nakış donmuş bir hayalin resmidir.

Geçenlerde arkadaşlarımla buluştum. Çok eğlenceli zaman geçirdik. Lise arkadaşlarıyla olmanın en güzel yanı onların sizi çok iyi tanıması her halde. Sohbet bir şekilde filmlere geldi. Çenem düştü çok konuştum derken sanat filmleri falan konu konuyu açtı kankam işte böyle de bir film var . Sen kesin izlemelisin Serhat Tutumluer oynuyor dedi.  Kendisi Serhat Tutumluer i ne çok  beğendiğimi bilir. Tabi ben bunu duyar duymaz izlemeliyim dedim. Filmden bahsettikçe merakım arttı. Yalnız Serhat Tutumluer için izlemeye başladığım film öyle ilginç çıktı ki filmi sevdim .

Çok değişik bir film nerden başlasam bilemedim. Öncelikle kendine has bir havası var. Görselliği çok güzel . Türk filmlerinde genelde bu öğeye pek dikkat edilmez ama burada masalsı anlatımı yanına görsellikle bir şölen inşa edilmiş.  Nakkaşlık olunca işin içinde resim sanatından ,sanatçıdan ,sanatçının iktidarla ilişkisinden ,sanat ve toplum ilişkisinden bir sürü şeyden bahsedilmiş. Bunun yanında osmanlıdan ,taht mücadelesinden , köle tüccarlarından , devşirmelikten ,kervansaraylardan , anadoludan bahsedilmiş. Ekstrasında bir de aşk hikayesi oldu mu film kendini bulmuş. Müzikler ise bu işi tamamlamış o dingin ,mistik havaya işleyen müzikler her sahneyi birbirinden değerli kılıyor. Tasavvufi yanını da unutmamak lazım.

İnsanların adalete olduğu kadar güzelliğe de ihtiyaçları var. Ekmek gibi sanatta lazım.

Konuya gelirsek nakkaş eflatun efendi bir gün vezir tarafından bir frank resmi yapması için anadoluya gönderilir. Çırağı o gelene kadar rehin alınır. Nakkaş eflatuna  vakti zamanında kardeş katlinden ispanya kaçmış ve geri dönüp isyan başlatan bir şehzadenin resmini yapmasını söylerler. Böylece kesilen kelle çürüse de resim kalacaktır. Eflatun efendinin isyan dolu anadoluda başına gelmeyen kalmaz. Eşkıyalar tarafından saldırıya uğrayan bir ticaret kervanından kurtulan leyla ile de işler iyice karmaşıklaşır. Velhasıl izlenilmesi hoş bir film.  Ayrıca aşırı korkak nakkaş karakteri hikayeyi inadırıcı kılmış. Gerçekte de bir insan korkar bence . Öyle cesur olmak falan hikaye .

Sahip olamayacağın şey bağlanmayacaksın.

O kadar Serhat Tutumluer dedim falan ama oyuncu kadrosu çok geniş. Ayrıca osman efendiyi oynayan oyuncu da çok başarılı. Ben bu karakteri ilginç buldum. Türk filmi izleyeyim diyorsanız buyurun buradan yakın.

Not : O  aynaların gizemini çözemedim acaba bir anlamı varda ben mi bilmiyorum? Bir de yönetmenine baktım işletme mezunu çıktı .

Türk filmleri ve DRAM …

Masalevi beni burada mimlemiş .Yazmam biraz gecikti ama konu da zormuş .Bu hafıza ile düşündüm ama aklıma bir kaç film geldi .O yüzden belki daha acıklı türk filmleri vardır maa ben hatırlayamadım . Konumuz acıklı türk filmleri 🙂

Kankim egosantrikrapsody ile birlikte yazalım istedim .O da son hıçkırık filmini yazmak istedi .Bu yüzden o filmi onun anlatımıyla paylaşıyorum.

Efendim filmimiz Hababam Sınıfı filmlerinden de hatırladığım büyük yönetmen Ertem Eğilmez tarafından 1971 yılında çekilmiştir.Oyuncu kadrosunda  Hülya Koçyiğit,Kartal Tibet,Metin Serezli,Münir Özkul gibi efsane oyuncular vardır.Film Kerime Nadir’in Hıçkırık adlı eserinin  devamı niteliğini taşımaktadır.Kerime Nadir Hülya Koçyiğit’in romanlarındaki karakterler için biçilmiş kaftan olabileceğini düşünürmüş,o yüzden genelde hep onu görürüz eserlerin filme uyarlamalarında.Filmimize dönecek olursak Nalan Kenan ile evleneceği akşam İlhami tarafından vurulur.İlhami Nalan’a delicesine aşıktır ama Nalan’ın bundan haberi yoktur ve İlhami’ye karşı kardeşce duygular besliyordur.(Gerçi küçük bir fotoğrafını imzalayarak İlhami’ye veriyor ya neyse).Kenan büyük bir acı içerisinde İlhami’den öcünü almaya çalışıyor fakat Handan’ın acısına dayanamayan  İlhami de ölüyor.Film birçok gotik öğeyi de barındırıyor.Nalan’ın hayaleti her gece saat gece yarısını vurunca büyük aşkı Kenan ile konuşmaya geliyor,İlhami’nin adeta perili köşkü andıran harabe şatomsu bir evi var ve sürekli Kenan ile Nalan’ın evini gözetliyor ve bunun gibi birçok detay.Aradan yıllar geçiyor birgün Kenan’ı ziyarete Nalan’ın kızkardeşinin kızı Handan geliyor,genç kızımız teyzesine tıpatıp benziyor ve ne hikmetse İlhami’nin oğlu Ferit aynı zamanda baba ocağına dönmeye karar veriyor ve tabiki o da babasının kopyası gibidir.Gençlerimiz birbirine aşık olur ancak Kenan bu işe hiç olumlu bakmamaktadır.Nalan’ın hayaleti Kenan’a ‘bizim aşkımız onlarda yaşayacak sevgilim’ repliğinin hafızamıza kazındığı yerde Kenan artık huzura ermiştir ve biricik aşkına kavuşmaması için hiçbir sebebi kalmamıştır ve sevgilisiyle son hıçkırıkta buluşmuşlardır.

Ben diğer dört filmi yazacağım .İlk film Kemal Sunal ‘ın öğretmen filmi . Bu film gerçekten acıklı bir filmdir .İstanbulda dört kişilik bir aileyi beslemek zorunda kalan öğretmenimiz filmin sonunda delirir ve Kemal Sunal burada çok iyi oynamış. O son sahnede deli gömleği ile ayrılışı gitmez gözümün önünden .Kemal Sunalın bunun gibi bir çok filmi var .Aslında onları yazmak istiyorum davacı ,kiracı ,deli deli küpeli gibi sosyal ve toplumsal konuları ele alan filmlerini .Geçimden derdinden ne hallere düşen sonunda aklını kaçıran öğretmeni aldım örnek alarak ama bunun gibi başka filmlerde var .Burada ki öğretmen seyyar satıcılık yapıyor ya aklıma çıplak vatandaş da geldi .O ünlü cümle ” yetmedi yetiremedim ” . Ben sosyal toplumsal filmleri seviyorum .Vermek istedikleri bir mesajları var.

Diğer filmimiz çok ünlü bir film ofsayt osman .Hayatta her şeyi işte bu kelime ile özetleyen ,her şey i ofsayttan kaçırmış bir adamın hikayesi .Sadri Alışık pek güzel oynamıştır ve filmin o unutulmaz repliği bu da mı gol değil hakim bey .Bende böyle hissediyorum bazen .Hayat başlı başına ofsayt bence.

Ölecekmiş , ölmesin dedim…bir can kurtulsun dedim…bütün hayatımda ofsayt dediler.bir işe yaramaz , sümsük dediler.varsın gene desinler dedim…hayatımda bi defacık bi kız sevdim…onu da kaybedeyim dedim…hayatımda bi kerecik bişey kazanacak oldum , onu da kaybedeyim dedim…tek bi can kurtulsun dedim…çocuğu kurtaracak kadarını aldım , üst tarafına el sürmedim…fena mı oldu?

Sizler hepiniz , hepiniz , hepiniz hakem olun abiler…
Ya bu maç be..tıpkı bi maç…ama böyle hayat sahasında oynanıyo.oyuncuları bizleriz; Topumuz da namusumuz, vicdanımız , insanlığımız..

Ben , ben osman.. ofsayt osman …

Söyleyin be,allah rızası için söyleyin be gene mi atamadım golü hahh?
Bu da mı gol değil be?
Gol mü?
Bu da mı gol değil be?
Bu da mı gol değil?
Adaletine insanlığına kurban olayım hakim bey…
Bu da mı gol değil?

Toprak ana dram mı dram bir film .Açlıkla yüzleşen bir kadının dramı dört çocuğuna bakmak zorunda kalan bir kadın .Çocuklardan biri boğulur ,biri daha bebekken açlıktan ölür diğer ikisinin sonu da pek parlak değil çünkü bunlar büyüyünce bir tanesi eşkıya olur .Dağa çıkar.Sonrasında annesi onu kendisi öldürmek zorunda kalır .Toprak ana gerçekten acıklı bir film .Fatma Girik de bu rolün hakkından iyi geliyor.Fatma girik’in bir de Ezo gelin adlı bir filmi vardır.orada da  çok iyi bir performansı vardır .Alim diye bir türkü söyler orada.Böyle filmlerde belli oluyor yetenek .

Son film ise Hülya Avşar’ın bir filmi hasan boğuldu . Konusu itibari ile acıklı bir aşkı anlatır .Üzücü bir filmdir. Ovalı hasan dağlı bir kıza aşık olur .Dağlı kızın ailesi eğer çocuk bir çuval tuzu dağa kadar taşıyabilirse kız ile evlenmesine izin verirler ama çocuk için bu çok zordur .Dağa tırmanırken kızdan yardım ister ama kız ailesine verdiği sözü tutmak ister ve Hasan’a yardım etmez . Aslında film ovalı ile obalı arasındaki farklılığı anlatırken aşkında ne kadar imkansız olduğunu gözler önüne serer. Hasan bir gölette boğulur malesef .

İşte böyle Türk sineması dram konusunda çok yetenekli .Arada çok iyi filmler çıkıyor .Yeşilçam bazen güldürse de çoğu zaman ağlatıyor .

O da Beni Seviyor …

Bu blogun ilk Türk filminden bahsedeceğim .Evet Amerikan ,Asya ,Avrupa derken Türk filmlerini bir kenara bırakmıştım. Eski olanlarını tabi su gibi biliyorum ama son zaman filmlerini bilmiyorum pek ,birde bazı filmler vardır kıyı da köşe de kalır kimseler bilmez .Bu film de ödüllü bir filmiş ama ben bilmiyordum .

Filmi nasıl fark ettim ; bir müzik videosu izliyordum sonra adına baktım bu filmin müziğiymiş.Açtım baktım filme ,ilginç geldi, izledim bende .Konusu Malatyada geçiyor .Filmi anlatmadan önce belirteyim çok içten, sıcak bir film olmuş .Sanırım kullanılan oyuncuların bir kısmının yöre halkından kullanılması inandırıcılığını artırmış bir de oyuncuları çok kaliteli bir yapım . Ayrıca belirtmek de fayda var film çok aksiyonluğu değil tersine dingin bir şekilde ilerliyor, böyle yapımları sevmeyenler sıkılabilir .İçimizden bir hikaye izlemek isteyenler ise hiç kaçırmasın .

Şimdi konuya geçebilirim .Esma karnesi kötü gelince babası tarafından babasının asker arkadaşı olan Kemal beyin yanına gönderilir .Kemal ,Esmanın babası ve yine bir asker arkadaşları birlikte toprak almışlardır ve çok iyi geçinen ,ilişkileri olan ailelerdir .Esma ,Saliha ‘yı çok sever .Tamda Esmanın yazı geçirmek için gittiği zamandan Saliha abisi Kemal in yanına döner ve Esma ile Saliha bir araya gelip sırdaş olur .Henüz 13 yaşındaki Esma ,Hüseyine vurulur ve bunu Salihaya anlatır .Saliha da ona cesaret verir. Sonrasında ne mi olur ?  İzleyin görün derim .Filmin müziklerini de çok sevdim .Şimdi o şarkıyı da paylaşıp kaçıyorum 🙂

LEYLA İLE MECNUN…

Ne zaman denk gelsem izlediğim ,çok komik bir dizi leyle ile mecnun. Aslında tv izlesem takip etsem her daim izlemek isterim absürd komedisi ile tam bir aile dizisi .

Bakkalı ,işsiz ismail abisi ,ak sakallı dedesi ,hırsızı ,aşıkları ve kötüleri ile gülme garantili bu dizinin geçen gün izlediğim bölümünden bir şarkıyı paylaşmak istiyorum .Çok sevdim aslında dizi ile ilgili yazmak istiyorum ama anlatamam en iyisi izleyin o esprilerin ve curcunanın tadını çıkarın diyorum .

Buyurun bu şarkının da keyfine varın efem 🙂

Mahallede takılırdım dokuza kadar
Her şeyi götürürdüm sakıza kadar
Kafamdan başka yüküm yok,
Yoktu kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar.
laba lap lap lap laaaaaaps

Sırtımda hırkamla yaza kadar, ooo
Annemle giderdim pazara kadar
Ferdi’den başka gücüm yok,
Yoktu kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar.
laba lap lap lap lap laaaaaaaaps

O gemi gelmedi limana kadar
İş arar dururdum sızana kadar
sebep sebep sebeeeeep
Ağzımdan çıkanla kulağımın duyduğu yok,
Yoktu kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar.
laba lap lap lap lap lappss!

Kapı kapıyı açardı yetene kadar
Görüntü hep vardı tüpü bitene kadar
Ben böyle bir adam mıydım?
Mıydım? kıza kadar bu kıza kadar bu kıza kadar
laba lap lap lap lap lap!

Derdimiz vardı bize kadar
Şimdi oldular dize kadar
la la la la la la
Kıza kadar dize kadar, bize kadar.
laba lap lap lap lap lappss!

Bu da şarkının orjinali

hangi versiyonu daha iyi ? birde erikle kafayı bulmak çok iyiymiş ya 🙂