Cofession of Pain – Acı İtiraflar

Son zamanlarda hangi filmi izlesem beğeniyorum.Hong kong sineması dediniz mi aklıma Tony Leung Chiu Wai  geliyor .Kendisi hint sinemasında Shahrukh Khan görevi görüyor .Neden mi ? Çünkü bu iki adam hangi filme baksam karşıma çıkıyor. Hong kong sineması Tony Leung dan soruluyor zanımca 🙂 Kendisini pek beğenirim iyi bir oyuncu .Geçen röportajını izledim ne ingilizce konuşuyor yaw pek de becerikliymiş .Neyse efem bu bir methiye yazısı olmayacak .Hem Tony dedim diye Takeshi Kaneshiro ‘u unutum sanmayın O da ayrı bir mevzu .

Kısa kes Winpohu filme gel .Filmi sevdim diyerek önce bir ön hazırlıkta bulunayım sonrasında iyi anlatamazsam da siz bu filmin iyi olduğu izlenimine kapılın emi .Winpohu beğendiyse tamamdır efem diyip benimseyin lütfen 🙂

Bir intikam hikayesi ,cinayetler silsilesi ,tutunamamışlar öyküsü ,derin bir hüzün barındıran ama bunu belli edene kadar katil ve onun yakalanması sürecinde neden sorusunu aksatmadan bolca sorduran ,söyletmeden ,kelimeleri dudaklardan dökemeden duyguları anlatmaya çalışan bir film acı itiraflar .Hayatın acımasızlığı ,seçme şansının çokca da verilmediği kader sebebiyle acı hayat öyküleri desek daha doğru olur.

İki polis memuru biri Takeshi diğeri Tony işte film bu ikisinin hikayesi olarak başlıyor .Sonrasında Takeshinin oynadığı karakterin kız arkadaşı intihar eder ve polis memuru bu yüzden istifa edip özel dedektiflik yapmaya başlar .Tony yani şef ise evlenmiştir ama bir gün kayınpederi cinayete kurban gider. Karısı cinayeti çözmesi için takeshi ile anlaşır .İşte film başlar .Katil en başından izleyiciye veriliyor .Merak unsuru katil bilindiği için ortadan kaybolmuyor film başka şeylerle heyecan ve merak dozunu artıyor.Sonrasında görüntüler var .Çok iyi iş çıkarmış ki film bir çok alandan ödül de almış.  Oyuncular için bile izlenir .Tony çok ödüllü başarılı bir oyuncu sırf onun için izlenir desem de hikaye ve diğer unsurlarla film bir bütünlük içinde yeterince iyi .Sonrasında müzikleri de var .Çok sevdiğim iki tanesini burada paylaşacağım.

Demem o ki sevdim ,tavsiye ederim 🙂

Aşağıda şarkı filmi izlerken tüylerimi diken diken etti.

ve kapanış parçası

I love you Phillip Morris -?

Amerikan sinemasının bu nadide yapımından bahsetmeden önce gerekli uyarıları yapalım. Bu film baştan sona eşcinsellik içermektedir .Bu yüzden küçük çocukları ve bu türden hoşlanmayanları pistin dışına alalım .Tamam mı ? Herkes çıktı mı? .Kaldık mı biz bize ? Hadi o zaman .Anlatmayı çok istediğim ama başarılı olur muyum bilemediğim bu filme geçelim .Hey sen ufaklık sende  dışarı hadi ama .

Nereden başlasak  ilk önce filmin gerçek bir hikayeye dayandığından bahsedelim .Bunu duymak filmi izlerken sizi çok şaşırtacak yok artık bu kadar da değil diyebilirsiniz.Sonra oyunculardan bahsedelim Jim Carrey tartışmasız  çok iyi bir oyuncu ve burada ki performans süper .Diğer bir oyuncu ise kankimin bayıldığı çokça bahsettiği bu yüzden artık filmlerini izleyecek olduğum Ewan Mcgregory ki buradaki oyunculuğuna şapka çıkarırım arkadaş .Hayır bitmedi oyunculuk süper süper .

Gelelim filme konusu itibari ile çok güzel bir yaşamı olan Steven iyi bir aile babasıdır.İyi bir koca ,iyi bir baba ,iyi bir polis,hayatı boyunca böyle olmuştur ama bir gün bir kaza geçirir ve yalan bir hayat yaşamaktan vazgeçer. Gizli bir gay ‘dir önce bunu herkese anlatmakla başlar .Sonra karısından ayrılır .Kendine bir sevgili yapar . Çok para harcamaya başlar ve artık kazandığı yetmeyince işi bırakır, dolandırıcı olur .Bu konuda çok başarılı her defasında tamam şimdi yakalandı dediğimde o bir yolunu buldu .Bu yeteneğe şapka çıkarılır efem.Hapse girdiğinde Phillip Morrisle tanışır ve ona aşık olur.Sonrası mı sonrası izlenilmesi gereken bir film.

Bir kere film normal romantik komedilerde çiftler nasıl takılıyorsa burada da onu vermiş .Siz romantik komedi izliyorsunuz bir farkla buradakilerden ikisi de erkek.Öyle kabullenilmiş bir durum var ki siz de rahatlıkla kabulleniyorsunuz.Normalde hapishane de olmaları insanın aklına çok kötü bir film imajı getiriyor o korkunç hapishane hayatını bekliyorsunuz ama değil işte .Tersine komik sahneler sizi bekliyor ve aşk tabi ki .

Temposu düşmeyen dolandırıcılıkta uslanmak nedir bilmeyen ama aşkından da vazgeçmeyen bir adamı izliyoruz bir de yanında o sevimli bakışları ,tedirgin yapısı ile koruma altına almak istediğimiz Phillip ‘i .

En komik sahnelerden birisi Jimmy’in Steven ‘a eğer atlarsan beni bir daha göremezsin tehdidiydi.İntihar eden bir insana vazgeçmesi için söylenecek bir cümle midir bu Jimmy 🙂

Sonra bir de bu dolandırıcıya engel olamayan amerikan sistemi var . Adamlar aptal mıdır nedir bu kadar da olmaz dedirtiyor. Gülmek için birebir.Aslında bıraksalar baştan sona filmi anlatacağım ama spoiler vermeyeyim yani yukarıda yeteri kadar verdim zaten 🙂

Chunking Express – WONG KAR WAİ

”Anıların son kullanma tarihi var mıdır ? Hatıralar kutulansaydı onlarında son kullanma tarihi olur muydu? Eğer öyleyse asırlar boyu bozulmamalarını isterdim.”


Wong Kar WAİ ‘nin In The Mood For Love’ ın bahsetmiştim değil mi ?  2046  ‘dan  Burada çok ca bahsettim değil mi ? O repliklerini her yerde paylaştım. İşte böyle özel bir yönetmenin bir film ile yine karşınızdayım .Wong War Kai ‘nin film çekmek için senaryoya ihtiyacı yok .Yönetmenlik böyle bir şey işte .Hele o havalı insanın beyninde durmadan yankılanan müzikleri yok mu .Her filmden sonra günlerce bıkmadan dinlenir. Hayao Miyazaki için Joe Hisiashi neyse Wong Kar Wai için Tony Leung öyle ‘dir işte .Anlamayanlar için Jonny Depp  ,Tim Burton ikilisi diyorum 🙂

” En yakın olduğumuz an  0.01 cm uzaklıktaydık.Onun hakkında hiç bir şey bilmiyordum .Altı saat sonra o başka bir adama aşık oldu.” 

Bu sefer Tony ‘nin yanında Takeshi de var .Böyle göz ziyafeti yapan bir yapımda bayan oyuncu da göz doldurmazsa olmaz Faye bu iş için biçilmiş kaftan.2046 da ki performansı ile de göz doldurmuştu tabi Tony için her zaman söylediğim bir şey var o oynamazsa da olur gözüksün yeter .Adam oyuncu olmak için var .Araştırdım bir iki filmini izlerim diye 52 filmle karşılaştım.Yememiş içmemiş film çekmiş .

”Yılın bu zamanı yaz üniformasını değiştiriyor.Havadan mı bilmiyorum fakat bir şeylerin değiştiğini hissediyorum.” 

Winpohu o kadar konuştun peki bu film ne hakkında ? Film aşk ile ilgili tabi Wong Kar Wai ‘nin gözünden aşk hikayeleri olunca beklentinizin dışında oluyor .İki polis memuru ve onları terk eden sevgilileri ,onları unutma çabaları ,yeniden aşık olmalar , tek ortak noktaları aynı yerden yemek almaları olan bu iki polis memurunun hikayesini benim anlatığım gibi giriş gelişme sonuç şeklinde izlemiyorsunuz . Hikayeden çok görüntüler ,kameranın oyuncuları çekerken ki o değişen hali ,müzikler ve özlü sözler .bunu yanında hikaye anlatır gibi sizinle konuşan yapısı en sevdiğim kısım .

”Bazen aşk ‘ta çok  talihsiziz. Ben böyle olduğumda koşarım .Koştuğun zaman vücudun su kaybeder.Geriye göz yaşları için su kalmaz .”

İkinci hikayeyi daha çok beğendim.Kızın eve gizlice girmesi .Her şeyi değiştirmesi ama adamın bunu anlamaması çok güzeldi.Değişik bir şeyler izlemeyi isterim diyorsanız .Bir Wong Kar Wai filmi izleyin .Benim için nedendir bilmem aşk zamanı en sevdiğim filmdir. Sırf bu yüzden bile onun gibi güzel yapımları olacağı için bu yönetmenin filmlerini izlemeye devam edeceğim .

”İNSANLAR ALIŞMAK İÇİN ZAMANA İHTİYAÇ DUYARLAR .”

Ve müzikler olmazsa olmaz

bu da var tabi ki

Filmle ilgili bir iki not . Tarantino’nun her izlediğinde ağladığını söylediği rivayet olunur ha bir de bol bol ödüllü bir filmdir.

Bunları biliyor musunuz?

Yönetmenin Chunking Express’in  senaryosunu gündüzleri yazıp geceleri bir el kamerası ile kısıtlı bir bütçe ile çektiğini .

2046 filmi , 2004 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne aday gösterildiğini.

Tony Leung’un Hong Kong  da defalarca en iyi erkek oyuncu ödülünün aldığını .

2046 ın müziklerinin de In The Mood For Love’ ın muhteşem bestesi ” Yume ‘s theme ”yi yapan  Shigeru Umebayashi ‘e ait olduğunu .

2046 çekilirken senaryo kullanılmadığını .Yönetmenin Tony den Aşk Zamanı filminden farklı olarak oynamasını istediğini .Tony için aynı karakteri farklı oynamak zor geldiği için bıyık bıraktığını ,böylece kendini farklı görebildiğini. Bu bıyıklar yüzünden Clark Gable ‘a benzetildiğini  ama benim için Ayhan Işık olmuş 🙂 Tony ‘nin çok iyi ingilizce konuştuğunu biliyor muydunuz ? Ben bilmiyordum yeni öğrendim 🙂

Ayrıca Shigeru Umebayashi Altın Çiceğin Laneti filminin ,  House of Flying Daggers  , A Single Man  ve Daisy ‘nin  de müziklerini yapmış. Bu bakımdan geç keşfettiğim Shigeru benim için bir Joe Hisaishi ‘dir.

İYİ SEYİRLER EFEM 🙂

FANAA – BAMBAŞKA

Nasıl bir insanı kendinden fazla sevebilirsin ki ?

( Ben demiyorum Rehan diyor )


Doğru ile yanlış arasında seçim yapmak kolaydır.
Asıl seçim, iki doğru ya da iki yanlış arasında yapılandır.

Daha doğru ile daha az yanlış olanı seçmektir.


Uzun zamandır Hint sinemasından bir şeyler izlemiyordum.Oysa severim bollywood’u. Blogumun ilk zamanlarında jodhaa akbar ‘ı yazmıştım. Sonrasında denk gelmedi bir türlü. Bir de mihenk taşı olan devdas vardır. Zaten bu Devdas’ da oynayan adam gördüğüm bütün filmlerde karşıma çıkmıştır.Hint sineması ondan soruluyor sanırım 🙂

Peki bu kadar aradan sonra nereden çıktı bu tabi ki değerli çingum Chibi ‘den bakınız burada chibinin virajı çok güzel anlatmış bir de o müzikleri paylaşmış .Beni çekende o şarkılar oldu. Dedim Winpohu otur bir değişiklik yap. Tayland diyarında Hello Stranger ve Bangkok Trafic Love Story ‘i izledikten sonra farklı diyarlara açılmaya meyilliyim 🙂  Çingularım bu iki filmi öyle güzel anlatmış ki bende başka bir şey anlatayım dedim .Tabi Chibi iyi iş çıkarmış ama içimde kalsın istemiyorum .Yazmak  en iyisi 🙂

Fanaa, fenafillah’taki gibi, yok olmak, varlığını birşeyle harmanlayıp ona dönüşmek gibi bir anlam taşıyormuş.Diğer anlamı da feda demekmiş.Feda etmek bu filmi anlatan en iyi tabir bence .Bir diğer bilgi bu film çok ödüllü bir filmiş benden söylemesi.

Filme geçmeden önce biz bu filmi izlerken her dilden sözcükler duyduk en çok da Türkçe kelimeler .Söyleniş bakımından o kadar fazla Türkçe kelime vardı ki şaştık kaldık .Arapçaya da aşina olduğumuzdan yakaladık ama Korece bile duyduk efem 🙂

Nedir Fanaa yı bu kadar etkili kılan başlangıçta bir aşk filmi gibi başlasa da aslında iki farklı film izliyormuşsunuz gibi hissettiren kurgusu. Filmin başı aşk ve sıradanlıkla geçecek diye beklerken birden karmaşa ,aksiyon aldı başını gitti.Oysa ben havalardan olsa gerek romantik bir şeyler izlemek için başlamıştım .Film bu onuda şaşırttı .Değişik olmuş .Sevdim efem.

Konusu kör bir kız olan Zooni ailesinden izin alır ve arkadaşları ile birlikte Delhi ye gider .Burada tur rehberi Rehan’ la karşılaşır ve ona aşık olur .Rehan çapkın bir tiptir .Aşk ‘a inanmaz.Sadece ihtiyaçlara inanır .Kıza ilgi gösterir ama hiç bir zaman ciddi değildir. Zooni ile Rehan birlikte bir kaç gün geçirir ve ayrılık vakti geldiğinde Rehan kızı bırakmaz sonra onu doktora götürür ve gözlerinin açılacağını öğrenirler.Zooni ameliyat olur gözleri açılır uyandığında yanında ailesi vardır ama Rehan yoktur. Buraya kadar bildiğimiz sıradan aşk filmi ama bundan sonrası öyle değil ve itiraf ediyorum ben bunu da tahmin ettim 🙂

Bir de aksiyon kısmı var Hindistan ,Pakistan ,Kaşmir ,bağımsızlık,inançlar,idealler,arzular,terör bir dolu şey .Doğrular ,yanlışlar ,pişmanlıklar, hatalar ,hasretler ,vazgeçişler daha neler neler.En çok iç acıtan sa yakıp kavuran pişmanlık bence.

Sevdiğim kısımlara gelirsek Rehan ‘ın bir melek olmadığı aşikar ama ona kızamıyor insan daha doğrusu o perişan ,yıkılmış haline kıyamıyor.Bir ömürü idealler uğruna harcayan ,yanlışı seçen ama mutlu olmak için son çırpınışlarını sergileyen bir insanın dramı ,diğer tarafta Zooni ve arada kalması neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar verememesi en sonunda o en acı ,en zor kararı vermesi etkileyiciydi. Delhinin güneşli havasından karlı manzaralara geçiş güzeldi. Minik çocuk çok tatlıydı.

BEN SENİ SENİN REHAN ‘I SEVDİĞİNDEN DAHA ÇOK SEVİYORUM.

İki sahneyi de pek sevdim birincisi Rehan ile Zooni ‘nin konuşması

Rehan : Yoksa sen kör müsün ?

Zooni : Bunu anlamadığına göre yoksa sende mi körsün ?

Rehan : Çok  şükür değilim .

Zooni : Bu bir köre söylenecek  bir şey mi ?

Rehan : Eğer kör olsaydım bu muhteşem güzellikten mahrum kalırdım.

İkincisi

Zooni : Ne hakla gidersin .Artık sen benimsin bu yüzden  beni terk edemezsin .O karlı sahnede Rehan ‘ın peşinden gittiğinde sarf ettiği cümleler tabi tam hatırlayamıyorum .Kız haklı .Artık onu terk edemez .Bu sahneyi çok sevdim 🙂

Çocuğun süt götürdüğü sahnelerdeki diyaloglara yarı koptum .Hakkatten zehir gibi 🙂

Şarkısız hint filmi olur mu olmaz  Buyurun ilk parça

ve en güzeli mere haath mein 


Ellerin benim olduğunda cennetin kapıları benim olur

Bana yakın olduğunda, dünya kimin umurunda ,Aşkınla perşanım ,
zaferler kazansamda .

Ellerin benim olduğunda cennetin kapıları benim olur

Aldığım nefes kalbinde yer bulabilirmi ,
Aşkından mahvolmuş hayatım, hiç senden ayrılabilirmi

Uykusuz gecelerdeki hatıralar ,

Kollarımla seni sarar,

Gözlerin gibi rüyalar,

Bana öyle bir sarıl ki, bitmesin bu masal.

Nefesim eksikti, kalp atışım eksikti,
herşeyimle ben eksiktim.

Ama şimdi, ay öyle güzel ki, gökyüzü öyle güzel ki
ve şimdi herşeyimle senindim.   

LİE to ME — Bana Yalanlar Söyle

Kore dizisine başlamam diyordum ki kardeşim yüzünden bitmemiş bir diziye başlamış bulunduk.Bir kere bu dizilere başladım mı iki günde bitirmek istiyorum.Vakit alıyor diye kardeşim yeni bir dizi olursa her hafta bir bölüm izleriz dedi.

Baş rolderinde Yoon Eun-hye  ve Kang Ji-hwan var efem .Bayan oyuncuyu daha önce coffe prince  ve düşlerimin prensinde izledim ama kang ji -hwan ‘ı daha önce izlemedim .

Dizimiz çok klasik bir çok klişe barındıran sıradan bir drama ama öyle dediğim için sıkıcı sanmayın gayet eğlenceli bir şey.Peki konu nedir .Yine çok zenginden bir başkanımız var .Aşırı titiz falan .Paspallıktan hoşlanmıyor .Tersine kız ise pasaklı bir şey . Bu başkan nişanlısından kardeşi yüzünden ayrılmak zorunda kalmış .Bu yüzden kardeşi de ondan kaçıyor.Kızımızda en yakın arkadaşı tarafından kazık yemiş sevdiği adamı ona kaptırmış. Bir gün onlarla karşılaşır ve kendisini ezik hissettiği için evli olduğunu söyler .Bir ton yanlış anlaşılma ve dedikodunun gücü sayesinde kısa zamanda başkanla pasaklı kızın evli olduğu etrafa yayılır sonrası mı ? Sonrası dizi de .Ayrıca kız bir devlet memuru.Birde kader başkanın kardeşi ile kızımızın yollarını da kesiştiriyor.

Dediğim gibi bizi şaşırtacağa benzemiyor alışık olduğumuz tarzda bir dizi ama henüz 2 bölüm izledim belli de olmaz sürpriz ataklar gelebilir.İlk iki bölüm açısından eğlenceli olduğunu belirtir ve kaçarım 🙂

SEZON FİNALİ …

Takip ettiğim dört tane dizi var .her hafta gelir mi diye beklediğim ama genellikle iki üç hafta da bir yeni bölüm gelen bu yüzden takip etmesi çok kolay olan pek zaman almayan kısa yapımlar .sezonların çok uzaması bu yüzden sorun olmuyor bölümler kısacık olunca sabretmek kolay .işte bu dizilerim sezon finaline girdi.

ilk olarak HIMYM  var ki artık tadı tuzu kalmadı .zaten bu diziyi anne kim öğreneyim diye değil eğlenceli ve komik olduğu için izliyordum .peki ne oldu artık o komedi unsuru bu sezon yerlerde .eskisi gibi güldürmüyor umarım eski haline döner ve artık barney in üzerinden diziyi götürmeye devam etmezler sezon finali bile onun sayesinde kurtulmuş.

the big bang theory için aynı şeyi söyleyemeyeceğim dizi çok iyi gidiyor her zaman aynı komik havasını koruyor hele sheldon ın üzerinden gitmelerine hiç hayır demem çünkü ben o karaktere bayılıyorum ama dizi diğer karakterlere bolca yer vermeyi ihmal etmiyor .sezon finali yine yerinde olmuştu .merakla yeni sezon bekleniyor .

vampire daires kitapları boş ver dizi on numara dedirten bir havaya sahip başlarda öylesine izliyordum ama dizi son zamanlarda öyle bir hal almıştı ki heyecan hiç eksik olmuyordu .tempo düşmeden devamlı birileri ölürken aşk zırvasını bir kenara bırakırsak bu dizi çok iyi iş çıkarıyor. elena ve stefan dan  hoşlanmıyorum .merak ettiğim tyler ve carolline .hele tyler öyle bir dönüşüm yaptı ki hepimiz onu merakla bekliyoruz .bir de damon var tabi .onu  bu dizide en sevdiğim karakter olarak söylemezsem olmaz .böyle devam diyorum 🙂

ve son olarak dizi tarihine geçecek bir yapım .içimi acıtan supernatural .bu dizi her zaman çok farklı oldu bizi şaşırttı .her zaman ne olacağını bilemedik .yapımcılar iyileri kötü kötüleri iyi gösterip herkesi ama herkesi değiştirip izleyici kitlesiyle oynadılar resmen ama hiç bir zaman bundan rahatsızlık duymamıştım .ta ki casstiel e kadar .sezon bölümünden sonra dumur olduk ,üzüldük ,kahrolduk . bu nasıl yapılır evet vurucu mu vurucu ama bizim gibi sadık bir kitle bunu kabul edebilir mi .artık diziyi kim iyi kim kötü kimi tutacağız şimdi biz şaşkınlığı ile izleyeceğiz .izleyici kitlesinin kafası karma karışık.

şaşkın meleğimi bana geri verin diyorum . o masum hallerini istiyorum .Burada castiell sevgimden bahsetmiştim .benim için onun olmadığı bir supernatural olamaz .o bu dizinin mihenk taşı .ona bunu nasıl yaparlar .yine de I still love cass diyorum .en çok bekleyeceğim supernatural’un yeni sezonu olacak .

yeni sezon da görüşmek üzere 🙂

JANE EYRE – GERÇEK AŞK

JANE EYRE  çok bilinen bir kitaptır .Orta okulda okumuştum kitabı altıncı sınıftaydım sanırım tabi o zaman düşündüklerimle şimdi düşündüklerim çok başka .Depresif bir havası vardı ki bu yazar kardeşlerin yapısı hayat deneyimlerinde dolayı böyledir .Kardeşi Emily Bronte de aynı Charlotte Bronte gibi acı dolu bir roman olan Uğultulu Tepeleri yazmıştır .Ben Uğultulu Tepeleri okuyan biri olarak tabi ki Jane Eyre diyorum o kadar sıkıntıdan sonra sahip olduğu sondan dolayı 🙂 Uğultulu Tepeler ayrı bir mevzu zaten birine kötüsün demek yerine sen Heathcliffsin demek geçiyor içimden .Bir romanın  karakterleri bu kadar mı kötü olur .Yine de yazarı bu farklı ve alışılagelmemiş üslubundan ve kurgusundan dolayı takdir ediyorum. Herkes kötüdür imajı verse bile ki hayatlarını okuyunca bakış açılarını anlamak daha kolay  bu romanın çok farklı ve yeni bir tarz olduğunu kabul etmek gerekir .Okumadım tek yazar diğer kızkardeşin de romanını okumak nasip olur diye umuyorum.

Kendime hatırlatma Uğultulu Tepeler yazılacak .Konuyu dağıttım tekrar Jane Eyre dönersek .Hikayemiz ailesi ölünce akrabaları ile yaşayan Jane ‘nin daha küçük bir çocukken gördüğü eziyetlerle başlıyor .Daha sonra da yengesi onu  çok kötü bir bakım evine postalıyor.Yıllar geçip Jane büyüyünce kendisine bir mürebbiyelik işi buluyor.Çalışmaya başladığı evde Edvard ile karşılaşıyor .Sert mizaçlı ,Sorunlu  Edvardla . Bundan sonra hikaye başlar .Dizi versiyonundaki tek kusur oynayan kızın hiç de Jane olarak hayal edemem Jane böyle iri yarı mı yahu yok artık falan dedim .Isınamadım ama Edvard bir başka olmuş  ,yakışıklı değil ki zaten böyle olması gerekiyor ama çok cezbedici .Hele o şakalaşır gibi konuşmaları kimyaları falan çok iyi olmuş daha doğrusu adam çok başarılı .

Bahsetmek istediğim diğer bir unsursa dizide ki rahip .Sevdiği kadını uğruna kendini adadığı ideallere uygun değil diye bırakan rahip .Kadın onu seviyor ,babası onu seviyor ,servet sorun değil ama adam buna rağmen kadından vazgeçti .Buz gibi bir herif . Bu adam olmasa Edvard böyle çekici olmazdı sanırım çünkü o kendisi ne halde olursa olsun yine de yanında Jane i istedi .Onu yanında tutmak için çok saçma fikirler bile düşündü .Akdenizdeki villa olayı 🙂

Bahsetmek istediğim bir şey daha var. Normalde  Jane  Austen  kitaplarından farklı olarak bu kitap aşkı daha gerçek sunuyor .Neden mi ? orada hem yakışıklı ,hem zengin ,hem de mükemmel karakterde erkekler vardır.Kadınlar hiç bir şeyden vazgeçmezler hem aşkı hem parayı bulurlar .Ama Jane Eyre de gerçeklik var .Sevdiğinizde her şeyle seversiniz .Adamın kör olması yada evin yanması ,fakir olması hiç biri umrunda olmadı onu öyle sevmeye devam etti. İşte aşk budur yanlış hatırlamıyorsam adamın yüzü de yangında biraz yanmıştı .Bir de topallıyor muydu ne .Yok artık bu adamı kabul eden bünye kör kütük aşık değilde nedir 😀 Abarttım mı şaka bir yana anlatmak istediğimi anlamışsınızdır .mükemmeli sevmek kolay , asıl iş kusurluya deli gibi aşık olmak diyorum fazla uzattım yine 🙂

Söylemeden geçmeyeceğim bu romandan esinlenerek yapılmış türk filmlerimiz bile var. Eski eş olan deli kadın aynı evde yaşar ,evi yakar hala hatırlamadıysanız Ediz Hun diyorum 😀 Vay yeşilçam vay 🙂

Demem o ki herkes bu romanı okusun yada uyarlamasını izlesin .Jane Eyre insanda tuhaf duygular bırakan bir eser .Söylemesi benden denemesi sizden 🙂