GEÇMİŞİN SOĞUK İZLERİ -SALLY SPENDDİNG

mçBiliyorum bu blog iyice kitap bloguna döndü ama ne yapalım  son zamanlar hep okuyorum. yoksa bu blog bir anime yazısına hasret farkındayım.

 

kitap bu tür kitapların yayınladığı altınbilek yayınlarından çıktı. türü gizem,gerilim gibi.  jason işi kaybetmiş kalacak yeri olmayan biridir. gittiği doktorun yazahanesinde beklerken bir ilan görür yaratıcı yazarlık kursuyla ilgili olan bu ilan onun ilgisini çeker ve bu son umuda sıkıca tutunur. erkek kardeşinin yanından ayrılıp gallerdeki balıkçı konağına gider. hayallerinde çok satan bir yazar olmak vardır. burada helen ile tanışır ve ikili yakınlaşmaya başlar. ama zaman geçtikçe josan da helen de konakta ki tuhaflıkların farkına varmaya başlar.

böylece geçmişin gölgesi onları sararken hem gerçeğin peşine düşüp hem de hayatta kalmanın çabasını verirler. tam bir şeyler aydınlandı derken başka şeylerin ortaya çıkmasıyla kitap heyecanını kaybetmiyor. benim için kano0k ve geçmişin gölgeleri iyiydi ama hayaletvari şeyleri sevmem buna rağmen o sırlar ve çözümlenen düğümlerle kitap akıcı ve etkileyici bir hal aldı.

merakla okunacak bir kitap . türü sevenler kaçırmasın . şimdilik benden bu kadar esen kalın efem:)

Kukla – Ahmet Ümit

Kukla-Ahmet-Umit__29480949_0Ahmet Ümit ‘in İstanbul Hatırasını okuyunca diğer kitaplarını da okumak istediğimi söylemiştim . Malum aynı yazı da polisiye kısmının yetersiz olduğunu beni heyecanlandırmadığını ama bilgi konusunda güzel bir kitap olduğunu yazmıştım . Yine bu sebepten acaba diğer kitaplarında da polisiye böyle bariz bir şekilde gözle görülecek düzeyde mi diye merak etmiştim ve anladım ki yanılmamışım belki iki kitapla yargılamak zor ve haksızca olacak ama bana göre edebiyatçı kısmına söz etmeyeceğim çünkü bunu eleştirecek düzeyde değilim fakat polisiye kısmı bence yetersiz öyle ahım şahım merak yok heyecan yok gizem yok her şey tahmin ettiğiniz şekilde ilerliyor. Haksızlık ediyor olabilirim fakat bana pek hitap etmedi.

Gelelim kitabımıza güzel ve okunabilir öyle sıkıcı falan değil beklentilerimi de karşılasa çok iyi olurdu . Meslek de adı kötüye çıkmış alkolik ve işten atılmış bir gazeteci ve onun boşandığı eşi ve oğlu ile sıradan bir hayatı varken bir gün üvey kardeşi yardım için kapısını çalar. Ona yardım etmeye pek de gönüllü olmayan gazeteci bir şekilde olayların içine sürüklenir. Kendisine tema olarak susurluk benzeri olayları ve derin devlet hesaplaşmalarını konu edinen kitabımız karakterlerin hepsinin benim gözümde nefretlik olduğu kitaplar arasına girdi bile. Gazeteci zaten dünya umursamayan bencil , insanlara iyiliği dokunmasını bırakın üstüne onları batıracak biri.  Ve ne yazık ki çevresindeki herkes de bu kötü insan tabirine fazlasıyla uyuyor tamam belki melek olmasınlar bu da can sıkar ama böyle de gerçek  egoist insanlar beni hep soğutur. Neyse efem aklınızı fazla kullanmanıza gerek kalamayan isminden kıllanıp olayları çorap söküğü gibi takip edeceğiniz bir kitap .

benden bu kadar esen kalın efem 🙂

ÇatıKatı Aşıkları – Şükran Yiğit

çatıYine daha önce okumadığım bir yazar .  Çatıkatı Aşıkları ile ilgili söylemek istediğim bir sürü şey vardı kitabı bitirince yazsaydım sanırım sayfaları bulurdu. ama aradan zaman geçti ya bende biraz sakinledim . önce konusunda bahsedeyim . süreyya hanım yaşlı bir kadın , bir kırtasiye işletiyor. bir gün ilan ile iki çatı katına iki yalnız kiracı buluyor. bunlar genç olunca da aralarında bir şeyler olsun istiyor tabi. neyse efem bu üç yalnız insanın hayatı süreyya hanımın berrin diye bir kadının tuhaf mektubuna maruz kalmasıyla içiçe geçiyor.  yaşlı kadın yardım isteyince laden ve mercan da ona yardım ediyor artık sık sık bir araya geliyorlar falan . sonrada süreyyanın geçmişi ile diğerlerinin geçmişi falan açığa çıkıyor. çok fazla da bilgi vermek istemiyorum çünkü verdiklerim bile kitabın çoğunu kapsıyor.

kitap süreyya nın ağzından aktarılmış. bir anlatı var ki bu kitabın kahramanı bu detayı hep çok severdim nedense bu kitapta hiç hoşlanmadım. bu kitapta hoşlnamadığım başka şeylerde var bir kere kitap kurguda çoğu zaman boşluğa düşüyor. eksik yanları sizi rahatsız ediyor. onu da geçtim yazar size hep bir şeyler vad ediyor bir sır bir gizem çözülecek diye beklerken çok basit şeylerle ile karşınıza çıkıyor bu da insanı sinirlendiriyor haliyle. sonra o karakterler yok mu o karakterler hani gerçekçi olsun demiş ama aslında o da olmamamış bir kere bu kadar yalnızlıkları vurgulanan insanların böyle kapalı hayatların nasıl oluyor birden bire yakınlaşmaları gerçekleşiyor anlamadım. diğer insanlarda mı bir sorun var yani. süreyya karakteri de bana en sevmediğim kitap karakterleri listesini yazdıracak cinstendi. herkes yanlış bilir havaları, diğer insanlardan kendini ayrı tutması, başka hayatları yönlendirmesi vs. ne bilim kadından hiç hoşlanmadım. berrin hanım bile daha ilginç bir karakter onun hikayesini daha çok merak ettim. geçmişini detaylarını falan verseymiş ya yazar. gerçi o bir çok detayı vermemiş bunu mu verseymiş 🙂 bu kitaba karşı acımsızım kabul eidyorum ama hepsi yazarın bana bir hikaye anlatacakmış gibi gizemli takılıp beni hiç şaşırtmamasından kaynaklanıyor yani hayalllerimi yıktı. umutlanıp ortada kaldım 🙂

çok konuştum daha çok konuşurdum mercan ve laden hakkında mesela ama olmaz mercanın tavrını neden herkesin yanlış anladığını aslında karakterin de pek inandırıcı olmadığını üstelik kıza hiç de ilgi göstermediğini düşündüğümü söyleyemem değil mi ? uppps 🙂 söyledim bile . neyse efem ben bu kitapla hesaplaşmamı burada kesip kaçıyorum size de tavsiye ederim bakalım benim gibi düşünecek misiniz . belki de ben haksızlık ediyorum kitap çok başarılıdır ne dersiniz ?

esen kalın efem 🙂

Witness for the Prosecution – Beklenmeyen Şahit

Billy Wilder ‘ın filmlerine baktım geçenlerde çiftte tazminatı izlemiştim merak ettim başka neler var diye. Meğersem o meşhur Sabrina kendisine aitmiş ayrıca benim cuma kızı versiyonunu izlediğim front page adlı bir uyarlamasını bile yapmış. Bir sürü film vardı merak ettiğim en çok sunset bulvarı nı izlemek istiyordum ama onca film arasından bunu seçtim çünkü  hikaye agatha christie ye ait , malum çok severim kendisini ,hiç vakit kaybetmeden başladım izlemeye.

filme geçmeden önce yönetmene , senariste , oyunculara tam puan verdiğimi belirteyim , onları övmek için söyleyecek söz bulamıyorum , hepsi de iyi iş çıkarmış ortaya gerçekten dillerden düşmeyecek bir ziyafet çıkmış .

Genelde yorumlar finalle ilgili kimsenin tahmin edemediği ve çok şaşırdığı yönünde ama ben en başından beri biliyordum belki yazarın tarzına olan alışkanlığımdan belki hem ters köşe senaryolar olsun diye beklentimden olması gereken budur dedim ve sonunda yanılmadım 🙂

Film 1957 yapımı yönetmeni billy wilder tabi ki , polisiye gizem türü , senaryosunda Agatha Christie, Larry Marcus, Billy Wilder, Harry Kurnitz gibi büyük bir kadro var , IMDB Puanı: 8.4  ülke de tabi ki ABD.

En iyi mahkeme sahnelerinin bu filmde bulunduğunu söyleyenler azımsanmayacak kadar çok . Bende izlediklerim arasında paradine case ve bu filmi en iyi mahkeme sahneleri konusunda listelerde ilk sıralara yerleştirdim.

Gelelim konusuna kalp krizi geçirdikten sonra ilk defa iş yerine gelen zeki avukatımız sıkıcı davalar almak zorundadır , doktoru öyle tembihlemiştir lakin o bunu istemez ve zor bir davayı kabul eder. bu dava bir cinayet davasıdır. genç bir adam yaşlı bir kadını öldürmekten suçlanır.  üstelik adamın karısı onun aleyhine tanıklık etmekte kocasının katil olduğunu söylemektedir. fakat avukatımız adamın masum olduğuna inanmıştır. artık onun suçsuzluğunu ispat için çalışmaya başlar.  geçekten iyi bir film , finali de hoş olmuş ben pek sevdim , asla sıkılmayacağınıza eminim . iyi seyirler efem 🙂

Strangers on a Train – Trendeki Yabancılar

Bir klasik ile karşınızdayım. Trendeki Yabancılar, (Strangers on a Train) 1951 yapımı bir Alfred Hitchcock filmidir. Patricia Highsmith’in romanından uyarlanarak sinemaya aktarılmış.

Burada bahsettim mi bilmiyorum malta şahini filmini izlemiştim onu izledikten sonra da bunu izlemeyi kafaya taktım ama çok zaman geçtiği halde bir türlü fırsatım olmamıştı.  Klasik olunca insan merak ediyor tabi .

Konusunu hep trende karşılaşan iki yabancı işleyecekleri cinayetleri değişir böylece maktul ile bağlantıları olmadığı için yakalanmayacaklarını düşünürler şeklinde biliyordum . her yerde de böyle yazıyordu. fikir iyi kurban ile hiç bir bağlantısı olmayan , tamamen yabancı birinden kimse şüphelenmez. ne var ki konu tam olarak böyle değil içlerinden biri ki kendisi psikopatlığın kitabına altın harflerle işlenmiştir bruno bu planı uygulamak istiyor. bunun için trende gördüğü tenis yıldızı guy ı ikna etmek için çabalıyor . ona planını anlatıyor. guy senatörün kızını sevmektedir. hanım kızımız da ona vurgundur lakin guy kendisini aldatmak da ün yapmış bir kadın ile evlidir ve karısı onu boşamaya razı olmamaktadır.

bruno da bunu biliyordur ve kendi babasını öldürmesi karşısında guy ın karısını öldüreceğini söyler. guy pek ciddiye almaz fakat bruno dikkate alınması gereken biridir. cinayeti işler böylece guy ı da borcunu ödemek konusunda bir çıkmaza sürükler. eğer guy katil olmazsa polise gidip cinayeti onu işlediğini söyleyecektir. bunun için kanıtı da vardır. guy bir ikilem de sıkışır kalır.

ve bruno kendi deyimi ile çok zeki bir adam. tam bir psikopat. böylesi karakterler beni heyecanlandırıyor. oyuncunun gözlerindeki o nefret , o delice bakışlar ve tiksinti , öldürürken hissettikleri ve yüz ifadesi işte baş yapıt böyle olur. oyunculukları sevdim. hikaye zaten iyi. siyah beyaz filmler her daim göz bebeğim . deme o ki benden iyi not aldı 🙂

Kayıp Sırlar

Nora Roberts  diye bir yazar varmış kitaplarını hiç okumadım . işte bu film onun kitaplarından birinin uyarlaması. gizemli güçleri olan bir kadın en yakın arkadaşının henüz bir çocukken öldürüldüğü kasabaya geri dönüyor. arkadaşını babasının öldürdüğüne inan insanlar yüzünden evlerini bırakıp gitmek zorunda kalmış. tam da yıl dönümüne yakın bir tarihte dönüyor ve tek öldürülenin arkadaşı olmadığını katilin her yıl aynı tarihte birini öldürdüğünü öğreniyor. sonrasında olmazsa olmaz yakışıklı bir adam ve aşk da işin içine girerken hanım kızımız bu psijik güçleri ile katili bulmaya uğraşıyor.

hikaye çok da ahım şahım değil , katil zaten en başından beri gözünüze sokulmuş durumda , gizem kısmı sınıfta kalmış sanırım daha çok aşk kısmını kullanmak istemişler o da benden geçer not alamadı . zaten filmin puanı çok düşük ben bir şans vereyim diye izledim . belki kitap daha iyidir bilemiyorum tabi .

film için sıradan kelimesi dışında bir şey gelmiyor aklıma . eğer gizem , merak , heyecan türü bir şey istiyorsanız bu film değil onu bilin 🙂  daha iyi seri katil filmleri vardır. hem katilin background ı , nedenleri pek iyi verilmemiş açıkçası sevemedim gitti.

esen kalın efem 🙂

HELPLESS – ÇARESİZ

Yine bir kore yapımı gerilim , gizem filmi ile karşınızdayım ama bakmayın türünde gerilim dese de öyle ahım şahım bir şey yok hatta ben gerilmedim bile 🙂  ama yine de fena film olmamış bunların gerilim filmlerini seviyorum ben. sonu ve gidişatı her ne kadar tahmin edilebilinir olsa da keyif alınan bir film olmuş.

konuya gelirsek iki nişanlı düğünden önce aile ziyareti için yola çıkar ama yolda hanım kızımız kaybolur . damat a ne yapsın başlar onu aramaya aradıkça da olaylar beklenmedik bir yere doğru ilerler. onun için polise giden kayıp ilanı veren adam aslında nişanlısını hiç tanımadığını fark ediyor sonra onu bulmak için polislikten rüşvet yüzünden atılmış bir akrabasını da bu iş için özel dedektif niyetini tutuyor. bu iki adam kadını bulmak için uğraşırken bizde akıl yürütüyoruz ne oldu acaba diye çok sürmeden de ampul yanıyor olayı anlıyoruz.

biraz ön bilgi olacak amerikan yapımı bir film vardı hayatın benim diye oradan bir parça esinlenme hatta daha fazlası var gibi bilemeyeceğim belki de amerikalılar esinlenmiş hiç oturup araştıramayacağım. işte film size eğer izlediyseniz o filmi hatırlatıyor ki onu yazarken de ne kadar kolay çözülen bir film olduğundan yakınmıştım.

şöyle biraz kafamı meşgul edeyim ama çok da zorlamayayım diyorsanız tam da sizlik bir film .

not : ne kadar eleştirsem de seviyorum böyle filmleri canım 😀

iyi seyirler efem 🙂