ZAMANDA BİRİKTİRDİKLERİM

Zamanla bir çok şey yapıyorum ama bunları not etmedim için ve hafıza bakımından da oldukça zayıf biri olduğum için sanki her şeyi rüzgara bırakıyormuşum gibi hissediyorum. zaman akıp gidiyor ve geriye bir şey kalmıyor. işte sırf bu yüzden gelip dururdum bu bloğa kendime not bit arşiv olsun yada gerçekten yaşadığımın bir kanıtı olsun diye. kendime not almak geçmişi saklayabilmek için.

uzun zamandır uğramadım. bu günlerde neler mi yaptım. iki kore dizisine başladım. birincisi hi school love on bu diziye kız kardeşim yüzünden başladık. hatta hiç istemedik. ben fazlaca ergen işi olduğunu bile düşünmüştüm ama ne demeli galiba hala gencim yıllar geçse de kalp kabul etmiyor. ben oldukça sevdim hatta hafta da bir bölüm olması fazlaca can sıkıcı .baş roldeki kız çok sevimli ben normalde köredeki bayan oyuncuların o sinir bozucu karakterlerine dizilerde tahammül edemem ama bu kız öyle şeker ki hiç bir sinir bozucu yanı yok. hele on dört yaşında olması beni şoka soktu. dizi fantastik bir gençlik dizisi. ölüm meleği gibi çalışana kızımız bir insanın hayatını kurtardığı için meleklikten atılıp insani bir hayata sıkışıyor. devamı da dizi de 🙂

ikinci dizim it is okey that is love. kore dizi çeker içinde bu hatun olurda dizi kötü olur mu hiç. sırf bu kadın var diye başladım diziye nedendir bilinmez hatun nerde oynasa o dizi güzel çıkıyor. genelde şeker dizileri tercih ediyor gibi. yanlış seçim yapmıyor. pasta, greatest love, master sun ve bu dizi . ben diziyi sevdim psikoloji üzerine olması , dram olmaması , fazla kasmayan ve biraz yetişkin vari olması falan beni çekti. hele bir müzik var ,içinde uzun zamandır böyle güzel ost lar dinlememiştim. adamı da çirkin bulmuştum ama izledikçe güzelleşti 🙂 hep böyle oluyor. başta çirkin izledikçe yakışıklı 🙂

ukala satılar diye bir blog var sayesinde uzun zamandır arayıp da güzel anime bulamadım diye izleyemezken yeni güzel şeker animeler buldum. bu sene bir sürü animeyi aynı anda izliyorum.
glassip ağır ilerliyor ama merakla izliyorum acaba ne olacak diye .

ao haru ride bana fazlasıyla kimi ni todokeyi hatırlattı . öyle sıcak hissettiryor ki karakterleri bağrıma basıp satılmak istiyorum. liseliler ve onların masum aşkları 🙂

barakamon çok ama çok eğlenceli ben bu animeye biraz tereddütlü başladım sıkıcı olur diyordum bir adaya kaçmış bir adam ne olabilir ki diye başladım ama oldukça keyif alıyorum. hele o tatlı mı tatlı kız yok mu bayılıyorum ona küçük falan ama dehşet sevimli 🙂

sailor moon yeniden animeye uyarlandı. çocukluğumun animesi benim favorim hatta efsanem . biraz farklı gelse de ben serinin meraklısı olarak izleyeceğim. ne de olsa mangasını okuyamamıştım böylece manga nasıl ilerliyor onu da izlemiş olacağım.

gekkan shoju nozaki kun ise insanı şaşırtan bir anime sıradan basit bir shoju ama öyle anlar oluyor ki kahkahalara boğuluyorum. bu anime içlerinde en komiği sanırım ne zaman ne olacak bilemiyorum. karakterler arıza ve ben arızaları severim.

miyazaki efsanesinin veda filmi olan rüzgar yükseliyor animesini de izledim. her zaman ki gibi görüntüler hikaye olağanüstüydü ama nedense bu bir kariyerin bitişi olduğu için daha fazla şet ummuştum. ben fragman da başka bir hikaye düşünmüştüm de ondan da olabilir . bir parça eksik hissettim en iyisi başka bir kapanış yapsın bu anime veda için yeterli değil .

agatha teyzenin endless night adlı kitabını okumuştum bari tv uyarlamasını da izleyeyim dedim ama onu pek beğenmedim hikayeye sadık kalmamışlar yazık olmuş.

jane austen teyzenin de akıl ve tutku kitabını okudum . uyarlamasını izlemiştim ama kitabı okumamıştım henüz.
sonra peter pan ölmeli adlı kitabı okudum. polisiye olarak fena değildi. en azından aklından bir sayı tut a göre dahi iyi buldum.
bu aralar kitap okumayı bıraktım sanırım çok az okuyorum hepsi bu bilgisayar yüzünden hep yapacak bir şeyler var . bu sebepten doğru düzgün yazamıyorum bile. twitter ,tumblr falan da bıraktım ya kendimi dizilere verdim. sınırlı zamanımda anime gibi kısa şeyler veya yeni başlamış hafta da bir bölüm gelen şeyler izliyorum.

iki yabancı diziye daha başladım. outlander ın birinci bölümünü izledim bir iki bölüm daha bakarım ama devam eder miyim bilmiyorum. hikaye ilginç bu yüzden keşke kitaplarını okuyabilseydim diyorum. öyle bir hikayeyi kendim canlandırmak iterdim sırf oyuncular yüzünden hikayeden soğumak istemiyorum. finding carter adlı diziye de başladım hatta üç bölüm izledim ama olmadı yeterli gelmedi. bakalım belki izleyecek hiç bir şey bulamasam dönerim. yeni başlayan dizileri tercih ediyorum yakalamak sorun olmuyor.
başka şeyler de yapmışımdır ama aklıma gelmiyor.sanırım yazmadığım kitap yazılarım bahsetmediğim filmler var fakat kafam da koca bir boşluk var gibi hatırlayamıyorum. bu yüzden sık sık gelip yazmaya ihtiyacım var.

şimdilik benden bu kadar esen kalın efem 🙂

Witness for the Prosecution – Beklenmeyen Şahit

Billy Wilder ‘ın filmlerine baktım geçenlerde çiftte tazminatı izlemiştim merak ettim başka neler var diye. Meğersem o meşhur Sabrina kendisine aitmiş ayrıca benim cuma kızı versiyonunu izlediğim front page adlı bir uyarlamasını bile yapmış. Bir sürü film vardı merak ettiğim en çok sunset bulvarı nı izlemek istiyordum ama onca film arasından bunu seçtim çünkü  hikaye agatha christie ye ait , malum çok severim kendisini ,hiç vakit kaybetmeden başladım izlemeye.

filme geçmeden önce yönetmene , senariste , oyunculara tam puan verdiğimi belirteyim , onları övmek için söyleyecek söz bulamıyorum , hepsi de iyi iş çıkarmış ortaya gerçekten dillerden düşmeyecek bir ziyafet çıkmış .

Genelde yorumlar finalle ilgili kimsenin tahmin edemediği ve çok şaşırdığı yönünde ama ben en başından beri biliyordum belki yazarın tarzına olan alışkanlığımdan belki hem ters köşe senaryolar olsun diye beklentimden olması gereken budur dedim ve sonunda yanılmadım 🙂

Film 1957 yapımı yönetmeni billy wilder tabi ki , polisiye gizem türü , senaryosunda Agatha Christie, Larry Marcus, Billy Wilder, Harry Kurnitz gibi büyük bir kadro var , IMDB Puanı: 8.4  ülke de tabi ki ABD.

En iyi mahkeme sahnelerinin bu filmde bulunduğunu söyleyenler azımsanmayacak kadar çok . Bende izlediklerim arasında paradine case ve bu filmi en iyi mahkeme sahneleri konusunda listelerde ilk sıralara yerleştirdim.

Gelelim konusuna kalp krizi geçirdikten sonra ilk defa iş yerine gelen zeki avukatımız sıkıcı davalar almak zorundadır , doktoru öyle tembihlemiştir lakin o bunu istemez ve zor bir davayı kabul eder. bu dava bir cinayet davasıdır. genç bir adam yaşlı bir kadını öldürmekten suçlanır.  üstelik adamın karısı onun aleyhine tanıklık etmekte kocasının katil olduğunu söylemektedir. fakat avukatımız adamın masum olduğuna inanmıştır. artık onun suçsuzluğunu ispat için çalışmaya başlar.  geçekten iyi bir film , finali de hoş olmuş ben pek sevdim , asla sıkılmayacağınıza eminim . iyi seyirler efem 🙂

Sonsuzluktur Kitap…

 

kitap bence başka başka dünyalardır . ne zaman ki başka bir boyuta geçmek istersiniz o zaman bir kitap yeterlidir.  nerden çıktı bu yazı tabi ki serseri depresyonun beni mim lemesi vesilesiyle bakınız 🙂

1.Ne sıklıkla kitap okursunuz?

benim bir planım programın yoktur. her şey de olduğu gibi bu durma ve moduma göre değişir  ama elime bir kitap almaya göreyim onu hemen bitirmek huyumdur. ben sabahlara kadar uyumadan iki hatta bir günde kitap  bitirdiğimi bilirim yemeyi unutacak kadar sevdiysem kitabı beni tutabilene aşk olsun 🙂

2.En sevdiğiniz yazarlar?

benim sevdiğim bir sürü yazar olabilir ama en aklımda kalanlar çocukluğumun ve her daim hayatımın fovorisi agatha christie , margaret mitchell rüzgar gibi geçtiden dolayı , jane austen tüm kitapları , elizabeth gasskell kuzey ve güney , emiliy bronte uğultulu tepeler, charlote bronte jane eyre , philippa gregory boleyn serisi , tolstoy , reşat nuri , judith mcnaughty, charles dickens   say say bitmez bu soru en iyisi burada kesmek 🙂

3.En beğendiğin kitaplar?

bu soruya cevap vermek çok zor iş azizim ama bir kaç örnek ile rüzgar gibi geçti , uğultulu tepeler, aşk ve gurur, jane eyre, kuzey ve güney , düşler krallığı , anna karenina ,çalıkuşu … böyle uzar gider bu soru

4.(Yerli/yabancı) hangi yazarların kitaplarını daha çok tercih edersin?

öyle ayrımın yoktur yerli yabancı okurum ama yerli okuyorsam günümüz yazarlarını okumam genelde eski yazarlardır benim okuduklarım.

5.Bugüne kadar en beğendiğin kitap serisi?

seri olarak bir tek boleyn serisini okudum sanırım . devamlı kitaplara yönelmedim pek. bu serinin altı kitabını da pek sevdim .

6.Daha çok hangi tarz okumaktan hoşlanırsın?

romantik , polisiye , tarihi , gerilim aslında olay örgüsü yoğun ve heyecanlı kitapları seviyorum .

7.En son hangi kitabı okudun?

en son sergüzeşti okudum am o çok kısa bir kitaptı ondan önce sinekli bakkalı okudum.

8.Şu anda hangi kitabı okuyorsun?

jane eyre yi aldım ingilizcesinden okumaya çalışıyorum 🙂

9.Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi?

ben yeni yeni keşfettim çok güzel bloglar varmış . şimdi ahlanıyorum neler varmış da benim haberim yokmuş hep sinema blogu takip edersem böyle olur işte 🙂

10.KİTAP OKUMAK sizin için ne ifade ediyor?(cevabını en çok merak ettiğim soru)

ben kitap okuduğum zaman hayal dünyam yeni bir kapı açar zaten balık burcu olarak hayal gücü  konusunda sıkıntım yok . yepyeni dünyalara gider yeni deneyimleri yaşamış gibi olurum . kitabın içine girer sanki orda bir karakter olurum. beni mutlu eden . gerçeklikten kurtaran ,yepyeni ufuklar açana zengin bir  dünya kitap. sanki bir bahçeye açılmak gibi. uçsuz bucaksız bir yolculuk 🙂  yaşamadan deneyim edinip duygu geçişleri sağlayıp empati kurduran bir kılavuz kitap. eğlendiren , hüzünlendiren bir kılavuz. hayata başkasının gözlüklerinden bakmak gibi.

sıra geldi mim i yollamaya tekrar aramıza dönen mavi ‘ye gitsin çok okur biliyorum bir de şuan bu yazıyı okuyan tüm kitap severler mim lendiniz 🙂

Yazmak Lazım

evet yazmak lazım yoksa bu günler gelip geçtiğinde geriye hiç bir şey kalmayacak.

yeni bir yıla girdik ama ben yeni yıl yazısı yazmadım oysa her yerde bu vardı. neden yazmadım çünkü yazsam son derece karamsar bir yazı olacaktı. grinch gibiyim son zamanlarda bu yeni yıl yeni umut muhabbetini bozmak istemiyorum . fakat anlamadığım bir şey var yeni yıl da hiç bir şeyin değişmeyeceği gerçeğine aldırış etmeden mutlulukla yeni yılı bekleyenler.

yok işte her şey aynı üstüne üstlük her yıl başında yeni zamlarla ve yaşlanarak uyanıyoruz. bunda sevinecek hiç bir şey yok. ömrümüzden eksiliyor peki neden mutlu oluyoruz belki de berbat geçen bir senden kurtulmanın verdiği rahatlık. 2011 çok kötü bir seneydi sadece benim için değil dünya için de bu böyleydi. özgürlük için savaşlar ve isyanlar vardı arap baharı , sonra ispanyol ateşi, yunanistanın eylemleri , wall street işgalleri, borç batakları , ekonomik krizler ve ülkede akıl almaz olaylar. sayamayacağım kadar değişik olayının olduğu hareketli bir yılda benim için pek bir şey değişmedi. işsizlik ve umutsuzluk vardı yine var . wordpress in her yıl yolladığı maillerden anladığım kadarıyla takipçi sayımda baya artmış oysa ben okunmadığımı düşünüyorum. bu rakamlar bile sahte galiba şimdi bu yazıyı okuyan olur mu . yada ben uzun zaman yazı yazmasam nerde ki bu kız diye merak eden . hayır olmaz. küçük bir noktayım bu dünyada çok küçük .

neyse boş verelim yeni yıl muhabbetini gelelim yaptıklarıma .

geçen hafta sonu miss marple günleri düzenledim , bir sürü uyarlama izledim ve polisiye tutkum yüzünden paranoyaklaşmanın evresine geldim denilebilinir. agatha teyze sağ olsun çok güzel vakit geçirdi. iki marple ı da pek seviyorum , birisi çok şirin , sıcak kanlı insanın herşeyini rahatlıkla anlatacağı şefkatli bir jane potresi çizerken diğeri sinsi , sesiz ve zeki bir kadın portesi çiziyor.

little dorrit adlı ingiliz dramasının 7 bölümünü izledim akiracığım sağ olsun onun sayesinde haberim oldu. alt yazı bulamadım orjinal dilinden takip ediyorum. severim bbc yapımlarını .

sherlock un 2 sezonu geldi. moriart hastası bir insanım ama onu çok kısa izleme fırsatım oluyor umarım yeni bölümlerde daha fazla görürüm. yeni bölümü çok sevdim . hele ” the woman ” lakabını ve kadının zekası sayesinde nerdeyse sherlock u alt etmesini pek beğendim.

supernatural ın yeni bölümü geldi. alt yazı bekleyemeden hemen ingilizce alt yazılı izledim bile. bu dizi  ne olacak merakla bekliyorum çünkü son sezon acaba nereye gidiyor diye izler oldum . eski heyecanını yakalasa bari. cass den beri pek bir sönük .

vampire daires geldi nihayet. ve yeni bölümün final kısmı hep beklediğim kısımdı. sonunda diyorum . damon taraftarı biriyim. stefan ın her şeyi yapıp masum çocuk ayağına yatmasına uyuzum haksızlık bu. tabi bu dizi de iyi karakter yok. herkes kötü en başta da elena bu kıza da gıcığım. herkese gıcığım galiba 🙂

cinayet gecesi diye bir film izledim. aslında bu sıralar ben şöyle eğlenceli çıtır çerez bir aşk filmi arıyorum ama hiç tavsiye den yok 😦 ne yapalım oturduk polisiye diye izledik. fena değildi işte . film arayışlarım sürüyor ama fırsatını bulursam manga ve animelere dönüş yapacağım.

gitmeden filmden bir replik paylaşayım.

– yakından bakarsan herkesin bir kusuru vardır.
– benimkini mi arıyorsun?
-seninkini buldum bile
-nedir?
sen bir kazanansın.(fracture)

benden bu kadar siz ne alemdesiniz ?

görüşmek üzere

Hikaruivy ‘e Sonsuz Teşekkürler

 Aslında bu aralar hiç blog da yazı yazacak vaktim yok. bir şey yaptığımda yok. Fakat acele ile bu yazıyı yazmam gerekiyor çünkü şuan çok mutluyum. Hikarucuğum yine beni çok ama çok mutlu etti. Daha önce kuzey ve güney adlı kitabı ne çok istediğimden bahsetmiştim o da sağ olsun bu yakarışlarımı görmüş ve büyük bir incelikle göstererek bana bu kitabı göndermişti. O kadar mutlu olmuştum ki anlatamam  çünkü kitaba fena kafayı takmıştım ve ille de bulmalıydım. Benim olmalı dediğim kitabın ingilizce  olarak karşımda görmek harikaydı. 

Hikaru bununla yetinmedi ve geçenlerde agatha christie ile ilgili yazdığı bir yazı da kitap göndereceğini söyledi . İlk yorumlayan olarak çok şanslıydım ve bu gün eve geldiğimde annem çok mutlu olacaksın çünkü kitabın geldi dedi. Her zaman ince düşünceli olan çingum içine bir de kartpostal ve küçük değerli bir şey daha koymuş. Çok ama çok teşekkür ediyorum çingu . Elimden teşekkürden başka bir şey gelmiyor. Düşünüyorum hikarunun amerikada bulamayacağı bir şey var mı ki ama bende bir şey bulacağım . Sana  şimdilik sadece komavo diyebiliyorum 🙂

ÇOK TEŞEKKÜRLER ÇİNGU , İYİ Kİ VARSIN , İYİ Kİ TANIŞMIŞIZ , SİZİ SEVİYORUM BLOG ALEMİ 🙂

Vakit bulup kitaplarımı okumak zaman alsa da elime almak bile ayrı bir haz veriyor . Darısı başınıza 🙂

NOT: Aslında bendeki kitabın kapağı daha güzel fakat buraya resmini koyamıyorum bununla idare edeceksiniz.

Polisiyenin Üstadı: Agatha Christie- HİKARUİVY’NİN YAZISI

hikaruivy ‘den paket gelmiş çok mutluyum 🙂 by winpohu

Biri Polisiye Mi Dedi :)

Geçenlerde hikaru burada çok güzel bir yazı yazdı. Ben Agatha Christie hayranıyımdır. Küçüklükten beri sevdiğim bu gizem merakı hiç peşimi bırakmadı. Yolum bu yüzden sık  sık sahaflara düştü . Sekiz , on  kitapla dönerdim.

Bu sevgimi unutmuştum ki sağ olsun değerli çingum hikaru yeniden hatırlattı. Buradan kendisine teşekkür ediyorum hem Jane Austen uyarlamalarını tükettiğim için ne yapacağımı düşünen bendenize yeni izlenecek uyarlamalar verdiği için hem de yazının sürprizi olarak kitap hediye ettiği için. İlk yorumu yazana hediye edeceğini söylemişti o talihlilerden biri de ben oldum. Bu hikaru dan alacağım ilk kitap değil. Daha önce Kuzey Güney kitabı ile ilgili nasıl haykırışla istediğimi duymuş ve bana kitabı yollamıştı. nasıl mutlu oldum anlatamam. kargo almak , paket gelmesi bir yana hem çok istediğim bir kitaptı hem de çok ince bir düşüncenin ürünüydü. Nasıl teşekkür etsem bilemiyorum 🙂 Okudukça seni hatırlayacağım çingu 🙂

 Gelelim diğer meseleye polisiye sever biri olarak. Hemen araştırdım ve film ve dizi uyarlamalarını buldum. Hercule Poirot çok sevdiğim bir dedektif. O ve onun gri hücreleri. Favorim kesinlikle Hercule. Agatha teyzenin bu karakterden zaman zaman nefret ettiği söylenir . Hatta bu yüzden Ve Perde İndi de malum sonu yazmıştır. Hercule nin kendini beğenen tavırlarını sevmezmiş. Ama ben seviyorum aynı durum Sherlock ve Sheldon da da geçerli. Gerçek dünyada zekasıyla övünen birine tahammül edemem belki ama hayali dünyada çok sevimli 🙂

Şimdilik izlediğim uyarlamlar Hollow Malikanesi Cinayeti , Arka Sokaktaki Cinayet, The Adventure of the Clapham Cook,Ölüm Oyunu ,Ölümle Randevu ama şimdilik 🙂 bunlardan Ölümle Randevuda bir alıntı yapmak istiyorum çok hoşuma gitti.

Şamda bir barda oturmuş içki içen bir adam odanın diğer ucunda ölümü görmüş. Olamaz demiş sıra bana mı geldi. Atına atlayıp dört nala sürmüş ,çölden geçip Samaraya gelmiş. Çok susamış çok ama çok. Kuyunun başında ölüm bekliyormuş . Adam şaşkınlıkla olamaz demiş ,ben seni Şamda bıraktım. Ölüm cevap vermiş. Seni Şamda görünce bende çok şaşırdım. Çünkü seninle buluşmak için burada sözleşmiştik.

Sherlock Holmes da severim hatta bbc versiyonu olan üç bölümlük şahane diziye bayılırım. Orada hem Sherlock u hem de Moriarty i çok seviyorum . Oyunculuklar mükemmel. Önceleri Sherlock çok hoşuma gitti. Ta ki Moriarty i görene kadar bu Andrew Scott olağanüstü bir oyunculuk sergilemiş. Onun olduğu o kısımı üç kere izledim.  Sherlock Holmes ın eski versiyonlarından biri olan The Greek Interpreter filmini de izledim. Oradan da bir alıntı yapmak istiyorum .

Watson: Ona ne olacak ?

Sherlock : Sorgulanıp serbest bırakılacak. Ne yazık ki soğukkanlılık suç sayılmıyor ve zerre kadar merhametsizlik .

İşte böyle polisiye dolu günler geçiriyorum. Sonra aklımda öyle hikayeler şekilleniyor ama vakit bulup yazamıyorum. İyi bir polisiye gibisi yoktur. Eğer izlemek isterseniz çok güzel bir site buldum buyurun   izleyin efem 🙂