Creating Destiny – Kaderini Yarat

Kalp cimridir. 

Başlamadığım bir şeyi nasıl bitirebilirim.

Türkçeye kaderin cilvesi diye çevrilmiş bir dizi ile karşınızdayım ama diziyi anlatmadan önce bunu izlemeye nasıl başladım ondan bahsetmek istiyorum. Malum bayram nedeniyle ben pek pc başına geçemedim. Tatil olunca kardeşimle birlikte önce benim çok sevdiğim teach you love adlı filmi 4. kez izledim , ben çok seviyorum bu filmi,  öyle her şeyi de böyle sevemem, hem bir şeyi tekrar tekrar izlemek de bana göre değil fakat konu bu film olunca her şey değişiyor . O bana bir film önersene dedi ve başladık izlemeye sonrasında koca bir çikolata ile birlikte oturduk üç kardeş secret garden ı bilmem kaçıncı kez izleyerek hyun bin özlemimizi giderdik.  tam eskilere gitmiştik ki kardeşim full house 2 yi açtı , e bi bakalım nede olsa yılların efsanesi gerçek oldu , bu şehir dedikodusunun gerçekleşmiş olduğu gerçeğine kanarak , bir izleyelim bakalım dedik. tabi ki ben ilk versiyonu çok sevdiğimden bu öyle güzel gelmedi. yalnız iki bölüm bakabildim fakat sarı saçlı eleman olmuş ben sevdim 🙂

peki creating destiny ‘ye nasıl başladım. Kardeşim bi gelsene deyip beni kandırdı. Diziye asla başlamayacağımı biliyordu hele 31 bölüm olduğunu söyleyince ben” neeee ” çığlıkları attım.  nerdeyse normalin iki katı,  hemen kaçıyordum ki bir de ne göreyim,  benim teach you love daki baş rol elamanı değil mi o =? tabi ki kaçamadım,  oturup adamı izledim. ne edersiniz takıntı işte. kardeşim de zaten 31 bölümü tek izlemek için beni bilerek tuzağa düşürmüş .

diziye gelirsek çok kalabalık bir dizi , baş rollerin aksine diğerlerinin hikayeleri de çok yer kaplıyor , işin içine aileler falan girmiş ama hepsinin hikayesi ilginç üstelik çok komik sahneler vardı gülmekten bi hal oldum 🙂  yine de bölüm sayısı hiç izlemediğim kadar çok olunca atlayarak izledik . yeni bir taktik oldu bu da,  dizinin çoğunu atladık gibi bir şey 🙂 ama önemli kısımları es geçmedik zaten yeni bölüm fragmanlarından bütün ana hatları da öğrenmiş olduk . diziyi sevdim vakti olanlar kaçırmasın hem diğer diziler gibi dram da değil üstelik baya baya eğlenceli .

konusuna gelirsek çocukken avustralyaya göç eden ailesiyle yaşayan hanım kızımız alex adlı sarışın bir adamla evlenmek ister. ee klasik kore babası yabancı damat istememektedir. kızını koredeki en yakın arkadaşının oğlu ile evlendirmek için ona bir şart koşar . eğer kızımız korede bir yıl kalıp koreli bir adamla çıkarsa ,baba da bir yıl sonra kızın alex ile evlenmesine izin verecektir. babanın inancı kızının bir koreli ile çıktıktan sonra alex i unutacağı yönündedir. peki seçilen bu koreli kimdir ? baş rolümüz bir doktor, kadınlar arasında popüler,  ailesi evlenmesi için baskı yapar ama o hep itiraz edip kadınlar ile ilgilenmediğini söyler. bunun sonuncunda doktorun gay olduğu her yerde yayılır. aile de ne yapsın oğullarının gay olmadığını göstermek için onu evlendirmek isterler. sang eun koreye gelir ve yeo jun ile tanışır , olay örgüsü de böyle başlar. büyükbaba , büyükanne  ve diğer büyükler ile tadından yenilmez bir aile komedisi başlar. doktorun ablasının hikayesi , sonra onun en yakın arkadaşının hikayesi falan derken dallanır budaklanır. yalnız bu doktorun kankası da doğruluk misali , adam buna ne zaman akıl danışsa en doğru şeyleri söyledi. hep en doğru ve en güzel şeyler bu adamın ağzından çıktı. arkadaşı olmasına rağmen inandığını savundu fakat konu kendisi olunca doğruyu göremiyor o kesin 🙂

ve gelelim dizinin sevdiğim yönlerine ağır drama olmaması , komedi dozunun hep var olması , öyle diğer diziler gibi birden bire ve delicesi aşk olmaması ki burada bildiğin her şey normal ilerledi. ne yıldırım aşkı var ne de ölümüne aşk var.  karakter bolluğu ve herkesin değişik bir hikayesi olmasını ,baş rolleri ki hanım kız tam puan aldı ama doktor gıcık etmedi değil 🙂 aslında bir sürü şey var tek noksan yanı çok uzun olması . onun için de o kadarcık kusur kadı kızında da olur diyorum .

benden yeni bir dizi tavsiyesi daha , esen kalın efem 🙂

Nice Guy – Innocent Man – Masum Adam

Bakmayın siz adının masum olduğuna hiç de öyle değil bence. Nerden çıktı şimdi bu dizi valla yazmayacağım diyorum sonra öyle bir şey çıkıyor ki karşıma yine kendimi burada anlatırken buluyorum . Ama suç bende değil ki gel de anlatma 🙂

dizi izleme sebebim malum song joong ki , yani hiç inkar edecek değilim yoksa başlamazdım, ağır dram olur bu diyip , es geçerdim lakin ben kendisine uzun yıllardır hayranım . aha da açıklıyorum fanı mı oldum ne , yok ya benden fan olmaz . şaka şaka olsa olsa şuan fazla görmekten dolayı bir sendrom yaşıyorumdur. aynı şey size olmasın diye resimlerini paylaşmayacağım,  neme lazım gider vurulursunuz , kapılırsınız ne gerek var yani , rakip oluşturmaya değil mi 🙂

kusura bakma hikarucuğum bende artık ondan gözümü alamıyorum 🙂 konuya gelirsek klasik intikam hikayesi malum koreliler seviyor bu tarz şeyleri. bende uzun zamandır izlememiştim intikam hikayesi . izlediklerim içerisinde de beni huzursuz eden nadirdir. en güzelleri MİSA, I love to kill , Devil ve niceleri . sonu pek iyi bitmeyecek gibi ki genelde bu tür senaryoların sonları hep mutsuz olur ama mutsuz sonların daha akılda kalıcı olduğu da kesin . 

Kişilere gelirsek nice guy kötü , sevdiği kadın kötü , intikam için kullandığı kadın o da kötü yani kötü değilseler bile melek değiller o kesin . hepsinin zaafları var ve hepsi bencil ,diğer dizilerin aksine melek gibi insanlar yok . herkes bir şekilde başkasını mutsuz etmiş veya kullanmış fakat bu demek değil ki onlara acımıyorum yada anlamıyorum aslında bu sebepten daha çok anlıyor ve onları benimsiyorum daha gerçekçi geliyor karakterleri de hayat hikayeleri de . empati kurabiliyorum eğer bir durumda kendiniz ve başkası arasında kalırsanız doğanız gereği kendinizi kurtarmak için onu harcarsınız. fakat bu kötü kadının yaptıkları da çok fazla sövmek istediğim çok sahne oldu. 

goo jun pyo göndermesine bayıldım , adamın o çapkın hallerine de bayıldım , aşk için mahvolan hayatları izleyince kızıyorum bu kadar da olmaz diyorum ama izlemeden de duramıyorum 🙂

bir de replikle bitireyim ” kaybedecek çok şeyi olan kişi kaybedecek hiç bir şeyi olmayan kişi karşısında kazanamaz. ” doğru söze ne denir. on ikinci bölümü izledim . yeni bölüm henüz ortada yok meraktan bir hal olacağım kesin siz siz olun yeni diziye başlarken bitmiş mi diye kontrol etmeyi unutmayın . 

şimdilik esen kalın efem 🙂 

Rich Man Poor Woman

Niyetini bu kadar belli eden bir dizi ismi olabilir mi ? belki de sadece bu konuyla dalga geçmek için uydurdular bu ismi diye düşünmüyor değilim malum komplo teorilerim de meşhurdur 🙂

Big gibi bir hayal kırıklığından sonra bir süreliğine  kdramalardan elimi ayağımı çektim efem. jdramların diyarına bir göz atayım dedim . malumunuz love shuffle dan beri hiç jdrama izlemedim öyle çok japon dizisi izlemişliğim de yoktur hani .

ama dizi 10 bölüm üstelik 45 dakika olunca bir de hafta da sadece bir bölüm olunca kendime hakim olamadım.

bakmayın siz zengin adam fakir kız dediğine bu doğuştan zengin bir züppenin hikayesi değil yani adam ağzında gümüş kaşıkla doğmuyor burda anlatılmak istenen şans olarak zenginlik sanırım çünkü liseden terk biri olan hyuga toru kendi şirketini kurmuş muazzam bir serveti olan biriyken kızımız yani sawaki chihiro ise tokyo üniversitesinden mezun olmuş çok iyi bir öğrenci olmasına rağmen bir ş bile bulamayan bulsa bile sıradan berbat bir işe katlanmak zorunda kalan biri.

hyuga için eğitim hiç bir şey hatta bunu küçümsüyor kızımızın eğitimin bir başarısızlığı olduğunu söylüyor. şirkette de şımarık bir çocuk gibi acımasız ve sinir bir tip. üstelik insanların yüzünü ve ismini hatırlayamamak gibi tuhaf bir de hastalığı var. sawaki iş ararken çok sahiplendim kızı sanki kendimi gördüm. neyse hyuga tarafından da red edilir kız zaten 36 görüşmesi kötü geçmiştir.  ama bir yeteneği vardır her şeyi hatırlayan mükemmel bir hafıza işte buna en çok ihtiyaç duyacak insan da hyuga dır. neyse bunlar bir iş ilişkisi sebebiyle bir araya geliyor. burada kızımızın biraz yalan dolanla zorlaması da yok değil hani.

henüz üç bölüm izledim ama sevdim yani fena gitmiyor. hyuga nın ortağı gölgelerin adamı ve kız kardeşi beni huylandırsa da bu dizi de mutlu sonu görüyorum ben eğlenceli olacak . benden bu kadar hoşça kalın efem 🙂

dip not : belki bilen bilir ve ilgisini çeker oguri shun oynuyor ben fanı olmasam da oyunculuğuna söz yok .

” GHOST ” Harika Mı Ne ?

Bu sezon dizilere bir fırsat vereceğimi söylemiştim ve yine tam benim dişime göre olan ikinci dizimi de keşfetmiş bulunmaktayım. Ghost harika bir dizi , sürükleyici , polisiye unsurlarını ve gizemi sonuna kadar içinde barındıran asla sıkmayan izlerken koltuğunuzdan kıpırdatmayacak bir heyecana saplanmanızı sağlıyor.

bu dizi ile ilgili asla kötü şeyler söylemeyeceğim hiç kusura bakmayın torpilli 🙂 bu sezon gong yoo , so ji sub, seung hun , ve centilmenin gururundaki dört ajushi ile birlikte resmen ajushilerin geçiş töreni oldu geri döndüler hoş geldiler 🙂

diziye geri dönersek öyle spoiler olayına girmeyeceğim hatta konuyu bile anlatmayacağım çünkü bu diziyi hiç bir şey bilmeden izlemelisiniz ve şaşırmalısınız zevki ancak böyle çıkar.

kısaca giriş yaparsak so ji sub bilişim suçları biriminin başındaki bir polis ve onun araştırdığı suçlulardan biri olan hades var ki kendisine ilk bölümde vuruldum so ji ‘nin karizması gitti ben bu adamın karakterine ve gülüşüne vuruldum I love  hades diyorum 🙂

ilk bölüm 20 yaşında ünlü bir oyuncunun intiharı ile ilerliyor. kız intihar etmeden önce tiwit atıyor ama sonra acaba bu intihar mıydı o mesajı o mu attı deniliyor ortalık hemen tozla buz oluyor birden fırtınalar kopabiliyor dizide ve devamlı bir akıl çalıştırma olayı pek sevdim ya polisiye kısmını ve teknoloji olayına gelirsek  ondan pek anlamıyorum bu dizide geçen olayların uydurma olduğunu düşündüğüm kısımlar olmadı değil ama belki benim cehaletimdir ya da gerçekten bu teknolojik hacker kısımlarında senaryo tamamen uydurma ve dizi başlarken yazan o korece yazıda bu senaryo tamamen hayal ürünüdür gerçek kişi ve kurumlarla hiç bir ilişkisi yoktur yazıyordur bilemeyeceğim 🙂  teknolojiden anlamsam da o başkasının bilgisayarına sızma ve internet ile ilgili kısımları beni fazlasıyla paranoyaklaştırdı tiwit bile tehlikeli bir şey miş a dostlar 🙂

altı bölüm izledim çok sevdim asla sıkılmadan br sonraki bölüm ne olacak diye merak ederek geçti üstelik tüm oyuncuları pek sevdim so ji var hades i oynayan adam var ve kötü adam bile tam benlik seviyorum bu adamı söyleyecek söz yok heyecanlı bir dizi olsun merak içinde kavrulup yeni bölüm derdine telaşına düşeyim diyorsanız kesinlikle kaçırmayın

izleyin izlettirin ve kaçarken dizide pek sevdiğim bir müziği paylaşayım phantom of the opera süper bir şey bir tıkla tadına varın  🙂

The Phantom of the Opera
is there, inside your mind

dizi de o kadar çok olay var ki bir sürü gizemi olduğundan sonuna kadar sıkmayacağına inanıyorum bir satranç oyunu gibi zeki karakterleri olan dizileri çok seviyorum ben . neyse çok konuştum herkes diziyi biliyor ama winpohu ‘nun da diziye tam not verdiğini bilmek belki bir iki kişiyi kandırır 🙂

keyifli seyirler 🙂

” A Gentleman’s Dignity ” ve ” BİG ”

içimdekileri anlatmadan duramadığım için yine buradayım. daha önceki posta  dizi sezonunu açtığımı söylemiştim.  yeni dizilere bir şans verip beğenirsem devam etmeyi düşünüyordum bu sebeple unnimiz kim su ah ‘ın  I do I do ‘su ile başladım ama ilk bölüm beni cezp etmedi bıraktım. bu kadının karşısında oynayacak oyuncu yok valla kendisine hayranım ama hikaye beni bağlamadı.

sonra big izlemeye başladım tabi gong yoo yüzünden ve hikaye güzel iki bölüm izledim devam ederim ben buna. malum doktor gong yoo ‘nun nişanlısı bir öğretmen ve onun öğrencisi etrafında şekillenen bir hikaye var.  liseli ile doktorun bedenleri değişiyor kaza sonucu fanstastik ve keyifli bir hikaye. başlarda liseli oynayan çocuk o kadar iyiydi ki gong cuğumun karizması sarsılacak diye telaşlanmadım değil . gong ve bu liseli olunca dizi izleniyor be birde öğretmenin kardeşini white cristmas dan beri tanıyorum oyuncular iyi olmuş.

ve gelelim bu postu yazma sebebime bunu sona sakladım çünkü en çok bunu anlatmak istiyorum tabi ki A Gentleman’s Dignity ‘den bahsediyorum.  bir centilmenin itibarı , gururu , şerefi vs. şeklinde çoğaltılabilen bu dizi benim listemde ilk sırada yer alıyor diğer dizileri izlemedim haksızlık etmek istemem ama sanki yılın dizisi bu benim için. ben bu diziye aşık oldum.

f4  olayını ajushi olayına bağlamışlar 41 yaşında dört adamın hikayesini izliyoruz. doğrusunu söylemek gerekirse bu diziye bakmam öylesine izleyeyim dedim ama yanılmışım ben aynı şeyi best love da yaşamıştım çirkin bu adam diye başladığım dizinin sonunda bayıldım kelimesiyle gelmiştim. aynı durum burada da geçerli ben kim do jin e vuruldum. çatı katı prensi , big , queen ın hyun man falan derken bir sürü dizi izledim ama bu yıl hiç bir baş role tutulamamıştım ta ki bu diziye kadar. yine benim dişime göre tam tipim bir arıza karakter burada yer alıyor. sanırım dizinin senaristinin secret garden ı yazan kişi ile yanı olması buna sebep. orada ki kim jon won takıntım burada kim do jin oldu 🙂  ben vuruldum başka söyleyecek söz yok 🙂

dizi de öğretmen ile kim do jin ‘in aşkı ilgimi çekiyor . onların her konuşması incelikle örülmüş. tanışmalarından itibaren mevsimlerin değişmesi falan çok hoştu. öğretmen ev arkadaşının sevgilisine aşıktır. platonik bir aşk bu.  kadın duygularını içine gömen biri ama kim do jin bunu anlıyor tabi . bundan sonrası aslında bu dizi ile ilgili hiç bir şey anlatmamalıyım sürprizi kaçmasın ama diğer taraftan her sahnesini de konuşmak istiyorum.  çok güldüğüm bir dizi oldu eğlencesi eksik olmuyor. ve adamın karşılıksız aşkına tavrı sonra bizim hep eleştirdiğimiz ikinci adamların saf masum aşklarını yıkışı ne yani seni karşılıksız seviyorum diye başka kadınlarla olamam mı sen benimle olacak mısın dediğinde öfkeyle karışık hak vermem ve bu arızaya  kapılmam dizinin benim gözümde böyle  mükemmelleşmesini tek sebebi . diğer yan etkiler ise adamın süper oyunculuğu bakışı , duruşu her şeyi o mimikleri ile anlatması , o bakışı var ya o bakışı anlatamıyorum . ve her zaman dile getirdiğim ajushi merakım . ne edersiniz çıtır çerez değil ne varsa ajuhsi de var 🙂

yazıyı bitirirken herkes bu diziyi izlesin sonra gelsin muhabbet edelim olmuyor böyle , esen kalın efem 🙂

Ordan Burdan Şurdan :)

Uzunca bir yazı ile yine buradayım. Ne zamandır anlatmak istediklerimi,  biriktirdiklerimi anlatım gideceğim. Öncelikle bu yıl beni fazlasıyla etkileyen Another adlı nadide animenin ovası çıkmış . Olur da haberi olmayan varsa hiç durmasın hemen izlesin. Animeyi çok sevmiştim . Ovasına balıklama atladım. Animenin başlangıcından öncesine gidiyoruz . Tabi gerilim o kadar fazla değil. Sonuçta her şeyi öğrendik ama o başlangıç müziği bile beni germeye yetti.  Misaki ile ilgili bu bölümü kaçırmayın efem.

Biliyorsunuz yaz geldi yaz gelince amerikan dizileri sezon finalleri yapınca ben kendimi bir gelenek olarak asya dizisi izlerken buluyorum . onlarda sağ olsunlar her yaz bambaşka fikirlerle ve bir sürü dizi ile geliyorlar. Bu sefer tanıtımlar öyle ilgimi çekti ki bir iki olan dizi sayım hayli arttı.  Bu yılın fenomeni zamanda yolculuk. Bu sebepten rooftop prince ile açılışı yaptım. Çatı katı prensi konusu ile reankarne olayını almış bir parça zamanda yolculuk eklemiş olmazsa olmazı dramı ve entrikayı bol tutmuş ama her zaman ki gibi başlangıç bölümlerinde izleyiciyi kendisine bağlayan komediyi bol tutmuş benden de iyi puan almış bir dizi.  Diziyi ben her hafta iki bölüm şeklinde izlediğim için sıkılmadım ama toptan izlerseniz bir yerden sonra biraz sıkabilir.

Velihat prens eşi öldürüldükten sonra adamları ile katili bulmaya çalışıyor ve bir şekilde 300 yıl sonrasına ışınlanıyorlar. Bu dört adam günümüze ayak uydurmaya çalışırken çok güldüm baya eğlenceliydi. ve tabi onların düştüğü çatı katının sahibi Park Ha var. Onu üvey kız kardeşi , kayıp annesi , şirket falan derken klasik bir kdrama olay örgüsü çıkıyor ama bunun yanında şaşırtıcı kimi zamanda dedektif vari bir yanı da yok değil. üstelik geçmiş gelecek anlatırken bağlantıları bulmak fikir yürütmek falan baya ilgi çekici.  o peçe muhabbeti , kız kardeşler olayı bana biraz da ferhat ile şirin hikayesini anımsattı. izlediğim bir uyarlamada şirinden daha güzel olan ablası  yüzündeki yara yüzünden peçe takıyor ve ferhat a olan sevgisini söyleyemiyor. sonra o rengarenk kılıklar teletabies i anımsattı. ve ana fikir zaten büyülü çift kate ve leopold u hatırlattı. demem o ki fazlaca tanıdık tad vardı bu dizide. baş roldeki prensi oynayan elemanı da daha önce tarihi f4 dizisinde izlemiş oyunculuğunu hiç beğenmemiştim . o zamanlar kalas demiştim şimdi geri alıyorum gayet iyi oynamış hatta beni baya baya şaşırttı acaba eczanelerinde oyunculuk ilacı mı satılıyor . alıyorsun hapı oynuyorsun . çünkü ben bu  mimiksiz adamın nasıl oluyor da böyle oynayabildiğine hala hayret ediyorum.

final ile ilgili spoiler yapmayacağım sadece beklediğim gibi olmadı ama senaristin aslında mantıklı olanı yaptığını da kabul ediyorum verdiği onca ip ucuyla en doğru sonu yapmış. bu hikaye ancak böyle mantık çerçevesine otururdu sanırım.

Gelelim diğer zamanda yolculuk temalı diziye . Ay bunu nasıl anlatacağımı bilemiyorum.  Daha bitmedi üstelik diğerinden çok daha hızlı izledim.  Queen ın hyun man ‘den bahsediyorum. Konuyu okuyunca  çatı katı gibi sanmış ama fazlasıyla yanılmışım evet tema aynı ama işleniş ve diğer her şey farklı.  Bu dizi ahım şahım diyemem ama nedense kendini fazlaca izletiyor, sevdim bir yerden yakaladı beni , bağladı kendisine. Nedenini bende bilmiyorum sanırım biraz daha normal geliyor. Ha birde diğer diziler gibi süründürmüyor . Hemen bir sevme ,sevilme,kabullenme durumu var.  Konusu yine 300 yıl sonrasına gelmiş bir alim . Nedense bu zamanda yolculuk edenlerin hep sarayla ilişkileri var  ve hep bir entrika olayı. Neyse efem bu sefer alim beyimizin zamanda yolculuk yapmasını sağlayan bir tılsım.  Bende bundan istiyorum. Bu tılsım sayesinde istediği zaman geçmişe gidiyor ama geleceğe gelmesi için hayatının tehlikede olması lazım . O böyle gidip gelirken saray entrikalarını düzeltirken kızımızla tanışıyor . Kızımızda geçmişten bir kraliçenin hayatının anlatıldığı bir dizide kraliçeyi oynamasın mı ?  Alim çok zeki her şeyi çabuk kavrıyor bu sebeple sevdim. Kızımız çok masum.  İkinci adam narsist , bencil, ukalanın önde gideni bir hallyu star ki pek şeker.

Gelelim sevdiğim kısımlara aslında bütün o replikleri paylaşmak istiyorum 🙂

Birincisi alim beyimiz kızımıza sorar ”bu dünyada insanlar mutlu olduğunda ne yapar. ” Pek zeki olmayan bunu da çekinmeden her fırsatta itiraf eden kızımız ”sarılırlar ” der. Alim sorar ” herkes mi yani kadın erkek fark etmez mi .”  kızımız ”hayır ” der  ve alim kızımızı ahtapot gibi sarar ve o replik çıkar ” ohh ne güzel dünyaymış bu ”’ ee alim bey güzel kıza sarılırsan tabi güzel olur dünya 🙂

Sonra kızımız alim beye günümüz vedalaşma şeklini öğretiyor o da bunu hiç anlamıyor sonra vedalaşmanın dibine vuruyor kütüphane sahneleri çok güzeldi 🙂

Kızımız devamlı adama sen bir oyuncusun diyor çapkın olduğunu ima ediyor bizimki bu kelimenin anlamını bilmiyor ama sonunda anlıyor ve itiraz ediyor ben oyuncu değilim diye ama sonra bilmiyordum şimdi anladım ben gerçekten oyuncuymuşum dediği o sahne var ya o sahne offf 🙂

kızımız her şeyi gördükten sonra gidiyor musun diyor . alim  görülecek her şey buysa gidiyorum diyor bu adam tam bir oyuncu bu ikilinin diyaloglarını çok sevdim.

ve alimin ikinci adamdan sevdiği kadını çaldığı için sarf ettiği cümle : kaleci olması demek gol atamayacağın demek değildir 🙂

keşke her şeyi hatırlasam ve anlatsam ya da siz ne duruyorsunuz gidin izleyin tabi benim kadar sever misiniz bilemiyorum .

Film de izledim önce disney animasyonu olan güzel ve çirkin i izledim çok güzeldi.  mesela çirkine kızı tavlaması için öğüt veriyorlar. hediyeler al , çiçekler , çikolatalar ve asla tutamayacağın vaatler ver 🙂 . sonra gidip uyarlaması olan beastly i izledim. başlarda o yakışıklı baş rol oyuncusuna sinir oldum. hatta nefret ettim. öyle bir karakter sevilir mi . ne kadar yakışıklı olursa olsun. ama saf kızımız daha o zamanlarda vurgun bu çocuğa . neyse çocuk kendini fazla beğenmiş. çirkin olanların yaşamaya hakkı yok dercesine dolanıyor etrafta bir gün başını bir cadı ile belaya sokuyor. cadı da ona hayatının dersini verecek büyü yapıyor. onu çok çirkin bir hale sokuyor. eğer bir yıl içinde onu gerçekten sevecek birini bulamazsa da sonsuza kadar böyle kalacak. cadıyı pek sevdim. çok iyi olmuş. tarzı var. neyse bu kyle denen çocuk babası tarafından bile dışlanıyor. yeni bir yere taşınıp bir hizmetçi ve kör bir hoca ile yaşıyor. kızı da uzaktan izlerken ona vuruluyor. bir şekilde onu evine getiriyor. falan  filan. bu kız buna aşık olacak da adam eski haline dönecek. öncelikle adam öyle kalsa olmaz mıydı madem kız onu böyle seviyordu neden ille yakışıklı olması gerekti ki . sonra kör hoca rolinde benim barney var ama hiç becerememiş o nasıl oyunculuktu valla yıkıldım bitse de gitsek diye mi çektin o filmi anlamadım. bırak körü sanki her şeyi gören biri gibi bakıp oynamış inandırıcı olmadı.  ama filmde çok güzel replikler yok değildi. mesela kör adamın önemli olan başkalarının beni nasıl gördüğü değil benim kendimi nasıl gördüğüm dediği sahne. kızın romantizm e ne oldu o eski aşklar uzun mektuplar dediği yer ki ona katılıyorum neden artık kimse mektup yazmıyor 😦  ve hunter ‘ın iyi bir dost olduğunu duyduğu yerde yıkılması , o hayal kırıklığı çok güzeldi. yine gerçek olmayacak bir hikaye ama izlerken sizi mutlu edecek hayallere inandıracak bir kaç saat  vadediyor.

masallarda hep iyiler kazanır , doğru olan gerçekleşir ama gerçek dünyada hep kötüler kazanır. masallardaki gibi bir hayat dileğiyle esen kalın efem 🙂

 

Seneler Sonra Muhabbeti ve Sonsuz Aşk

Kore dizilerinin olmazsa olmazı senler sonra olayıdır. Ben bu olayı hiç anlamazdım hatta sinir bile olurdum neden kavuşmaları için onca yıl geçmesi gerekiyor ki derdim .Yeni öğrendim bunun sebebini gerçi kardeşim şimdi mi anladın diye dalga geçti ama olsun geç oldu güç olmadı 🙂

Kore dizilerinde neden seneler sonra olur ? çünkü  o aşk geçici mi yoksa ömürlük mü anlamak için. Eğer aşk  beş sene sonra bile unutulmamışsa bu aşk diğerlerinden farklıdır.Bu aşk hayatının aşkıdır seneler geçse bile hala onu düşünür, onu hayal eder, onu sever .İşte bize bunu göstermek için böyle bir detay koyduklarını düşünüyorum .Siz ne dersiniz öyle midir yoksa başka tahminleiniz var mı ?

gölgesizlerden

“Aşk da ölür ama öldüğünü kabul etmez. Ondandır ki insanlar ölmüş aşklarını sırtıında taşırlar; aşk hamalı olurlar.”

Tükenmiş aşka bir örnek de  Rhet Butler ; açıkcası cnm umrumda değil .Yorgun düşmüş tükenmiş ,vazgeçilmiş bir  aşktır bu .

Zamana yenik düşen aşklar kadar yeni birinin varlığı ile yok olan aşklar da vardır, misal büyük romeo & juliet aşkının hikayesinde ki sessiz kahraman rozalin gibi

Min Hyorin:söylesene Romeo’nun ilk aşkı kimdi biliyor musun?Romeo’nun ilk aşkı Juliet değildi,Rosalin adında bir kızdı.Romeo,Rosalin adlı kızı çılgınlar gibi seviyordu.ama bu sevgisi karşılıksızdı.derken bi baloda Juliet’i gördü.ve ona ilk bakışta aşık oldu.diğer kızı da,Rosalin’i,anında unutttu.insanlar sadece Romeo’yla Juliet’in aşkını bilir.Rosalin’i bilen pek fazla kimse yoktur.çünkü bu onları hikayesidir.Rosalin ise sadece bi figürandır.romeo unun ilk aşkı unutulur ve geçmişe gömülür.Romeo,senin aşkın da romandaki gibi geçici miydi?duyguların nasıl bu kadar değişebildi?Düşlerimin Prensi-Min Hyorin’in Shin’e söyledikleri

Sizce aşk tükenir mi?  Tükenmiş aşk aşk mıdır ?

Zamanın öldüremediği aşklar var mıdır ?

Bir aşkın diğerlerinden daha özel olduğu nasıl anlaşılır ? Aşkı yaşarken hepsi özel değil midir ?

Aşk sonsuza…aşk sonsuz aşk
Ah aşkı arıyor kalbim
Ah aşkı arıyor
Aşk sonsuza kadar…aşk sonsuza kadar
Aşk