Creating Destiny – Kaderini Yarat

Kalp cimridir. 

Başlamadığım bir şeyi nasıl bitirebilirim.

Türkçeye kaderin cilvesi diye çevrilmiş bir dizi ile karşınızdayım ama diziyi anlatmadan önce bunu izlemeye nasıl başladım ondan bahsetmek istiyorum. Malum bayram nedeniyle ben pek pc başına geçemedim. Tatil olunca kardeşimle birlikte önce benim çok sevdiğim teach you love adlı filmi 4. kez izledim , ben çok seviyorum bu filmi,  öyle her şeyi de böyle sevemem, hem bir şeyi tekrar tekrar izlemek de bana göre değil fakat konu bu film olunca her şey değişiyor . O bana bir film önersene dedi ve başladık izlemeye sonrasında koca bir çikolata ile birlikte oturduk üç kardeş secret garden ı bilmem kaçıncı kez izleyerek hyun bin özlemimizi giderdik.  tam eskilere gitmiştik ki kardeşim full house 2 yi açtı , e bi bakalım nede olsa yılların efsanesi gerçek oldu , bu şehir dedikodusunun gerçekleşmiş olduğu gerçeğine kanarak , bir izleyelim bakalım dedik. tabi ki ben ilk versiyonu çok sevdiğimden bu öyle güzel gelmedi. yalnız iki bölüm bakabildim fakat sarı saçlı eleman olmuş ben sevdim 🙂

peki creating destiny ‘ye nasıl başladım. Kardeşim bi gelsene deyip beni kandırdı. Diziye asla başlamayacağımı biliyordu hele 31 bölüm olduğunu söyleyince ben” neeee ” çığlıkları attım.  nerdeyse normalin iki katı,  hemen kaçıyordum ki bir de ne göreyim,  benim teach you love daki baş rol elamanı değil mi o =? tabi ki kaçamadım,  oturup adamı izledim. ne edersiniz takıntı işte. kardeşim de zaten 31 bölümü tek izlemek için beni bilerek tuzağa düşürmüş .

diziye gelirsek çok kalabalık bir dizi , baş rollerin aksine diğerlerinin hikayeleri de çok yer kaplıyor , işin içine aileler falan girmiş ama hepsinin hikayesi ilginç üstelik çok komik sahneler vardı gülmekten bi hal oldum 🙂  yine de bölüm sayısı hiç izlemediğim kadar çok olunca atlayarak izledik . yeni bir taktik oldu bu da,  dizinin çoğunu atladık gibi bir şey 🙂 ama önemli kısımları es geçmedik zaten yeni bölüm fragmanlarından bütün ana hatları da öğrenmiş olduk . diziyi sevdim vakti olanlar kaçırmasın hem diğer diziler gibi dram da değil üstelik baya baya eğlenceli .

konusuna gelirsek çocukken avustralyaya göç eden ailesiyle yaşayan hanım kızımız alex adlı sarışın bir adamla evlenmek ister. ee klasik kore babası yabancı damat istememektedir. kızını koredeki en yakın arkadaşının oğlu ile evlendirmek için ona bir şart koşar . eğer kızımız korede bir yıl kalıp koreli bir adamla çıkarsa ,baba da bir yıl sonra kızın alex ile evlenmesine izin verecektir. babanın inancı kızının bir koreli ile çıktıktan sonra alex i unutacağı yönündedir. peki seçilen bu koreli kimdir ? baş rolümüz bir doktor, kadınlar arasında popüler,  ailesi evlenmesi için baskı yapar ama o hep itiraz edip kadınlar ile ilgilenmediğini söyler. bunun sonuncunda doktorun gay olduğu her yerde yayılır. aile de ne yapsın oğullarının gay olmadığını göstermek için onu evlendirmek isterler. sang eun koreye gelir ve yeo jun ile tanışır , olay örgüsü de böyle başlar. büyükbaba , büyükanne  ve diğer büyükler ile tadından yenilmez bir aile komedisi başlar. doktorun ablasının hikayesi , sonra onun en yakın arkadaşının hikayesi falan derken dallanır budaklanır. yalnız bu doktorun kankası da doğruluk misali , adam buna ne zaman akıl danışsa en doğru şeyleri söyledi. hep en doğru ve en güzel şeyler bu adamın ağzından çıktı. arkadaşı olmasına rağmen inandığını savundu fakat konu kendisi olunca doğruyu göremiyor o kesin 🙂

ve gelelim dizinin sevdiğim yönlerine ağır drama olmaması , komedi dozunun hep var olması , öyle diğer diziler gibi birden bire ve delicesi aşk olmaması ki burada bildiğin her şey normal ilerledi. ne yıldırım aşkı var ne de ölümüne aşk var.  karakter bolluğu ve herkesin değişik bir hikayesi olmasını ,baş rolleri ki hanım kız tam puan aldı ama doktor gıcık etmedi değil 🙂 aslında bir sürü şey var tek noksan yanı çok uzun olması . onun için de o kadarcık kusur kadı kızında da olur diyorum .

benden yeni bir dizi tavsiyesi daha , esen kalın efem 🙂

” GHOST ” Harika Mı Ne ?

Bu sezon dizilere bir fırsat vereceğimi söylemiştim ve yine tam benim dişime göre olan ikinci dizimi de keşfetmiş bulunmaktayım. Ghost harika bir dizi , sürükleyici , polisiye unsurlarını ve gizemi sonuna kadar içinde barındıran asla sıkmayan izlerken koltuğunuzdan kıpırdatmayacak bir heyecana saplanmanızı sağlıyor.

bu dizi ile ilgili asla kötü şeyler söylemeyeceğim hiç kusura bakmayın torpilli 🙂 bu sezon gong yoo , so ji sub, seung hun , ve centilmenin gururundaki dört ajushi ile birlikte resmen ajushilerin geçiş töreni oldu geri döndüler hoş geldiler 🙂

diziye geri dönersek öyle spoiler olayına girmeyeceğim hatta konuyu bile anlatmayacağım çünkü bu diziyi hiç bir şey bilmeden izlemelisiniz ve şaşırmalısınız zevki ancak böyle çıkar.

kısaca giriş yaparsak so ji sub bilişim suçları biriminin başındaki bir polis ve onun araştırdığı suçlulardan biri olan hades var ki kendisine ilk bölümde vuruldum so ji ‘nin karizması gitti ben bu adamın karakterine ve gülüşüne vuruldum I love  hades diyorum 🙂

ilk bölüm 20 yaşında ünlü bir oyuncunun intiharı ile ilerliyor. kız intihar etmeden önce tiwit atıyor ama sonra acaba bu intihar mıydı o mesajı o mu attı deniliyor ortalık hemen tozla buz oluyor birden fırtınalar kopabiliyor dizide ve devamlı bir akıl çalıştırma olayı pek sevdim ya polisiye kısmını ve teknoloji olayına gelirsek  ondan pek anlamıyorum bu dizide geçen olayların uydurma olduğunu düşündüğüm kısımlar olmadı değil ama belki benim cehaletimdir ya da gerçekten bu teknolojik hacker kısımlarında senaryo tamamen uydurma ve dizi başlarken yazan o korece yazıda bu senaryo tamamen hayal ürünüdür gerçek kişi ve kurumlarla hiç bir ilişkisi yoktur yazıyordur bilemeyeceğim 🙂  teknolojiden anlamsam da o başkasının bilgisayarına sızma ve internet ile ilgili kısımları beni fazlasıyla paranoyaklaştırdı tiwit bile tehlikeli bir şey miş a dostlar 🙂

altı bölüm izledim çok sevdim asla sıkılmadan br sonraki bölüm ne olacak diye merak ederek geçti üstelik tüm oyuncuları pek sevdim so ji var hades i oynayan adam var ve kötü adam bile tam benlik seviyorum bu adamı söyleyecek söz yok heyecanlı bir dizi olsun merak içinde kavrulup yeni bölüm derdine telaşına düşeyim diyorsanız kesinlikle kaçırmayın

izleyin izlettirin ve kaçarken dizide pek sevdiğim bir müziği paylaşayım phantom of the opera süper bir şey bir tıkla tadına varın  🙂

The Phantom of the Opera
is there, inside your mind

dizi de o kadar çok olay var ki bir sürü gizemi olduğundan sonuna kadar sıkmayacağına inanıyorum bir satranç oyunu gibi zeki karakterleri olan dizileri çok seviyorum ben . neyse çok konuştum herkes diziyi biliyor ama winpohu ‘nun da diziye tam not verdiğini bilmek belki bir iki kişiyi kandırır 🙂

keyifli seyirler 🙂

” A Gentleman’s Dignity ” ve ” BİG ”

içimdekileri anlatmadan duramadığım için yine buradayım. daha önceki posta  dizi sezonunu açtığımı söylemiştim.  yeni dizilere bir şans verip beğenirsem devam etmeyi düşünüyordum bu sebeple unnimiz kim su ah ‘ın  I do I do ‘su ile başladım ama ilk bölüm beni cezp etmedi bıraktım. bu kadının karşısında oynayacak oyuncu yok valla kendisine hayranım ama hikaye beni bağlamadı.

sonra big izlemeye başladım tabi gong yoo yüzünden ve hikaye güzel iki bölüm izledim devam ederim ben buna. malum doktor gong yoo ‘nun nişanlısı bir öğretmen ve onun öğrencisi etrafında şekillenen bir hikaye var.  liseli ile doktorun bedenleri değişiyor kaza sonucu fanstastik ve keyifli bir hikaye. başlarda liseli oynayan çocuk o kadar iyiydi ki gong cuğumun karizması sarsılacak diye telaşlanmadım değil . gong ve bu liseli olunca dizi izleniyor be birde öğretmenin kardeşini white cristmas dan beri tanıyorum oyuncular iyi olmuş.

ve gelelim bu postu yazma sebebime bunu sona sakladım çünkü en çok bunu anlatmak istiyorum tabi ki A Gentleman’s Dignity ‘den bahsediyorum.  bir centilmenin itibarı , gururu , şerefi vs. şeklinde çoğaltılabilen bu dizi benim listemde ilk sırada yer alıyor diğer dizileri izlemedim haksızlık etmek istemem ama sanki yılın dizisi bu benim için. ben bu diziye aşık oldum.

f4  olayını ajushi olayına bağlamışlar 41 yaşında dört adamın hikayesini izliyoruz. doğrusunu söylemek gerekirse bu diziye bakmam öylesine izleyeyim dedim ama yanılmışım ben aynı şeyi best love da yaşamıştım çirkin bu adam diye başladığım dizinin sonunda bayıldım kelimesiyle gelmiştim. aynı durum burada da geçerli ben kim do jin e vuruldum. çatı katı prensi , big , queen ın hyun man falan derken bir sürü dizi izledim ama bu yıl hiç bir baş role tutulamamıştım ta ki bu diziye kadar. yine benim dişime göre tam tipim bir arıza karakter burada yer alıyor. sanırım dizinin senaristinin secret garden ı yazan kişi ile yanı olması buna sebep. orada ki kim jon won takıntım burada kim do jin oldu 🙂  ben vuruldum başka söyleyecek söz yok 🙂

dizi de öğretmen ile kim do jin ‘in aşkı ilgimi çekiyor . onların her konuşması incelikle örülmüş. tanışmalarından itibaren mevsimlerin değişmesi falan çok hoştu. öğretmen ev arkadaşının sevgilisine aşıktır. platonik bir aşk bu.  kadın duygularını içine gömen biri ama kim do jin bunu anlıyor tabi . bundan sonrası aslında bu dizi ile ilgili hiç bir şey anlatmamalıyım sürprizi kaçmasın ama diğer taraftan her sahnesini de konuşmak istiyorum.  çok güldüğüm bir dizi oldu eğlencesi eksik olmuyor. ve adamın karşılıksız aşkına tavrı sonra bizim hep eleştirdiğimiz ikinci adamların saf masum aşklarını yıkışı ne yani seni karşılıksız seviyorum diye başka kadınlarla olamam mı sen benimle olacak mısın dediğinde öfkeyle karışık hak vermem ve bu arızaya  kapılmam dizinin benim gözümde böyle  mükemmelleşmesini tek sebebi . diğer yan etkiler ise adamın süper oyunculuğu bakışı , duruşu her şeyi o mimikleri ile anlatması , o bakışı var ya o bakışı anlatamıyorum . ve her zaman dile getirdiğim ajushi merakım . ne edersiniz çıtır çerez değil ne varsa ajuhsi de var 🙂

yazıyı bitirirken herkes bu diziyi izlesin sonra gelsin muhabbet edelim olmuyor böyle , esen kalın efem 🙂

The Greatest Love / Best Love /En Güzel Aşk

Nasıl 2010 yılının dizisi Secret Garden ise 2011 yılının dizisi de kesinlikle The Greatest Love bence. Dizi bize bir Dok Go Jin kazandırmıştır ki Kim Joo Won ve Goo Jun Pyo gibi bu karakteri de çok çok çok ama çok sevdim .burada dok go jin sevgimden bir parça bahsettim .

Dok Go Jin kaprisli ,bencil ve ukala bir oyuncu . Kendisini oynayan 41 yaşındaki ve üç çocuk babası Cha Seung Won’a  bravo diyorum .Bir karakter ancak böyle oynanır . Omimikler ,o ses , o duruş nasıl anlatsam bilemedim kİ 🙂

Bir de pek sevimli Goo Ae Jung var ki kadın karakterleri sevdiğim ender dizilerden biri oldu .Sonra çocuksu doktorumuz var ki Dok Go Jin ona bay hiç kimse diyor 🙂

Bu kendini beğenmiş oyuncumuz Dok Go Jin ile Goo Ae Jung tesadüfi bir tanışma yaşar ki bu sizin aklınıza klişe getirmesin bu dizi öyle bir dizi değil .Çok eğlenceli , içinde dram barındırmayan , güldüren , mutlu eden  bir dizi . Bir de o müzikler yok mu * dizinin kendi ost u harika bayıldım K.will ‘in real love şarkısı  ,dugun dugun , dont forget me ve diğerleri .Bunun yanında bir de her sahnede gönderme yaparak kullandıkları o ünlü müzikler var ki tebrik ediyorum , önlerinde şapka çıkartıyorum. Bu müzik detayını çok sevdim .

Başarısız şarkıcı Goo Ae Jung ile yarışma progamına katılan bay mükemmel doktor da şirin mi şirin ama tabi ki bir Dok Go Jin değil 🙂

Anlatılan hikayeleri çok sevdim , kamelya , açelya vb . patatese bakış açım değişti 🙂 karaoke sahnesini çok sevdim , heatberaker şarkısını Dok Go Jin sayesinde çok sevdim . aşk mevzularını , itirafları uzatmamalarını çok sevdim .esprilerini çok sevdim .  Dok Go Jin in ‘  Kim Joo Won a benzerliğini , Secret Garden havasını sevdim .Baş roldeki adamın mükemmellikten uzak olmasını sevdim. Goo Ae Jung ‘ın dünya güzeli olmamasını sevdim .Dok Go Jin ‘in romantik davranışlarını Goo Ae Jung ‘u korumasını sevdim .

Final bölümünü çok sevdim .Bir iş batırılmadan da final oluyormuş demek ki 🙂 Finalde neden The Greatest Love olduğunu öğrenmemizde çok iyi oldu .

Şarj olayını sevdim , mıknatısları ve yalan makinesini sevdim .Sevdim sevdim çok sevdim 🙂

Dugun dugun kelimesini ve Gıkpo diye bağıran Dok Go Jin ‘ i sevdim .Kendinden başkasını sevmeyen Dok Go Jin ‘in 37 yaşında ilk aşkı yaşamasını sevdim .Bu yaşa kadar kimseyi sevmemesini de anlıyorum çünkü hayatı hastanede geçmiş .Bu yüzden kimseye gerçekten aşık olmaması bir tek kendini sevmesi normal .

Bu eğlenceli mi eğlenceli diziyi izleyin ,izleyin izleyin 🙂 Ben ingilizce izledim meraktan ama türkçe altyazılarda çevrilmişti sanırım .Keyifli seyirler efem 🙂

Lie to Me – Bana Yalan Söyle

Diziden daha önce burada ve burada bahsetmiştim.Dizi 16 bölümlük romantik komedi.İngilizce izledim .Türkçe altyazıları henüz tamamlanmadı sanırım. Finali izleyince yeniden yazmak istedim. Daha önce söylediğim gibi dizi ortalama bir dizi ama haksızlık da etmeyeyim bazı yerleri var ki normal dizi standartlarını aşmışlar .Nedir onlar birincisi 8.bölümdeki kola sahnesi .İkincisi karaoke sahnesi ve üçüncü olarak son bölümde de bolca gördüğümüz flört sahneleri. Misal adamın kızımızı baştan çıkarmaya çalıştığı sahneler  çok güzel olmuş.

Sonra adamın önce soğuk biri olarak verilmesi ama sonradan aşık olunca değişmesi ,adeta çocuklaşması çok hoşuma gitti. Bence bu dizideki bir ton sıradanlığa rağmen bu adam çok şekerdi ve aşkı için inadına çabalaması çok hoşuma gitti. Üstelik öyle ağır dram havası da yoktu dizide .

Konuyu zaten daha önceden yazmıştım ama bir daha bahsedecek olursam yine kore dizilerinin klişesi haline gelen zengin ,yakışıklı ,kültürlü ,zeki ve başarılı esas adam ,fakir ve bir o kadar zıttı olan bir kadına aşık olur . Detaylarda ise otel sahibi olan elemanımız çok titizdir ,kızımız pas-paldır ayrıca bir devlet memuru ,kaynana kategorisinde bir hala ve bir adette olmazsa olmaz eski sevgili mevcut .Tabi eksik olmayacak  bir diğer unsurda ikinci adamdır .Kore dizlerinde  olmazsa olmazlar diye bir yazı yazmak geldi içimden 🙂 ikinci adamımız esas oğlanın kardeşi .Üstelik zamanında abisinin nişanlısından ayrılmasına sebep olan bir kardeş .

Karışık bir şekilde anlattım dimi 🙂 Size izleyin ille izleyin demiyorum ama yapacak bir şeyiniz yoksa kola sahnesi ve başroldeki adamın ilerleyen bölümlerdeki sevimliliği için izlenebilir 🙂

NOT: ji hwan ‘ın hallyu star olmayan saç modeli de bizden tam not aldı 🙂

LİE to ME — Bana Yalanlar Söyle

Kore dizisine başlamam diyordum ki kardeşim yüzünden bitmemiş bir diziye başlamış bulunduk.Bir kere bu dizilere başladım mı iki günde bitirmek istiyorum.Vakit alıyor diye kardeşim yeni bir dizi olursa her hafta bir bölüm izleriz dedi.

Baş rolderinde Yoon Eun-hye  ve Kang Ji-hwan var efem .Bayan oyuncuyu daha önce coffe prince  ve düşlerimin prensinde izledim ama kang ji -hwan ‘ı daha önce izlemedim .

Dizimiz çok klasik bir çok klişe barındıran sıradan bir drama ama öyle dediğim için sıkıcı sanmayın gayet eğlenceli bir şey.Peki konu nedir .Yine çok zenginden bir başkanımız var .Aşırı titiz falan .Paspallıktan hoşlanmıyor .Tersine kız ise pasaklı bir şey . Bu başkan nişanlısından kardeşi yüzünden ayrılmak zorunda kalmış .Bu yüzden kardeşi de ondan kaçıyor.Kızımızda en yakın arkadaşı tarafından kazık yemiş sevdiği adamı ona kaptırmış. Bir gün onlarla karşılaşır ve kendisini ezik hissettiği için evli olduğunu söyler .Bir ton yanlış anlaşılma ve dedikodunun gücü sayesinde kısa zamanda başkanla pasaklı kızın evli olduğu etrafa yayılır sonrası mı ? Sonrası dizi de .Ayrıca kız bir devlet memuru.Birde kader başkanın kardeşi ile kızımızın yollarını da kesiştiriyor.

Dediğim gibi bizi şaşırtacağa benzemiyor alışık olduğumuz tarzda bir dizi ama henüz 2 bölüm izledim belli de olmaz sürpriz ataklar gelebilir.İlk iki bölüm açısından eğlenceli olduğunu belirtir ve kaçarım 🙂