KAL HO NAA HO- Yarın hiç gelmeyebilir

evet biliyoruz yarın hiç gelmeyebilir ama çoğu zamanda unutmuyor muyuz bu gerçeği. unutmasak zaten yaşayamazdık. inşa öyle bir varlık ki hayatı ölüm gerçeğini unutarak buluyor. her ana öleceğinin bilen insan korkusundan yaşamazdı. peki filmin bununla ne alakası var.

aslında yok gibi . film aşk ve arkadaşlık üzerine kurulu. oldukça uzun tam üç saat yani böle böle izleyebilirsiniz yada benim gibi kendinizi kaybedip sonuna kadar izleyip sonunda sövede bilirsiniz.

yoo filmi beğenmediğim için sövmedim aksine film güzeldi. dram izlemekten kaçınan ben için bile çok güzeldi. insanın gözlerini dolduracak ve normal insanları ağlatacak sahneler var. ee konu aşk ve ölüm olunca ağlatır tabi .

aman, ruhit ve naina üç kişi , aman hindistandan kalkıp new york a gelir ve naina ile tanışır. daha sonrada onun en yakın arkadaşı ruhit ile. naina , aman a aşık olur ki nasıl olmasın aman harika bir insan nasıl ama nasıl üzüldüm onun haline. ruhit ise naina ya aşıktır. peki aman o da naina ya aşıktır. ama işler ikisinin birbirini sevmesi kadar kolay değildir.

dedim ya bu ne tam bir aşk filmi nede tam bir arkadaşlık filmi. fedakarlık filmi ama bunu neden sadece biri yapıyor diye de dellendim durdum.

film baya ödüllü . bende beğendim sadece naina ya çok kızdım. neden bir insan hep daha çok seviyor ki eşit olmayan aşklarda çok sevenin kaybetmesi doğal bir sonuç sanırım. filmin finaline uyuz olsam da naina ya kızsam da aman için bile izlenir.
dram dolu bir aşk filmi isteyenlere duyrulur.

esen kalın efem 🙂

bu arada varsa bana komedi önerisinde bulunun bu acıklı filmler depresifleştirdi beni .

şimdilik hoşçakalın 🙂

DON’ T CRY MOMY

Bu filmin fragmanını gördüğümden beri bir gün izlemek için aklıma yazmıştım . Nasip bu günlereymiş. Filmi izledikten sonra köreden soğuyup az sövmedim. hele finalinde öğrendiğim bilgiler ve de gerçek olması beni derinden sarstı. Dünya nereye gidiyor bilmiyorum . hindistanla ilgili de böyle haberler okumuştum. gerçekten dehşet. ha türkiyede de olmuyor böyle şeyler oluyor ve bu yüzden bu ülkdeden de tiksinmiyor değilim.

filmin konusu tecavüze uğrayan bir kız öğrenci ve onun intikamını almak isteyen bir anne. suçluların üçü de lise öğrencisi olduğu için yani suçu işleyen reşit olmadığı için mahkeme tarafından serbest bırakılıyor. inanabiliyor musunuz . suç var ama suçlu yok. insanın kadını donduruyor bu durum. ve filmin çekiliş amacı da bu eğer adalet yoksa kendi adaletinizi kendiniz sağlayın demek isteyen daha doğrusu insanların beynini böyle yönlendirip değer yargılarını belirlemek isteyen bir film. yani fazlasıyla yanlı katilleri kahramanlaştırıp normal gösteren Amerikan filmleri gibi mesaj kesin ve net. orada hiç şüphe bırakmıyor. herkes cellat kesilip kendi adaletinin peşine düşmeli . peki bu durum diğerleri gibi beni rahatsız etti mi hayır. eskiden olsa herkes kendi adaletini sağlamalı diyenlere karşı çıkardım ama bu gün öyle net konuşamıyor. böyle bir anne hele de kızı acı çekip intihar ederse çözümü nerede bulur. yaptığı yanlış diyemiyorum . üstelik film başarılı olup sizi izlerken öldürsün hepsini konumuna da getiriyor. içiniz nefret ve öfkeyle doluyor. velhasıl zor bir film . psikolojisi kaldırabileceklere tavsiye olunur. ha bir de köreyi dünyanın en şeker ülkesi sanan hayal perestlere gelin nasıl da kötülükler olduğunun biraz farkına varırlar belki.

bu da böyle bir yazıydı efem . film tanıtımı mı yoksa iç dökme mi bilemedim ama ??

resim koymuyorum . ama filmi kolaylıkla bulabilirsiniz. (teknik arızadan dolayı bir süre görsel kullanamayabilirim )

iyi birer yaşam için esen kalın efem .

 

 

 

Lovesick / Aşk Hastası / 2011 / Tayvan-Çin

asromantik komedilerden gidiyorum. kafa yormayacak ve ağır dram içermeyecek şeyler.  hanım kızımız sevgili ünlü bir popçu olunca ondan ayrılmış aşk acısından kafayı yiyip bir daha aşık olmamak için duygularını öldürmüş .

bir gün tanıştığı mükemmel doktor ile de hayatı aşk çıkmazına geri döner.adamı tersleyip her türlü kabalığı gösterir ama aşık olmaktan da geri duramaz. aşk hastası kızın halleri aşık olmamak için çırpınması ve üye olduğu grubun hanım teyzeleri ile komik eğlenceli bir filmdi. çok şey beklemezseniz keyifle izlenecek bir romantik komedi.

ve filmin güzel repliği kadın adama sorar

-Anlamıyorum.Onda bende olmayan ne var?

adam cevaplar
-Kalbim.O kalbime sahip.

 

meraklılarına duyurulur.

Teri Meri Kahaani / Hindistan / 2012

rrrr

film de izledim.  ne zamandır hint filmi izlemiyordum . evren bir olmuş bana 399 bölümlük hint dizisi izletmeye çalışırken ben kendime hakim oldum ve sadece bir film ile işi kotardım.

 

kardeşlerimle oturup izledik bu filmi. adamı zaten daha  önce izlemiştim. kız da barfi de hanım kızmış . malum barfi göz bebeğim oldu.

hikaye ise üç farklı zamandaki üç aşkı anlatıyor. aynı kişiler ama zamanlar farklı ve geçişler var. romantik komedi sevenler kaçırmasın.  hikayeler 2012 , 1960 ve 1910 yıllarında geçiyor. bizim en sevdiğimiz 1910 oldu . en fedakarlık barındıran hikaye o olduğu için belki de filmi sırf o hikaye için bile izlemeye değer.

çok hoş sevimli bir filmdi sıkılmadık. kafa dağtmak için birebir .üstelik öyle ağır dramlar da yok . sevdik izledik tavsiye olunur .

KİM OLDUĞUNU BİLİYORUM-DAVİD KESSLER

658966Kitap üzerinde bir alex sedaka romanı yazısıyla bana hiç bir şey ifade etmiyordu ta ki okuyana kadar. itiraf etmeliyim bu kadar akıcı ve beni saracak bir roman beklemiyordum. elime alıp biraz okur bırakırım diyordum ama ne olduğunu anlamadan  merakla kitabı okurken buldum kendimi .üstelik tahmin konusunda çok iyi olup he şeyi bilmeme her şeyin gözümün önünde olmasına rağmen heyecanla ee şimdi ne olacak diye devam ettim.  bazı noktalar çok klişe olsa da kitap çok güzel ilerliyor.

alex  bir avukat kamu hayrına aldığı dava on dört saat sonra idam edilecek olan clayton ın davası . alex işin sonuna geldiğini düşünmüş davayı da son anda almıştır ama ortaya çıkan gelişmelerle acaba müvekkili suçsuz mu diye çırpınırken buluyor kendini . son on dört saatte dokuz yıl önce işlenmiş bir cinayeti aydınlatmak için uğraşırken alex ve diğer insanları , mahkeme salonlarını, yapılan pazarlıkları, sistemi , suç ve suçluyu bir de geçmişi izliyoruz. birer meraklı izleyici gibi acaba gerçek ortaya çıkar mı diye nefesimizi tutup bekliyoruz.

bir yerden sonrada asıl suçlu kim , kim iyi kim kötü diye düşünmeye başlıyoruz. kendi adıma çok zor beğenen bir olarak yazarın uslubunu sevdim tarzı hoştu klasikleşen kısımları da olmasa tadından yenmez. meraklılarına duyurulur.

alex , david ve diğerleriyle tanışmaya hazır olun .

şimdilik esen kalın efem 🙂

 

 

GEÇMİŞİN SOĞUK İZLERİ -SALLY SPENDDİNG

mçBiliyorum bu blog iyice kitap bloguna döndü ama ne yapalım  son zamanlar hep okuyorum. yoksa bu blog bir anime yazısına hasret farkındayım.

 

kitap bu tür kitapların yayınladığı altınbilek yayınlarından çıktı. türü gizem,gerilim gibi.  jason işi kaybetmiş kalacak yeri olmayan biridir. gittiği doktorun yazahanesinde beklerken bir ilan görür yaratıcı yazarlık kursuyla ilgili olan bu ilan onun ilgisini çeker ve bu son umuda sıkıca tutunur. erkek kardeşinin yanından ayrılıp gallerdeki balıkçı konağına gider. hayallerinde çok satan bir yazar olmak vardır. burada helen ile tanışır ve ikili yakınlaşmaya başlar. ama zaman geçtikçe josan da helen de konakta ki tuhaflıkların farkına varmaya başlar.

böylece geçmişin gölgesi onları sararken hem gerçeğin peşine düşüp hem de hayatta kalmanın çabasını verirler. tam bir şeyler aydınlandı derken başka şeylerin ortaya çıkmasıyla kitap heyecanını kaybetmiyor. benim için kano0k ve geçmişin gölgeleri iyiydi ama hayaletvari şeyleri sevmem buna rağmen o sırlar ve çözümlenen düğümlerle kitap akıcı ve etkileyici bir hal aldı.

merakla okunacak bir kitap . türü sevenler kaçırmasın . şimdilik benden bu kadar esen kalın efem:)

Mim: BANA DAİR NE VARSA

uzun ama  çok uzun zamandır mim yazmamıştım taki sevgili ” bunu sevdim” yani kısaca benbim bu ‘cuğum  bana bu mim i yollayana kadar. çok sevindim bu blogun ilk açıldığı zamanlardan beri bayılırım mim olayına beni hatırlaması güzel oldu 🙂

gelelim mim e

Blog açma hikayeniz nedir?

ben blog okumaya tesadüfen başladım. tesadüfen full house izlemeye başlayınca araştırma yaparken bloglara denk geldim. o  zaman o kadar çok blogger da yoktu hani sağ olsun oforinin de gaza getirmesiyle bir gün bende başladım yazmaya ve diğer bloggerlarla tanıştıkça cesaretlendim.

 

Blogunuzun ismi nereden geliyor?

bilmeyen kaldıysa hala bu blog ismi uydurmadır efendim. ilk denediğim isimler hep birileri tarafından alınmıştı bu yüzden bende bunu uydurdum .  win bana , po sevdiklerime , hu da değerli komşu bloggerlarla okurlarıma hitaben 🙂

Hangi mevsimi seversiniz?

bahar son veya ilk bahar hep favorimj ne çok sıcak ne çok soğuk tam benlik 🙂

Bu mevsim size neyi çağrıştırıyor?

değişimi ilk baharda her yeri yeşil kaplar son baharda yaprakları sarı yani hep bir değişim hali vardır. bu süreci seviyorum.

Kırmızı ruj mu eyeliner mı?

eyeliner ı beceremesem de onu tercih ederdim. ruj olucaksa da kırmızı değil pembe mat bir pembe tercihimdir.

Blog yazmak size ne kazandırdı?

dostluk , blog sayesinde hayatıma öyle güzel insanla girdi ki blog yazmak yüzünden kaybettiğim fırsatları bana sunsalar sanırım sırf bu güzel insanlarla tanışma şansım elimden gidecek diye yine aynı şeyi yapıp bu blogu açardım. öyle değerli dostlar edindim .

Kitap okumak mı bir şeyler yazmak mı?

ben ikisine de bayılıyorum ve biri olmadan diğeri anlamsız.

Şiir mi, roman mı, hikaye mi?

hikaye favorim ama roman ve şiir de öyle güzel. hepsi maymun iştahlıyım asla tercih yapamam.

En çok etkilendiğin film?

bunun cevabı yok , yani o kadar çok film izlemiş biri olarak hangisini seçsem eksik kalır.  ama son zamanlar izlediğim hint filmleri içerisinde bi seçim yapabilirim. kategoriyi daraltırsak barfi en iyi hint filmiydi.

Hangi tür kitap/film?

polisiye/gerilim/tarih/aşk/psikoloji/gizem açıkçası hepsi 🙂

Öğrenci olma mı iş hayatı mı?

öğrenciyken paran yok iş hayatında zamanın yok gençken para yok yaşlıyken enerjin velhasıl hepsi sorunlu .

Kitap okumak mı film izlemek mi?

aslında ben sinema delisi bir insandım haftada izlediğim filmin sayısını bilmezdim fakat yeni iş tempom yüzünden bir şeyler izleyemiyorum ve sadece okuyorum bu durumda da kitapları daha çok sevdim bağrıma basdım denilebilinir.

Klasik giyim mi spor giyim mi?

spor

Almaktan asla vazgeçmeyeceğiniz şey?

kitap, kozmetik, çanta, dondurma vb.

En sevdiğiniz yemek?

o kadar çok ki sayamam

En sevdiğiniz dizi?

şunu yapmayın arkadaş bu insanlar en sevdikleri nasıl seçiyorlar ben en sevdiğim film-kitap-dizi-şarkı vs seçim yapamam hiç  bana göre değil .

Özel yeteneğin olsa bunun ne olmasını isterdin?

zamanda yolculuk istediğim zaman istediğim zamana ve mekana gidebilmek.

Hasta olmanın en kötü yanı nedir?

canın acıyor daha ne olsun

  • Alınacak listen var mı?

evet hep vardır bir şeyi görürüm ve o aklımda yer eder ta ki onu alana kadar ama ihtiyaç listesi değil benim ki alınacaklar listesi sırf istediğim için aldığım şeyler.

İlk aldığın makyaj malzemesi?

çok zaman geçti parlatıcı almıştım tırnaklarım için sonra ruj ve sanırım kalem .

 

bende mim yazmayı hala seviyorum bu ‘cum iyi ki yolladın . benden de bu mim ego , hikaru ve makinosev e gitsin 🙂