Sır Perdesi- Luca Martinelli

sir-perdesi-luca-martinelli1Sır Perdesi polisiye bir kitap . Ablam ben polisiye severim diye almış bana getirdi. Hikaye bir sherlock holmes hikayesi . Kitap sherlock ‘un Dr. watson’ ına yazdığı bir mektupla başlıyor. Aslında ölmediğini herkesi nasıl ve niye kandırıp kendini ölü gösterdiğinden bahsettikten sonra ortalarda görülmediği bunca zaman ne yaptığını anlatmaya başlıyor. sherlock bir görev için italyadadır ve orada işler karışır. cinayetleri çözme işi de bizim dedektifin başına kalır.

 

çok ilginç olmayan , polisiyesi sizi şaşkınlığa düşürmeyecek , gayet basit ve anlaşılır bir kitap . okuması kolay , akıcı denebilinir, güzel yazılmış fakat tek kusuru çok heyecanlı falan olmaması , herşeyin öyle gözünüzün önünde olduğu polisiyeleri sevmem biliyorsunuz beni şaşırtacak çok süprizli bir şey olması lazım bu öyle değildi. fakat haksızlık da yapmak istemiyorum okunabilir bir kitap. benden söylemesi.

Yazmak Lazım

evet yazmak lazım yoksa bu günler gelip geçtiğinde geriye hiç bir şey kalmayacak.

yeni bir yıla girdik ama ben yeni yıl yazısı yazmadım oysa her yerde bu vardı. neden yazmadım çünkü yazsam son derece karamsar bir yazı olacaktı. grinch gibiyim son zamanlarda bu yeni yıl yeni umut muhabbetini bozmak istemiyorum . fakat anlamadığım bir şey var yeni yıl da hiç bir şeyin değişmeyeceği gerçeğine aldırış etmeden mutlulukla yeni yılı bekleyenler.

yok işte her şey aynı üstüne üstlük her yıl başında yeni zamlarla ve yaşlanarak uyanıyoruz. bunda sevinecek hiç bir şey yok. ömrümüzden eksiliyor peki neden mutlu oluyoruz belki de berbat geçen bir senden kurtulmanın verdiği rahatlık. 2011 çok kötü bir seneydi sadece benim için değil dünya için de bu böyleydi. özgürlük için savaşlar ve isyanlar vardı arap baharı , sonra ispanyol ateşi, yunanistanın eylemleri , wall street işgalleri, borç batakları , ekonomik krizler ve ülkede akıl almaz olaylar. sayamayacağım kadar değişik olayının olduğu hareketli bir yılda benim için pek bir şey değişmedi. işsizlik ve umutsuzluk vardı yine var . wordpress in her yıl yolladığı maillerden anladığım kadarıyla takipçi sayımda baya artmış oysa ben okunmadığımı düşünüyorum. bu rakamlar bile sahte galiba şimdi bu yazıyı okuyan olur mu . yada ben uzun zaman yazı yazmasam nerde ki bu kız diye merak eden . hayır olmaz. küçük bir noktayım bu dünyada çok küçük .

neyse boş verelim yeni yıl muhabbetini gelelim yaptıklarıma .

geçen hafta sonu miss marple günleri düzenledim , bir sürü uyarlama izledim ve polisiye tutkum yüzünden paranoyaklaşmanın evresine geldim denilebilinir. agatha teyze sağ olsun çok güzel vakit geçirdi. iki marple ı da pek seviyorum , birisi çok şirin , sıcak kanlı insanın herşeyini rahatlıkla anlatacağı şefkatli bir jane potresi çizerken diğeri sinsi , sesiz ve zeki bir kadın portesi çiziyor.

little dorrit adlı ingiliz dramasının 7 bölümünü izledim akiracığım sağ olsun onun sayesinde haberim oldu. alt yazı bulamadım orjinal dilinden takip ediyorum. severim bbc yapımlarını .

sherlock un 2 sezonu geldi. moriart hastası bir insanım ama onu çok kısa izleme fırsatım oluyor umarım yeni bölümlerde daha fazla görürüm. yeni bölümü çok sevdim . hele ” the woman ” lakabını ve kadının zekası sayesinde nerdeyse sherlock u alt etmesini pek beğendim.

supernatural ın yeni bölümü geldi. alt yazı bekleyemeden hemen ingilizce alt yazılı izledim bile. bu dizi  ne olacak merakla bekliyorum çünkü son sezon acaba nereye gidiyor diye izler oldum . eski heyecanını yakalasa bari. cass den beri pek bir sönük .

vampire daires geldi nihayet. ve yeni bölümün final kısmı hep beklediğim kısımdı. sonunda diyorum . damon taraftarı biriyim. stefan ın her şeyi yapıp masum çocuk ayağına yatmasına uyuzum haksızlık bu. tabi bu dizi de iyi karakter yok. herkes kötü en başta da elena bu kıza da gıcığım. herkese gıcığım galiba 🙂

cinayet gecesi diye bir film izledim. aslında bu sıralar ben şöyle eğlenceli çıtır çerez bir aşk filmi arıyorum ama hiç tavsiye den yok 😦 ne yapalım oturduk polisiye diye izledik. fena değildi işte . film arayışlarım sürüyor ama fırsatını bulursam manga ve animelere dönüş yapacağım.

gitmeden filmden bir replik paylaşayım.

– yakından bakarsan herkesin bir kusuru vardır.
– benimkini mi arıyorsun?
-seninkini buldum bile
-nedir?
sen bir kazanansın.(fracture)

benden bu kadar siz ne alemdesiniz ?

görüşmek üzere

Biri Polisiye Mi Dedi :)

Geçenlerde hikaru burada çok güzel bir yazı yazdı. Ben Agatha Christie hayranıyımdır. Küçüklükten beri sevdiğim bu gizem merakı hiç peşimi bırakmadı. Yolum bu yüzden sık  sık sahaflara düştü . Sekiz , on  kitapla dönerdim.

Bu sevgimi unutmuştum ki sağ olsun değerli çingum hikaru yeniden hatırlattı. Buradan kendisine teşekkür ediyorum hem Jane Austen uyarlamalarını tükettiğim için ne yapacağımı düşünen bendenize yeni izlenecek uyarlamalar verdiği için hem de yazının sürprizi olarak kitap hediye ettiği için. İlk yorumu yazana hediye edeceğini söylemişti o talihlilerden biri de ben oldum. Bu hikaru dan alacağım ilk kitap değil. Daha önce Kuzey Güney kitabı ile ilgili nasıl haykırışla istediğimi duymuş ve bana kitabı yollamıştı. nasıl mutlu oldum anlatamam. kargo almak , paket gelmesi bir yana hem çok istediğim bir kitaptı hem de çok ince bir düşüncenin ürünüydü. Nasıl teşekkür etsem bilemiyorum 🙂 Okudukça seni hatırlayacağım çingu 🙂

 Gelelim diğer meseleye polisiye sever biri olarak. Hemen araştırdım ve film ve dizi uyarlamalarını buldum. Hercule Poirot çok sevdiğim bir dedektif. O ve onun gri hücreleri. Favorim kesinlikle Hercule. Agatha teyzenin bu karakterden zaman zaman nefret ettiği söylenir . Hatta bu yüzden Ve Perde İndi de malum sonu yazmıştır. Hercule nin kendini beğenen tavırlarını sevmezmiş. Ama ben seviyorum aynı durum Sherlock ve Sheldon da da geçerli. Gerçek dünyada zekasıyla övünen birine tahammül edemem belki ama hayali dünyada çok sevimli 🙂

Şimdilik izlediğim uyarlamlar Hollow Malikanesi Cinayeti , Arka Sokaktaki Cinayet, The Adventure of the Clapham Cook,Ölüm Oyunu ,Ölümle Randevu ama şimdilik 🙂 bunlardan Ölümle Randevuda bir alıntı yapmak istiyorum çok hoşuma gitti.

Şamda bir barda oturmuş içki içen bir adam odanın diğer ucunda ölümü görmüş. Olamaz demiş sıra bana mı geldi. Atına atlayıp dört nala sürmüş ,çölden geçip Samaraya gelmiş. Çok susamış çok ama çok. Kuyunun başında ölüm bekliyormuş . Adam şaşkınlıkla olamaz demiş ,ben seni Şamda bıraktım. Ölüm cevap vermiş. Seni Şamda görünce bende çok şaşırdım. Çünkü seninle buluşmak için burada sözleşmiştik.

Sherlock Holmes da severim hatta bbc versiyonu olan üç bölümlük şahane diziye bayılırım. Orada hem Sherlock u hem de Moriarty i çok seviyorum . Oyunculuklar mükemmel. Önceleri Sherlock çok hoşuma gitti. Ta ki Moriarty i görene kadar bu Andrew Scott olağanüstü bir oyunculuk sergilemiş. Onun olduğu o kısımı üç kere izledim.  Sherlock Holmes ın eski versiyonlarından biri olan The Greek Interpreter filmini de izledim. Oradan da bir alıntı yapmak istiyorum .

Watson: Ona ne olacak ?

Sherlock : Sorgulanıp serbest bırakılacak. Ne yazık ki soğukkanlılık suç sayılmıyor ve zerre kadar merhametsizlik .

İşte böyle polisiye dolu günler geçiriyorum. Sonra aklımda öyle hikayeler şekilleniyor ama vakit bulup yazamıyorum. İyi bir polisiye gibisi yoktur. Eğer izlemek isterseniz çok güzel bir site buldum buyurun   izleyin efem 🙂

Bir Diğer Sherlock Holmes

Diziyi izleyince bir de filmine bakayım dedim .kıyaslama yapmak istedim ama dizisi kadar olmuyor .

klasik bir s.h ve dr. watson kötü adam peşinde bir hikaye olmuş .bütün o olayları sonunda süper zekaları ile çözselerde ben sevemedim ,karakter veya hikayede hiç ilginç ,değişik bir şey bulamadım . hele dr . watson karakterine gıcık oldum, sherlock çok daha iyi olmuş .sıkılmadan izledim ,hoş bir film ama bayıldım diyemeyeceğim .zaten başından her şeyi tahmin ettiğim filmleri sevmiyorum biraz süpriz olsun dimi şaşıralım .çok kötü bir yazı yazdım neyse  .bu kadarı da haksızlık olur fena değil işte :=)

Sherlock Holmes hadi gizem avına :=)

ofori bahsetmiş bu diziden okur okumaz yazıyı başladım izlemeye.çok severek izledim gerçekten çok iyi bir dizi olmuş ama tadı damağımda kaldı çünkü sadece 3 bölümü var .bir mini dizi olması sebebiyle üzüldüğümü itiraf etmeliyim .dizinin her bölümü 90 dk ama yinede az geliyor bana .öykü her bölümde farklı içeriğinden çok dizinin oyuncularından bahsetmek istiyorum. bir kere sherlock karakterine bayıldım bu karakteri oynayan aktör de işini çok iyi yapmış oyunculuğu göz dolduruyor .sherlocksun kendini tanımlarken yüksek IQ ‘lü bir sosyapat demesi çok hoşuma gitti .bir de sanırım ben kaçık tipleri seviyorum sheldon ,sherlock bende de bir anormallik var .sherlock da diğer insanlarla ilişkilerinde anormal aynı sheldon gibi .zekasına hayran kaldım kendini beğenmesine , yakıyorum yine ortalığı repliği falan çok hoş .karakter olarak sherlock benim listeme girdi bile .insanların düşünememesini anlayamayan bu varlığımızın bir de normal olan dr.watsonı var ama o sıradan bir karakter olmuş gibime geldi .

gelelim sherlocks ‘un karazimasını yerle bir eden adama .ilginçtir bir dizide hem iyi adamı hem kötü adamı aynı anda seviyorum .moriarty S.H’ nin düşmanı S kadar akıllı ama kendisi bir suçlu danışmanı .S ile M nin karşılaştıkları sahne tekrar tekrar izlediğim bir sahne oldu .tek sebebi de M karakterini oynayan oyuncuya 10 üzerinden 10 vermemdir .heyecanla ve hayranlıkla izlediğim oyunculuk performansları olmuş umarım bu diznin devamı da olur .izleyin izlettirin benim gibi dedektifçiliğe meraklıysanız tabi:=)