THE LİBRARY-KÜTÜPHANE

The Librarykütüphaneler sevilmez mi ,  hele de içinde aşk varsa . filmi yarım saatcik olduğu için izlemeye karar verdim ha bir de tayland yapımı olduğu için nedense sene bir iki film izliyorum ama her defasında severek bırakıyorum.

bu öyle bir film ki başı sonu belli hatta ee tamam diye izledim. sonunu da tam tahmin ettiğim gibi buldum ama öyle de bir film ki insanın bitirdikten sonra damağında öyle bir tad bırakıyor boğazında öyle bir yumru oluyor ki bahsetmesem olmazdı.

adamlar sani ana fikir vermek için tutup film çekmişler.

alınacak ders basit sen sen ol sakın bekleme erteleme bu hayt kısa yaşmana ba özgürce ve cesurca asla pişmanlık duymadan.

yarım saat ayırıp izlemek belki de bir süre hayatınızı sorgulamanızı sağlayacak. tavsiyemdir tez izlenilsin .

 

 

AN INSPECTOR CALLS

4271918Bu filmi konusunu hiç bilmeden açıp izlemeye başladım ve filmi izlerken daha ilk sahnede ben bunu biliyorum dedim zamanında aydan şener n yüzleşme filmi olarak izlediim senaryo aslında bir kitap uyarlamasıymış efem. çok cahil kalmışım.

neyse o zamanda çok sevmiştim kurguyu şimdi de çok sevdim. bence harika bir senaryo. tek bir mekanda geçiyor film ama hiç sıkılmadan izledim . hem de her şeyi bilmeme rağmen . çok keyifli ve güzel oyunculuklarla baya iyi bir uyarlama olmuş.

hem polisiye hem gerilim tarzı bence. bir gün zengin mi zengin bir ailenin kızlarının nişan yemeğine davetsiz bir dedektif gelir ve bir kadının intihar ettiğini o yüzden geldiğini söyler sonra mı sonrası aile bir bir dökülür.

çok da nalatmayalım izlenilesi diyip gidiyorum 🙂

2016 da gelmiş…

bir seneyi daha devirdik efem . Ben bu sene çok fazla tembellik ettiysem de gelgelim blogumu da unutmadım. yılın son gününde öyle umut dolu bir yıl dilemek için yine soluğu burada aldım. yeni yıldan umutluyum. bu sene diğer seneler gibi yaşlandım diye dövünmüyorum. evet yarın sabah pek bir şey değişmeyecek hayatımda ama bir sene sonra ufak da olsa değişimler yapmış olmak istiyorum. ne dersiniz bu kararlılık sürer mi artık bunu da neler yapabildim adlı bir yazı ile 2016 sonunda paylaşırım 🙂

yenilikler demişkken ne zamandır gelmiyorum bari biraz çene çalalım.

operaya gittim  aşk iksiri ve ben çok beğendim. bu sene bolca böyle etkinlik yapmak istiyorum. kolları sıvadım bile profesyonel oyunu için uzun uğraşlar sonunda bilet buldum bekle beni tiyatro. bu arada yetkin dikinciler söz konusu olunca siemaya gidip nadide hayatı izlemek de olmazdı gittim gördüm beğendim efem 🙂

kitaplar  ateş gecesi , küçük prensi, çavdar tarlasında çocukları ve psikopat adlı polisiyeyi okudum . hepsini de beğendim. küçük prens ayrı zaten  bir de ateş gecesi beni fazla etkiledi. tadı damağımda kalacak bir kitap  da devam ediyor. günü birlik hayatları okuyorum şimdilerde.

dizi : kore dizisi izledim the village fena değildi gizem kısmı çok iyi olmasa da beni bir süre oyaladı. sonu da tahmin edilebilir ve fena değildi.

oh my venüs ü izliyorum tabi ki çok eğlenceli so ji sub ve shi mi ah çok tatlı . bu ikisi birbirine öyle yakışmış ki .

başka ne var anlatacak eski dizilerimi takip ediyorum . iş giç derken günler akıp gidiyor.

herkese çok güzel bir sene diliyorum efem . benden bu kadar yeni güzel günlerde görüşmek üzere . ayrıca kar manzarası bir harika tadını çıkarın 🙂

esen kalın efeeemmmmm 🙂

 

 

ZAMANDA BİRİKTİRDİKLERİM

Zamanla bir çok şey yapıyorum ama bunları not etmedim için ve hafıza bakımından da oldukça zayıf biri olduğum için sanki her şeyi rüzgara bırakıyormuşum gibi hissediyorum. zaman akıp gidiyor ve geriye bir şey kalmıyor. işte sırf bu yüzden gelip dururdum bu bloğa kendime not bit arşiv olsun yada gerçekten yaşadığımın bir kanıtı olsun diye. kendime not almak geçmişi saklayabilmek için.

uzun zamandır uğramadım. bu günlerde neler mi yaptım. iki kore dizisine başladım. birincisi hi school love on bu diziye kız kardeşim yüzünden başladık. hatta hiç istemedik. ben fazlaca ergen işi olduğunu bile düşünmüştüm ama ne demeli galiba hala gencim yıllar geçse de kalp kabul etmiyor. ben oldukça sevdim hatta hafta da bir bölüm olması fazlaca can sıkıcı .baş roldeki kız çok sevimli ben normalde köredeki bayan oyuncuların o sinir bozucu karakterlerine dizilerde tahammül edemem ama bu kız öyle şeker ki hiç bir sinir bozucu yanı yok. hele on dört yaşında olması beni şoka soktu. dizi fantastik bir gençlik dizisi. ölüm meleği gibi çalışana kızımız bir insanın hayatını kurtardığı için meleklikten atılıp insani bir hayata sıkışıyor. devamı da dizi de 🙂

ikinci dizim it is okey that is love. kore dizi çeker içinde bu hatun olurda dizi kötü olur mu hiç. sırf bu kadın var diye başladım diziye nedendir bilinmez hatun nerde oynasa o dizi güzel çıkıyor. genelde şeker dizileri tercih ediyor gibi. yanlış seçim yapmıyor. pasta, greatest love, master sun ve bu dizi . ben diziyi sevdim psikoloji üzerine olması , dram olmaması , fazla kasmayan ve biraz yetişkin vari olması falan beni çekti. hele bir müzik var ,içinde uzun zamandır böyle güzel ost lar dinlememiştim. adamı da çirkin bulmuştum ama izledikçe güzelleşti 🙂 hep böyle oluyor. başta çirkin izledikçe yakışıklı 🙂

ukala satılar diye bir blog var sayesinde uzun zamandır arayıp da güzel anime bulamadım diye izleyemezken yeni güzel şeker animeler buldum. bu sene bir sürü animeyi aynı anda izliyorum.
glassip ağır ilerliyor ama merakla izliyorum acaba ne olacak diye .

ao haru ride bana fazlasıyla kimi ni todokeyi hatırlattı . öyle sıcak hissettiryor ki karakterleri bağrıma basıp satılmak istiyorum. liseliler ve onların masum aşkları 🙂

barakamon çok ama çok eğlenceli ben bu animeye biraz tereddütlü başladım sıkıcı olur diyordum bir adaya kaçmış bir adam ne olabilir ki diye başladım ama oldukça keyif alıyorum. hele o tatlı mı tatlı kız yok mu bayılıyorum ona küçük falan ama dehşet sevimli 🙂

sailor moon yeniden animeye uyarlandı. çocukluğumun animesi benim favorim hatta efsanem . biraz farklı gelse de ben serinin meraklısı olarak izleyeceğim. ne de olsa mangasını okuyamamıştım böylece manga nasıl ilerliyor onu da izlemiş olacağım.

gekkan shoju nozaki kun ise insanı şaşırtan bir anime sıradan basit bir shoju ama öyle anlar oluyor ki kahkahalara boğuluyorum. bu anime içlerinde en komiği sanırım ne zaman ne olacak bilemiyorum. karakterler arıza ve ben arızaları severim.

miyazaki efsanesinin veda filmi olan rüzgar yükseliyor animesini de izledim. her zaman ki gibi görüntüler hikaye olağanüstüydü ama nedense bu bir kariyerin bitişi olduğu için daha fazla şet ummuştum. ben fragman da başka bir hikaye düşünmüştüm de ondan da olabilir . bir parça eksik hissettim en iyisi başka bir kapanış yapsın bu anime veda için yeterli değil .

agatha teyzenin endless night adlı kitabını okumuştum bari tv uyarlamasını da izleyeyim dedim ama onu pek beğenmedim hikayeye sadık kalmamışlar yazık olmuş.

jane austen teyzenin de akıl ve tutku kitabını okudum . uyarlamasını izlemiştim ama kitabı okumamıştım henüz.
sonra peter pan ölmeli adlı kitabı okudum. polisiye olarak fena değildi. en azından aklından bir sayı tut a göre dahi iyi buldum.
bu aralar kitap okumayı bıraktım sanırım çok az okuyorum hepsi bu bilgisayar yüzünden hep yapacak bir şeyler var . bu sebepten doğru düzgün yazamıyorum bile. twitter ,tumblr falan da bıraktım ya kendimi dizilere verdim. sınırlı zamanımda anime gibi kısa şeyler veya yeni başlamış hafta da bir bölüm gelen şeyler izliyorum.

iki yabancı diziye daha başladım. outlander ın birinci bölümünü izledim bir iki bölüm daha bakarım ama devam eder miyim bilmiyorum. hikaye ilginç bu yüzden keşke kitaplarını okuyabilseydim diyorum. öyle bir hikayeyi kendim canlandırmak iterdim sırf oyuncular yüzünden hikayeden soğumak istemiyorum. finding carter adlı diziye de başladım hatta üç bölüm izledim ama olmadı yeterli gelmedi. bakalım belki izleyecek hiç bir şey bulamasam dönerim. yeni başlayan dizileri tercih ediyorum yakalamak sorun olmuyor.
başka şeyler de yapmışımdır ama aklıma gelmiyor.sanırım yazmadığım kitap yazılarım bahsetmediğim filmler var fakat kafam da koca bir boşluk var gibi hatırlayamıyorum. bu yüzden sık sık gelip yazmaya ihtiyacım var.

şimdilik benden bu kadar esen kalın efem 🙂

KİM OLDUĞUNU BİLİYORUM-DAVİD KESSLER

658966Kitap üzerinde bir alex sedaka romanı yazısıyla bana hiç bir şey ifade etmiyordu ta ki okuyana kadar. itiraf etmeliyim bu kadar akıcı ve beni saracak bir roman beklemiyordum. elime alıp biraz okur bırakırım diyordum ama ne olduğunu anlamadan  merakla kitabı okurken buldum kendimi .üstelik tahmin konusunda çok iyi olup he şeyi bilmeme her şeyin gözümün önünde olmasına rağmen heyecanla ee şimdi ne olacak diye devam ettim.  bazı noktalar çok klişe olsa da kitap çok güzel ilerliyor.

alex  bir avukat kamu hayrına aldığı dava on dört saat sonra idam edilecek olan clayton ın davası . alex işin sonuna geldiğini düşünmüş davayı da son anda almıştır ama ortaya çıkan gelişmelerle acaba müvekkili suçsuz mu diye çırpınırken buluyor kendini . son on dört saatte dokuz yıl önce işlenmiş bir cinayeti aydınlatmak için uğraşırken alex ve diğer insanları , mahkeme salonlarını, yapılan pazarlıkları, sistemi , suç ve suçluyu bir de geçmişi izliyoruz. birer meraklı izleyici gibi acaba gerçek ortaya çıkar mı diye nefesimizi tutup bekliyoruz.

bir yerden sonrada asıl suçlu kim , kim iyi kim kötü diye düşünmeye başlıyoruz. kendi adıma çok zor beğenen bir olarak yazarın uslubunu sevdim tarzı hoştu klasikleşen kısımları da olmasa tadından yenmez. meraklılarına duyurulur.

alex , david ve diğerleriyle tanışmaya hazır olun .

şimdilik esen kalın efem 🙂

 

 

GEÇMİŞİN SOĞUK İZLERİ -SALLY SPENDDİNG

mçBiliyorum bu blog iyice kitap bloguna döndü ama ne yapalım  son zamanlar hep okuyorum. yoksa bu blog bir anime yazısına hasret farkındayım.

 

kitap bu tür kitapların yayınladığı altınbilek yayınlarından çıktı. türü gizem,gerilim gibi.  jason işi kaybetmiş kalacak yeri olmayan biridir. gittiği doktorun yazahanesinde beklerken bir ilan görür yaratıcı yazarlık kursuyla ilgili olan bu ilan onun ilgisini çeker ve bu son umuda sıkıca tutunur. erkek kardeşinin yanından ayrılıp gallerdeki balıkçı konağına gider. hayallerinde çok satan bir yazar olmak vardır. burada helen ile tanışır ve ikili yakınlaşmaya başlar. ama zaman geçtikçe josan da helen de konakta ki tuhaflıkların farkına varmaya başlar.

böylece geçmişin gölgesi onları sararken hem gerçeğin peşine düşüp hem de hayatta kalmanın çabasını verirler. tam bir şeyler aydınlandı derken başka şeylerin ortaya çıkmasıyla kitap heyecanını kaybetmiyor. benim için kano0k ve geçmişin gölgeleri iyiydi ama hayaletvari şeyleri sevmem buna rağmen o sırlar ve çözümlenen düğümlerle kitap akıcı ve etkileyici bir hal aldı.

merakla okunacak bir kitap . türü sevenler kaçırmasın . şimdilik benden bu kadar esen kalın efem:)

KOLEKSİYONCU – PAUL CLEAVE

kolBu kitabı kardeşim almış ve ben polisiye sever olarak ondan önce okuyup bitirdim. konusu ilginçti çünkü seri katillerin koleksiyonunu yapan bir katil hakkında. kitabı okudukça ben kendi açımdan sıkılırım sıradanlaşır diyorum çünkü katilin başta belli olduğu romanlarda genelde öyle olur merak unsuru olmazsa tadına varamam ama öyle olmadı yazar belki katili en başta vermişti ama öyle zekice kurgulanmış bir kitap ki sonuna kadar sizi esir ediyor . kitap sonuna kadar yeni bilgiler ve süprizler barındırıyor. monotona bağlamadı .

içerisinde tutunamamış eski polis ailesini kaybetmiş polis gibi klişeler barındırsa da özünde kendine has bir havası var. polisiye konusunda çok seçici olmama rağmen kitap benden geçer not aldı.  bağrıma bastım . şimdiden uyarıyorum klişesi fazla ama akıcı ve özgü bir havas var.

hapisten çıkan eski polis tate eline mecburen tutuşturulan bir vaka üzerinde polisten gizli olarak araştırma yaparken kendisini seri katillerin koleksiyonunu yapan bir delinin yoluna çıkmış olarak bulur . bundan sonrası kovalamaca ve kayıp bir kızın peşinden giderken geçmişin soğuk gerçekleriyle yüzleşmeden ibaret.

bu tarzı seviyorsanız tavsiye olunur. yazarı da listeme almış bulunmaktayım .

 

esen kalın efem 🙂