MİM : TÜRK DİZİLERİ

Mim olayını çok seviyorum. bazen öyle güzel mim’ ler oluyor ki ben bunu yazmalıyım diyorum .hikaru beni mimlemiş .Öyle de güzel bir yazı yazmış ki yazıyı okurken bu mim bana gelse dedim içimden 🙂 ha ha nostalji insanı winpohu iş başında .

Mim in konusu Türk dizileri. Son zamanlarda pek Türk dizisi izlemesem de eskiden izlerdim ve o zamanlar unutulmaz dizilerde yok değildi 🙂

Yalnız ben bu yazıyı kısa tutamayacağım gibi geliyor .Uzun bir süre yazamazsam parça parça okursunuz 🙂

İlk dizimiz sıcak saatler hikaru da bahsetmiş ama bende bahsetmezsem olmaz. Çünkü bu dizi sonrasında bir çok diziye ilham kaynağı olmuştur .Başlarda çok eğlenceli ve devamlı takip ettiğim bir diziydi ama sonrasında senarist değişikliği falan olmuştu sanırım dizi bambaşka bir hal almıştı . Buna rağmen Mehmet Aslantuğ ve arzum onan gibi iki güzel oyuncu barındırması yeterli. Bu ikili daha sonra da birlikte dizi denemelerinde bulundu ama hiç biri sıcak saatler gibi tutmadı reyting kurbanı oldu .İçlerinde bir tanesi vardı ki .Üzülmüştü bittiğine . Türk kadını Mehmet Aslantuğ ‘ u listelerde birinci yapmış hem de Mehmet Günsür ikinci sırada yer alıyorken . demek ki bu yaşına rağmen bu adam hala popüler .ben çok severim  kendisini . Lisede kıraç dinlerdim arkadaşım Mehmet Aslantuğ ile Kıraç farklı yönlerden gelse ne yaparsın demişti . Ben tabi ki Mehmet Aslantuğ demiştim .Kusura bakma kıraç güzel söylüyorsun ama içimdeki fan girl e engel olamıyorum 🙂  Konuyu ne çok dağıtıyorum dimi .Neyse efem dizimize dönersek Sedat Yalçın ve Buket ‘in aşk hikayesi malumunuz bunun dışında o televizyon programı ve kötülerin ipliğini pazara çıkarma olayları vardı . Şükran ile komiser yardımcısının aşkını da çok severdim .Daha doğrusu adamı severdim .Şükran adama etmediğini bırakmamıştı ben sinirden köpürürdüm . Bu dizinin bir de meşhur repliği vardır sen şimdi ağlarsın da 🙂 Çok severim bu sahneyi buyurunuz buradan izleyiniz 🙂

Mehmet aslantuğ dan devam edelim bari bir İstanbul zamanı benim düzenli takip ettiğim son dizilerden biriydi . kendisi o zamanların fenomeni ozan güvenle oynamıştı ama benim gözüm Mehmet aslantuğ dan başkasını görmedi tabi .dizi Sabrina adlı filmin çakma bir denmesiydi belki ama güzeldi .Ahu Türkpençe ilk defa bu dizide ünlendi sanırım .selim ile demir arasında kalan şoförün kızı önce çirkin ördek sonra kuğu oluyordu . evin büyük oğlu Selim yani Mehmet Aslantuğ ,Demir ile kızı ayırırken hiç bir aşk 100 milyon dolar etmez demişti .ama ne oldu kendisi pişman oldu . bu dizide de en sevdiğim sahne selim bıçaklandıktan sonra hanım kızımızla olan duyguları ortaya çıkar .hastahane dönüşünde evden kızımızı arar ve seni seviyorum der ama nasıl bir söylemektir bu .gerçekten aşık dedirten bir oyunculuk ama şaşkaloz kızımız bir şey söylemez .ben yine sinir bir halde bende bende demen gerekiyor diye çırpındım durdum 🙂  dizi müzikleri ile Zerda da dikkat çeken Kıraç yine yeteneğini konuşturmuş ve bu dizi için çok güzel müzikler yapmıştı misal bir tanesi burada olur ya bir tanesi de funda arar ın o güzel sesinden kördüğüm ve vermesem olmaz jenerik anlayacağınız çok iyi müzikleri vardı 🙂

Yılan Hikayesi izlerdim perşembe akşamları olmazsa olmazlardan biri bu diziydi. Memoli karakteri öyle uttu ki hala Mehmet Ali Alabora denildiğinde aklımıza ilk o gelir. Sonraki diziler bunun gibi sükse yapamadı . Bu dizide bir ton saçmalık vardı ama Nail Kırmızıgül ün o seven kalpler hassas olur repliği ve her daim güldüren esprileri ile izliyorduk .yılanın kuyruğu basmak ve daha sonra köpek balığı bir ton saçma muhabbet oluyordu şimdi izlesem sıkılırım belki. Polis memuru Memoli ile  kocasını bulmaya gelen Zeynonun tuhaf hikayesiydi .Emre Kınay da bu dizinin Erkan ağasıydı. bir dönem herkes flütle bu dizinin müziğini çalıyordu bıkkınlık gelmişti o yüzden müzik yok 🙂

Kara Melek bambaşka bir diziydi. Pembe dizi tutkunu ben entrikanın Türk versiyonu olan kara meleği uzun süre takip ettim ama sonra o da dizilerimizin yüzde doksanında olduğu gibi sapıtma yoluna gitti. ee tabi onca bölüm çekilince doğal bu iş . Sanem Çelik ,kara melekti .Ece Uslu da iyi kız . Ziya Kükürt vardı, Ece Uslunun sevdiği adam ama kız gidip Toprak Sergenle evlenmişti. Çünkü Yasemin (sanem çelik) Toprak Sergeni  buna ikna etmişti bu ikisi beraberdi ama sonradan adam Ece Usluya aşık oluyordu . Yasemin de Ece Uslunun yıllar sonra kavuştuğu zengin babası Mustafa Alabora ile evliydi . Mehmet Ali Alabora vardı ,Yağmur Kaşifoğlu da bu dizide dikkat çekmişti . Sonra Ebru Akel yasemin kız kardeşi rolündeydi yıldızlar geçici gibi bir diziydi devamlı birileri gelir giderdi .Değişmeyen tek şey yasemin ve onun etrafındaki olanlardı ama sonunda o bile değişti. yasemin iyi miydi kötü müydü belli değildi. Hem ece mutlu olsun diye ara sıra bir şeyler yapardı hem de onun mutluluğunu kıskanır işlerini bozardı . velhasıl heyecanı hiç düşmeyen bir diziydi kara melek jenerik ise akıllardan çıkmaz .  kara melek jenerik keyifli dinlemeler 🙂

Gülbeyaz vardı onu da unutamam Şevval Sam ve Nejat İşler çok sıcak bir hikaye ile karşımızdaydı .Karadeniz hikayesi İstanbul taşınmıştı .Karşı camlardan birbirlerine bakan ama tek kelime etmeyen o aşık halleri ile akıldan çıkmaz 🙂 dizi müzikleri çok güzeldi. Bu diziden o müzikleri paylaşarak bahsetmeliyim .kazım koyuncu – karşiya çifte çamlar  ben dizi postunu müzik postuna çevirmek üzereyim biri beni durdursun . divane aşık gibi  ve  ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim  ve de unutulmazlardan Kazım koyuncu & Şevval Sam Gelevera Deresi . Gülbeyaz ile kadirin aşk hikayesi ve iki kavgalı aile onların çeşit çeşit fertleri , birbirlerine hala aşık iki yaşlı insan bu dizi çok ama çok güzeldi 🙂

Hikarunun da bahsettiği gibi o sıralar bir ton şarkıcı dizisi de yok değildi. Ama en meşhuru küçük İbodur herhalde . her bölüm ibo bir kaç kez kahveye gider yaşlıların oturduğu bir masaya gidip heyecanlı bir şeyler söyleyecek gibi nefes nefese konuşur . ama konuşurken pembe dizilerden mi etkilenmiş bilinmez insanlara sırtını döner . ahalinin tepkisi de her zaman sen ne diyosun ibo dur 🙂 hala koparım bu diziye  ibo nun kocasını aldatan bir yengesi vardı; adı cemile ibo bu cemileyi basmıştı  🙂 levent üzümcü de bu dizide oynuyordu pek tanımadı o zamanlar .  sonra bunun tutması sebebiyle küçük bir şarkıcı da çıktı küçük onur onun dizisi de emrah filmlerini aratmaz, dram mı dramdı orada meşhur bir replik vardı sokakların sultanı … her cümleden sonra bir sokakların sultanı denirdi. kendisi berduş kılıklı bir bilgeydi biliyorsunuz dizilerimizde hayatın zehrini içmiş bilgeler olmazsa olmazdı 🙂  bayık bayık muhabbetler olurdu .aslında bu dizi türleri ayrı bir posta yer almalı ve mizah gücü kuvvetli kişiler türkücü şarkıcı dizlerine el atıp bir post yazmalı J deli yürek de bu kişi kuşçuydu mesela . Bir de delikanlılığın kitabını yazan Aynalı Tahir vardı içinden manken sürüsü eksik olmayan dizilerden biriydi. Biz her zaman ki gibi kötü adamı yani Tilki Ekremi tutardık .O zamanlar bile tuhafmışız 🙂 Mahsunun bol mankenli dizilerini de unutmamak gerek .Ah ah bunlardan ne malzeme çıkardı oysa ki .Mesela ben o kadar zengin güzel kızın hepsinin birden köyden gelmiş iki çocuklu fakir  adam neden aşık olduğunu anlayamayan çocuklardandım 🙂 televizyon tarihinin en tuhaf ve komik dizilerini bir kenara bırakıp sevdiğimiz dizilerden devam edelim J

Keremcem in oynadığı Aşk Oyunu vardı lisedeydim .Biz bölümü izleyemezdik hep yarım kalırdı . Dizi çarşambaları oynardı . Perşembe sabahı sınıfın en arkasındaki sırada ki arkadaşım hepimize bölüm özeti geçerdi. Çok eğlenceliydi .Hala özlerim o anları çok da güzel anlatırdı 🙂 Aşk Oyunu klasik anlaşmalı evlilik yapıp aşık olan fakir kız zengin adam dizisiydi ama severdik .Keremcem şarkıları da patlamıştı o zamanlar .

Dizilerle ilgili hep bir hikayem var .Misal Kırık Kanatlar diye bir dizi vardı .Cansel oynuyordu ama biz onu değil ikinci adam olan nevzatı tutardık. Nevzat Nevzat diye az söylenmedik .Şimdiki kızların Le Min Ho suydu bizim için 🙂 Bir pazar sabahı kankam sabahın dokuzunda aradı.  Tüm ev ahalisi uyuyordu herkes uyandı ne oluyor falan diye . meğersem kırık kanatlar oynuyormuş televizyonda .Kanma  winpohu, Nevzat var  diye heyecanla söylediğinde tüm evin uyanmış ve bana tuhaf tuhaf baktığını bilmiyordu 🙂

Biliyorum aslında bir iki dizi anlatmam gerekiyor ama dedim ya ben bunu böyle bırakamam .Mesela Sıdıka demezsem içimde ukde kalır . O muhalif tavırları ile kendini mahalleden kurtaramayan sıdıka çok eğlenceli aynı zamanda düşündürücüydü de 🙂 jenerik sıdıka jenerik,  Sıdıka içimizden biri gibiydi .

Kaygısızlar ise absürt denemeydi. Dayağa dördüncü aranıyor birader ,bu dizinin replikleri bazen adamı kopartırdı .Hele Kültekin yok muydu hostes ile aşkları . İsimler bile komik hostes ,eleman  vb .

Baba evinin dizi müziğini paylaşacağım sadece baba evi hatırladınız mı ?

Ne çok anlattım ya ama bitmiyor ya mesela Özcan Deniz oynuyor diye asla izlemem dediğim asmalı konak bağımlı yapmıştı bizi. Seymen ağa nın sesine bayılırdım bence karizma o sesti . Kendi seslerini kullanınca hiç iyi olmuyor halbuki 🙂

İkinci bahar vardı mesela . O dizide çok tutmuştu . Yedi numara komedi tufanıydı 🙂 Ne çok dizi varmış Tatlı Hayat dizisinde irfan vardı mesela çok severim böyle absürt karakterleri . Sevdiğim karakterler dedim de Serseri de Bilo Ağa vardı Erkan Petekkaya oynuyordu . Sen iste her şey çok güzel oli oğlim tiplemesi süperdi ya . Aşiret ağasıydı ama tuhaf bir ağaydı ,çok severdim o tiplemeyi 🙂 Yakın zaman dizlerinden biri olarak da eşref saati vardı çok severdim onu da .Yetkin Dikinciler dedin mi benim için akan sular durur 🙂  Avrupa Yakası zaten televizyon tarihine geçti.Burhan abi ,Şahika ,Makbule unutulmaz karakterlerden oldu .

Yazarken fark ettim daha dün ne yediğini unutan ben bu dizileri nasıl oluyor da hatırlıyorum 🙂 ha bir de beynimin bunlarla dolu olması hayra alamet değil sanırsam 🙂

Aslında unuttuğum çok sevdiğim bir ton dizi vardır kesin hele de çocukluk döneminden ama şimdi hatırlayamayacağımı biliyorum yazı da çok uzadı zaten .

Sıra geldi mim i postalamaya kime gitse kime gitse ve mim goes to  makinosev umarım yapmamışsındır J

Bir de egosantrik rapsody e gitsin bakalım aklında dizilerle ilgili neler kalmış kok J

Yapmak isteyen olursa eğer ona da postaladım varsaysın ve yazsın lütfen çok güzel yazılar çıkacak eminim .kendinize iyi bakın esen kalın efem 🙂

DİP NOT:  bir istanbul masalında esma ile selim ne zaman aşık oluyor biliyor musunuz tango yaparken 🙂

Perhaps Love – Tuhaf Bir Aşk Hikayesi

Hayat bir film gibidir. Herkes kendi filminde başrol oynar.Bazıları başkasının filminde onunla baş rolü paylaştığını zanneder.Ama gerçekte sadece bir yardımcı oyuncudur.Belki de sadece küçük bir rolü vardır.Veya daha kötüsü oynadığı sahneler çıkartılmış olabilir.Bunu sadece o bilmiyordur.

Filmimiz en sevdiğim karakterlerden birinin bu replikleri ile başlıyor ve daha başlar başlamaz sizi kendine çekmeyi başarıyor. Hikaye anlatıcısı kıvamında ki bu tuhaf karakteri çok sevdim, ilgimi çekmesinin sebebi koreli olması da olabilir.Çünkü Takeshi için izlediğim bir film de bir koreli görmeyi beklemiyordum .Jin-Hee Ji  filme ayrı bir renk katmış .

İşte ben bu silinmiş sahnelerin kayıtlarını tutarım.El değmemiş kalmalarını sağlarım.Çünkü kurguda mutlaka hata yapılır.Ve insanlar bu hatalarının farkına vardıklarında,o silinmiş sahneleri onlara geri veririm.

İşte böyle bir açıklamayla devam eden film içinde film kurgusuyla harika bir müzikal .Buradaki şarkıları o kadar sevdim ki .Hele o sözler hepsini buraya yazmak isterdim 🙂

Takeshi zaten ne yapsa izlenilir dediğim .Her filmini izlemek keyif veren bir oyuncu .Kendisini daha önce bol bol Tony Leung ile izlemiştim. Hatta sırf onun filmi olsun diye arayıp buldum .ki normalde böyle şeyler yapmam 🙂

Göz açıp kapamadan daha kısa ,sonsuzluktan daha uzun .

Diğer oyuncularda işlerinde gayet başarılı .Sesler de öyle hele sirk müdürü rolünde yönetmenin sesi çok iyiydi ama Takeshi’ nin performansı da göz ardı edilemez bir gerçek 🙂

Kimsin sen .Kimsin sen .Beni sevdiğini unutan kim .

Beni nasıl unutabildin ?

Gelelim hikayeye bir filmde baş rol için karşı karşıya gelen iki sevgili ve yönetmenin etrafında şekillenen bir hikaye. Asıl olay burada başlıyor çünkü senaryo gereği de eski iki sevgili oynayacaklardır. Aslında bunlardan çok bahsetmek istemiyorum .konusu biraz gizemli kalsın. Bilmeniz gereken tek şey yarım kalmış bir aşk hikayesinin yıllar sonra karşılaşınca meydana getireceği zorluklar . Aşık bir adamın on yıl boyunca hiç unutmaması ve uyku haplarına rağmen hiç uyuyamaması .intikam almak istediği ama bir taraftan hala aşık olan kabine söz geçirememiş olması. Çaresizlik ve hayal kırıklığına rağmen tükenmeyen bir aşk . Çekip giden bir kadının her şeyi unutması ve sonradan yaşadığı pişmanlıklar .

Uzun uzun zaman önce

Sen benimdin bende senin

Uzun uzun zaman önce

Beni terk ettin dünyayı keşfetmek için

Senin dünyan görkemli olağanüstü

Sen yaşamın tadını çıkarırken

Benim dünyam sensiz ne kadar ıssız

Üç kişilik bir aşk hikayesinde olabilecek her türlü duygu geçişine rağmen beklenilenden daha farklı bir film ve tadından yenmez bir son .

Ben sevdim .repliklerini ,şarkılarını ,hikayesini ,oyuncularını ,her şeyini sevdim .

Bir varmış bir yokmuş bir aşk varmış

Bir varmış bir yokmuş çocuklar aşıkmış

Oğlan yakışıklı kız vurgun kıskançlık verici

Günlerden bir gün kız her şeyi unutuvermiş

Başlangıcı unutulmaz olsa da sonu hatırlanmaz olmuş

Anılara adama acı veriyor

Oysa kızı çoktan terk edip gitmişler

Geçmişi düşünmek neyi değiştirecek

Hatırlanmak verecek mi yeni bir gelecek

müzikler için şuraya bakabilirsiniz . ben tüm şarkıları çok sevdim .iyi seyirler 🙂

EN YENİ …

Size verecek iki haberim var .birincisi kore delisinin blogu kapatılmış. bu yüzden çok üzüldüm ve bir taraftan düşündüm böyle bir şey başıma gelse ne olur diye. hemen bir panik yaptım 🙂 ne de olsa o kadar yazı  o kadar emek var .bu yüzden blogumun bir yedeğini almak üzere yeni bir hesap açtım .valla mecburiyetten yoksa hesap delisi olup çıkmadım. neyse efem blogspot kullanacağım. iki blog olursa birine bir şey olması halinde diğeri durur yerinde dedim .

bu blogun aynısını görmek için winpohu\’ca blog adresini ziyaret edebilirsiniz. eski yazılarımı da buraya aktaracağımdan onları da okumuş olursunuz 🙂

kendinize iyi bakın efem 🙂

Tesadüf mü ? o da NEDİR ?

Tesadüf diye bir şey yoktur. Sadece filmlerde olur o akıl almaz tesadüfler ama bu filmde olmaz 🙂 Turn left Turn right tesadüfler nasıl değerliymiş dedirtiyor.

Zamansızlıktan yakındığım bu günlerde eskisi gibi sinema ile geçen günleri özledim sağ olsun astrea bu filmi öyle gizemli anlatmış ki hiç vakit kaybetmeden izledim.

 “Hayat tesadüflerle doludur; iki farkli paralel çizgi bile bir gün karsilasabilir.”

İzlediğimiz zibilyon tane film ve dizi de var olan saçma sapan tesadüflerin gerçekçi olmadığını söyler dururduk ya bu sefer tesadüf olsun diye merakla bekledim 🙂

İlk önce filmi çok beğendiğimi söylemeliyim. İşte film budur diyorum. Neden Asya sinemasını sevdiğimi tekrar hatırladım. Ben bu adamların bu aykırı düşünce yapılarını seviyorum tesadüf konusunu bile böyle bir bakış açısıyla ele almalarını seviyorum.

Film de hoşuma giden ayrıntılara gelirsek hangi birini sayayım bilemedim. Öncelikle Takeshinin o masum ,utangaç tavırlarını çok sevdim . Takeshinin bahsettiğim bütün filmlerinde Tony Leung olduğundan Takeshiden çok bahsedemedim ama bu filmde o kadar beğendim ki oyunculuğunu film bittikten sonra yeni filmlerini izlemek için araştırmaya başlamıştım bile 🙂

Sonracığıma müzik ve şiir kısmını sevdim . absürt oyunculuklarını ,absürt senaryosunu ve kurgusunu , absürt karakterlerini ki buna absürtlüğün dibine vurmuş olan yan karakterlerimiz doktor ve garson kız da dahil , yan karakterleri fazla abartılı oynayıp hayali bir hikaye izlenimi verirken baş rol oyuncularının çok dozunda oynaması ve inandırıcı bir hikaye bu izlenimi veren tezatlıklar silsilesini sevdim .

Sahnelerden de müzisyenin kuşlara yem atıp keman çalarak ,hem yiyin hem dinleyin ,yerken dinleyin dediği o içimi burkan Takeshi sahnesini çok sevdim .

Film genel anlamda çok sıcak ,insanın yüzünde bir tebessüm bırakıyor ve asla sıkmıyor .

Konuyu hala anlatmadım dimi ,müzisyen bir adamla çevirmen bir kadının hikayesi .bir türlü karşılaşamayan ama her defasında aslında yan yana olan iki insanın çok tuhaf hikayesi. Biri sağa dönerken öbürü sola dönüyor . biri yolun yukarısında ise öbürü aşağısında ,ama her zaman aynı şeyleri düşünüp aynı şeyleri söylüyorlar. Onlar karşılaşacak mı diye izlerken çok eğlendim. Eğer film izlemeyi düşünüyorsanız benden size şiddetli bir tavsiye .

burada şiiri verelim ben çok sevdim hele de sonunu 🙂

Her ikisi de inanmış. Ani bir duygu dalgalanmasının onları kuşatarak bir araya getirdiğine.

Güzeldir böyle bir kesinlik. Fakat daha güzel olansa belirsizlik.

Birbirlerini daha önce tanımadıklarından yaşanmadığını sanıyorlardı aralarında hiçbir şeyin.

Ya o caddeler ,merdivenler ve koridorlar.

Birbirlerini uzunca bir zaman önce fark etmeden geçip gidebildiklerini.

Onlara hatırlayıp hatırlamadıklarını sormak isterim .

Belki de bir döner kapıda yüz yüze gelmişlerdir.

Kalabalık içinde bir pardon.

Ve ya telefonda bir ses yanlış numara.

Fakat onların cevabını biliyorum.

Hayır hatırlamıyorlar.

Onlar çok şaşırırlardı.

Uzun zamandır tesadüflerin onlarla oyun oynadığını öğrenselerdi.

Henüz tam olarak hazır değil.

Kadere dönüşmeye onlar için .

Önce ulaştı onlara sonra geri çekildi.

Yollarının üzerinde dikildi.

Ve bastırarak kıkırdamasını bir kenara sıçrayıverdi.

ha bir de siz siz olun komşunuzu tanıyın efem. sağa sola bakının. yanınızdan geçip giden kişinin kim olduğunu asla bilemeyebilirsiniz. bu film gerçek olsa insan kafayı yer .o kadar yan yana gel ama karşılaşama akıllara zarar bir durum 🙂

önce sola sonra sağa sonra tekrar sola 🙂

 

 

White Christmas – Beyaz Cehennem

 

Canavarlar doğar mı yoksa yaratılır mı ?

Eğer doğuştan canavar olarak var olan biri varsa onu yaratılışından dolayı cezalandırabilir miyiz yoksa bir canavara dönüştürülen birinin diğerleri kadar yaşamaya hakkı yok mudur ?

Size bahsedeceğim bu dizi bildiğiniz diğer dizilerden çok farklı. Evet bende severim romantik dizileri ama aşkı temeline almadan da bir dizi çekilebiliyormuş bu yüzden bu dizi sırf farklı türü sebebiyle izlenmeli.

Kore dizisi olan gerilim ,korku öğeleri barındıran dizimiz daha çok sorgulamayı da içine katarak felsefi yaklaşımlarda bulunurken insan psikolojisinin derinine inmeden de geçmiyor. Yer yer komedi unsuru barındırması da güzel bir detay olmuş .Ayrıca sadece 8 bölümcük.

Aslında sizi çok fazla şaşırtmıyor tahminleriniz hep tutuyor ama diziyi izlemenizi sağlayan ,ona cazibe katan her daim tahmin etmeniz için yeni bir soru dizisini önünüze atan, merakınızı doruk noktasına taşıyan süreç.

Sizlere canavarla aramdaki savaşın hikayesini anlatacağım.Karşı koyabilmek için mecburen bende canavara dönüştüm.Herkes canavara dönüşme potansiyeli taşır.Merak ediyorum içindeki canavarın kabuğunu ilk kim çatlatacak.

Biraz da konudan bahsedeyim ama çok az çünkü fazla detayla bu dizinin tadını kaçırmak istemiyorum. Çok zeki öğrencilerin olduğu bir okulda geçiyor hikayemiz. Bu okul çok disiplinli çocuklar gece gündüz ders çalışıyor. Dağın başında olan okulda yılda yalnız bir kere o da noel tatilinde izin kullanıp çocuklar evlerine gidiyor. Bazı öğrenciler tatilde evlerine gitmez ve okulda kalır. Sekiz günlük tatil boyunca burada kalacak öğrencilerin başında bir adette gözetmen öğretmen bulunur. Ve olayın başladı nokta bu öğrencilerin aldıkları siyah kaplı gizemli mektuplardır. Gerisi mi gerisi dizide ama olay burada kalmıyor değişim gösteriyor bu yüzden sıradan gibi görünse de temposu düşmüyor.

Oyun teorisinde içinde bulunduğu film aslında herkesin tek çıkış yolu olduğunu gösteriyor diğerlerine güvenmek peki insan tehlikedeyken diğerlerine güvenebilir mi ?

Yaralı ceylan hikayesi ; çok kurak bir yaz günü aslan su kenarında kamp kurmuştur. Sürü halinde gelen ceylanlardan birini avlayacaktır. Peki kimi avlar en zayıf olanı annesinden uzakta olanı yada en yavaş olanı. Diğer ceylanlar bilir ki aslan birini almazsa diğerleri de su içemeyecektir. Kimse bir damla su içemeyecektir . Bu yüzden çoğunluk için yaralı ceylan feda edilir. Sürü de bunu ister içlerinden birine karşı diğerleri suya kavuşacaktır . Ne dersin sen yaralı ceylan olmak ister miydin ?

Dizinin müzikleri ve o gotik havası da insanın derinden etkiliyor. Karakterler ise birbirinden renkli . Ben  Choi Chi Hoon ‘u pek sevdim zekasına hayran kalmamak elde değil ama daha çok ilgimi çeken o duygusuz halleriydi ki sebebini sonradan öğrendim.

Deli Kang Mi Reu ise yine renga renk bir kişilikti. O kırmızı saçları da bunun göstergesi. Lee Jae Kyu ise rolünü iyi oynadı.En gerçekçi tepkileri veren ise insan böyle bir durumda bunun gibi davranır doğal olarak dediğim kişi Jo Young Jae oldu. Ve asıl bomba Yoon Su nam-ı diğer melek .Nedendir bilinmez en çok onun korunmaya ihtiyacı olduğunu hissettim. Park Moo Yul dizinin baş rolü gibi dursa da pek de bayılmadım ona hatta minyatür hyun bin demek daha doğru olur çocuk ona o kadar benziyor ki bu izlerken beni rahatsız etti .Yoon Eun Sung grup taki tek kız çok güzel gibi lanse edilen bence hiç öyle olmayan sorunlu bir kişilik.

Hikaye bitmeyecekmiş gibi görünürse sonunu kendin yazmalısın.

Bu diziyi farklı kılan her halde katil kim sorusunu sormakla yetinmemiş olması katil kim ,katil uşak bitti. Hayır bu kadar basit değil . İşte bu dizi aslında insan doğasına yönelik de bir bakış atmış.

Yine de kurgu da hatalar yok değil hatta bazıları ile iyi dalga geçip gülmekten kırıldık fakat ne diyoruz o kadarcık kusur kadı kızında da olur biz ne yapmaya çalıştığınız anladık bu yüzden senariste fazlaca yüklenmiyorum.

Komik kısıma gelirsek  ” Meleği neden göremiyorum”  repliğinden sonra  ” O kadar günah işledin ki tabi ki göremezsin ”  cevabı 🙂

Bir de ” Tuhaf rüya gördüm çıplak bir hayalet beni kovalıyordu. Bende kaçıyordum” diyen meleğe  ” Neden kaçıyordun” diye soran sivri zekalının aldığı  ”Çünkü hayalet erkekti ” cevabı ve ardı sıra gelen ” Nereye uzanayım ”( psikolog koltuğunu kast ediyor burada ) tepkisi .

Demem o ki aşk meşk dizilerinden sıkıldıysanız buyurun buradan yakın 🙂