winpohu’dan selamlar

bu ne biçim başlık böyle diyeceksiniz ama ne yapalım aklıma hiçbir şey gelmiyor. kaç zamandır uğramadım bloga wordpress bile değişmiş sayfanın yeni görüntüsünü yadırgadım. umarım bu postu sorunsuz yayınlarım. bir süre daha tanıtım yazılarıyla burada olamayacağım gibi gözüküyor. şunu bile alel acele yazıyorum maksat beni unutmayın bir winpohu vardı ne oldu öldü mü kaldı mı demeyin diye evet hala yaşıyorum ama yoğun çalışıyorum bir sürü işe vakit bulamıyorum tabi bu arada çok sevdiğim blogumdan da uzak kaldım fakat bu blog  benim için o kadar değerli ki ara sıra gelip tozunu almazsam yaşadığımı hissettirip kendimi hatırlatmazsam vicdanım sızlıyor. ben unutulmayı hiç sevmem bu yüzden böyle kısa saçma sapan yazılarla gelirsem affola 🙂

fırsat buldukça kitap okuyorum vikitap sağ olsun orada liste tutmak beni gaza getirdi . 36 kitap okudum bu yıl başından beri sene sonuna kadar bir sürü olmasını umuyorum.  bir şeyler izleyemiyorum olur da ayda yılda bir izlersem de ben yazana kadar unutmuş oluyorum.

sizleri çok özledim blog alemi kendinize dikkat edin ve beni unutmayın , hatırlayın efem .

şimdilik esen kalın ,

winpohu kendince zor koşullar altında bildirdi 🙂

Blogstar : En güvenilir Blogger Adayı Olmuşum :)

kaç zamandır şuraya uğrayacak zamanım yok bundan sonrada daha yoğun olacağım ama iki kelime ile hala yaşadığımı gösterip varlığımdan haberdar etmek için geldim . Bu arada aday olduğumu görmek beni çok mutlu etti. bu blog açtığım günden beri hayatıma küçük gülümsemeler katmayı bildi. burası sayesinde tanıştığım ve varlığını bilmediğim okuyucularım oldu hepsine çok teşekkür ediyorum . önemli olan kazanmak değil beni bu derece mutlu eden kategori ” en güvenilir ” işte bu çok hoşuma gitti. hele de son günlerde insanların ne kadar yalancı olabileceğine tanık olmuşken  hala güvenilen birileri olması beni de böyle görmeleri çok güzel bir şey. sağ olun var olun umarım tez zamanda tekrar gelebilirim o zamana dek esen kalın efem 🙂

 

not : hala okunduğumu görmek güzel malum net alemi nankör iki gözükmeyin unuturlursunuz ama benim okuyucular vefalı çıktı 🙂

 

bir de mimleri unutmadım cadıcığım inan ilk fırsatta yazacağım .

 

şimdilik hoşçakalın 🙂

The Remains of The Day- Günden Kalanlar

remaKitabı çok beğenmiştim bir uyarlaması olduğunu bilip izlemesem olmazdı . Çok beğenerek izlediğim bir film oldu. oyunculuklar süperdi. diyecek söz bulamıyorum. atmosfer aynı gibiydi sadece bazı yerleri kitaptan uyarlamamışlar değiştirmişler . böyle de güzel olmuş ama film yine de kitabın yanında bir parça eksik kalıyor çünkü biz bay stevens ın düşüncelerini kitap sayesinde çok iyi biliyor onu anlıyorduk.  fakat film bu konuda eksik onu niye yaptı bunu niye yaptı anlamak için onun duygularını düşüncelerini bilmek gerektiğini inanıyorum izlerken hep ama kitapta bu böyle açıklanmıştı dedim .

görselliği çok güzel . o yılları merak edenler için yine muhteşem bir dönem filmi olmuş.  filmi kaçırmayın derim böyle değerli iki oyuncunun böyle değerli bir performansı izlenmeli ama kitabı muhakkak okuyun çünkü onsuz bu film eksik kalır. benden bu kadar efem 🙂

Chasing Liberty

hjBu filmden Aslı söz etmişti. Çok beğendiğini söyleyince bende hemen meraklandım tabi izleme listeme almıştım . Güzel bir film çıktı . Romantik filmleri hep birbirinin aynı bulurdum ama bunu sevdim. Üstelik yakışıklı bir elemanda vardı.

Konusu amerikan başkanının kızı özgürlük özgürlük diye yakınırken bir şekilde korumalarını atlatıp kaçar ona yardım eden bir adamla ülke ülke kaçarken bu adam aşık da olur fakat bilmediği sevdiği adamında onun peşindeki korumalardan farkı yoktur. görev için onunla giden bir gizli servis elamanıdır.

ikisi arasında alevlenen aşk , kovalamaca ve tabi ki o güzelim avrupa ülkelerinin arka plan olarak yer alması ha bir de o muhteşem şarkılar . Bu filmin şarkılarını çok sevdim. özellikle life will go on şarkısını hala dinliyorum . güzel vakit geçirecek bir film arıyorsanız işte bu film o film .

iyi seyirler efem 🙂

Kukla – Ahmet Ümit

Kukla-Ahmet-Umit__29480949_0Ahmet Ümit ‘in İstanbul Hatırasını okuyunca diğer kitaplarını da okumak istediğimi söylemiştim . Malum aynı yazı da polisiye kısmının yetersiz olduğunu beni heyecanlandırmadığını ama bilgi konusunda güzel bir kitap olduğunu yazmıştım . Yine bu sebepten acaba diğer kitaplarında da polisiye böyle bariz bir şekilde gözle görülecek düzeyde mi diye merak etmiştim ve anladım ki yanılmamışım belki iki kitapla yargılamak zor ve haksızca olacak ama bana göre edebiyatçı kısmına söz etmeyeceğim çünkü bunu eleştirecek düzeyde değilim fakat polisiye kısmı bence yetersiz öyle ahım şahım merak yok heyecan yok gizem yok her şey tahmin ettiğiniz şekilde ilerliyor. Haksızlık ediyor olabilirim fakat bana pek hitap etmedi.

Gelelim kitabımıza güzel ve okunabilir öyle sıkıcı falan değil beklentilerimi de karşılasa çok iyi olurdu . Meslek de adı kötüye çıkmış alkolik ve işten atılmış bir gazeteci ve onun boşandığı eşi ve oğlu ile sıradan bir hayatı varken bir gün üvey kardeşi yardım için kapısını çalar. Ona yardım etmeye pek de gönüllü olmayan gazeteci bir şekilde olayların içine sürüklenir. Kendisine tema olarak susurluk benzeri olayları ve derin devlet hesaplaşmalarını konu edinen kitabımız karakterlerin hepsinin benim gözümde nefretlik olduğu kitaplar arasına girdi bile. Gazeteci zaten dünya umursamayan bencil , insanlara iyiliği dokunmasını bırakın üstüne onları batıracak biri.  Ve ne yazık ki çevresindeki herkes de bu kötü insan tabirine fazlasıyla uyuyor tamam belki melek olmasınlar bu da can sıkar ama böyle de gerçek  egoist insanlar beni hep soğutur. Neyse efem aklınızı fazla kullanmanıza gerek kalamayan isminden kıllanıp olayları çorap söküğü gibi takip edeceğiniz bir kitap .

benden bu kadar esen kalın efem 🙂

Tavan Arasındaki Buda – Julie Otsuka

tavan-arasindaki-buda-julie-otsuka-Kitap serüvenime devam ediyorum. Nur dan aldığım kitaplardan birirydi bu kitap. Japon bir yazar tarafından  kaleme alınmış . hikaye evlenmek için yazıştıkları adamlar için amerikaya giden bir grup japon kadınını anlatıyor. onların orada aldatıldıklarını öğrenmeleri ve evlendikten sonra yaşadıkları üzerine gelişen bir kitap.

hikaye japonlar hakkında olabilir ama anlatılanlar oldukça bu topraklara özgü . kadınların yaşadıkları geçmiş yıllarda ücra köylerde , doğuda veya belki hala şimdiler bile yaşanan hikayeler. her şeyi ile bana bir anadolu hikaye izlenimi verdi. kadınların hayatı dünyanın her yöresinde aynı şekilde öngörülmüş ve onların kaderi hep başkaları tarafından çizilmiş. onca zorluk , gurbet de yaşam sıkınıları derken bir de araya savaş girer ve amerika artık düşman olarak gördüğü japonları istemez olur. bu durumda göçmen konumunda olupda kendilerine bir yurt bir vatan bir hayat inşa eden japonlara ne olur. bu da kitapta yer alıyor. gerçekten iyi bir kitap olmuş. sevdim efem 🙂

kitabın tasarımını da çok sevdim . böyle farklı kapaklı daha çok eski yıllara aitmiş görünümlü kitapları seviyorum. kısacası olurda bulabilirseniz tavsiye olunur .

Kuch Kuch Hota Hai – Birşeyler oluyor

1998 Yapımı bir hint filmi ile karşınızdayım. ara sıra fırsat buluyorum hint filmlerine çünkü haddinden fazla uzunlar . bu filmde aynı diğerleri gibi oldukça uzun içinde çokça şarkı barındıran bir film. ve şu meşhur oyuncuları var adamın ismini yine unuttum fakat çok sık karşıma çıkıyor.

konusuna gelirsek iki yakın arkadaş var. üniversitede onlar gibi kanka yok . kızımız kankasına aşık olmuş ama bir gün okula gelen güzeller güzeli ve de iyilik timsali bir kıza rastlayan küçük bey , olay yerinde  yıldırım aşkına tutulur . bizim erkek görünümlü kızımız da aşkını kalbine gömer , sevdiği adamı bu peri masalından fırlamış güzel kıza bırakarak okuldan ayrılır. esas adam evlenir ve karısı doğumda ölür. geriye kızına bıraktığı mektuplar kalır. sekiz yaşına gelen kızda annesinin isteği üzerine babasının kankasını aramaya çıkar. onu bulmak içinde yardım alır. onları bir araya getirme planları yapar fakat o erkek görünümlü kız hem değişmiş hem de nişanlanmıştır.

olayı çok mu anlattım hiç mi anlatamadım bilmiyorum ama yıllar sonra bir araya gelmeye çalıştırılan iki insan var. ben pek anlamadım adamın ölen karısına duyduğu aşk gerçek onu seviyor ki kadında sevilmeyecek gibi değil peki nerden çıktı bu eski meseleler diye soruyor insan çünkü duygusal olarak hiç de tatmin etmeyen , ikna olamamış bir izleyici kitlesi bırakacağını haykıran bir film var. maksatlarını anlamadım. senaryo öyle ahım şahım değildi. müzikler beni yüreğimden yakalamadı. bir aaamır khan da yoktu hani . o yüzden kendisini normal bir film olarak anıyor , çok vaktiniz yoksa da hiç buluşmayın diyorum .

çok konuştum hadi esen kalın efem 🙂