KUZEY VE GÜNEY -ELİZABETH GASKELL

Kuzey Güney

Güzel gelişmeler oldu ve bende soluğu hemen burada aldım. Sağ olsun geçenlerde lafea aradı winpohuu kitabı aldın mı dedi . hani çevirisi olsa da yılarca beklediğimiz şu nadide kitap , bu arada çeviri için Altın bilek yayınlarına ne kadar teşekkür etsem azdır.  kitabı alamamıştım, bu yüzden kitabı dün elime alınca nasıl sevindim anlatamam handan ve lafea sağ olsun beni düşünmüşler yaptıkları bu güzellik günümü aydınlattı. okumaya başlayınca daha çok yazacağım bu sadece mutluluğu anlatmak için kısa bir giriş ee malum bu blog bu kitapla ilgili ne çok yazı gördü geçirdi. ne çok bekledim ben bu kitabı . dün elime alıp dakikalarca inceledim de daha başlamadım o kadar ağırdan sindire sindire ve keyfine vara vara okuyacağım 🙂

ayrıca ne de iyi dostlarım varmış onu da tekrar fark ettim. ne yalan söyleyeyim durup dururken birilerine aklına gelmek çok hoşuma gidiyor 🙂 blogger burada mutluluktan ne söyleyeceğini bilemiyor. bu güzelliği bizlerle buluşturduğu için yayınevine teşekkür ederim 🙂

daha uzun bir yazı da görüşmek üzere esen kalın efem .  çünkü ben kısa zamanda margaret ve john un maceralarıyla döneceğim 🙂

ayrıca diğer güzellikleri incelemek isterseniz sizi buraya alayım . altınbilek yayınları

bu sefer kesin kaçtım .

ELİZABETH GASKELL ‘İN KUZEY VE GÜNEY KİTABI SONUNDA ÇIKTI

ResimBöyle başlık mı olur demeyin maksadım bu haberi herkese duyurmak . malumunuz çok uzun zaman ben bu kitabın türkçesini bekleyerek geçirdim . hatta bu kitap evde herkes tarafından nasıl merakla beklediğim bilinen tek kitap . bu kitaba nasıl hayran olduğumsa önce dizisi izlemem ki bbc uyarlaması beni feth etti sonra sağ olsun nur sayesinde ingilizcesini okudum ta amerikalardan göndermişti kitabı bana .

ama yine de ben türkçesi için yanıp tutuşuyordum ha çıktı ha çıkacak derken güzel haber geldi ALTIN BİLEK YAYINLARIndan çıktı kitap . ee ne diyelim iyi ki yazdın elizabeth gaskell bu güzelliği ve iyi ki altınbilek de çevirisini bastı . kitabı hala almadım  alıp da okuyunca detaylı bir yazı ile döneceğim . şimdilik bu güzel haberi bırakıp kaçıyorum esen kalın efem 🙂

Elizabeth Gaskell Tutkunları Buraya :)

Biliyorsunuz ben Elizabeth Hayranıyım . Kuzey Güney dizisi ile bağlandım yazara ve sonra kitabı sağ olsun hikaru sayesinde okudum ama ingilizceysi . türkçe çevirisi yok diye nbe çok üzüldüm . eşler ve kızları dizisini de çok sevdim her iki eserden de burada bahsetmiştim . o kitabın bir tek çevirisi var bu yüzden diğer güzelliklerinde çevrilmesi için sizi oy kullanmaya davet ediyorum.  chibi sayesinde haberim oldu sizi detaylı bilgi için onun yazsını davet ediyorum. çok değerli bir yazarın eserlerinin bu ülkede çevrilmemesi büyük kayıp bu yüzden lütfen oy kullanalım 🙂

oy kullanmak için TIK TIK

CHİBİ’nin yazısı için TIK TIK …

esen kalın efem 🙂

Sonsuzluktur Kitap…

 

kitap bence başka başka dünyalardır . ne zaman ki başka bir boyuta geçmek istersiniz o zaman bir kitap yeterlidir.  nerden çıktı bu yazı tabi ki serseri depresyonun beni mim lemesi vesilesiyle bakınız 🙂

1.Ne sıklıkla kitap okursunuz?

benim bir planım programın yoktur. her şey de olduğu gibi bu durma ve moduma göre değişir  ama elime bir kitap almaya göreyim onu hemen bitirmek huyumdur. ben sabahlara kadar uyumadan iki hatta bir günde kitap  bitirdiğimi bilirim yemeyi unutacak kadar sevdiysem kitabı beni tutabilene aşk olsun 🙂

2.En sevdiğiniz yazarlar?

benim sevdiğim bir sürü yazar olabilir ama en aklımda kalanlar çocukluğumun ve her daim hayatımın fovorisi agatha christie , margaret mitchell rüzgar gibi geçtiden dolayı , jane austen tüm kitapları , elizabeth gasskell kuzey ve güney , emiliy bronte uğultulu tepeler, charlote bronte jane eyre , philippa gregory boleyn serisi , tolstoy , reşat nuri , judith mcnaughty, charles dickens   say say bitmez bu soru en iyisi burada kesmek 🙂

3.En beğendiğin kitaplar?

bu soruya cevap vermek çok zor iş azizim ama bir kaç örnek ile rüzgar gibi geçti , uğultulu tepeler, aşk ve gurur, jane eyre, kuzey ve güney , düşler krallığı , anna karenina ,çalıkuşu … böyle uzar gider bu soru

4.(Yerli/yabancı) hangi yazarların kitaplarını daha çok tercih edersin?

öyle ayrımın yoktur yerli yabancı okurum ama yerli okuyorsam günümüz yazarlarını okumam genelde eski yazarlardır benim okuduklarım.

5.Bugüne kadar en beğendiğin kitap serisi?

seri olarak bir tek boleyn serisini okudum sanırım . devamlı kitaplara yönelmedim pek. bu serinin altı kitabını da pek sevdim .

6.Daha çok hangi tarz okumaktan hoşlanırsın?

romantik , polisiye , tarihi , gerilim aslında olay örgüsü yoğun ve heyecanlı kitapları seviyorum .

7.En son hangi kitabı okudun?

en son sergüzeşti okudum am o çok kısa bir kitaptı ondan önce sinekli bakkalı okudum.

8.Şu anda hangi kitabı okuyorsun?

jane eyre yi aldım ingilizcesinden okumaya çalışıyorum 🙂

9.Kitap blogları hakkında ne düşünüyorsun? Yeterli mi?

ben yeni yeni keşfettim çok güzel bloglar varmış . şimdi ahlanıyorum neler varmış da benim haberim yokmuş hep sinema blogu takip edersem böyle olur işte 🙂

10.KİTAP OKUMAK sizin için ne ifade ediyor?(cevabını en çok merak ettiğim soru)

ben kitap okuduğum zaman hayal dünyam yeni bir kapı açar zaten balık burcu olarak hayal gücü  konusunda sıkıntım yok . yepyeni dünyalara gider yeni deneyimleri yaşamış gibi olurum . kitabın içine girer sanki orda bir karakter olurum. beni mutlu eden . gerçeklikten kurtaran ,yepyeni ufuklar açana zengin bir  dünya kitap. sanki bir bahçeye açılmak gibi. uçsuz bucaksız bir yolculuk 🙂  yaşamadan deneyim edinip duygu geçişleri sağlayıp empati kurduran bir kılavuz kitap. eğlendiren , hüzünlendiren bir kılavuz. hayata başkasının gözlüklerinden bakmak gibi.

sıra geldi mim i yollamaya tekrar aramıza dönen mavi ‘ye gitsin çok okur biliyorum bir de şuan bu yazıyı okuyan tüm kitap severler mim lendiniz 🙂

Wives and Daughters – Elizabeth Gaskell AŞKINA !!!!

Wives and Daughters yine bir Elizabeth Gaskell harikası .   şurada yazdığım  North and South adlı uyarlamayı ne kadar sevdiğimi anlatamam sanırım. manga , manhwa , kore sineması , polisiye derken en sevdiğim şeylerden biri olan ingiliz uyarlamalarını bir süreliğine unutmuştum ama uzun sürmedi tabi 🙂

maalesef Elizabeth Gaskell türkiye de pek popüler değil bu yüzden çevrilmiş bir kitabını bulup okumak mümkün değil. kuzey güney eserinin orjinali var bende ama diğer eserlerini de okumak isterdim. yine de öyle başarılı uyarlamaları yapılıyor ki kitabın eksikliğini bir nebze unutturuyor.

jane austen çok yetenekli bir yazar fakat Elizabeth gaskell bambaşka bir yetenek. ikisini karşılaştırmıyorum . ikisini de ayrı seviyorum lakin elizabeth in  eserleri bende bambaşka etkiler bırakıyor.

mesela kuzey güneydeki şu inanılmaz replik  belki bir fikir sahibi olmanızı sağlar.

“I wish I could tell you how lonely I am. How cold and harsh it is here. Everywhere there is conflict and unkindness. I think God has forsaken this place. I believe I have seen hell and it’s white, it’s snow-white.” – Elizabeth Gaskell

neyse konumuz kuzey güney değil başka bir uyarlama ama ne yapayım bu uyarlamayı öyle seviyorum ki bahsetmeden edemiyorum 🙂

Wives and Daughters  yazarın son eseriymiş . bunu öğrenince neden bu kadar başarılı olduğunu da kavradım. elizabeth gaskell in o kıvrak zekasını her diyalogda hissetmek mümkün. ince bir zekanın ürünü olan konuşmalar sanat eseri gibi işlenmiş. dokundurmalar öyle zerafetle yapılıyor ki iltifat edermiş gibi laf sokmalar  var 🙂 bu ingilizler laf sokma işini bile ince dokundurmalar ve hayret verici ironilerle dolu cümlelerle gerçekleştiriyor.  çok güldüm. 4. bölümcük bir uyarlama ve her bölümünde gülmekten bir hal oldum 🙂 çok eğlenceli olduğunu itiraf etmeliyim.

elizabeth aslında eserde bolca dalga geçilecek konu bulmuş ve genelde ingiliz toplumunda yer alan zorunluluklar ve sahte mecburiyetleri tiye almış. bu yüzden son eseri olması insanı şaşırtmıyor. böyle bir uslup ancak zamanla olur.

hele karakterleri kadın karakterlerde gizli olmayan açıktan açığa bir başkaldırı bir direniş var. hariett , molly ve üvey kız kardeşi hepsi açık sözlü, bir bakıma isyankar,sivri zekalı , istedikleri dışında hiç bir şeyi yapmamaya özen gösteren karakterler. kadın karakterleri böyle güçlü çizmesi çok hoşuma gitti.

kısaca konuya dönersek. bir doktorun kızı olan molly annesini küçük yaşta kaybetmiştir. 17 yaşına gelince babası yeniden evlenir ve molly ye ne çok kötü ne de çok iyi olan biraz tuhaf bir üvey anne olan clare ve onun diller destan güzelliği ile insanları  büyüleyen kızı ile yaşamak düşer.

molly in üvey kız kardeşi külkedisi masalında olduğu gibi çok kötü falan değil. normal , zaafları olan biri ama molly ye karşı genelde iyi huylu. zaten karakterlerden kimse masum melek falan değil. bence molly bile öyle değil onun bile içten içe hesapları var.

sonracığıma molly in çevresinde iki de yakışıklı diye tabir edilen kardeş var . osbourne ve roger . şunu da belirtelim molly in üvey kız kardeşinin öyle bir güzelliği var ki onu gören erkekler daha önce başkasına aşık olsalar bile anında unutup bu kıza aşık oluyorlar. işte böyle başa bela bir güzellik . varın bu kişiler bir araya gelince olacakları sizin düşünün.

yazarımız karakterlerini öyle kurnazca kurgulamış ki bir bölümde nefret ettiğim karakter sonra ki bölümde en acıdığım karakter oldu. en sevdiğim ise en nefret ettiğim . işte böyle de değişken bir havası var. merakla ne olacak acaba diye izledim.

kadın karakterler ne kadar ince işlenmişse baş roldeki kahraman olması beklenen karakter o kadar sıradan ve çoğu zaman kişiliksiz olarak verilmiş. bunun bilinçli bir şey olup olmadığını bilmiyorum. bir john yoktu yani kuzey ve güneydeki o adam nerede buradaki adam nerede. güçlü bir karakter olması gerekirdi ama yok. belkide kitapta öyledir. bilemiyorum . demem o ki ilk defa bir uyarlamada ben baş roldeki adama vurulmadım . kişiliğini beğenmedim.

bu ingilizler tuhaf insanlar mesela bu replik nasıl ince ince laf sokulur gösteriyor.

Squire Hamley: I’m not saying she was very silly, but one of us was silly and it wasn’t me.

keşke uyarlamadaki bütün o ironileri ve o zeki cevapları paylaşabilsem çok eğlendim izlerken 🙂

favori karakterim ise hariett oldu . nasıl bir kadın bu böyle . favori sahne isem osbor’nun sevdiği kadını anlattığı sahne oldu. nasıl bir anlatıştı o öyle.

kısa keseyim diyorum  ama olmuyor Elizabeth Gaskell sen nasıl bir yeteneksin öyle. bu kadının bütün romanları benim olsa bütün uyarlamalarını izlesem sonra zaman geçtikçe tekrar ve tekrar izlesem. dünyadaki cennetten bir parça olurdu galiba 🙂

Cynthia Kirkpatrick  ‘in erkeler ile ilgili tespitleri de dikkatte değer . o bir erkek , unutur , değişkendir. bu kızıında bilmediği yok 🙂

ben yine anlatamadım acemice denemelerde bulundum . lafın kısası siz bu uyarlamayı izleyin efem 🙂 tavsiye olunur.

not: kasabadaki gösterişli ailenin o  evini gördükten sonra ben eve aşık oldum gözüm başka kimseyi görmedi 🙂 bende şato istiyorum arkadaş ühü ühü 😦

Elizabeth Gaskell AŞKINA !!!!

DÜN ve BUGÜN …

Pek televizyon izlemiyorum ama bu gün sinema kanallarına bakındım ve ”FATE”  adlı kore filmini gördüm .Çok uzun zaman önce izlemiştim filmi bu gün türkçe dublajlı görünce şaşırdım haliyle .Önce dublajı yadırgasam da izledim çünkü çok iyi bir oyuncu kadrosu var .Kurgusu ile de iyi bir filmdi .Tavsiye edilir .Oyunculara bakınca izlemek isteyeceksiniz 🙂

Fate ,destiny ,kader ne derseniz diyin artık 2008 yapımı film de Song Seung-heonKwon Sang-woo ,Ji Sung var . Velhasıl izlenilesi olmuş 🙂

Bir de bu gün ”cinayet var ” adlı 1954 yapımı bir filme denk geldim .Asıl adı” dial M for murder ” ,film Alfred Hitchcock filmidir. Dikkat çeken ise Grace Kelly tabi ki 🙂 Dedektiflik olayları severim derseniz gri hücreleri çalıştırmak adına iyi bir tavsiye olur 🙂

Dün ”Aşk ve Gurur” kitabının ingilizcesini aldım. Ayaklarım beni kitapçıya sürükledi resmen iki yerde vakit nasıl geçiyor anlamıyorum bir kitapçı iki oyuncakçı .Bazı hikayeler vardır asla sıkılmazsınız bu kitap da öyle işte tam bir baş ucu kitabı yayın evi bir sürü klasik eseri seri halinde yeniden yayımlamış hepsini almak istedim tabi ama malesef yapamadım 😦

Son aylarda kitap okumama rağmen aslında çok severim kitap okumayı .Bu aşk yeniden alevlenebilir .Sıcaklar yüzünden pc başında duramıyorum .Çatı katının en güzel yanı kapalı ve serin balkonu kitabımı alıp oraya kaçasım var 🙂

Bir de çok almak istediğim bir kitap var ne mi işte o kitap bir bulsam hiç kaçarı yok  🙂

çok istiyorum

öyle böyle değil

istiyorum

ama çok çok çok istiyorum

yeterli olmuştur sanırım 🙂

NORTH & south …Cehennem Kar Beyazı

”I have seen HELL  and it is WHİTE  it is SNOW WHİTE … ”

“Look back, look back at me.” (John Thornton) 


biliyorum çoğu zaman bu blogun sadece uzak doğu ile ilgili olmadığını söylemişimdir ama yine de belirtmem gerekiyor sanırım.ingiliz dizilerini seviyorum,tarihi şeyleri eski dönem filmlerini ,dizilerini ,kitaplarını pek bir beğeniyorum.bizim hürrem gibi olmadığı sürece uyarlama tarihi senaryolar favorilerimdir.

yine tadı damağımızda kalacak kadar kısa bir ingiliz dizisi ile karşılaştım ve o kadar beğendim ki hemen yazmaya girişiyorum.north and south afişteki yazı karakterinden anlaşılacağa üzere çok farklı iki dünyayı ve bu dünyada yetiştikleri için çok farklı olan iki insanı anlatıyor.kuzey  yazı karakterleri gibi sert ,eğilmez ,keskin bir yapıya sahip ,güney ise naif ,eğimli ve yumuşak .neden mi çünkü endüstri devrimi ve zor çalışma koşulları ile durmadan çalışan insanların olduğu kuzeyde hoş görü beklenemez. john bu yüzden bu kadar sert ve acımasız .zorlukla karşılaşmış ,katılaşmış bir yapısı var.güney ise eski zenginliğinden ve yaşam stilinden pek bir şey kaybetmemiş ,rahat insanların tabi kuzeye kıyasla bulunduğu bir yer .bu yüzden margaret naif ,masum ve merhametli .

margaret ‘in peder olan babası güneyden tekstil kenti milton a taşınmaya karar verince tüm ailenin hayatı değişir.margaret kuzeyde hiç alışkın olmadığı bir ortama ayak uydurmaya çalışırken doğru ile yanlışı karıştıran ki herkesin bu durumda kafası karışır ,kendine tutunacak bir dal arıyan bir kızdır.kuzeyde fabrikada ağır şartlarda çalışan kadın ,erkek ,çoluk çocuk ,yoksulluk ,grevler ,fabrika sahipleri ile karşılaşan margarettin dost diye işçileri sçmesi fabrika sahibi john ile arasınında olan zıttlıkları daha da artırır.

john zor bir hayat yaşamış ve bu sebeple sert bir mizaca sahip ,margaret gibi iyilik düşünmektense gerçeği düşünmeyi yeğleyen ,mantıklı bir adam .çok farklı  yaşam koşulları olduğundan margaret ile john gece ile gündüz gibi.

margeretın babası john a ders vermeye başlıyor.john ‘un bir annesi var ki kadının o metanetli duruşu ,güçlü yapısı ,kendine güvenen hali ,işlerle olan ilgisi ,zekası beni etkiledi.john ‘un kız kardeşi ise gıcık mı gıcık bir karakter.

dizide aşk var hem de ne aşk ama gelelim neden bu kadar güzel olduğuna bir kere jane austen ın romanlarından farklı olarak Elizabeth Gaskell romanında dönemin bütün hatlarını ortaya koymuş .jane’in hayranı olarak çok beğensem de elizebeth  o sınırlı dünyanın yanında ekonomi ,sosyal hayat ,dini konular hayata dair unsurlar sizi o koşullarda yaşıyor izlenimi vererek hikayenin içine çekiyor.

daha ilk bölümde fabrikada uçuşan beyaz pamukları gördüğünde margerettın burayı cehenneme benzetmesi güneyin yeşil ,sıcak ve huzurlu havasından çok farklı soğuk kuzeyde nasıl zorlanacağının işareti.ve cehennem beyaz kar beyaz cümlesi bu dizide en sevdiğim replik oldu.bir diğeri de dön ve bana bak tabi ki 🙂

dizide bol bol kafa karışıklı da var .mesela john ve margeret ters düştüklerinde fikirlerini savunurken her ikisine de hak veriyorsunuz.grevler ,sendikalar,işçiler, patronlar ,kim haklı kim haksız derken fakirlik ve açlık ,ölüm ve kalım ,doğru ve yanlış ,inanılan fikirler ve zamanla empati kurularak değişen düşünceler.ben karman  çorman anlatsam da izleyenler anlayacaktır 🙂

bol bol resim eklemek istiyorum 🙂

diziden aklılda kalan bir kaç sahne ile devam edelim .akiracığım aşağıda ki sahne senin için 🙂

    “Look back, look back at me.” (John Thornton) 

“I came because … I think it very likely … I know I’ve never found myself in this position before … it’s difficult to find the words …” (John Thornton)

Thornton: I don’t want to possess you!  I wish to marry you because I love you!
Margaret: You shouldn’t!  Because I do not like you and never have!

“One minute we talk of the colour of fruit, the next of love.  How does that happen?” (John Thornton) 
“Oh there are others? … Of course.  You must have to disappoint so many men that offer you their heart.” (John Thornton)

“I know she does not care for me but I can’t remain silent.  I must ask her.” (John Thornton)

o bana bakmaz dedikçe nasıl üzüldüm ben sana john 🙂

Thornton: So you are going.  And never come back?
Margaret : I wish you well Mr Thornton.

“You’re coming home with me?”(John Thornton)  burada nasıl mutlu oldu sevindi  🙂

“I do know something of hardship  …” (John Thornton)

Margaret: You are mistaken – you don’t know anything about the south! 
Thornton: I think that I might say that you do not know the north. 

ve veda sahnesi orjinaline sadık kalmak için replikleri ingilizce yazdım .tavsiye ederim mutlaka izleyin ,sonra gelin uzun uzun konuşalım 🙂