Bana da bir ”RElife” gönder

88f7af654f1bad2e7c4bd6b93247f23e9c5d9e47_hqKesinlikle ama kesinlikle benim aklıma gelmişti bu anime konusu. Relife tesadüfen görüp izlediğim ve de kendisinin hayranı olduğum nadir animelerden biri.

28 yaşındaki karakterimiz yüksek lisansını yapmış ama üç aylık iş tecrübesinden istifa ile kurtulmuş bu sebeple iş bulamayan bir genç . İşsizlik yüzünden markette yarım gün çalışan esas karakterimiz bütün iş görüşmelerinde üç ayda neden ayrıldın sorusuyla yüzleşiyor. sanki kendi suçuymuş gibi topluma adapte olamamak ve yetişkin gibi davranamamakla suçlanıyor ki burada yetişkin duygusuz manasına geliyor maalesef.

işte duygularını aldıramamış bu karakterimize bir gün adan gelip sana bir hap vericem sende bir yıl boyunca liseye geri döneceksin- bütün masraflarda bizden – bir yıl sonunda sana iş de vereceğiz -zaten bir işe de yaramıyorsun diyince bizimki hapı yutar ve macera başlar.

Lise , tuhaf tuhaf bir sürü tip ve yeniden yaşama şansı. işte relife tecrübe edemeyip şimdi olsa şöyle davranırdımların  vücud bulmuş hali. kimseyle konuşamayan asosyal kız, denekler, gözlemciler, sporcular, çalışkan ama duygusal olarak geri planda kalanlar ve bolca dostluk, aşk ile deli dolu bir gençlik serüveni. okul animelerini severim ama bunu daha başka sevdim adamın her defasında kendine gel sen 28 yaşındasın dedi halleri, komik durumları falan çok eğlenceliydi.

velhasıl kelam bende bir relife isterim. bu animede benim düşüncelerime tercüme olmuş. eğlenceli ama sıcacık bir anime isteyenlere gelsin efem , yeni, yeniden yaşamlarda görüşmek üzere esen kalın efem 🙂

OUR TİMES- BEN GEÇKEN

ourBir film nasıl olurda hem bu kadar ğelendirir , böyle güldürür hem de böyle duygulandırır. tayland sineması yine yapmış yapacağını bana ilk aşk filminin tadını verdi. öyle ki filmi nasıl sevdim nasıl sevdim anlatamıyorum.

filmin her parçasında insan kendinden bir şey buluyor. hanım kızımız bir gün iş yerinde hayatının nasılda berbat olduğunu anlıyor. hiç bir şey okulda hayal ettiği gibi olmamıştır. ne işi ne de sevgilisi. hiç bir şey ona anlatıldığı gibi değildir. tutar istifa eder. şekil bir a benim gibi . hayallerim bunlar değildi der ve geçmişini hatırlamaya başlar. ee bizde zamanda geri gidip bu gençlerin okul zamanlarını izleriz.

çok eğlendim , beni en çok güldüren tayland filminde zincirleme mekktup olayını görmek oldu. demek dünya gerçekten evrensel. ikincisi karakterleri pek bi sevdim kızı da o delikanlıyı da . gönül hep serserinin peşinde değil mi zaten 🙂

isyana varan müdür öğrenci çatışmasını sevdim. bir ünlüye fan olan saflık derecesindeki sevgilerini sevdim. en çok da fedakarlıklarını sevdim.

gençlik filmleri bana hiç yaramıyor. çok keyif alsamda bir parça duygusalaşıyorum.

tavsiyemdir dememe gerek yok. bu film bence çok özel ilk fırsatta değerlendirilmeli 🙂

 

Tonari no Kaibutsu-kun ve Sukitte İi Na Yo

İki yeni animeye başladım ve maalesef ikisi de güncelmiş , akıl edip de bakamadım. İkisinin de henüz 3 bölümünü izledim. Birbirlerine de fazlasıyla benzeyen konuları var. İkisi de lise gençliği hakkında , ikisinin de içinde arkadaşlık kuramayan , a sosyal tipler ve gelişimleri konusu var.  Bu konu bana fazlasıyla kimi ni todoke yi hatırlattı sadako durumlarını anımsadım ama konuşmak için çok erken olsa da bir kimi ni todoke etmezler gibime geliyor. onu sevdiğim kadar sevemem bunları 🙂

Tonari no Kaibutsu-kun ‘u ( my little monster )  diğerine göre daha çok beğendim. Burada çalışkan bir hanım kızımız var , arkadaş istemeyen onları ders çalışmasına engel gören bir tip. Tabi neden böyle olduğunu da veriyorlar. Bir gün hanım kızımız öğretmeni yüzünden okulun belalı öğrencilerinden birine ders notu götürür ve macera başlar . arkadaş canlısı olan çocuk bunun peşini bırakmaz. sevdiğinden falan bahseder ki sonradan aslında hiç bir şey hissetmedim ayağına yatması beni benden aldı. komik sahneleri mevcud , bilindik bir anime olmasına rağmen izletiyor kendini. tabi bunların yanında başka karakterler de var yok değil üstüne bir de tavuk bile var . eğlencelik , kafa dağıtan bir anime isterseniz buyurun .

Sukitte İi Na Yo ‘ ( say  ”I love you”  ) ise diğerine göre daha az beğendiğim , çok komik ilerlemeyen , konu itibari ile yine arkadaş bulamayan bir kız ve okulun favori çocuğu arasında ki aşkı konu almış . smut bir mangadan uyarlanmış klasik okul animesi. bazı yerleri iyiydi , her iki animede göze çarpan sahneler ve replikler mevcud. fakat o kadar  popüler bir çocuğun böyle bir kızla ilgilenmesi inandırıcı değil. sanırsam shouju tarzı da artık yaş itibari ile bana hitap etmemeye başlıyor veya iki animeden çok benzer olduğu için böyle oldu. bilemiyorum yine de izleyip bitirme taraftarıyım . zaten hafta bir bölüm ilerleyecek üstelik son zamanlar hiç anime de izlemedim böyle de bir açlık çekiyorum . anime arıyorsanız buna da bir bakın derim .

şimdilik benden bu kadar esen kalın efem 🙂

Danshi Koukousei no Nichijou

Bu animeyi bir kaç yerde gördüm. üstelik çok da güzel anlatmışlardı. Komedi olduğunu duyunca dayanamadım hemen başladım. 12 bölüm olunca da bir kaç günde bitti.

Bu animeyle ilgili fikrim bence kendi dışında bütün animelerle çok güzel dalga geçmiş.  Konusu lise çocuklarının sıradan hayatları . Böyle bir konudan yola çıkan bir anime nasıl komik olabilir diyorsanız yanılıyorsunuz. Evet romantik unsurlar yok, korku gerilim yok, fantastik öğeler , uçan kahramanlar yok ama anime o sıradanlıklarla çok özel olmuş .

Zaten animeye başlarken bu öğrencilerin gerçek ve sıradan hayatı diyor.  Yani normal şeyler olacak diğerleri ile karıştırmayın. Mesela benimde çok sevdiğim romantik animelerle dalga geçtikleri edebiyatçı kız olayını çok sevdim, sonra korku hikayeleri ile dalga geçtikleri kısımlar, karakterlerin hepsini , liseli kızları , etek muhabbetini ,  sürealist kısımları hepsi ama hepsini sevdim. Sonra çocukların hemen bir oyuna başlamasını diğer garibanın da hiç bir şey anlamamasını , her bölüm başka bir karakterle tanışmayı, öğrenci konseyini falan pek sevdim.

Hikayenin bir devamı yok anime her bölümde bir kaç olay etrafında şekilleniyor . Bir bölümün diğeriyle alakası yok. Mesela bölümler kısımlar oluyor.Liseli çocuklar ve …şeklinde .  Ben liseli çocukların böyle komik olduğunu bilmiyordum bazen haddinden fazla güldüm. Demem o ki eğlencelik anime arayanlara bir bakın derim. Zaten baktıktan sonra bırakamazsınız. Bu kahkahalar bağımlılık yapıyor 🙂

Keyifli seyirler efem. Yüzünüzden gülümseme, hayatınızdan kahkaha eksik olmasın .

ANOTHER – Ölü Olan Kim?

aslında başka bir animeye başlamıştım fakat sıkıcı olduğu için bıraktım. sonra bu animeyi gördüm zaten bunu da bırakırım diye hiç araştırmadan başladım. keşke öyle yapmasaymışım çünkü devam eden bir animeymiş. işte bu yüzden şimdi merak çemberine sıkışmış bir kedi gibi derin kederle içersinde  en acı ızdırapları duyuyorum. madem yeni bölüm yok bende hemen anlatayım dedim 🙂

hikayenin bir romanı , mangası ve animesi olması yetmiyor olacak ki bu popüleriteyle bir de live action çekilmesine kara vermişler.

10 bölüm izledim zaten 12 bölümlük bir anime. kısaca anlatacak olursak diyeceğim ama kısaca anlatmak da zor iş. başlangıcını çok sevdim. müzik bir harika . sonra o çizimler beni benden aldı. hele hd görüntü olunca tadından yenmiyor.

birinci bölüm başlarken hikaye anlatıcı tarafından başlıyor ve benim en sevdiğim unsurdur bu bir baktım kendimi kaptırmışım. 26 yıl önce orta okullun 3-3 sınıfında çok başarılı , güzel , iyi huylu bir öğrenci ölür. arkadaşlarından biri o ölmedi burada yaşıyor der. sonra hepsi sanki öğrenci ölmemiş gibi yaparlar. sonrası mı sonrası olaylı arkadaş. 3-3 sınıfının laneti işte tüm hikaye bundan ibaret.

aslında çok güzel detaylar ile baya heyecanlı olmuş bir son durak bir death note tadı almadım değil. fazla gerilimli ve bir sürü karakterin ölmesi nedeniyle fazla kanlı. şimdi kim ölecek diye bekliyoruz.

böyle ölüm yaklaştı falan efsanelerine inanmam aslında çok komik gelir böyle şeyler. başından beri ben tesadüf saçmalıyorlar falan dedim. yani her şeyi oraya bağlıyorlar ama kazaların ardı arkası kesilmeyince ikna oldum 🙂

bir grup öğrenci var işte bunlar ve bunların aileleri ölüyor falan bir de olmayan ve artı olan kim ? durumları var. işte anime bu soruyu soruyor artı olan kim ? ölü olan kim ? bu laneti nasıl durdururuz falan filan 🙂

gelelim diğer unsurlara ee kardeşim madem bu okulda böyle bir durum var. ne yaşıyorsunuz orada ben olsam arkama bile bakmadan kaçarım. terk et orayı abicim. bir de o okula gidip normal normal yaşıyorlar. gerçi normalde ben böyle efsanelere inanamam ve gitmem ama bunlar inanıyor , ee inanıyorsan ne duruyorsun kaçsana  🙂

ne diyeyim bilemiyorum sadece bu günlerde gerilim açlığıma iyi geldi . zevkli , merakla izlenilesi buldum .

benden söylemesi 🙂

White Christmas – Beyaz Cehennem

 

Canavarlar doğar mı yoksa yaratılır mı ?

Eğer doğuştan canavar olarak var olan biri varsa onu yaratılışından dolayı cezalandırabilir miyiz yoksa bir canavara dönüştürülen birinin diğerleri kadar yaşamaya hakkı yok mudur ?

Size bahsedeceğim bu dizi bildiğiniz diğer dizilerden çok farklı. Evet bende severim romantik dizileri ama aşkı temeline almadan da bir dizi çekilebiliyormuş bu yüzden bu dizi sırf farklı türü sebebiyle izlenmeli.

Kore dizisi olan gerilim ,korku öğeleri barındıran dizimiz daha çok sorgulamayı da içine katarak felsefi yaklaşımlarda bulunurken insan psikolojisinin derinine inmeden de geçmiyor. Yer yer komedi unsuru barındırması da güzel bir detay olmuş .Ayrıca sadece 8 bölümcük.

Aslında sizi çok fazla şaşırtmıyor tahminleriniz hep tutuyor ama diziyi izlemenizi sağlayan ,ona cazibe katan her daim tahmin etmeniz için yeni bir soru dizisini önünüze atan, merakınızı doruk noktasına taşıyan süreç.

Sizlere canavarla aramdaki savaşın hikayesini anlatacağım.Karşı koyabilmek için mecburen bende canavara dönüştüm.Herkes canavara dönüşme potansiyeli taşır.Merak ediyorum içindeki canavarın kabuğunu ilk kim çatlatacak.

Biraz da konudan bahsedeyim ama çok az çünkü fazla detayla bu dizinin tadını kaçırmak istemiyorum. Çok zeki öğrencilerin olduğu bir okulda geçiyor hikayemiz. Bu okul çok disiplinli çocuklar gece gündüz ders çalışıyor. Dağın başında olan okulda yılda yalnız bir kere o da noel tatilinde izin kullanıp çocuklar evlerine gidiyor. Bazı öğrenciler tatilde evlerine gitmez ve okulda kalır. Sekiz günlük tatil boyunca burada kalacak öğrencilerin başında bir adette gözetmen öğretmen bulunur. Ve olayın başladı nokta bu öğrencilerin aldıkları siyah kaplı gizemli mektuplardır. Gerisi mi gerisi dizide ama olay burada kalmıyor değişim gösteriyor bu yüzden sıradan gibi görünse de temposu düşmüyor.

Oyun teorisinde içinde bulunduğu film aslında herkesin tek çıkış yolu olduğunu gösteriyor diğerlerine güvenmek peki insan tehlikedeyken diğerlerine güvenebilir mi ?

Yaralı ceylan hikayesi ; çok kurak bir yaz günü aslan su kenarında kamp kurmuştur. Sürü halinde gelen ceylanlardan birini avlayacaktır. Peki kimi avlar en zayıf olanı annesinden uzakta olanı yada en yavaş olanı. Diğer ceylanlar bilir ki aslan birini almazsa diğerleri de su içemeyecektir. Kimse bir damla su içemeyecektir . Bu yüzden çoğunluk için yaralı ceylan feda edilir. Sürü de bunu ister içlerinden birine karşı diğerleri suya kavuşacaktır . Ne dersin sen yaralı ceylan olmak ister miydin ?

Dizinin müzikleri ve o gotik havası da insanın derinden etkiliyor. Karakterler ise birbirinden renkli . Ben  Choi Chi Hoon ‘u pek sevdim zekasına hayran kalmamak elde değil ama daha çok ilgimi çeken o duygusuz halleriydi ki sebebini sonradan öğrendim.

Deli Kang Mi Reu ise yine renga renk bir kişilikti. O kırmızı saçları da bunun göstergesi. Lee Jae Kyu ise rolünü iyi oynadı.En gerçekçi tepkileri veren ise insan böyle bir durumda bunun gibi davranır doğal olarak dediğim kişi Jo Young Jae oldu. Ve asıl bomba Yoon Su nam-ı diğer melek .Nedendir bilinmez en çok onun korunmaya ihtiyacı olduğunu hissettim. Park Moo Yul dizinin baş rolü gibi dursa da pek de bayılmadım ona hatta minyatür hyun bin demek daha doğru olur çocuk ona o kadar benziyor ki bu izlerken beni rahatsız etti .Yoon Eun Sung grup taki tek kız çok güzel gibi lanse edilen bence hiç öyle olmayan sorunlu bir kişilik.

Hikaye bitmeyecekmiş gibi görünürse sonunu kendin yazmalısın.

Bu diziyi farklı kılan her halde katil kim sorusunu sormakla yetinmemiş olması katil kim ,katil uşak bitti. Hayır bu kadar basit değil . İşte bu dizi aslında insan doğasına yönelik de bir bakış atmış.

Yine de kurgu da hatalar yok değil hatta bazıları ile iyi dalga geçip gülmekten kırıldık fakat ne diyoruz o kadarcık kusur kadı kızında da olur biz ne yapmaya çalıştığınız anladık bu yüzden senariste fazlaca yüklenmiyorum.

Komik kısıma gelirsek  ” Meleği neden göremiyorum”  repliğinden sonra  ” O kadar günah işledin ki tabi ki göremezsin ”  cevabı 🙂

Bir de ” Tuhaf rüya gördüm çıplak bir hayalet beni kovalıyordu. Bende kaçıyordum” diyen meleğe  ” Neden kaçıyordun” diye soran sivri zekalının aldığı  ”Çünkü hayalet erkekti ” cevabı ve ardı sıra gelen ” Nereye uzanayım ”( psikolog koltuğunu kast ediyor burada ) tepkisi .

Demem o ki aşk meşk dizilerinden sıkıldıysanız buyurun buradan yakın 🙂