Kısacık Bir Yazı

Aslında up uzun bir yazı taslağım var ama bu ara yaptıklarımı anlattığım o yazıyı yazmak için yeterli zamanım yok . hiç yazmayı da düşünmüyordum bakmayın içim içimi kemiriyor özlüyorum burayı sanki blogum başı boş kaldı ama bir süre daha böyle uzaktan uzağa seveceğim onu. neyse aklımda yokken buraya gelmemin sebebi bez cadıcığım bahar bana haber uçurmuş yoksa hiç haberim olmayacak bu yoğunluktan blogstar adayları ile ilgili bilgi vermiş. BlogStar Adayları içersinde En Eğlendiren Blog , En Estetik Blog , En Güvenilir Blog , En Okunası Blog kategorilerinde aday gösterilmişim çok mutlu oldum 🙂 bu mutluluğumu paylaşmak istedim . inşallah çok kısa zaman sonra çok uzun kitap , film , dizi ve anime anlatımlarıyla burada olacağım . o zaman kadar esen kalın efem 🙂 kendinize ve bloguma iyi bakın olur mu 🙂

not : aday olan arkadaşları da tebrik ediyorum . ben kazanmasam da şimdiden çok mutluyum bu konuda düşünülmek bile güzel .

2012 Yılında Bu Blogda Neler Olmuş Böyle

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2012 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Yaklaşık 55.000 turist her yıl Lihtenştayn’ı ziyaret ediyor. Bu blog, 2012 içinde yaklaşık 210.000 kez görüntülendi. Eğer bu Liechtenstein’da olsaydı, bu kadar insanın onu görmesi yaklaşık 4 yıl sürerdi. Blogunuz Avrupa’daki küçük bir ülkeden daha çok ziyaret edildi!

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

MAVİ ‘den Paket Var :)

Mavi değerli blogger bakınız  burada   döktürüyor . uzun zamandır tanışıyoruz. blog açtığımda tanıdığım bloggerlardan kıdemli , trabzonlu , ankara  ikametli samimi bir dost . blog sayesinde tanıştık ama dost kelimesini böylesine hak eden insanlardan biri oldu benim için. iyi ki açmışım bu blogu diyorum ya işte bu yüzden tanıdığım bu güzel insanlar yüzünden. 

sayesinde viki kitap hesabı da aldım sanal kütüphane olayından da haberdar oldum artık. kitap sever arkadaşım bana bir sürü dizi ve anime cd si yolladı . yanında bir de kitap ve en değerlisi bir mektup . çok uzun zaman oldu mektup almayalı. çok mutlu oldum çocuklar gibi üstelik 11 eylül gibi felaket üzerine felaket yaşadığım bir günün üstüne çok iyi geldi. o çıkartmalarına ve her yere yapıştırdığın notlara bayıldım.

kargo kadar mutlu eden bir şey yok .çok seviyorum bu olayları şimdi bu teşekkür yazsının ardından bende bir mektup yazacağım ama ptt çabuk davranmazsa gecikebilir haberin olsun cancağızım 🙂 şu paketleri açarken yaşadığım heyecan beni çocukluğumu döndürüyor suratımın o halini bir görseniz 🙂

umarım bir gün Ankara’ya yolum düşer görüşürüz mavi , kendine iyi bak esen kal arkadaşım ve siz okuyucular  umarım böyle samimi insanlarla tanışma fırsatınız olmuştur 🙂

şimdilik bu kadar kaçmam lazım bye 🙂

Winpohu ‘ca Blogun İKİNCİ YILI :)

Evet pazartesi günü  tam iki yılı doldurmuş oluyorum . Bloga kaç zamandır doğru düzgün bir şey yazmamışım izlediğim filmlerde öylece bekliyor madem on eylül gelmiş o zaman bir yıl dönümü yazısı şart dedim  ve işte buradayım .

Ne yazacağımın da pek farkında değilim zaman nasıl geçti hiç anlamadım yani burada öyle eğlendim , öyle muhabbetler yaşadık ve yei insanlarla tanıştım ki bu blog olmasa sanırım bir yanım eksik kalırdı . gerçi böyle de zamanımın çoğunu tükettim gibi , çok yazı yazmışım , çok konuşmuşum ama aynı ölçüde yorumlarla aman kendi kendine takılmıyorsun sakın delirme de denilmiş bana 🙂

245 yazı ve 219 bin ziyaretçi hiç fena değil zaten önemli olan rakamlar değil burada aldığım keyif , paylaşmak çok eğlenceliydi ama en çok da karşılık bulması . zamanımı güzel geçirdim , yeni şeyler öğrendim bloggerlar sayesinde , dostluklar pekiştirdim . bu sebepten ben yazmaya devam edeceğim gibi ne dersiniz bana katlanmak  hoşunuza gider mi 🙂

nankör zaman akıp gittiğinde kızıyorum ama bu sefer sanki kendime ait çok değerli bir şeyin kutlaması gibi . biraz tuhaf ama seviyorum işte yazmayı , okumayı , öğrenip yorumlamayı . nostalji insanıyım şuan bile doksanlardan şarkılar dinliyorum bu yazıyı yazarken . burada yeri geldi film , anime , dizi yazdım  , ayırım da yapmadım kore , japon amerikan , ingiliz ,hint vs demedim severim her türlü kaliteli yapımı yeri geldi şarkılar paylaştım ki daha çok twitter ve tumblr da olsa da 🙂  ara sıra kitaplar anlattım , en çok da ingiliz edebiyatı tutkum yer aldı nadiren manga yazıları ve içimden geldikçe kendimle ilgili  yazdım ki  bazen çok karamsar serzenişlerde bulundum . çok değişti tabi blog alemi bırakan bloggerlar oldu yeni bloggerlar geldi ama hep çeşitli , renkli bir alem olmaktan geri kalmadı . ilk yazmaya başladığım noktadan çok farklı şimdi yazmak . yazmak hala keyifli umut ediyorum seneler sonra da aynı ölçüde keyifli olacak.

iki yılın ardından okuyan , yorumlayan okuyuculara ve   beni aydınlatan bloggerlara da teşekkür etmesem olmaz . iyi ki varsınız blog alemi winpohu nun dünyasına neler kattığınızı bir bilseniz 🙂

yazıyı bitirirken size ihan irem den ben değilim ve yazık oldu yarınlara şarkılarını armağan ediyorum listede sıra onlara gelmiş de he he 🙂

birlikte  bol bol yarınlar ümidiyle esen kalın efem 🙂

ilk yazı ( merhaba )  ve  Birinci yıl yazısı 

Bİ KUPLE YEŞİLÇAM …

Bu gün sonunda egocuğumla uzun zamandır konuştuğumuz şeyi yaptık ve ortak bir blog açtık. çok sevdiğimiz yeşilçam muhabbetleri . film tanıtımları, replikler, afişler , müzikler aklınıza ne gelirse istediğimiz her şeyi payalaşabileceğimiz yeni alanın adı ” bi kuple yeşilçam ” sizleri de bekleriz yeni mekana .

durmadan adres alan biri gibi hissettim kendimi ama benim ana mekanım burası diğerleri ise kafam estiğinde uğrayabileceğim alanlar bu yüzden böyle bir blog olması fikri çok hoşuma gitti.

kaç yıllık kankam nerden baksan on seneden fazladır tanışıklığımız ama oturup bir merhaba yazısını bile birlikte yazamadık. yazılarımız ayrı ayrı ama aynı yerde sizlere ulaşacak. bu da ortak yaptığım ilk iş olacak.

olur da bi kuple nostalji çekerse canınız biz yeşilçam sokağındayız sizleri de bekleriz .

esen kalın efem 🙂

Yalnızlığa Notlar 1 – Benim Hayallerim Vardı

İlk defa özel bir yazı ile buradayım. Bu benim 200. yazım ve şu zaman kadar hep bir tanıtım için buradaydım , yeri geldi film anlattım yeri geldi çok sevdiğim bir dizi yada animeyi . Yazılarım hep belli bir konu hakkındaydı. Şimdi bile bu yazıyı yazarken aslında başka bir şeyler düşünmüştüm ama bu gün bir talk show programı izledim tv de. Bir kadın konuğun söyledikleri yüzünden yazıyorum bu yazıyı.  Başarılı olmuş abla yaşadığı zorluklardan , asla vaz geçmediğinden zorlu geçen mücadelelerinden bahsediyordu. Bir de kitap yazmış kişisel gelişim kitabı gibi bir şey zorlu hayat hikayesi ve başarısını anlatıyor . Aslında ben hiç haz etmem kişisel gelişim kitaplarından . Saçma gelir , herkes başkadır herkesin hayatı başkadır ve birinin bir diğerine kendi yaşadıkları üzerinden akıl vermesi en saçma olanıdır. Zamanında yapamadıklarından doğan pişmanlıklarını bir başkası üzerinden hatırlayarak kurtulmak isterler. Sanki bir diğeri onun hatalarını yapmasa her şey düzelecek gibi. Bu bir matematik problemi değil . Hayat farklı bir şey herkesin kuralları her zaman her olayda işlemez . Bu işin bir formülü yok.  Deneme yanılma yöntemi var . Hayatta bundan ibaret zaten kendi yanlışların kendi hayatın . Çok doğru bir hayat yaşayıp hiç yanlış yapmasan bile sana ait olmayan bir ömürü tüketmiş olursun. Bu yaşamını başkalarının istekleri üzerinden tüketmek olur.

İşte asıl konuya buradan geleceğim ama bu işin acemisiyim çok zorlanıyorum 🙂 İşte ablamızın kitabında anlattığı da bu söyledikleri başkalarının istekleri üzerine yaşanan hayatların nasılda boş olduğu. Ben istediğimi sandığım şeyleri istemiyormuşum diyor. Bunu geç anladım. Sadece başkalarının isteklerini yerine getirip onların dediklerini yaptım böylece mutlu olabileceğimi sandım. Sanki mutluluğun tek bir formülü varmış gibi. Hayal ettiklerini ise başkaları engellemiş hep . Sakın yapma , çok saçma vb. gibi sözlere aldırmayıp istediğini yaptığında ise mutlu olmuş.

İnsanın ne istediğini bilmesi ve 0nu yapabilmesi çok önemli . Şimdi bu söylediklerimi herkes biliyor farkındayım ama bazen unutuyoruz. İnsanların gözünde başarılı olma takıntısı bizi mutsuzluğa sürüklüyor. Aslında kimse yeni bir şey söylemiyor bilinen bir gerçek ama baş edemediğimiz bir şey. Toplum bizi başarılı olmak zorunda hissettiriyor.  O başarının da belli kriterleri var. Bazen insanlarda çok değer verdiğim özellikler görüyorum ama kimsenin umurunda değil. Onlar ölçülebilen kıstaslar değil. Bu yüzde o insanlar o yeteneklerini terk edip sıradanlaştığında bir tek bu takıntılı düşüncelerin ürünü toplumu suçluyorum. Bizi olmadığımız birine dönüştüren , istedikleri gibi olmaya zorlayan toplum.

Çocukken hep özel bir yeteneğim olsun isterdim. Bir müzik aleti çalmak , resim yapmak yada tiyatroda olmak gibi. Sanatsal bir özellik. Bir öğretmenim herkesin özel bir yeteneği olması gerekmez dedi. Evet ben onlar için çabalamadım. resim dersini karbon kağıdı yardımıyla geçtim, müzik öğretmenim müzik kulağım olmadığını söylediğinde müziğe küsmüştüm, beden derslerinde sınavlara bile girmemenin yolunu bulurdum.

Sonra biraz büyünce gitar çalmak , dans dersleri  alma, resim kursuna gitmek istedim . nedense içimdeki o tutku bitmemişti. Son kırıntıları da uçup gittiğinde çok sıradan bir hayatım oldu. Öncelikler hep iyi bir iş düzenli bir meslek arayışı oldu. Ben bu sürede asla ne mutlu ederdi beni diye sormadım, ne okuyacağım bile şansa bağlıydı.

Blog açtığımda beni mutlu eden bir şey keşfettim yani heyecanla bağlı olduğum bir şey. Yapmayı çok sevdiğim bir şeyi blog sayesinde keşfettim yazmak ama ondan öte hikaye yazmak . Eğer bir gün can sıkıntısıyla açmasaydım bu blogu orta okulda , okul dergisinde yayınlanan hikayemin verdiği mutluluğu tekrar hatırlamamış olacaktım.  Şimdi hayal gücümün verdiği ilhamla yazıyorum , yazdıkça mutlu oluyorum , yazdıkça sıkıntımı atıyorum , hayta daha bir bağlanıyorum , yapmayı sevdiğim bir şeyin keyfini yaşıyorum. Ne zaman mutsuz olsam yazıyorum , yeniden içimde bir neşe kıvılcımı canlanıyor. Belki gereksiz belki bir hiç bir yararı yok , bazılarına göre işsiz güçsüz birinin antin kuntin işleri bunlar zaman öldürüyorum. Saçma ve getirisi yok . Ama benim için çok özel bir şey.

Matthew Gray Gubler ‘ın bir sözü var . hayatta seni neyin mutlu ettiğini bul ve bir ömür onu yap. Eğer bazıları böyle işlerle uğraşmasaydı. Herkes aynı düşünseydi sanat diye bir şey olmazdı. Artık insanlar gözlerini bu kazanma hırsından uzaklaştırsalar ve diğer güzellikleri görseler keşke. Mesela miyazaki bir memur olsaydı nasıl olurdu yada müzik dehaları farklı işler yapsaydı. ünlü resamlar , resmin peşinde koşmasaydı.

Konu çok dağıldı. Belki de hep aynı şeyi anlattım. Kompozisyonumda iyi değildi zaten benim 🙂 Son bir şey o ablanın söylediği ” Anormal olan onun normal olmasıydı çünkü çok az insan normaldir.”   Ben normal olmaktan kastı hiç anlamadım. Umarım bir yerlerde varsınızdır anormal insanlar ve hep öyle kendiniz gibi anormal kalırsınız 🙂

Kimsenin kimseye tahammülü bile kalmadığı bu dünyada . Derdinizi açtığınız insanların sizden köşe bucak kaçıp sadece mutlu olduğunuzda yanınızda yer aldığı bu dünyada benim çok kadim dostlarım var . Şükretmek gerek değil mi 🙂

Yazmamın bir sebebi de paylaşmak kadar unutmamak için. Evet ben unuturum . Sonra çok düşünsem de hatırlayamadıklarım var,  beni mutlu eden şeyleri unutmamak istiyorum. Olur da bir kaç kişi de olsa okursa onlarda hatırlar , hatırlanmak hiç ölmemek gibi.  İyi ki varsın blogum,  iyi ki varsınız blog dünyası 🙂

Bu Blog 1 Yaşında :)

Tam bir yıl olmuş . zaman dedikleri su gibi akmıyor sudan bile hızlı akıyormuş meğersem.bir yıl önce şurada bir merhaba yazısı ile başladım blog yazmaya . sonrasında beni tutana aşk olsun 🙂

önce okuyucu olarak başlamıştım ofori ‘yi okurdum sık sık içimde hep bende yazmalıyım der dururdum ama bir türlü cesaret edemedim . bir yıl önce bu gün işten sıkıldığım bir zamanda açmıştım  blogu yazmak iyi geliyordu .işten bunaldığımda burası benim için kaçış noktasıydı . sonra işten istifa edince çok sık uğrar oldum buralara güncelleme patlamasıyla şimdiye kadar 162 yazı yazmışım .her şeyi anlatmışım bir Allahın kulu da bana engel olmammış dur hele dememiş 🙂 882 yorum ve iyi bir takipçi listesiyle gayet iyi gitmiş blog derken yetmedi buralar bana yeni yeni hesaplar aldım durdum .

blog dünyasını pek bir sevdim . ilk merhabam astrea dan geldi . ilk kez video eklemeyi de ondan öğrendim sağ ol var ol 🙂  ilk kez blogroll a ekleyen oforiydi var olsun 🙂 sonra blog dünyası adı altında takip ettiğim çingular sizlerde var olun bu yıl çok eğlenceli geçti sayenizde . gerek hikaye blogumdaki yorumlarınız gerek de twitter daki sohbetlerimiz çok değerliydi 🙂

makino bana sözün var bir şato istiyorum biri de şato bulunca yanında dük bulacaktı kimdi ki o 🙂 hikaru ile kahkaha tufanı yaşadım karnıma ağrılar girdi. hikayeleri de çok eğlenceliydi tabi astre,, sermin , lee, hayal, kimbap ve masal sizin hikayelerinizde dizi izlemekten daha keyifli ,  yeşilciler sermin ,astrea ve kimbap sayenizde hikaye yazmaya başladım iyi ki beni gaza getirmişsiniz çünkü ben yazmayı çok sevdim . gerçi yazdıklarım hala taslakta bekliyor ama olsun 🙂 kimbap sayesinde wong kar wai nin filmlerini izleme fırsatı buldum sağ olasın 🙂 sermin tayland sinemasına açıldım sayende 🙂 astrea gizemli film tanıtımlarına hasta oldum 🙂 mavi sen her şeyi çok güzel yazıyorsun ama yabancı filmleri daha bir başka yazıyorsun , lee seni başta hem cinsim sanmıştım 🙂 lee nin gargamel olması bir tarafa çok eğelnceli bir uslubu var , akira az muhabbet etmedik sohbeti pek keyifli , arwetry kaçak bu aralar ama edebi yazılar döktürür , manga sever chibi benim gibi ingiliz edebiyatı sever ,jane austen tanıtımları okuyup da izlemek mümkün mü ,aslı moda denilince aklıma sen geliyorsun , nilü tanıştığıma pek sevindiğim çok eğlenceli bir kız dönse de buluşsak dedikodu yapsak , bunu sevdim yani kısacası ‘ bu’ çok yetenekli bir blogger her yazısı harika ,  masal evi ft hayranı benim gibi ayrıca kore korku filmlerini çok güzel anlatır , kendisiinsan ve kore delisi çok özlendiniz yeni yazılarla dönün , my destiny photoshop öğretmenim benim , nefertiti seni de çok özledik çingu , neo çok güzel tanıtımlar yazar ,ve son olarak egosantrik sensiz olmaz kok işte bu yıl burada sayamadığım diğer bloggerlar ve okuyucular sayesinde hayatım çok eğlenceli geçti .tadına doyum olmaz sohbetler yaptık buluşmalarımızda karnımıza ağrılar girdi . unutulmaz anlar edindim 🙂

ben yetmedim kankamı da blog alemine sürükledim . yazmayı çok sevdim her daim yazdım . umarım bundan 30 -40 yıl sonrada yazarım o zaman ah şu gençlik bizim zamanımızda böyle miydi diye dert yanan yazılar yazarım belki 🙂 gerçi ben şuan bile içimde 70 lik bir nine barındırıyorum ,onun yanında olur olmaz ortaya çıkan bir de çocuk barındırıyorum 🙂

how ı met de marshall ted e senin kalbin hem çocuk hem sarhoş diyordu sanırım benim kalbimde hem çocuk hem sarhoş . deliliklerime katlandığınız için teşekkürler .

takipte kalın emi çünkü ben buralarda olacağım film tanıtımları yapıp replikler paylaşacağım , sonra hikayeler yazacağım ,müzikler paylaşıp ,animeler anlatacağım ,bazen melankolik takılacağım bazen sayenizde keyifleneceğim  fakat her daim blog yazmanın keyfine varıp tadını çıkaracağım ,değerli yazılarınızı da okuyup bilgileneceğim 🙂

şimdilik esen kalın efem 🙂