Bride of Century-Full House Tayland-Mary Barton-Bir Tutam Aşk

FFF-horz

Maalesef dizi sitelerinin kapatılmasından sonra tükenen yabancı dizi zileme keyfim iyice uzayan sezonlardan dolayı beni bıktırdı ve ben amerikan dizilerime veda ettim . EE veda edince az da olsa kalan boş vaktimi asya dizileri ile doldurmaya karar verdim . öyle ağır dramlara gelemediğim için de bu diziyi seçtim . ham hongi var hem de güzel ilerliyor fazla yormuyor ben şahsım adıma sevdim ama öyle her sene patlayan bir dizi olur ya bu sene onu bulamadım daha 😦

 

full house a bayılıyorum malum ilk göz ağrım taylandlılar bu diziyi tekrar uyarlamışlar. güzel yapmışlar henüz bir kaç bölüm izledim ama sevdim fena değil. hem tatile koreye gitmek de ayrı güzel bir detay olmuş . bir gün bende yapabilsem keşke 🙂

 

mary barton , elizabeth gaskell ın ilk romanı çok severek okudum . işçi sınıfı ve fakirlerin dramı diye özetleyeceğim bir kitap . benim için tabi ki bir kuzey gübey olamaz ama güzel kitaptı aşktan da üstün adı ile çevrilmiş.

ve bir de romantik komedi izledim. ” bir tutam aşk ” adındaki filme televizyonda denk geldim. çok sevdim ama italya güneşinde  çeşit çeşit dondurma yiyemediğim için için buruk oldu. aşk böyle bir şey ama sadece filmlerde böyle güzel italyan da pek yakışıklıydı bu arada 🙂 Kendisi bir italyan filmi ve ben orjinal adını bilmiyorum maalesef 😦

 

 

KUZEY VE GÜNEY SON SAYGI DURUŞU :)

Kuzey Güney

Elizabeth Gaskell  bu romanı yazdığında 160 yıl sonra dünyanın bir ucunda şanslı bir kaç azınlığı böylesine etkileyeceğini düşünür müydü bilmem ama arkadaşlarım ve altınbilek yayınları bizleri düşündü ve kitap sonunda türkçeye çevrildi . Kitabı bitirdiğime göre son saygı duruşumu da yapabilirim .

konusundan kısaca bahsetmekle başlayalım. Margaret hale babası güneyde papazlık yaparken birden hayatı değişen bir genç kız. babasının kiliseyi bırakıp milton a taşınmaya karar vermesinden sonra tüm hayatı yeni açılan bir kapıyla değişiyor. John thornton ise miltonlı bir fabrikatör , bir ticaret adamı kimlerinin aşağı tabakadan gördüğü bir tüccar kimilerinin patron yakıştırmasıyla her türlü zalimliği yakıştırdığı biri ama margaret ın  kullandığı centilmen olgusunun tamamen dışında biri. margaret güneylidir. sakin , doğanın tüm güzelliklerinin ışıldağı insanların bambaşka değerleri olan bir yerden gelmektedir , merhametlidir, hoşgörülüdür ama kibirli ve dik başlıdır ve kendini asla kuzeye ait hissetmez. john kuzeylidir. hırçındır , öfkelidir, kendi doğruları vardır ve onlardan asla vaz geçmez ayrıca mücadeleci , çalışkan ve sert karakterinin altında dürüst güvenilir ve adaletlidir. iki zıt karakterin yolları kesişir de biri diğerine aşık olursa üstüne bunların ortasında toplumsal zıtlıklar , değişim rüzgarları , sosyal kavgalar , grevler, patronlar işçi  sınıfı sorunları , ticaret zorlukları , kapitalizimin zalim değişim atmosferi ,içi içe gerçerken dini çelişkiler, vicdani yükler , doğrular , yanlışlar , inançlar , düşünceler ve bu idealler uğruna sessizce harcanan hayatlar ardında kopan fırtınalı çığlıklar arasında bir aşk ve bu aşkın büyük mücadelesinde kayıtsız kalınamayan insanlık.

bu kitabı aslında en iyi charles dickens anlatmış kitabı elizabeth margaret hale adıyla çıkarmak istemiş ki bu tam elizabeth e göre bir isim hem kahramanlarının kadın olması kitaplarının sadece onlar etrafında şekillenmesi diğer herkesin bu hayatlarda birer figürandan öteye geçmesi hem de diğer kitabı mary barton da ismi sadece en önemli karakterden alması insana bu tam da elizabethlik diyor.  ama dickens bu kitaptadaki zıtlıkları öyle iyi vurgulamış ki insan kitabı sadece böyle bir isimle anmak istiyor bu kitabı böyle kıymet kılan en önemli özelliği olan zıtlıkların aynı potada erimesi bir yana sosyal olayların da böyle derinlemesine ele alınması sadece bir aşk hikayesi değil de aslında bütün bir hayatın resmi olması bu aşkında diğer hayatlardaki gibi yalnızca yaşamın akışında yer alması bu kitabın ismini çok daha güzel işlenmesine sebep veriyor.

diğer romanlarda yer alan salt aşk öğesi elizbeth de barınmıyor o hayatı anlatmayı insanların sosyal ekonomik dini durumlarını tasvir etmeyi de es  geçmiyor böylece gönlümüzü kazanıyor ki  diğerleri bunu pek başaramıyor. bütün bir dönemi gözler önüne sermesi dışında karakterleri de asla kusursuz değil bu yanı da diğer aşk kitaplarından ayrılıyor. mücadele içinde yoğrulmuş bir hayatın şekillendirdiği john sert mizaçlı bir karakterken içinde bir nebze merhamet aramak bize düşerken margaret ise hiç tanık olmadığı hayatlar yüzünden tasasız bir hayatın verdiği aşırı merhamet , hoşgörü ikliminde ilerlerken ikisinin de yaşadıkları olaylarla nasıl da değişime – ki çok fazla olmayarak bizi işkilendirmiyor- maruz kaldıklarını görüyoruz. john kuzeyli olması ve iş hayatı çarkında dönmesi gerekirken margaretttan daha tutkulu daha aşk dolu daha sahiplenici daha sabırlı daha mücadeleci oysa bizim alışılagelmiş olduğumuz aşık bayan karakterler bundan daha sevgi dolu olur ve dişi olmalarından dolayı sevgileri daha vericidir.

ben bu kitaba uyarlama sayesinde aşık olmuş kitabı dizisinden çok sonra okuma şerefine nail olmuştum. bu yüzden bir parça çekincelerim vardı acaba hayal kırıklığı olur mu diye ama öyle olmadı kitap tam bir şaheser.

kimi zaman margaret gibi iki arada kalmış hissettim. bir taraf da haklı olduğunu düşündüğüm işçi sınıfı diğer tarafta john un ticaretle ilgili savundukları john u ne kadar sevsem de -ki kitapta onu hiç kimsenin sevemediğini söylediği yerde çiğerim yandı bitti kül oldu 🙂 – ben hala içimde işçileri destekliyorum . yazarın diğer kitabı mary barton da da şahit olduğum ezilen işçi sınıfı beni buna itmiş olabilir 🙂

sonra margaret gibi o insanların yokluk mücadelesini görüp de güzel elbiseler giyip eğlenen insanlardan biri olmayı vicdani bir sorun olarak görüyorum .

bu kitabın ana karakteri margaret son derece zeki , güzel , iyi huylu ve güçlü ama ben içten içe john u sevip onları iki taraf gibi gördüğüm zamanlarda margaret a kızgınlık besledim.  duygularını açan bir insana böyle acımasızca davranmak zalimlik değil de nedir 🙂

kitap 656 sayfa bu kadar konuştuğum için çokça spoiler verdiğimi düşününe bilirsiniz ama hayır vermedim . sadece giriş yaptım kitapta o kadar çok detay var ki benim ki sadece karakterler ve kitap üzerine bir inceleme. bu kitabı neden bu kadar çok sevdiğim diğerlerinden farkı nedir diye yaptığım bir inceleme o kadar.  böyle sadece bir kaç kitap vardır benim için tutkuyla bağlandığım mesela biri rüzgar gibi geçti ve onun en sevdiğim cümlesi açıkçası canım umurumda değil bloguma esin kaynağı olmuştur. onun kadar derin bir kitap bu kuzey ve güney uyarlamada en sevdiğim cümle olan cehenem kar beyaz dizeleri maalesef kitabın orjinalinde yok ama merak etmeyin orjinalinde de çok güzel cümler var . mesela

bazı dileklerim geçti aklımdan ,belli belirsiz bir sevinçle doldu içim

bir iki zavallı melankolik mutluluk ,

her biri umut ışığının solgun, soğuk ışığında, ,

dayanıksız kanatları gümüşi renkte, sessizce uçup gitti ay ışında kelebekler.

bu yazı bitmez ama bitirmem lazım yoksa bu kitapla ilgili destan bile yazacak muhabbete sahibim 🙂  son olarak bu hikayeyle tanışmamı sağlayan bbc uyarlamasından haberdar ettiği için akiraya, kitabın orjinaliyle beni buluşturan hikaruivy e türkçesine çeviren altın bilek yayınlarına ve türkçe halini bana ulaştıra ve lefea ya sonsuz teşekkürlerimi sunup huzurunuzdan ayrılıyorum ne çok konuştum .

esen kalın efem  🙂

GÜZEL HABER – YOUNGUİDE :)

Niçin buradayım  çünkü çok güzel bir haberi sizinle de paylaşmak istedim. Çok  sevdiğim dostlarım bir girişimçilik olayına el atmışlar . bunu duyunca çok hoşuma gitti. böyle yenilik yapanları buna cesaret gösterenleri ve de iyi fikirleri görünce heyecanlanıyorum 🙂

size sitelerinin adresini bırakacağım  younguide    , facebook sayfaları da var . olu rda siz de eşe dosta duyurursanız sevinirim .

 

herkesin hayal edip gerçeklşetirmesi dileğiyle esen kalın efem 🙂

 

KUZEY VE GÜNEY -ELİZABETH GASKELL

Kuzey Güney

Güzel gelişmeler oldu ve bende soluğu hemen burada aldım. Sağ olsun geçenlerde lafea aradı winpohuu kitabı aldın mı dedi . hani çevirisi olsa da yılarca beklediğimiz şu nadide kitap , bu arada çeviri için Altın bilek yayınlarına ne kadar teşekkür etsem azdır.  kitabı alamamıştım, bu yüzden kitabı dün elime alınca nasıl sevindim anlatamam handan ve lafea sağ olsun beni düşünmüşler yaptıkları bu güzellik günümü aydınlattı. okumaya başlayınca daha çok yazacağım bu sadece mutluluğu anlatmak için kısa bir giriş ee malum bu blog bu kitapla ilgili ne çok yazı gördü geçirdi. ne çok bekledim ben bu kitabı . dün elime alıp dakikalarca inceledim de daha başlamadım o kadar ağırdan sindire sindire ve keyfine vara vara okuyacağım 🙂

ayrıca ne de iyi dostlarım varmış onu da tekrar fark ettim. ne yalan söyleyeyim durup dururken birilerine aklına gelmek çok hoşuma gidiyor 🙂 blogger burada mutluluktan ne söyleyeceğini bilemiyor. bu güzelliği bizlerle buluşturduğu için yayınevine teşekkür ederim 🙂

daha uzun bir yazı da görüşmek üzere esen kalın efem .  çünkü ben kısa zamanda margaret ve john un maceralarıyla döneceğim 🙂

ayrıca diğer güzellikleri incelemek isterseniz sizi buraya alayım . altınbilek yayınları

bu sefer kesin kaçtım .

Biriktirdiğim filmler

az-horz

SUNNY – bir kore filmi arkadaşlık üzerine çok sıcak çok keyifli insanı çocukluğuna götürecek kadar anlamlı dostane bir film . izleyip de kendinden bir parça bulmak , keyif almak isteyenlere tavsiye olunur .

FROZEN –  malum animasyon , yine çok güzel yapmışlar ben pek beğendim . seviyorum animasyonları keyifle izledim .

YOU CANT TAKE İT WİTH YOU -frank capra yapımı , james stewart var üstelik de keyifli mi keyifli komik eğlenceli bir o kadar da öğretici , sevdim sevdim sevdim. kısacası kefenim cebi yok diyenlere gelsin 🙂

Günaydın Hüzün ( Bonjour tristesse) Otto Preminger’in yönettiği bir film bazı sahneleri vardı ki beni benden aldı işte bu dedim ama onu yakayamadılar ve film sonradan çok sıradanlaatı . misal o dans sahnesinde kız kendi duvarlarından bahsederken işte bu kız farklı ama sebebi yok denilse tadından yenmezdi fakat gidip bunu çok sıradan bir üvet anne temasına bağlayınca olmadı olabilemedi. yine bir çok film arasından kendine sağlam bir yer edinir.

kim ki duk tarafından senaryosu yazılmış bir film izledim . onu da kaç zamandır izlemediğim için aynı duygular uyandırmadı yada çok da dehşet bir film değildi. bir oyuncu olma hikayesi , şöhret basamakları kolay çıkılmıyor .  rough play değişik bir film diyebilirim.

lee byung hun efsanesinin muhteşem oyunculuğu ile masquerade de izleme listemde yer alıp da beğendiğim yapımlardan biri oldu .

 

Okuduğum kitaplar

Resim

gelemiyorum ya şu bloga valla içime dert oluyor ama arada fırsat bulup iki kelam etmezsem de olmaz . 

bu aralar okuduğum kitaplar yüzyıllık yalnızlık , sofi nin dünyası , noktürnler , acımasız ve cinnet . 

yüzyıllık yalnızlıkla ilgili konuşacak bir şey yok yada sofi nin dünyası ile ilgili sadece okumak için geç kalınmış kitaplar diyebilirim . 

diğerlerine gelirsek noktürnler benim çok sevdiğim günden kalanların yazarı tarafından yazılmış fena değil. acımasız çok da gerekli olmayan ama okununca da bir şey kaybettirmeyen bir kitap cinnet ise olsada olur olmasa da olur sınıfına bile giremedi. 

ELİZABETH GASKELL ‘İN KUZEY VE GÜNEY KİTABI SONUNDA ÇIKTI

ResimBöyle başlık mı olur demeyin maksadım bu haberi herkese duyurmak . malumunuz çok uzun zaman ben bu kitabın türkçesini bekleyerek geçirdim . hatta bu kitap evde herkes tarafından nasıl merakla beklediğim bilinen tek kitap . bu kitaba nasıl hayran olduğumsa önce dizisi izlemem ki bbc uyarlaması beni feth etti sonra sağ olsun nur sayesinde ingilizcesini okudum ta amerikalardan göndermişti kitabı bana .

ama yine de ben türkçesi için yanıp tutuşuyordum ha çıktı ha çıkacak derken güzel haber geldi ALTIN BİLEK YAYINLARIndan çıktı kitap . ee ne diyelim iyi ki yazdın elizabeth gaskell bu güzelliği ve iyi ki altınbilek de çevirisini bastı . kitabı hala almadım  alıp da okuyunca detaylı bir yazı ile döneceğim . şimdilik bu güzel haberi bırakıp kaçıyorum esen kalın efem 🙂