Rang De Basanti – Onu Sarıya Boya

ty

hint sinemasından devam ediyorum . Barfi yi izledikten sonra sinema tutkumda geri dönüp beni rahatsız edince hafta sonuna bir hint fimi daha sığdırdım. aamır khan hayranı olarak tabi ki seçimim rang de basanti oldu . film aslında bu günlerin gündemine de çok uyuyor. dünyanın her yerinde yolsuzluk var bunlardan biri de hindistan . bakan ve yolsuzluk kelimeleri her ülke vatandaşına aynı şeyi ifade ediyor 🙂

sue ,ingiltereden kalkıp hindistana bir belgesel yapmaya gider. amacı büyük dedesinin günlüğünde yer alan bir grup gencin öyküsünü anlatmaktır. bu beş genç zamanında ingilizlere baş kaldırmış özgürlük uğruna savaşmış ve bu uğurda ölmüşlerdir. sue da belgeselinde oynayacak gençler aramaya başlar onları bulur da başlangıçta umursamaz içki dans ve alemden başka bir şey düşünmeyen bu gençler zamanla kendilerini kaptırıp umursamaya başlarlar. farklı da olsa arkadaşlıkları gelişir. ve günün birinde bize dokunmayan yılan bin yaşasın dilen gençlerden birine yılan dokunuverir.  işte o zaman yılana karşı başkaldırı başlar.

film vermek istediği mesajları ile övgüye değer ama çok başarılı değil . her şeyi öyle güzel de ifade edemiyor. yanlışlara düşebiliyor. başlarda sıkıcı olsa da finali uğruna izlenmeye değen ayrıca vermek istediklerini düşünmek adına mutlaka izlenmesi gereken filmlerden biri .

yine de bana bir barfi nin verdiği duygu yoğunluğunu yaşatamadı o kadar ağlatmadı da  🙂

severek izlenecek bir film daha diyor ve kısa kesiyorum .

esen kalın efem 🙂

not : sarı hindu dilinde fedakarlık demekmiş .

 

 

Hint Sineması: Barfi -Aşkın Dili YOK

Barfi! (2012)_snapshot_01.35.07_[2013.01.20_21.18.24]Ne zamandır şöyle hayran olunası bir film izlemedim . Bu film beni yaz beni yaz dedi durdu . Bir de kardeşim bile beni blogtan takip ediyormuş yazayım bari de azcık güzelliklerden haberi olsun 🙂

barfi çok ama çok güzel bir film , duygusal ama dram değil, komik ,eğlenceli , acitasyon yapmıyor ama gözleriniz doluyor , gülerken ağlayıp ağlarken gülebilirsiniz .

sağır dilsiz barfi ve güzeller güzeli shutrinin aşkı ile başlıyor hikaye ,ama böyle gitmiyor , klasik gitmiyor aşkı öyle güzel anlatmış ki ben filmi yere göğe sığdıramıyorum . anlatıp tadını da kaçırmayacağım. izleyin izleyin izleyin diyorum şarkılarını da çok sevdim . müzikler çok yerinde kullanılmış ve müziğin gücünü kullanıp dans etmedikleri ilk hint filmi bu sanırım 🙂

şarkıları bırakıyorum izleyin deyip kaçıyorum :

https://www.youtube.com/watch?v=NWJpEmmy-3o&list=PLA829EDA6F10BC015

esen kalın efem

winpohu dan şimdilik bu kadar .

Biraz Biraz

THE HEİRS 

her şeyden biraz biraz bahsedeceğim bir yazı olsun  bu da . efem öncelikle lee min ho nun the  heirs adlı gençlik dizisini izliyorum ama kaç zaman oldu iki kelam edemedim içime dert oldu son iki bölümü izledim ve saçma da olsa bu diziyi neden takip ediyorum diye sorgulamaya başladım anladım ki bu saçmalıkları beni keyiflendiriyor. misal geçen bölüm yağmur altında dolaşan min ho nun gram ıslanmaması yağmur sahnesi berbattı yeşilçam bile hortumla daha iyisini beceriyor .  bu hiç ıslanmayan çocuk nasıl oluyorsa belli ki seuldan çok uzakta olan o taşradan dönmüş olmasına aradan onca zaman geçmesine rağmen evinde babacığının karşısında hala sırılsıklam ve de yağmurdan solmuş pudra içinde kalmış 🙂 odasını dağıtıyor her ergen gibi ve iki damla kan olan eli paramparça şekilde sargılanmış varan ,üç 🙂  fakir kızımız sa nasıl fakirse iki bölümde kaç mont değiştirdi takip edemedim koleksiyon mu yapıyor nedir.  mont olayına gelirsek bunlar mont sponsoru mu almış reklam mı yapıyor yoksa korede doğalgaz çok mu pahalı çocuklar sınıfta dahi montla oturuyor sonra zengin kadınlar evlerinde montla oturuyor anlaşılan kışın hep montla dolaşıyorlar o kadar para ödeyip okula gidicen sonra kaloriferler yanmayacak cık cık cık .  abi meselesi var zalım hain hyung böyle hyung mu olur diye az bağırmadım . ve amerika olayı abi her kore dizisinde gördüğümüz amerika olayının bu sefer suyunu çıkarmışlar. her yaramazlık yapanı amerikaya postalıyorlar min ho nun babası , anasını amerikaya postalamaya çalışınca kahkaha krizine girdim insanın korede zengin olup yaramazlık yapası gelmiyor mu ne dersiniz 🙂

12-Angry-Men-horz

hafta sonu uzun zamandan sonra eski sevdama geri döndüm . bir hastalık gibi sarmıştı bir zamanlar beni bu illet eğer ona kapılmasaydım şimdi para içinde yüzebilirdim çünkü sınavlara çalışmak yerine kendimi ona dalmıştım ne mi tabi ki sinema

12 KIZGIN ADAM

severek izledim . çok beğendim insanı sıkmayan kolaylıkla akan bir film. tek bir mekanda geçmesine rağmen akıcı üstelik adaletle ilgili olduğundan da çok ilgi çekici bir film . kısa keseceğim . bu filmi izleyin efem 🙂

JOY LUCK CLUB

yönetmeni oliver stone olan bir orman uyarlaması bir grup çinli kadının kızları anneleri ve geçmişleriyle olan ilişkisini anlatan gayet güzel bir film. böyle şeyleri seviyorum flasbackler falan oluyor anlatıcılar ve geçmişin canlandırılması ilgi çekici.  velhasıl sevdim .

diziyi izlemedim ama bir blogger sayesinde şarkıyı keşfettim sonra bu güzellikleri kaçırdığım için çok ama çok hayıflandım efem 😦

https://www.youtube.com/watch?v=N7xh364s7YY

 

bu da diziyi izleyemediğim için kaçırdığım bir diğer güzellik

https://www.youtube.com/watch?v=FGTBJCIlgoE

 

city hall ın başlangıç müziği de çok güzel şu rap olan ama onu kaçırmadım çünkü altı bölümde olsa diziyi izledim .

bu arada eski dostum kitaplara dönmek için çabalıyorum savaş ve barışa başladım 250 sayfa okudum çok sevdim zamanım olsa tek gecede biterdi ama yok işte 😦

şimdilik benden bu kadar geri döneceğim efem 🙂