New Blood – Kan Geldi

imagesBana taze kan geldiği kesin. İngiliz dizileri tabi ki favorilerimden ama bir diziyi sırf haluk bilginer varmış bir bakayım diyerek açıp sonra aman ya o olmasa da olur, ben bunu çok sevdim diyerek alt yazısı olmadan merakla izlemek  işte bunu beklemiyordum.

her şeyden önce diziyi öyle sevdim ki orjinalinden izliyorum. beklemek istemiyorum. peki ne beni bu kadar çekti. dizi ahım şahım mı süper mi belki değil ama o salak ikili var ya o salak ikili işte beni oradaki acemi dedektifimiz said çekti.

normal polisiyelerde klişeler vardır. mesela aşırı zeki dedektif ,tuhaf dedektif veya geçmişinde büyük acılar olan dedektif gibi. burada ise bu suçlulara meydan okuyan ikili öylesine alalade ve acemi ki öyle olunca da samimi geliyor.

said bir dedektif daha doğrusu olma yolunda çırpınan biri , benim favorim olur kendileri diğer adam ise aslında polis değil hala nerede çalıştığını anlamadım ama bir şekilde bir araya gelip büyük suçluların peşinde koşuyorlar.

diziyle ilgili çok bir şey söylemeyeceğim uzun zamandır beni yakalayan ilk ingiliz dizisi oldu . herkes sever mi bilmem ama ben pek sevdim .

bir şans verin derim , şimdilik esen kalın efem :=)

KİM OLDUĞUNU BİLİYORUM-DAVİD KESSLER

658966Kitap üzerinde bir alex sedaka romanı yazısıyla bana hiç bir şey ifade etmiyordu ta ki okuyana kadar. itiraf etmeliyim bu kadar akıcı ve beni saracak bir roman beklemiyordum. elime alıp biraz okur bırakırım diyordum ama ne olduğunu anlamadan  merakla kitabı okurken buldum kendimi .üstelik tahmin konusunda çok iyi olup he şeyi bilmeme her şeyin gözümün önünde olmasına rağmen heyecanla ee şimdi ne olacak diye devam ettim.  bazı noktalar çok klişe olsa da kitap çok güzel ilerliyor.

alex  bir avukat kamu hayrına aldığı dava on dört saat sonra idam edilecek olan clayton ın davası . alex işin sonuna geldiğini düşünmüş davayı da son anda almıştır ama ortaya çıkan gelişmelerle acaba müvekkili suçsuz mu diye çırpınırken buluyor kendini . son on dört saatte dokuz yıl önce işlenmiş bir cinayeti aydınlatmak için uğraşırken alex ve diğer insanları , mahkeme salonlarını, yapılan pazarlıkları, sistemi , suç ve suçluyu bir de geçmişi izliyoruz. birer meraklı izleyici gibi acaba gerçek ortaya çıkar mı diye nefesimizi tutup bekliyoruz.

bir yerden sonrada asıl suçlu kim , kim iyi kim kötü diye düşünmeye başlıyoruz. kendi adıma çok zor beğenen bir olarak yazarın uslubunu sevdim tarzı hoştu klasikleşen kısımları da olmasa tadından yenmez. meraklılarına duyurulur.

alex , david ve diğerleriyle tanışmaya hazır olun .

şimdilik esen kalın efem 🙂

 

 

Kukla – Ahmet Ümit

Kukla-Ahmet-Umit__29480949_0Ahmet Ümit ‘in İstanbul Hatırasını okuyunca diğer kitaplarını da okumak istediğimi söylemiştim . Malum aynı yazı da polisiye kısmının yetersiz olduğunu beni heyecanlandırmadığını ama bilgi konusunda güzel bir kitap olduğunu yazmıştım . Yine bu sebepten acaba diğer kitaplarında da polisiye böyle bariz bir şekilde gözle görülecek düzeyde mi diye merak etmiştim ve anladım ki yanılmamışım belki iki kitapla yargılamak zor ve haksızca olacak ama bana göre edebiyatçı kısmına söz etmeyeceğim çünkü bunu eleştirecek düzeyde değilim fakat polisiye kısmı bence yetersiz öyle ahım şahım merak yok heyecan yok gizem yok her şey tahmin ettiğiniz şekilde ilerliyor. Haksızlık ediyor olabilirim fakat bana pek hitap etmedi.

Gelelim kitabımıza güzel ve okunabilir öyle sıkıcı falan değil beklentilerimi de karşılasa çok iyi olurdu . Meslek de adı kötüye çıkmış alkolik ve işten atılmış bir gazeteci ve onun boşandığı eşi ve oğlu ile sıradan bir hayatı varken bir gün üvey kardeşi yardım için kapısını çalar. Ona yardım etmeye pek de gönüllü olmayan gazeteci bir şekilde olayların içine sürüklenir. Kendisine tema olarak susurluk benzeri olayları ve derin devlet hesaplaşmalarını konu edinen kitabımız karakterlerin hepsinin benim gözümde nefretlik olduğu kitaplar arasına girdi bile. Gazeteci zaten dünya umursamayan bencil , insanlara iyiliği dokunmasını bırakın üstüne onları batıracak biri.  Ve ne yazık ki çevresindeki herkes de bu kötü insan tabirine fazlasıyla uyuyor tamam belki melek olmasınlar bu da can sıkar ama böyle de gerçek  egoist insanlar beni hep soğutur. Neyse efem aklınızı fazla kullanmanıza gerek kalamayan isminden kıllanıp olayları çorap söküğü gibi takip edeceğiniz bir kitap .

benden bu kadar esen kalın efem 🙂

Sır Perdesi- Luca Martinelli

sir-perdesi-luca-martinelli1Sır Perdesi polisiye bir kitap . Ablam ben polisiye severim diye almış bana getirdi. Hikaye bir sherlock holmes hikayesi . Kitap sherlock ‘un Dr. watson’ ına yazdığı bir mektupla başlıyor. Aslında ölmediğini herkesi nasıl ve niye kandırıp kendini ölü gösterdiğinden bahsettikten sonra ortalarda görülmediği bunca zaman ne yaptığını anlatmaya başlıyor. sherlock bir görev için italyadadır ve orada işler karışır. cinayetleri çözme işi de bizim dedektifin başına kalır.

 

çok ilginç olmayan , polisiyesi sizi şaşkınlığa düşürmeyecek , gayet basit ve anlaşılır bir kitap . okuması kolay , akıcı denebilinir, güzel yazılmış fakat tek kusuru çok heyecanlı falan olmaması , herşeyin öyle gözünüzün önünde olduğu polisiyeleri sevmem biliyorsunuz beni şaşırtacak çok süprizli bir şey olması lazım bu öyle değildi. fakat haksızlık da yapmak istemiyorum okunabilir bir kitap. benden söylemesi.

İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit

is

Bu günlerde beni bir okuma sevdası aldı gidiyor. Malum severim kitap okumayı hele de bir huyum vardır ki bir şeye başlayıp uzun süre hep aynı şeyi yapmak şimdi de sağ olsunlar nilü , nur ve ablam sayesinde elimde bir sürü kitap oldu. ödünç kitaplar beni benden aldı ve kendimi devamlı kitap okurken buldum.

Bu kitap Ahmet Ümit kitabı okumammış bendeniz için bir tanışma vesilesi oldu. Nilü ‘den aldım kitabı . Aslında polisiye kısmı beni pek tatmin etmedi. sonu falan belliydi. Katilleri anlamak güç değildi. Fakat kitabın sonlarına doğru anladım ki bir kitap bir insanı ancak bu kadar bilgilendirebilir. İstanbul ve tarihi ile ilgili hiç bilmediğim bir sürü şey öğrenmiş oldum. Bunu ancak kitabı bitirmeye yakın fark ettim. Belki fazla meraklanadırmıyor , öyle yaancı polisiyeler gibi ağzınız açık kalmıyor ama kitap size okuduktan sonra kendinizi geliştirebileceğinizin garantisini veriyor. Bir sürü yeni bilgi ve ben İstanbulu hiç bilmiyormuşum nidaları ile sonlanacak . Ayrıca kitaptan sonra tarih merakınız artacak ve hemen müzeleri gezmek isteyceksiniz. Hikayenin anlatışı , uslup falan iyiydi. yalnız bazı yerlerde sıkıldım nevzat komiserin özel hayatı mesela hiç mi hiç ilgimi çekmedi. ama o da hikaye için gerekliydi tabi . bundan sonra başka kitaplarını da alıp okumak istediğim yazarlar arasına girdi Ahmet Ümit , polisiye için alıştığımın dışında olsa da bilgi için güzel kitaptı vesselam .

kısacası sevdim 🙂

Bir Kore Bir Japon Dizisi

Size iki diziden bahsetmek istiyorum . Birincisi kore dizisi ki artık bunlardan bana gına gelmişti uzunca bir süre izlemem diyordum . Ne bilim o aşkları falan bin bin türlü süründürmeleri olmazsa olmaz kötü kaynanalar, zengin fakir sorunu üstüne dram mı dram bu yüzden aşklı meşkli kore dizilerinden bıkmıştım ki  cadıcığım sen seversin harika bir polisiye var dedi de ben kendimi special affairs team ten izlerken buldum . Dizinin hakkını vermeliyim cadıcığıma da çok teşekkür ediyorum tam ağzıma layık bir diziydi ama keşke ikinci sezonu da olsaydı böyle bitmemeliydi bu dizi.

Special-Affairs-Team-TEN-Poster-2

bu korelilerin aşklı meşkli dizileri bir yerden sonra hep tanıdık gelse de gerilim ve polisiye işini iyi kotarıyorlar sevdiğim gerilim filmleri onlara ait. amerikan ari polisiye de başarılı oluruz biz deyip onu da yapmışlar. genel olarak bir amerikan dizilerinden etkilenme var inkar edemeyeceğim ama diğer taraftan özgün halleri de var ki diziyi en çok bu ayakta tutuyor. senaryosu güzel , tahmin edilebilinir her bölümde siz polisten önce tahmin edeceksiniz fakat hikaye sizi başka yönlere çekmeye devam edecek kadar da dinamik bir seyir alıyor. tahmin ettiniz diye bitmiyor başka başka sorularda sorduruyor. polisiye meraklıları için hem tanıdık hem de orjinal bir keyif sunuyor.

gelelim kişilere yalan dedektörü misali bir hanım kımızı var . psikoloji mezunu herkesin yalanlarını yakalıyor bu yüzden hayatı da pek kolay değil. sonra yeni yetme ama sivri zeka genç bir polis , akıllı mı akıllı işin piri , kurdu olmuş zehirli yılan lakaplı yılların polisi ve son olarak da bunların başına yönetici diye getirtilen bir canavar. bu dizideki tüm karakterleri sevmekle birlikte oluşturulan özel ekibin başı olan canavara gıcık kaptım . adam hakkatten de canavar hele o yeni yetme küstah tavırları ve sakız çiğnemesi resmen adamdan soğudum. dizinin en sevdiğim yanı ise hepsinin kendi araştırmasını yapıp hepsinin yine aynı sonuçlara ulaşmasıydı. farklı şekillerde aynı doğrulara ulaşıyorlardı. her bölüm başak bir konuyu işliyorlar. genelde basit hikayeler.  toplam dokuz bölüm ama ilk bölüm 2 saat sürüyor.  ben sevdim baya sardı işi gücü bırakıp bunu izledim polisiye açlığıma iyi geldi tavsiye olunur. bu arada içinde gram aşk yok belki de bu yüzden çok sevdim 🙂

Shokuzai

gelelim japon yapımı dizimize shokuzai  yani kefaret , bu yıl izleidiğim japon dizilerinin güzel çıkması ve animelerin etkisiyle böyle şeker şeker kalpler kawaiii sözcükleri falan hayal ederken bu diziyi gördüm beş bölüm olduğu için başladım . hikayeyi biliyordum beş küçük arkadaş birlikte oyun oynarlarken bir adam gelip yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyerek içlerinden birini alıp götürür sonrada diğer dördü arkadaşlarını merak edip gittiklerinde cesedini bulurlar. kızlar polisiye suçluyu hatırlamadıklarını söyler katilde bulunamaz. aradan 15 yıl geçer. küçük kızların kurbanın annesine verdikleri kefaret sözü on beş yıl sonra kaderlerini korkunç bir şekilde etkiler.

birincisi dizinin konusu itibariyle pek iç açıcı olduğunu bilsem de japonların nasıl başka insanlar olduğunu unutmuşum bu beş bölümü çok zor izledim. dizi rahatsız edici hem oldukça rahatsız edici.  o kızların başlarına gelenler, sonra kefaretin anlamı , o kadından nefret etmem , katili yakalamaları için duyduğum istek ve kızgınlık , sonra finalde yaşadığım şok, iyilerin başına gelenler ,  kötülerin cezasız kalmaları , hiç uğruna sönen hayatlar , küçük kızların olaydan sonra ne çok etkilenip hayatlarının ne hale gediğini gördüğümde duyduğum kızgınlık bilmiyorum bu diziyi anlatabilecek söz bulamıyorum. sae ‘nin durumunda sandalyem de hasta bu hasta çığlıkları attım , öğretmene yapılan haksızlıklar beni çileden çıkardı , her şeyi öğrendiğimiz yerde de yok artık dedim.  fazlasıyla etkileyen , karamsar bir dizi. moralinizi yerine getirmez hatta sizi sinirden deli eder. izlemenizi söyleyemiyorum uzak durun da diyemiyorum . tek söyleyebildiğim çok şey barındırıp hiç bir şeyi sözcüğe dökemiyorum.  bu da böyle bir dizi , yine bunun içinde de aşk meşke beklemeyin .

iyi günler efem 🙂

Witness for the Prosecution – Beklenmeyen Şahit

Billy Wilder ‘ın filmlerine baktım geçenlerde çiftte tazminatı izlemiştim merak ettim başka neler var diye. Meğersem o meşhur Sabrina kendisine aitmiş ayrıca benim cuma kızı versiyonunu izlediğim front page adlı bir uyarlamasını bile yapmış. Bir sürü film vardı merak ettiğim en çok sunset bulvarı nı izlemek istiyordum ama onca film arasından bunu seçtim çünkü  hikaye agatha christie ye ait , malum çok severim kendisini ,hiç vakit kaybetmeden başladım izlemeye.

filme geçmeden önce yönetmene , senariste , oyunculara tam puan verdiğimi belirteyim , onları övmek için söyleyecek söz bulamıyorum , hepsi de iyi iş çıkarmış ortaya gerçekten dillerden düşmeyecek bir ziyafet çıkmış .

Genelde yorumlar finalle ilgili kimsenin tahmin edemediği ve çok şaşırdığı yönünde ama ben en başından beri biliyordum belki yazarın tarzına olan alışkanlığımdan belki hem ters köşe senaryolar olsun diye beklentimden olması gereken budur dedim ve sonunda yanılmadım 🙂

Film 1957 yapımı yönetmeni billy wilder tabi ki , polisiye gizem türü , senaryosunda Agatha Christie, Larry Marcus, Billy Wilder, Harry Kurnitz gibi büyük bir kadro var , IMDB Puanı: 8.4  ülke de tabi ki ABD.

En iyi mahkeme sahnelerinin bu filmde bulunduğunu söyleyenler azımsanmayacak kadar çok . Bende izlediklerim arasında paradine case ve bu filmi en iyi mahkeme sahneleri konusunda listelerde ilk sıralara yerleştirdim.

Gelelim konusuna kalp krizi geçirdikten sonra ilk defa iş yerine gelen zeki avukatımız sıkıcı davalar almak zorundadır , doktoru öyle tembihlemiştir lakin o bunu istemez ve zor bir davayı kabul eder. bu dava bir cinayet davasıdır. genç bir adam yaşlı bir kadını öldürmekten suçlanır.  üstelik adamın karısı onun aleyhine tanıklık etmekte kocasının katil olduğunu söylemektedir. fakat avukatımız adamın masum olduğuna inanmıştır. artık onun suçsuzluğunu ispat için çalışmaya başlar.  geçekten iyi bir film , finali de hoş olmuş ben pek sevdim , asla sıkılmayacağınıza eminim . iyi seyirler efem 🙂