James Stewart Filmlerine Bakış 2

Aslında bu yazıyı bu kadar uzatmadan yazacak böyle ara vermeyecektim ama kitaplara başlayınca bir de son zamanlarda yeni bir hobim var örgü örüyorum , hiç tahmin etmezdim ama örgü insanı rahatlatıyor yani kafanı sadece oraya veriyorsun diğer her şeyi unutup rahatlıyorsun he he 🙂 bu örgü hikayesine inşalah daha sonra devam edeceğim gelelim filmlerimize .

it is a wonderful lifeit is a wonderful life çok meşhur bir film . james i oscar kazandığı filmlerden biri ve ımdb 250 listesinde yer alıyor. bu listede benim favorilerimden harvey de yer almakta. neyse bu meşhur filmimiz hayatı sorgulatıyor. her şeyi başkaları için yapan hayallerinden vazgeçen bir adamın hikayesi bir de noel atmosferi var tabi . günün birinde bu adam intihar etmeye kalkarsa ne olur onu çok seven bir sürü insan dua eder.  bu duaların karşılında ona henüz kanatlarını kazanmamış bir melek yollanır eğer melek işini iyi yaparsa kanatlara kavuşacaktır. george ise hiç doğmamış olmayı diler. meleğimiz onun dileğini yerine getirir böylece hayatın onsuz nasıl işlediğini gösterir bu detay çok hoştu. yani hiç doğmamaış olsam acaba diğerlerinin hayatını ne ölçüde etkiler ve değiştirirdi bu durum . sorulması gereken bir soru . filmle ilgili başka detaylar vermiyorum izlemeniz gereken filmlerden biri sadece . üstelik james stewart ‘ın  o ay ı senin için yakalarım replikli flörtöz halleri kaçırılmamalı. o zamanlar flört etmek çok basit ,çok sıradan ve çok doğalmış .

bir cinayetin anatomisiBir Cinayetin Anotomisi  bir gün adamın biri karısına tecavüz ettiği için birini öldürür yani onun söylediği sebep budur. parasızlıkla boğuşan kahramanımız da bir avukattır. avukatımız bu davayı alır ve film sizi sorularla baş başa bırakır acaba katil gerçeği mi söylüyor yoksa bahane bir uydurma mı . olur da gerçeği söylemiş olsa bile böyle bir sebep cinayet için yeterli midir . böyle durumlar da öldürmek meşru sayılır mı . kim yalancı kim değil . doğru  nedir yada haklı olan kim . bir sürü soru ve bu soruya cevap arayan avukatımız onun yardımcısı alkolik bir avukat daha ve sekreter bunun yanında katilin  karısı , öldürülen adamın yakınları , hakim, duruşma salonu, savcı vs. derken mahkeme koridorlarında ilerleyen bir film . devamlı sordurup meraklandıran ama gerçeği de sonuna kadar vermemekte ısrarlı güzel bir film . tavsiye olunur .

jkjArka Pencere  çok ünlü bir hitchcock filmi. james stewart yine göz dolduran bir oyunculuk sergiliyor ama yanında bir de güzeller güzeli grace kelly var.  ayağını kıran bir gazeteci ona bakan bir hemşire ve gazetecinin sevgilisi . oyuncu kadrosu çok değil. mekan ise zaten tek mekan . bu sıkıntıdan patlayan gazetecimiz elinde dürbünü bütün gün komşuları izler ve bir gün bir cinayete tanık olduğunu düşünür. hemen sevgilisine anlatır önce kimseler inanmaz ona ama sonra hemşire ve sevgili ile birlikte katilin peşine düşerler. son sahneleri oldukça iyi olan gerilim türlerinde kendine iyi bir yer edinmiş güzel bir film .

gelelim son filmimize  The Philadelphia Story (1940) Bu film kimilerine göre çok güzel kimilerine göre ise kötü . Bana göre ise hem james stewrt hem de carry grant ın performansını izleyebileceğiniz ender bir film.  ayrıca filmin temposunu ve asla kestiremediğiniz sonunu hesaba  katarsak süprizli de bir film .

Tracy Samantha Lord Haven (Katharine Hepburn) zengin bir kadın, ilk kocasından kanlı jhkhkbıçaklı ayrılmış yeni nişanlısıyla evlilik hazırlığında bir kadın . C. K. Dexter Haven (Cary Grant), ise eski koca oluyor. Macaulay “Mike” Connor (James Stewart) ise istemeden de olsa magazin servisi için çalışan bir gazeteci.  tracy nin düğünü herkes için çok önemlidir bu yüzden ünlü magazin gazetesinin sahibi mike ‘a bu düğünü haber yapmasını söyler. mike tabi ki de burun kıvırır ama paraya da ihtiyacı vardır bu yüzden sevmediği bu işi kabul etmek zorunda kalır. mike ın bu çok gizli düğüne sızmasını sağlayacak olan kişi de eski koca c.k dexter haven ‘dır. düğünden önce bu üçlü bir araya gelir .nişanlı ,  gazeteci kadın , aile üyeleri falan derken temposu hiç düşmeyen bir film çıkar ortaya .

komik yanları da çok, düşündürmüyor ama eğlendiriyor. james stewart ın her defasında c.k dexter hevan demesi beni bitirdi. ismin o kadar uzun olması ile dalga geçip yine de hep tam ismi söylemesi , o sarhoş olduğu sahne , kütüphnecinin eski usul ingilizcesiyle kafa bulması falan çok güzeldi. bu oyunculuğu ile akademi ödüllerinde en iyi aktör ödülünü de kazanmış hakkıdır. beni daha çok şaşırtan ise carry grant oldu. james tamam da ondan böyle güzel bir performans beklemiyordum . malum ben james hayranıyım . gregory peck i de yakışıklılık olarak beğenirim ama carry grant ı o kadar filmde izlememe rağmen ondan ne bulduklarını idrak edememiştim. buradaki oyuncluğu ile anladım . ikisinin karşılıklı sahnelerinde kendimi james i değilde carry i izlerken buldum o sarhoş sahnesindeki diyalogları ile james iyi iş çıkarmıştı ama carry hiç söze dökmeden mimikleriyle başarıyor bunu. film boyunca onun o havası karakterin sevimli ve zıpır halleri falan çok hoşuma gitti. hitchcock james stewart yerine carry grant ı tercih edermiş. rivayet olunur ki vertigonun başarısızlığını james in yaşlılığına bağlayan yönetmen ondan dört yaş büyük olan carry grant ile yapmış yeni filmini oysa daha öncesinde bu projeden james e bahsetmiş ve o bu proje için oldukça heyecanlıymış.  bana kalırsa ben james i tercih ederim ama carry grant ın da hakkını yemeyelim oldukça iyi bir oyuncu olduğunu kabul etmem gerekir. keşke böyle ustaları birlikte izleyebileceğim daha başka bir sürü film olsa.

filmde bir de küçük kızkardeşin dileği var ama dilek değilde beddua gibi bir şey ” tanrım ne olur bir şeyin olsun buralarda olması mümkün olamayan , hiç olmamamış bir şey olsun ”

bir yaznın daha sonuna geldik efem esen kalın 🙂

James Stewart Filmlerine Bakış 2” üzerine 2 düşünce

  1. Arka Pencere en sevdiğim,izlemekten asla sıkılmadığım filmlerden biridir,birde ön planda cinayet davası olmasına rağmen arka plana sıkışmış birbirinden çok farklı iki kişinin ilişkilerini yürütme çabası da filmi yumuşatmıştır bana göre.Eline sağlık, çok güzel anlatmışsın filmleri en kısa zamanda diğerlerini de izlemeye çalışacağım…

    • james stewaart filmleri arasında favorilerim the shop around the corner ve harveydir .o ikisi dışında bunları da çok sevdim . hepsi tavsiyemdir 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s