The House on Telegraph Hill, Telgraf Tepesindeki Ev

Film 1951 ABD  yapımı , yönetmenliğini Robert Wise yapmış , gerilim gizem türünde siyah beyaz filmler içerisinde iyi bir puan almış 90 dakikalık bir seyir sunuyor.

polanyalı victoria 1939 yılında nazi almanyasının toplama kamplarından birinde kalmaktadır. arkadaşı karin ile zor yıllar geçirirler ve karin buna daha fazla dayanamayarak ölür. o zor yılların ardından savaş biter . victoria nın döneceği bir evi , kocası , akrabası yoktur. oysa karin ‘in zengin bir teyzesi amerikadadır ve oğlu da onun yanındadır. victoria için düşünecek çok fazla bir şey yoktur. kendine bir kurtuluş olarak gördüğü tek bir yol vardır o da karin ‘in yerine geçip amerikaya gitmek. zaten teyzesi karin çocukluğundan beri görmemiştir, oğlu da çok küçüktür karin ‘i tanıyamaz , victoria onu kimsenin tanımayacağından emin olduğu ve karin ile ilgili her şeyi bildiği için onun kimliği alır ve amerikaya ya yeni bir hayata gitmek için kolları sıvar. Ancak dört yılı bulur bunu gerçekleştirmesi. amerikaya vardığında teyzenin öldüğünü , her şeyini , bütün mirasını karin ‘in oğluna bıraktığını ve bu çocuğa da bir vasi tayin edildiğini öğrenir. rahat bir yaşam için çocuğun vasisini tavlayıp onunla evlenir .

yeni yuvası olan telgraf tepesindeki eve gelene kadar her şey rüya gibidir. ta ki gerçekleri görmeye başlayana kadar. Victoria ‘nın kuşkuları ile o gerilimli hava , ip uçları , dadı ve victoria nın kocası,  bir de eski asker şimdinin zengin mirasyedisi avukatı işin içine girince film pek fena olmadığını kanıtlıyor.  eve bayıldım , tek kelime ile harika , senaryo fazla değişik değil klasik ama bu filmi kötü yapmıyor yine de izlenilir kılan bir kaç detay var , merak unsuru fazla olmamasına rağmen sonuna kadar izledim. en iyisi sahne herhalde meyve suyu sahnesiydi. o sahne bana şüphe filmindeki süt sahnesini hatırlattı , orada da dam elinde süt bardağı merdivenleri çıkarken geriliyor insan ve bundan sonra birinin verdiği bir içeceği içmekten tırsabilirim bile 🙂 meşhur gazoz muhabbetine döndü bu iş he he 🙂 dadının da tuhaf bir kişilik olduğunu belirtmeliyim , finalde takındığı tavırı beklemiyordum . yine bir siyah beyaz film yine bir iyiler kötüler davası yalnız ne  tory ne de avukat bey melek değil bu da bir gerçek.  Meraklılarına tavsiye edilir .

esen kalın efem 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s