Luch Box – İstasyonlar Gibi

Yemek Kutusu ismi bile farklı olan bu film televizyon için yapılmış . çok sevdiğim ”We Teach Love”  filmini bilirsiniz onun da içinde yer aldığı ”Best Theater”  dörtlüsünün ikinci filmiymiş.  bakmayın film anlatacak , yazı yazacak , durum güncellemesi yapacak halim bile yok. zaten anlatmayı da beceremeyeceğim galiba . nedense kelimeler dökülmüyor , öyle tuhaf ve karışık ki kafam anlatmak istediklerimi ifade edemiyorum . çok zorlandığım bu gerçeği göz ardı edersek bu filmi nedense yazmak istedim. öyle tuhaf ki o istasyon fikri çok tanıdık geldi , yalnızlık duygusuydu belki de beni çeken bilemiyorum. bu film ahım şahım değil , izleyen herkes de bunu söyleyecektir. zaten herkes de aynı etkiyi bırakan filmlerden değil ki bu,  benim için güzel ve özel,  beni bir yerden yakaladı , bir noktada kendimi buldum,  yakın geldi sanırım ondan sevdim: bilemiyorum . neyi biliyorum ki zaten .

filme gelirsek bir belgesel yüzünden kapanacak olan bir istasyona yolları düşen insanların hikayesi bu . yazıyı yazarken şu şarkıyı dinliyorum çok hoş olmuş . teoman istasyon insanları  şarkının o aynı rüyayı görüp ayrı yere giden kısmı filme uydu bence 🙂  nerde kalmıştık unutulmuş bir istasyon o kadar ki yakın zamanda kapatılmasına karar verilmiş ama onunla anıları olanları yollara döken bir istasyon . bu kelime de fazlasıyla ayrılık ve yalnızlık barındırmıyor mu istasyon çok acıklı bir kelime ya da benim ruh halimden kaynaklanıyor 🙂

yaşlı bir çift , oğlunu kaybeden bir anne ve baba , arkadaşının ölümüne sebep olan bir genç , yirmi senedir oğlunu bekleyen bir anne , sevgilisinden ayrılmış genç bir kız ve bunların içerisinde  en çok beni etkileyen o genç istasyon memurunun yalnızlığı  kimselerin olmadığı bir yerde sıkışıp kalmak , can sıkıntısı , insan özlemi en çok işte bu dokundu bana . hele onun o kızı görünce kız gördüm diye fırlaması . herkesin yaşlı olmasından dem vurması yok mu .

bu istasyon hikayesi , beklemenin , umudun , yalnızlığın hikayesi ,  bu biraz da gemiyi bekleyen ismail abiyi hatırlatıyor o gemi gelecek demek geçiyor ya içinizden bu tren de gelecek işte yada hiç gelmeyecek . heba olan hayatlar ve yanında yeniden yeşeren umutlar , insanlar istasyonlar gibiler onlar gibi yalnızlık dolu gelip geçenler var ama kalanlar yok . geldikleri gibi aynı istasyonlardan gidiyorlar.

çok tuhaflaştım değil mi belki sıcaklardan belki can sıkıntısından bilemedim yine. o kapatılmış okuldaki tekli sıralar bile yalnızlığı hatırlattı bana . sonuçta her animede filmde görürdüm o sıraları hiç bu kadar yalnızlığı temsil ettiğini düşünmemiştim. bizim de lise 2 de böyle sıralarımız vardı tekli ama biz alışıktık ya ikili sıralara sıralarımızı birleştirir öyle otururduk hocalarda anlamazdı nedenini şimdi fark ettim o zamanlar bile yalnızlık gibi geliyormuş o tekli sıralar.

lunch box bir yalnızlıklar hikayesi yani benim için öyle . geçmişe yolculuk geleceğe göz kırpma , mazinin yükünden kurtulmak belki umut belki de umutsuzluk ama bir yerlerde aklıma gelecek olan duygusal bir film. en çok da o genç memur yer etti hafızam da .  kendinize iyi davranın efem . kalabalıklar içinde yalnız kalmamanızı umut ederim.  hoşça kalın .

Ama ben sizi nasılda kırılgan, nasılda kendiliğinden sessiz ve kimsesiz sevmiştim.
Mevsimlerden bahar, kuşlardan serçe, çiçeklerden papatya, renklerden beyazdınız.
Ben sizi içimde geç kalmış cümlelerin telaşıyla ve merdivenleri üçer beşer çıkmanın çoşkusuyla sevmiştim.
Ama ben sizi son istasyonlar gibi sevmiştim.

not : bu iki filmi de sevdim diğer iki filmi de bulsam keşke .

Luch Box – İstasyonlar Gibi” üzerine 6 düşünce

  1. bende izleyeli birkaç gün oldu bu filmi.
    senin kadar pozitif değilim ama:)
    sanat filmi gibi sesizice başladı sessizce bitti.
    belkide benim haleti ruhiyem daha pozitif olduğu için sevemedim….

    • olabilir dediğim gibi filmleri beğenmek de aslında içinde bizden bir şeyler bulmaya bağlı sanırım benim ruh halime çok uygundu pek hoşuma gitti o yüzden 🙂

  2. ellerine sağlık çok güzel anlatmışsın filmi, bana da çok tiyatral gelmişti film, arada izlemek gerek böyle filmleri, we teach love’dan sonra ben de serinin kalanını aramıştım ama bir tek lunch box!ın çevirisini görmüştüm, umarım diğerlerini de buluruz 🙂

    Not: Kimse böyle yalnız kalmasın!

    • kimse yalnız kalmasın 🙂
      ben we teach love ı çok sevdim hatta defalarca izlediğim ender filmler sıralamasında hayli yukarıda yer alır bunu da sevdim diğerlerini de çevirseler hiç fena olmaz 🙂

  3. Bir nevi yemek kutusu işte herkes aynı şeyi görüyor fakat aldığı tat başka bu filmde senin dediğin gibi çok farklı tatların oluşturduğu duygular vardı ki benimde dikkatimi çeken genç memur oldu. Kız intihar ederken yardım etmesine, vazgeçirmesine, gece kıza sanki yıllardır tanıyormuş gibi şu halini sevdim, bunu sevmedim demesine gülsem mi, üzülsem mi bilemedim.
    Okul sıralarını görünce ki ilkokul sırası onlar bende aynı şeyi düşünmüştüm 🙂 lisede bile biz ayrılamıyoruz sonra cesaretin yoksa yanlızsındırdan girgim adamlar daha ilkokuldan çoçuklara cesaret aşılıyorlar teorisinden çıktım bir nevi kaytardım 🙂

    Çok severek okudum yazını yüreğine sağlık,mutluluk :))
    Bloğunu da takip etsemde bu filme yazmak kısmetmiş. Serinin diğer iki filmini bulursan habersiz bırakma.

    • seninde yorumuna sağlık 🙂 hoş geldin sefa getirdin tekrar beklerim . eğer filmleri bulursam burada yazarım 🙂

      o sıraları hep görürdüm de bu filmde anladım onların barındırdığı yalnızlığı . bir yalnızlık filmi , beklemenin acısı var filmde bu yüzden içimde yer etti .

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s