”SEVİYORUM ”

Çocukken izlediğim animelerden biridir akage no anne veya diğer adıyla anne of green gables . Nedendir bilmiyorum çok sevmiştim animeyi bunca yıl geçmesine rağmen hala hatırlamak tuhaf .

Gilbert BLYTHE  sadece Anne Shirley ‘in dikkatini çekmek ister bu yüzden saçlarını çekerek ona bakmasını sağlamaya çalışır ama Anne bunu yanlış anlar birden köpürür ve senden nefret ediyorum nidaları eşliğinde çocuğun kafasında tahtayı kırıverir 🙂  neden kızdığına anlam veremese de gilbert suçu üstlenir defalarca özür diler ki bu onun hiç yapmadığı bir şeydir . onca çabaya rağmen kendini inatçı anne ‘e affettirmeyi başaramaz.

benim hiç aklımdan çıkmayan sahnes ise final bölümünde yer alır kendisi için yaptığı fedakarlıktan dolayı minnet duyan anne , gilbert’ a teşekkür eder. yıllar sonra ilk defa konuşmuşlardır. gilbert beni affettin mi der anne çoktan affettiğini itiraf eder. gilbert biz çok iyi arkadaş olmak için yaratıldık kadere bu kadar karşı durduğun yeter der.  sonra anne ‘i eve bırakmayı teklif eder. yol boyunca konuşurlar . eve vardıktan sonra kapıda konuşmaya devam ederler. anne mutlulukla etrafında dönerek eve girer. marillla yarım saattir kapının önünde ne konuştuklarını söyler. anne anlatır yıllarca konuşmamıştık der ve o zaman aklına bir şey gelir ” gerçekten yarım saat mi konuştuk oysa bana 2-3 dakika gibi geldi. ”

işte animedeki en duygusal sahne budur . onca zaman konuşurlar ama anne için sadece bir iki dakika gibidir. sevmek böyle olsa gerek hiç sıkılmamak. bu günlerde canım çok sıkılıyor artık yapacak bir şey bulamıyorum. hiçlik diyarındaki ryuk gibiyim sıkıldım çok sıkıldım . o sıkıntıdan insanlar dünyasını izliyordu bende hayaller diyarından filmler diziler izliyorum hiç yaşayamayacağımız hayatları seyrediyoruz gerçi ryuk defterini düşürerek insanlar dünyasına dahil olabilmişti ama ben nasıl yapacağım bu sıkıntıdan kurtulacağım. sıkıntı fena şey light bile can sıkıntısından kullanmıştı o death note ‘u . anlayacağınız başa bela bu can sıkıntısı . büyüklerimiz sıkı can iyidir çabuk çıkmaz demişler ama sıkılan bir canın çabuk çıkmaması bile başlı başına bir ceza değil midir .

işte bu can sıkıntısından açıp tekrar akage no anne izledim sevdiğim şeyleri hatırladım . bu sahne onca yıl hafızamın en kuytu köşesinde gizlenmiş hala tap taze çok seviyorum beni baya etkiliyor sebebini bilmiyorum ama çok fena darma duman eden bir özlem hissi var.

neyse yine çok konuştum kısacası bu sahne aşkın sahnesi demek istiyorum varsa eğer sevmek böyle bir şey olsa gerek .

kendinize iyi davranın efem ve umarım sizin günleriniz böyle sıkıcı değildir. şu sıcaklarda serin bir sonbahar düşlüyorum . deli gibi yağan yağmurlar , insanları uçurmaya yetecek hızda bir rüzgar , dökülen sarı yapraklar etrafta uçuş uçuş , o rüzgar yüzüme vuruyor yaşadığımı hissediyorum , siyah beyaz bir film sahnesi gibi biraz karanlık belki de gece arka fonda gotik bir müzik etraf siyaha bürünmüş şimşekler çakıyor , gök gürültüsü sessizliği bölüyor ve ben yağmur altında rüzgarın hayat dolu havasını soluyorum böyle delice şeyler işte 🙂

esen kalın efem 🙂

”SEVİYORUM ”” üzerine 6 düşünce

  1. Bu animeyi tanıdım ama konusunu falan hatırlamadım aslında sadece birkaç görüntüsünü hatırlıyorum demek ki çook küçükken izlemişim 🙂 Belki bir ara doğru düzgün izlerim, anladığım kadarıyla sonu gerçekten güzelmiş.

    Söylediklerine katılıyorum ben de kendimi şu sıralar Ryuk gibi hissediyorum.

    Son paragrafa bayıldım özellikle 🙂

    • sonu çok hoşuma gitmişti çok sevmiştim dün gibi geliyor bana ama baya zaman geçmiş üstünden :=)

      ryuk u çok iyi anladım ben 🙂

      son paragrafta bir hayal düş kurmaktan başka işimiz yok nasıl olsa 🙂

  2. Bu animeyi hatırlıyorum. Çok güzeldi. Sonunu okullar açılınca izleyememiştim. Sonra seyrettim sanırım. Yok artık böyle güzel hikayeler ya. Bak o zaman bile ne varsa Uzakdoğu yapımlarında var.

    • değil mi ya o zamanlarda bile böyle güzel şeyleri bulabiliyormuşuz 🙂
      ben bir anime iki pembe dizi diyarında kaybolmuşum ama hikayede pek güzel benim suçum yok 🙂

  3. ben ” bu animeyi hatırlıyorum” dişyemeyeceğim ama bu hikayeyi lise hazırlık sınıfında okuduğumuz ve her sayfasını incelediğimiz 2. kitap olması açısından çok iyi hatırlıyorum. “carrots carrots!” demek istiyorum 🙂

    • bizimde hazırlıkta incelediğimiz kitaplar aklımdan çıkmaz keşke bizde bunu inceleseymişiz 🙂

      bir de o havuç kafa olayı yüzünden saçlarını siyaha boyamak istiyordu kızcağız 🙂

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s