Çocukluğumuzun Oyunları …

Hep yazma isteği vaktim yokken geliyor . Bu ilham benle kafa buluyor. Nerden çıktı şimdi  winpohu çocukluk oyunlar diyeceksiniz.

Nerden çıktı ? Hayat bazen adil davranmıyor işte bu zamanlarda çocuk olmak istiyorum. Gizli kapaklı bir köşe de geçmişi anarak bir zamanlar daha mutlu olduğumu düşünerek belki de avunuyorum.

Şu sıralar en çok istediğim şeylerden biri yanıma yandaş bulup oyun oynamak . Artık kimse sokakta oynamıyor .Eskiden biz bütün gün dışarıdaydık .Eğlenmek için bilgisayara yada o tür oyunlara ihtiyacımız yoktu.Arkadaş bulmak yeterliydi.Evet nostalji insanı winpohu belki de HIMYM daki mezuniyet sendromu denen olay yüzünden çocukluğu hep iyi hatırlıyor.Güzel anılar parlarken kötü anılar unutuluyor.şimdi size bir kaç oyundan bahsetmek istiyorum .Yeni nesil öğrensin eski nesil hatırlasın .90 lar gibi değişik bir zamanda geçen çocukluğumuz nedeniyle sokak oyunları ile geçti tüm zamanımız .

Dokuz taş ,sek sek ,ip atlama,sıcak soğuk ,tilki tilki ,yağlı kayış (sıcak soğuk ile aynıydı galiba ) ,yakar top ,tek kale ,yağ satarım bal satarım ,kutu kutu pense ,misket ,gazoz kapağı toplama ^(evet böyle de bir oyun vardı  )saklambaç ,yerden yüksek ,ebelemece,kör ebe  daha niceleri ama aklıma gelmiyor .

Sizin oynadıklarınız hangileri ? İçinizdeki çocuk nefes alıyor mu ? Şimdi çıkıp yakar top oynamak istesem gelir misiniz ? Sizce ben çok mu saçmalıyorum ? Kaç yaşına geldim nedir bu anormallik ? Soru yağmuru bitsin mi ? Alper tunga öldü mü Issız acun kaldı mı ? Felek öcün aldı mı. Şimdi yürek yırtılır 🙂

Kendinize iyi bakın .Eğer sokakta oynayan bir grup çocuğa gıpta ediyorsanız sizden bendensiniz .Bu yüzden içinizdeki çocuğa da iyi bakın 🙂

sonradan aklıma geldi bunu da dinleyin bakalım 🙂

Konuşmasam taş olsam
Yine de oynar mısın benimle
Susulsam kusur olsam
Yine de oynar mısın benimle

Çocukluğumuzun Oyunları …” üzerine 22 düşünce

  1. heykelcilik dediğimiz bir oyun vardı amaa ebeleme oyunlarının bir türeviydi sanırım. ebe yüzünü duvara dönüp 5e kadar sayıyordu o sayana kadar biz ona mümkün olduğu kadar yaklaşmaya çalışıyorduk, sayım bittikten sonra hızla dönüp birinin hareket ettiğine tanık olduğunda o kişi oyundan eleniyordu, son kalan kişi ebenin sırtına vurabilecek kadar yaklaşırsa aynı kişi tekrar ebe oluyordu. ama bu oyunun adını heykelcilik diye biz bırakmıştık sanırım, asıl adı başka olmalı… sen bilirsin kesin, hatta yukarda saydığın oyunlardan biri bile olabilir 🙂

    • bu oyunu biliyorum biz de oynardık yukardakilerde yok bunu söylemeyi unutmuşum.adı heykelcilik mankencilik gibi bir şeydi ama bende tam hatırlayamadım 😦 ebe dönünce kıpırdamamak için çok uğraşırdık ondan heykelcilik olması lazım 🙂 düz mantık hahah çok eğlenceliydi bu oyun 🙂

      • sen söyleyince daha net hatırladım heykelcilik-mankencilik di cidden ama kısaca heykelcilik diyorduk 😉
        ps: Güzel yazı olmuş vesselam 🙂

  2. ip atlamada üçüncü aşamadan sonrasını oynayamazdım ya ben 😀 ama en sevdiğim o lastik iple oynamaktı. Ya da halatla zıplamak. Bide ben parkları çok severim. Hala salıncaktan vazgeçebilmiş değilim. 😀 Sevmiyorum yeni plastik salıncakları zaten sığmıyorum da ama nerde bir ahşap salıncak görsem ve eğer kalçamın sığabileceği büyüklükteyse sıkışır sallanırım. 😀
    tasolar vardı bide gazoz kapaklarından sonra onlar çıkmıştı. Hiç sevmezdim 😀 Bide böyle ucunda top olan iplerden satılırdı. Bir yandna döndürür bir yandan zıplardık. Sonra hulalup mudur nedir onlardan çıktı ama beceremedim ben 😀

    • ben halatla zıplamayı lastik ipten daha çok severdim bir de arstiktik olsun diye dönerek atlardık 🙂
      salıncak konusunda aynıyız nerde zinciri sağlam beni taşıyacak bir ahşap salıncak görsem sallanırım 🙂
      taso da biriktirmiştim ,gazoz kağı da misket de hatta kokulu kağıtlar ,peçeteler falan .baya baya koleksiyoncu olmuştuk 🙂
      o ucunda top olan şeyi söyleyecektim ama adını hatırlayamadım .onu çok severdim ben holulop zordu bende beceremezdim 😦

  3. hohoho uzmanlık lanım rsmen bu benim ya süper bir yazı olmuş ah ah neler oynamazdık ki hemen sayayım öncelikle yukardakilerin hepsini oynardık ayrıca en üste bahsettiğiniz mankencilik oyunu dediğini ene tura yağlı boyadır ki onu da çok oynamışlığım vardır.sonra sizi bilmem ama bunu söylediğimde duyanlar şaşırıyor biz harbi harbi bebol oynardık kim öğretti nerden öğrendik bilmem ama çok keyif alırdık oynamaktanda gerçi kaçan topu bulmak bazen zor olurdu ama olsun sonra çelik çomakoynardık en çok sevdiğim oyundu benim açıkçası kağıtlardan fişek yapar borularla fırlatırdık söylemeye gerek yok sanırım biraz erkek ftama kılıklıydım o sıralar hiçbir oyundan geri kalmazdım kibrit kağıdı toplardık biz de her oyunun belli bir mevsimi ayı vardı sanki o ay o dönem geldiğinde o oyunu oynamak boynumuzun borcuydu sanki güzel günlerdi evet sadece iyi anlar hatırlanıyor o günlere dair zaten kötüleri kim hatılamak ister nostalji yaşadık çingu sayende sağolsın. 😀

      • ene tura yağlı boya ismini ilk kez duydum biz düz mantık heykelcilik diyorduk sanırım :)bezbol nerden öğrendiniz merak ettim hiç bezbol oynamadım ben 😦 bebol ismi daha iyiymiş artık bebol diyoruz made by chibi :)bizim erkek fatmalığımız mahallede futbol oynamaktan ibaretti evet tsubasaya özenirdik onun havada kalması gibi havada kalacağımızı düşünürdük 🙂
        sıgara ambalajlarını bile topladık muahahah her şeyi değerlendirmişiz geri dönüşüm olayı hemen hemen herkes aynı oyunları oynamış :)sen sağ olasın o güzel günleri hatırlama bile mutlu ediyor.nostalji düşkünü winpohu yeni projelerle dönecek efemm 🙂

  4. @chibi @winpohu hadibirazbiberleyelim (Abner The Baseball) diye bir çizgi film vardı,belki ordan aklında yer etmiştir 🙂
    ene tura yağlı boya ismini bende ilk defa duydum ama daha havalı bir isimmiş, adının bu olduğunu bilseydim daha çok oynardım 😛

    • o çizgi filmi bilmiyorum malesef 😦 isim konusunda sana katılıyorum baya havalı imiş bizimkisi bildiğin düz mantık hareket etmiyorsa heykeldir muahaha 🙂

      • en eski dizilerden amerikan yapımı bir çizgiydi, trt bir dönem amerikan ç.filmleri verdi sonra fransız ve japon yapımlarına çark etti, oyuzden hatırlamamam doğaldır:)
        ene tura yağlı boya ismi acaba, yağlı boya yapan bir ressama poz vermekten mi geliyor 😀 eğer öyleyse lafı çok uzatmışlar, heykelcilik daha iyi 😛

  5. öf ene ne ya elime tükürüyim ebe olucak ebe tura yağlı boya bir iki üç diye sayar ebe arkası dönük diğerleri de o sırada ona yaklaşır biz öyle oynardık oyunu 😀 o çizgi filmi hiç bilmiyorum belki izleyen biri öğretmiştir bize Wimpohu futbol kaçar mı ya beni kaleye koyarlardı gol yiyince çıkıcan derlerdi ben de bilerek gol yer oyuna girerdim yoksa ne keyfi olurdu ki 😛

    • muhahahah ene de olurmuş bak biz hiç yadırgamadık hemen kabullendik 🙂 ebe aklımıza gelmedi hiç .oyunu aynı şekilde oynuyormuşuz.bir tek isimler farklı.
      ben kaleye geçmezdim yoksa kesin kaybederdik .sen de az cingöz değilmişsin iyi taktik.

  6. aneem ne güzel olmuş buu 😀
    nostaljinin tam yeri tam zamanı eheheh
    çoğumuz aynı oyunları oynamışız isimlerini farklı bilsek de.. bi de kurt baba mı ne vardı yaw gerçek adını bilmem biz öyle diyoduk heralde sıkıyorum şu an 😛 belki şu tilki tilki dediğinle aynı oyundur.. kurt baba yumurta istiyordu kapımızı çalıp oyuncular yumurta oluyodu bi renk söylüyordu kimin rengiyse onu alıp yiyordu 😀 çok komik oyunlarmış yahu
    ama ben mahallenin delisi gibiydim.. akşamları yemekten sonra dışarı çıkardık tüm çocuklar toplanır başlarında ben sokağı baştan aşağı koşardık kollarımızı da açıp 😀 derdimiz neydi hiç bilmiyorum 😀
    bağırırdık bazen koşarken kapılarının önünden bizi kovan amcalara neler sayardık oy oyy
    Allahım nasıl rezil bişeymişim ben yahu anlattıkça daha çok farkına vardım 🙂

    • kısa bir yazı oldu ama bahsetmesem olmazdı 🙂
      kurt baba farklıymış .onu bilmiyorum .tilki tilki saatin kaçtı oyunun adı biri tilki olurdu ona saati sorardık söylediği rakama göre adım atar ona yaklaşırdık.kim ilk yaklaşırsa o tilki olurdu .bu yüzden tilkinin en iyi arkadaşı olmak oyunda avantajdı 🙂
      koşmak çok eğlenceli ve de kimseyi umursamadan bağırmak ,çığlık çığlığa dolaşmak ama bundan utanmamak 🙂
      hepimiz aynıymışız rezillik değil eğlenceyi bilen birer çocukmuşuz .
      yaşasın çocuk olmak 🙂

  7. 90’lar kuşağı güzeldir. İnsan özlüyor o günleri o saf arkadaşlıkları.. Hava hafif kararmaya başladığında bütün mahallenin çocukları ile saklambaç oynamanın zevki bir başkaydı. O günlere keşke geri dönebilsek be winpohu 🙂

  8. Şimdi nasıl çocukluğuma dönesim geldi bilemezsin po. Çocukken herkesle gönlünce oynardın, herkesle anlaşırdın, saçma sapan darılmalar insanları anlayamamalar gibi seçenekler yoktu, çünkü ortada anlaşılması gereken derin mevzular yoktu 🙂
    Ben de senin saydıklarından baktım da saklambacı, kör ebeyi, ip atlamayı çok özledim. Mümkünse ağaca çıkmayı da 😀 Oyunlardan açılınca konu, sandalyeleri dairesel dizerdik de müziği açıp sandalyelerin etrafında dönerdik, biri müziği kapayınca herkes sandaylelere oturmaya çalışırdı. O kalabalık ve itiş kakışlı bir oyun olduğu için keyifli olurdu

    • bende dönme istiyorum bu ‘cum .haklısın ne anlayamamak vardı ne de derin mevzular .herkes iyiydi.herkes düşündüğünü söylerdi bir cümlede ikinci bir anlam aramazdık :)ağaca çıkmak ne çok özledim be bu 🙂 o oyunu da biliyorum sandalye bulmayan elenirdi o yüzden çok azimle oynardık itiş kakış eksik olmazdı.oyunda kalmanın şartı sandalyede yanına oturan biri varsa zorla itirip düşürmektir 🙂 ne güzel şeydir çocuk olmak ne güzel şeydir çocuk gibi saf bir kalbe sahip olmak 🙂

  9. ahanda çocukluğunu benim kadar özleyen biri daha varmış buradaa:) ben sabahın köründe sokağa çıkıp gece vakti ağlaya ağlaya eve girenlerdendim. işte öyle severdim oyun oynamayı.. saklambaç favorimdi bi de psikopat gibi sokağın bi ucundaki apartmanın en üst katına saklanırdık, nasıl bulunacaksak artık 🙂 sonraa sekseğe bayılırdım hep çizgiye bastın diye iftira atarlardı kavga ederdik sokak ortasında ha 🙂 bi de böyle kalın kablolarla ip atlardık hani ipi çevirirsin de öyle, laleli bir içeriye gir diye şarkı söylerdik atlarken de.. aah ah anılarımı deştin şu an, ben de tek melankolik ben miyim diyordum, çocukluğunu özleyenler kulübüne hoş geldin sen de 🙂

    • benim gibi biri daha ne güzel işte .mutlu oldum yalnız değilim 🙂 ip atlamayı bilmez miyim laleli bir içeriye gir laleli iki ormandaki tilki ahh ahhh bir de balkondan atla maydonoz topla kız ben sana demedim mi ağzını topla kızın adı neşe saat geliyor beşe wowow ne hafıza ama dün ne yediğimi hatırlamam bu tekerlemeleri hala hatırlıyorum 🙂 çocukluğunu özleyenler klübünde hoş buldum o zaman 🙂

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s