Bride of Century-Full House Tayland-Mary Barton-Bir Tutam Aşk

FFF-horz

Maalesef dizi sitelerinin kapatılmasından sonra tükenen yabancı dizi zileme keyfim iyice uzayan sezonlardan dolayı beni bıktırdı ve ben amerikan dizilerime veda ettim . EE veda edince az da olsa kalan boş vaktimi asya dizileri ile doldurmaya karar verdim . öyle ağır dramlara gelemediğim için de bu diziyi seçtim . ham hongi var hem de güzel ilerliyor fazla yormuyor ben şahsım adıma sevdim ama öyle her sene patlayan bir dizi olur ya bu sene onu bulamadım daha :(

 

full house a bayılıyorum malum ilk göz ağrım taylandlılar bu diziyi tekrar uyarlamışlar. güzel yapmışlar henüz bir kaç bölüm izledim ama sevdim fena değil. hem tatile koreye gitmek de ayrı güzel bir detay olmuş . bir gün bende yapabilsem keşke :)

 

mary barton , elizabeth gaskell ın ilk romanı çok severek okudum . işçi sınıfı ve fakirlerin dramı diye özetleyeceğim bir kitap . benim için tabi ki bir kuzey gübey olamaz ama güzel kitaptı aşktan da üstün adı ile çevrilmiş.

ve bir de romantik komedi izledim. ” bir tutam aşk ” adındaki filme televizyonda denk geldim. çok sevdim ama italya güneşinde  çeşit çeşit dondurma yiyemediğim için için buruk oldu. aşk böyle bir şey ama sadece filmlerde böyle güzel italyan da pek yakışıklıydı bu arada :) Kendisi bir italyan filmi ve ben orjinal adını bilmiyorum maalesef :(

 

 

Bir Kore Bir Japon Dizisi

Size iki diziden bahsetmek istiyorum . Birincisi kore dizisi ki artık bunlardan bana gına gelmişti uzunca bir süre izlemem diyordum . Ne bilim o aşkları falan bin bin türlü süründürmeleri olmazsa olmaz kötü kaynanalar, zengin fakir sorunu üstüne dram mı dram bu yüzden aşklı meşkli kore dizilerinden bıkmıştım ki  cadıcığım sen seversin harika bir polisiye var dedi de ben kendimi special affairs team ten izlerken buldum . Dizinin hakkını vermeliyim cadıcığıma da çok teşekkür ediyorum tam ağzıma layık bir diziydi ama keşke ikinci sezonu da olsaydı böyle bitmemeliydi bu dizi.

Special-Affairs-Team-TEN-Poster-2

bu korelilerin aşklı meşkli dizileri bir yerden sonra hep tanıdık gelse de gerilim ve polisiye işini iyi kotarıyorlar sevdiğim gerilim filmleri onlara ait. amerikan ari polisiye de başarılı oluruz biz deyip onu da yapmışlar. genel olarak bir amerikan dizilerinden etkilenme var inkar edemeyeceğim ama diğer taraftan özgün halleri de var ki diziyi en çok bu ayakta tutuyor. senaryosu güzel , tahmin edilebilinir her bölümde siz polisten önce tahmin edeceksiniz fakat hikaye sizi başka yönlere çekmeye devam edecek kadar da dinamik bir seyir alıyor. tahmin ettiniz diye bitmiyor başka başka sorularda sorduruyor. polisiye meraklıları için hem tanıdık hem de orjinal bir keyif sunuyor.

gelelim kişilere yalan dedektörü misali bir hanım kımızı var . psikoloji mezunu herkesin yalanlarını yakalıyor bu yüzden hayatı da pek kolay değil. sonra yeni yetme ama sivri zeka genç bir polis , akıllı mı akıllı işin piri , kurdu olmuş zehirli yılan lakaplı yılların polisi ve son olarak da bunların başına yönetici diye getirtilen bir canavar. bu dizideki tüm karakterleri sevmekle birlikte oluşturulan özel ekibin başı olan canavara gıcık kaptım . adam hakkatten de canavar hele o yeni yetme küstah tavırları ve sakız çiğnemesi resmen adamdan soğudum. dizinin en sevdiğim yanı ise hepsinin kendi araştırmasını yapıp hepsinin yine aynı sonuçlara ulaşmasıydı. farklı şekillerde aynı doğrulara ulaşıyorlardı. her bölüm başak bir konuyu işliyorlar. genelde basit hikayeler.  toplam dokuz bölüm ama ilk bölüm 2 saat sürüyor.  ben sevdim baya sardı işi gücü bırakıp bunu izledim polisiye açlığıma iyi geldi tavsiye olunur. bu arada içinde gram aşk yok belki de bu yüzden çok sevdim :)

Shokuzai

gelelim japon yapımı dizimize shokuzai  yani kefaret , bu yıl izleidiğim japon dizilerinin güzel çıkması ve animelerin etkisiyle böyle şeker şeker kalpler kawaiii sözcükleri falan hayal ederken bu diziyi gördüm beş bölüm olduğu için başladım . hikayeyi biliyordum beş küçük arkadaş birlikte oyun oynarlarken bir adam gelip yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyerek içlerinden birini alıp götürür sonrada diğer dördü arkadaşlarını merak edip gittiklerinde cesedini bulurlar. kızlar polisiye suçluyu hatırlamadıklarını söyler katilde bulunamaz. aradan 15 yıl geçer. küçük kızların kurbanın annesine verdikleri kefaret sözü on beş yıl sonra kaderlerini korkunç bir şekilde etkiler.

birincisi dizinin konusu itibariyle pek iç açıcı olduğunu bilsem de japonların nasıl başka insanlar olduğunu unutmuşum bu beş bölümü çok zor izledim. dizi rahatsız edici hem oldukça rahatsız edici.  o kızların başlarına gelenler, sonra kefaretin anlamı , o kadından nefret etmem , katili yakalamaları için duyduğum istek ve kızgınlık , sonra finalde yaşadığım şok, iyilerin başına gelenler ,  kötülerin cezasız kalmaları , hiç uğruna sönen hayatlar , küçük kızların olaydan sonra ne çok etkilenip hayatlarının ne hale gediğini gördüğümde duyduğum kızgınlık bilmiyorum bu diziyi anlatabilecek söz bulamıyorum. sae ‘nin durumunda sandalyem de hasta bu hasta çığlıkları attım , öğretmene yapılan haksızlıklar beni çileden çıkardı , her şeyi öğrendiğimiz yerde de yok artık dedim.  fazlasıyla etkileyen , karamsar bir dizi. moralinizi yerine getirmez hatta sizi sinirden deli eder. izlemenizi söyleyemiyorum uzak durun da diyemiyorum . tek söyleyebildiğim çok şey barındırıp hiç bir şeyi sözcüğe dökemiyorum.  bu da böyle bir dizi , yine bunun içinde de aşk meşke beklemeyin .

iyi günler efem :)

Creating Destiny – Kaderini Yarat

Kalp cimridir. 

Başlamadığım bir şeyi nasıl bitirebilirim.

Türkçeye kaderin cilvesi diye çevrilmiş bir dizi ile karşınızdayım ama diziyi anlatmadan önce bunu izlemeye nasıl başladım ondan bahsetmek istiyorum. Malum bayram nedeniyle ben pek pc başına geçemedim. Tatil olunca kardeşimle birlikte önce benim çok sevdiğim teach you love adlı filmi 4. kez izledim , ben çok seviyorum bu filmi,  öyle her şeyi de böyle sevemem, hem bir şeyi tekrar tekrar izlemek de bana göre değil fakat konu bu film olunca her şey değişiyor . O bana bir film önersene dedi ve başladık izlemeye sonrasında koca bir çikolata ile birlikte oturduk üç kardeş secret garden ı bilmem kaçıncı kez izleyerek hyun bin özlemimizi giderdik.  tam eskilere gitmiştik ki kardeşim full house 2 yi açtı , e bi bakalım nede olsa yılların efsanesi gerçek oldu , bu şehir dedikodusunun gerçekleşmiş olduğu gerçeğine kanarak , bir izleyelim bakalım dedik. tabi ki ben ilk versiyonu çok sevdiğimden bu öyle güzel gelmedi. yalnız iki bölüm bakabildim fakat sarı saçlı eleman olmuş ben sevdim :)

peki creating destiny ‘ye nasıl başladım. Kardeşim bi gelsene deyip beni kandırdı. Diziye asla başlamayacağımı biliyordu hele 31 bölüm olduğunu söyleyince ben” neeee ” çığlıkları attım.  nerdeyse normalin iki katı,  hemen kaçıyordum ki bir de ne göreyim,  benim teach you love daki baş rol elamanı değil mi o =? tabi ki kaçamadım,  oturup adamı izledim. ne edersiniz takıntı işte. kardeşim de zaten 31 bölümü tek izlemek için beni bilerek tuzağa düşürmüş .

diziye gelirsek çok kalabalık bir dizi , baş rollerin aksine diğerlerinin hikayeleri de çok yer kaplıyor , işin içine aileler falan girmiş ama hepsinin hikayesi ilginç üstelik çok komik sahneler vardı gülmekten bi hal oldum :)  yine de bölüm sayısı hiç izlemediğim kadar çok olunca atlayarak izledik . yeni bir taktik oldu bu da,  dizinin çoğunu atladık gibi bir şey :) ama önemli kısımları es geçmedik zaten yeni bölüm fragmanlarından bütün ana hatları da öğrenmiş olduk . diziyi sevdim vakti olanlar kaçırmasın hem diğer diziler gibi dram da değil üstelik baya baya eğlenceli .

konusuna gelirsek çocukken avustralyaya göç eden ailesiyle yaşayan hanım kızımız alex adlı sarışın bir adamla evlenmek ister. ee klasik kore babası yabancı damat istememektedir. kızını koredeki en yakın arkadaşının oğlu ile evlendirmek için ona bir şart koşar . eğer kızımız korede bir yıl kalıp koreli bir adamla çıkarsa ,baba da bir yıl sonra kızın alex ile evlenmesine izin verecektir. babanın inancı kızının bir koreli ile çıktıktan sonra alex i unutacağı yönündedir. peki seçilen bu koreli kimdir ? baş rolümüz bir doktor, kadınlar arasında popüler,  ailesi evlenmesi için baskı yapar ama o hep itiraz edip kadınlar ile ilgilenmediğini söyler. bunun sonuncunda doktorun gay olduğu her yerde yayılır. aile de ne yapsın oğullarının gay olmadığını göstermek için onu evlendirmek isterler. sang eun koreye gelir ve yeo jun ile tanışır , olay örgüsü de böyle başlar. büyükbaba , büyükanne  ve diğer büyükler ile tadından yenilmez bir aile komedisi başlar. doktorun ablasının hikayesi , sonra onun en yakın arkadaşının hikayesi falan derken dallanır budaklanır. yalnız bu doktorun kankası da doğruluk misali , adam buna ne zaman akıl danışsa en doğru şeyleri söyledi. hep en doğru ve en güzel şeyler bu adamın ağzından çıktı. arkadaşı olmasına rağmen inandığını savundu fakat konu kendisi olunca doğruyu göremiyor o kesin :)

ve gelelim dizinin sevdiğim yönlerine ağır drama olmaması , komedi dozunun hep var olması , öyle diğer diziler gibi birden bire ve delicesi aşk olmaması ki burada bildiğin her şey normal ilerledi. ne yıldırım aşkı var ne de ölümüne aşk var.  karakter bolluğu ve herkesin değişik bir hikayesi olmasını ,baş rolleri ki hanım kız tam puan aldı ama doktor gıcık etmedi değil :) aslında bir sürü şey var tek noksan yanı çok uzun olması . onun için de o kadarcık kusur kadı kızında da olur diyorum .

benden yeni bir dizi tavsiyesi daha , esen kalın efem :)

Nice Guy – Innocent Man – Masum Adam

Bakmayın siz adının masum olduğuna hiç de öyle değil bence. Nerden çıktı şimdi bu dizi valla yazmayacağım diyorum sonra öyle bir şey çıkıyor ki karşıma yine kendimi burada anlatırken buluyorum . Ama suç bende değil ki gel de anlatma :)

dizi izleme sebebim malum song joong ki , yani hiç inkar edecek değilim yoksa başlamazdım, ağır dram olur bu diyip , es geçerdim lakin ben kendisine uzun yıllardır hayranım . aha da açıklıyorum fanı mı oldum ne , yok ya benden fan olmaz . şaka şaka olsa olsa şuan fazla görmekten dolayı bir sendrom yaşıyorumdur. aynı şey size olmasın diye resimlerini paylaşmayacağım,  neme lazım gider vurulursunuz , kapılırsınız ne gerek var yani , rakip oluşturmaya değil mi :)

kusura bakma hikarucuğum bende artık ondan gözümü alamıyorum :) konuya gelirsek klasik intikam hikayesi malum koreliler seviyor bu tarz şeyleri. bende uzun zamandır izlememiştim intikam hikayesi . izlediklerim içerisinde de beni huzursuz eden nadirdir. en güzelleri MİSA, I love to kill , Devil ve niceleri . sonu pek iyi bitmeyecek gibi ki genelde bu tür senaryoların sonları hep mutsuz olur ama mutsuz sonların daha akılda kalıcı olduğu da kesin . 

Kişilere gelirsek nice guy kötü , sevdiği kadın kötü , intikam için kullandığı kadın o da kötü yani kötü değilseler bile melek değiller o kesin . hepsinin zaafları var ve hepsi bencil ,diğer dizilerin aksine melek gibi insanlar yok . herkes bir şekilde başkasını mutsuz etmiş veya kullanmış fakat bu demek değil ki onlara acımıyorum yada anlamıyorum aslında bu sebepten daha çok anlıyor ve onları benimsiyorum daha gerçekçi geliyor karakterleri de hayat hikayeleri de . empati kurabiliyorum eğer bir durumda kendiniz ve başkası arasında kalırsanız doğanız gereği kendinizi kurtarmak için onu harcarsınız. fakat bu kötü kadının yaptıkları da çok fazla sövmek istediğim çok sahne oldu. 

goo jun pyo göndermesine bayıldım , adamın o çapkın hallerine de bayıldım , aşk için mahvolan hayatları izleyince kızıyorum bu kadar da olmaz diyorum ama izlemeden de duramıyorum :)

bir de replikle bitireyim ” kaybedecek çok şeyi olan kişi kaybedecek hiç bir şeyi olmayan kişi karşısında kazanamaz. ” doğru söze ne denir. on ikinci bölümü izledim . yeni bölüm henüz ortada yok meraktan bir hal olacağım kesin siz siz olun yeni diziye başlarken bitmiş mi diye kontrol etmeyi unutmayın . 

şimdilik esen kalın efem :) 

Reply to 1997 – Geçmişe Selam Olsun

Reply 1997, Answer to 1997, Answer Me 1997  dizinin bir sürü ismi var.  Aslında hiç yazı yazmayacaktım fakat belki düşüncelerden sıyrılmama yararı olur diye yine buradayım . Yine akıl sağlığı korumak için blogumu tedavi amaçlı kullanıyorum :) 

gelelim diziye  sitcom tarzı, çok uzun olmayan genelde oldukça komik , ağır dram barındırmayan doksanlar hikayesi temelli bir gençlik dizisi. fazlaca anlatıp tadını kaçırmayacağım ama o çok beğendiğim replikleri paylaşacağım nede olsa ben replikler kraliçesiyim , namımın gereğini yapmalıyım di mi ama :) 

‘Bumping to each other on the streets…Grabbing the same book in library… Someone running under my umbrella; I though falling in love would be special, but it was nothing like I imagined. This is how I fell in love. 

aşkın böylesi sıradan başladığını kimse hayal edemez herhalde :)

“If a man, if he tells a girl that doesn’t like him—like a pathetic fool—if he confesses everything…it means he never wants to see her again.”

bu repliğin geçtiği sahneyi çok beğendim . karaoke bardan ayrılırken bir de üstüne arkadaş mı dalga mı geçiyorsun diyip kapıyı çekip çıkması vardı ya helal olsun dedim :)

People have to be satisfied with an attainable dream. If you’re greedy with unattainable dreams, you’ll only get hurt. Empty passion only leaves you with heartburn. That’s why unrequited love is foolish. However, foolish unrequited love can have potential. That passion sometimes causes miracles. And sometimes dreams come true from a distance while you may not achieve the dream, getting close gives you the chance to be happy.

karşılıksız aşk benzetmesi ve hayallerle ilgili engin tavsiyeleri ile bu sözü de bağrıma bastım.

There is no better time than now.
That next time may never come.
To talk about a next time that may never come..
When now is right in front of you.
Life is too short for that.

şimdiden daha iyi bir zaman yoktur . sonra için hayat çok kısa . sonra belki de hiç gelemyecek. carpe diem diyoruz kısacası :)

When you like someone, it’s not a problem with choices. It’s something that the heart orders.

But liking someone isn’t something that you can control like a light switch, turning it on and off. Once it’s on, it does’t turn off.

bir karşılıksız aşk seronomisi daha ,

The reason I like you? 
Because it’s YOU.
Just YOU.
That’s the only reason.

I wish I knew…
Then I could figure out how to stop liking you.
If I can’t avoid it, 
I only want one thing.

To stay as a friend who doesn’t change.
For heartache…
For love…

ve son olarak ilk aşk ile ilgili o son sözler :)

First love.

The reason why we think first love is beautiful is not because the person we first loved was handsome or pretty. It’s because we were unconditional, innocent and a bit stupid during our first love. And because we know we can never go back to those young and passionate days.

First love is a bit impulsive. Without any calculation, we passionately throw ourselves in and ultimately face failure. But it is also dramatic. It comes with inexplicable feelings that we will never experience again. So first love becomes the most dramatic moment of our lives. It’s okay to fail. Tragic stories maintain longer than “happily ever after”. It’s nice to have that wonderful story as one chapter of life. 

First love is a period of time. It never comes back. If another love comes, time has to yield for that new love. It may not be as innocent as that first love, but it will be more mature due to the pain suffered from the first love. A person who dreams of love is the one who waits and the person that waits can recognize love when it is near them.

After the romance, real life begins. Innocence is dirtied, passion turns cold, youth gets old with wisdom. First love becomes part of one’s exhausting daily life. That’s why first love seems unattainable. Because no one talks about a successful romance with first loves. 

Loving someone is a good thing so it’s okay to be like this. There isn’t a tragic drama in my life, but there’s a familiarity, like an old sweater. And if it gets tired, there’s an excitement to open it again. 

benden bu kadar , dizi tavsiyemdir , ben pek sevdim , gülmek isteyenlere doksanları hatırlamak isteyenlere , ile aşkları özlemle ananlara , gençliğini anımsayanlara gelsin. 

not : yaşlandım ya ben . doksanları da çok özledim. gerçi o fanlardan değildim hatta soğudum fan olayından ama başka zamanlardı onlar ah gidi gençlik ah :) iyice yaşlı teyzelere bağladım en iyisi gitmek.  byeeee :)

not 2 : az kalsın unutuyordum dizinin en sevdiğim sahnesi o fanficlerin okunduğu sahnede çalan I m your man şarkısı ile benimle aynı fikirde olduklarını göstermeleri oldu. demek ki dünyanın neresind eolursa olsun kafa aynı , aklın yolu bir zevkler benzer :)

” GHOST ” Harika Mı Ne ?

Bu sezon dizilere bir fırsat vereceğimi söylemiştim ve yine tam benim dişime göre olan ikinci dizimi de keşfetmiş bulunmaktayım. Ghost harika bir dizi , sürükleyici , polisiye unsurlarını ve gizemi sonuna kadar içinde barındıran asla sıkmayan izlerken koltuğunuzdan kıpırdatmayacak bir heyecana saplanmanızı sağlıyor.

bu dizi ile ilgili asla kötü şeyler söylemeyeceğim hiç kusura bakmayın torpilli :) bu sezon gong yoo , so ji sub, seung hun , ve centilmenin gururundaki dört ajushi ile birlikte resmen ajushilerin geçiş töreni oldu geri döndüler hoş geldiler :)

diziye geri dönersek öyle spoiler olayına girmeyeceğim hatta konuyu bile anlatmayacağım çünkü bu diziyi hiç bir şey bilmeden izlemelisiniz ve şaşırmalısınız zevki ancak böyle çıkar.

kısaca giriş yaparsak so ji sub bilişim suçları biriminin başındaki bir polis ve onun araştırdığı suçlulardan biri olan hades var ki kendisine ilk bölümde vuruldum so ji ‘nin karizması gitti ben bu adamın karakterine ve gülüşüne vuruldum I love  hades diyorum :)

ilk bölüm 20 yaşında ünlü bir oyuncunun intiharı ile ilerliyor. kız intihar etmeden önce tiwit atıyor ama sonra acaba bu intihar mıydı o mesajı o mu attı deniliyor ortalık hemen tozla buz oluyor birden fırtınalar kopabiliyor dizide ve devamlı bir akıl çalıştırma olayı pek sevdim ya polisiye kısmını ve teknoloji olayına gelirsek  ondan pek anlamıyorum bu dizide geçen olayların uydurma olduğunu düşündüğüm kısımlar olmadı değil ama belki benim cehaletimdir ya da gerçekten bu teknolojik hacker kısımlarında senaryo tamamen uydurma ve dizi başlarken yazan o korece yazıda bu senaryo tamamen hayal ürünüdür gerçek kişi ve kurumlarla hiç bir ilişkisi yoktur yazıyordur bilemeyeceğim :)  teknolojiden anlamsam da o başkasının bilgisayarına sızma ve internet ile ilgili kısımları beni fazlasıyla paranoyaklaştırdı tiwit bile tehlikeli bir şey miş a dostlar :)

altı bölüm izledim çok sevdim asla sıkılmadan br sonraki bölüm ne olacak diye merak ederek geçti üstelik tüm oyuncuları pek sevdim so ji var hades i oynayan adam var ve kötü adam bile tam benlik seviyorum bu adamı söyleyecek söz yok heyecanlı bir dizi olsun merak içinde kavrulup yeni bölüm derdine telaşına düşeyim diyorsanız kesinlikle kaçırmayın

izleyin izlettirin ve kaçarken dizide pek sevdiğim bir müziği paylaşayım phantom of the opera süper bir şey bir tıkla tadına varın  :)

The Phantom of the Opera
is there, inside your mind

dizi de o kadar çok olay var ki bir sürü gizemi olduğundan sonuna kadar sıkmayacağına inanıyorum bir satranç oyunu gibi zeki karakterleri olan dizileri çok seviyorum ben . neyse çok konuştum herkes diziyi biliyor ama winpohu ‘nun da diziye tam not verdiğini bilmek belki bir iki kişiyi kandırır :)

keyifli seyirler :)

” A Gentleman’s Dignity ” ve ” BİG ”

içimdekileri anlatmadan duramadığım için yine buradayım. daha önceki posta  dizi sezonunu açtığımı söylemiştim.  yeni dizilere bir şans verip beğenirsem devam etmeyi düşünüyordum bu sebeple unnimiz kim su ah ‘ın  I do I do ‘su ile başladım ama ilk bölüm beni cezp etmedi bıraktım. bu kadının karşısında oynayacak oyuncu yok valla kendisine hayranım ama hikaye beni bağlamadı.

sonra big izlemeye başladım tabi gong yoo yüzünden ve hikaye güzel iki bölüm izledim devam ederim ben buna. malum doktor gong yoo ‘nun nişanlısı bir öğretmen ve onun öğrencisi etrafında şekillenen bir hikaye var.  liseli ile doktorun bedenleri değişiyor kaza sonucu fanstastik ve keyifli bir hikaye. başlarda liseli oynayan çocuk o kadar iyiydi ki gong cuğumun karizması sarsılacak diye telaşlanmadım değil . gong ve bu liseli olunca dizi izleniyor be birde öğretmenin kardeşini white cristmas dan beri tanıyorum oyuncular iyi olmuş.

ve gelelim bu postu yazma sebebime bunu sona sakladım çünkü en çok bunu anlatmak istiyorum tabi ki A Gentleman’s Dignity ‘den bahsediyorum.  bir centilmenin itibarı , gururu , şerefi vs. şeklinde çoğaltılabilen bu dizi benim listemde ilk sırada yer alıyor diğer dizileri izlemedim haksızlık etmek istemem ama sanki yılın dizisi bu benim için. ben bu diziye aşık oldum.

f4  olayını ajushi olayına bağlamışlar 41 yaşında dört adamın hikayesini izliyoruz. doğrusunu söylemek gerekirse bu diziye bakmam öylesine izleyeyim dedim ama yanılmışım ben aynı şeyi best love da yaşamıştım çirkin bu adam diye başladığım dizinin sonunda bayıldım kelimesiyle gelmiştim. aynı durum burada da geçerli ben kim do jin e vuruldum. çatı katı prensi , big , queen ın hyun man falan derken bir sürü dizi izledim ama bu yıl hiç bir baş role tutulamamıştım ta ki bu diziye kadar. yine benim dişime göre tam tipim bir arıza karakter burada yer alıyor. sanırım dizinin senaristinin secret garden ı yazan kişi ile yanı olması buna sebep. orada ki kim jon won takıntım burada kim do jin oldu :)  ben vuruldum başka söyleyecek söz yok :)

dizi de öğretmen ile kim do jin ‘in aşkı ilgimi çekiyor . onların her konuşması incelikle örülmüş. tanışmalarından itibaren mevsimlerin değişmesi falan çok hoştu. öğretmen ev arkadaşının sevgilisine aşıktır. platonik bir aşk bu.  kadın duygularını içine gömen biri ama kim do jin bunu anlıyor tabi . bundan sonrası aslında bu dizi ile ilgili hiç bir şey anlatmamalıyım sürprizi kaçmasın ama diğer taraftan her sahnesini de konuşmak istiyorum.  çok güldüğüm bir dizi oldu eğlencesi eksik olmuyor. ve adamın karşılıksız aşkına tavrı sonra bizim hep eleştirdiğimiz ikinci adamların saf masum aşklarını yıkışı ne yani seni karşılıksız seviyorum diye başka kadınlarla olamam mı sen benimle olacak mısın dediğinde öfkeyle karışık hak vermem ve bu arızaya  kapılmam dizinin benim gözümde böyle  mükemmelleşmesini tek sebebi . diğer yan etkiler ise adamın süper oyunculuğu bakışı , duruşu her şeyi o mimikleri ile anlatması , o bakışı var ya o bakışı anlatamıyorum . ve her zaman dile getirdiğim ajushi merakım . ne edersiniz çıtır çerez değil ne varsa ajuhsi de var :)

yazıyı bitirirken herkes bu diziyi izlesin sonra gelsin muhabbet edelim olmuyor böyle , esen kalın efem :)

Ordan Burdan Şurdan :)

Uzunca bir yazı ile yine buradayım. Ne zamandır anlatmak istediklerimi,  biriktirdiklerimi anlatım gideceğim. Öncelikle bu yıl beni fazlasıyla etkileyen Another adlı nadide animenin ovası çıkmış . Olur da haberi olmayan varsa hiç durmasın hemen izlesin. Animeyi çok sevmiştim . Ovasına balıklama atladım. Animenin başlangıcından öncesine gidiyoruz . Tabi gerilim o kadar fazla değil. Sonuçta her şeyi öğrendik ama o başlangıç müziği bile beni germeye yetti.  Misaki ile ilgili bu bölümü kaçırmayın efem.

Biliyorsunuz yaz geldi yaz gelince amerikan dizileri sezon finalleri yapınca ben kendimi bir gelenek olarak asya dizisi izlerken buluyorum . onlarda sağ olsunlar her yaz bambaşka fikirlerle ve bir sürü dizi ile geliyorlar. Bu sefer tanıtımlar öyle ilgimi çekti ki bir iki olan dizi sayım hayli arttı.  Bu yılın fenomeni zamanda yolculuk. Bu sebepten rooftop prince ile açılışı yaptım. Çatı katı prensi konusu ile reankarne olayını almış bir parça zamanda yolculuk eklemiş olmazsa olmazı dramı ve entrikayı bol tutmuş ama her zaman ki gibi başlangıç bölümlerinde izleyiciyi kendisine bağlayan komediyi bol tutmuş benden de iyi puan almış bir dizi.  Diziyi ben her hafta iki bölüm şeklinde izlediğim için sıkılmadım ama toptan izlerseniz bir yerden sonra biraz sıkabilir.

Velihat prens eşi öldürüldükten sonra adamları ile katili bulmaya çalışıyor ve bir şekilde 300 yıl sonrasına ışınlanıyorlar. Bu dört adam günümüze ayak uydurmaya çalışırken çok güldüm baya eğlenceliydi. ve tabi onların düştüğü çatı katının sahibi Park Ha var. Onu üvey kız kardeşi , kayıp annesi , şirket falan derken klasik bir kdrama olay örgüsü çıkıyor ama bunun yanında şaşırtıcı kimi zamanda dedektif vari bir yanı da yok değil. üstelik geçmiş gelecek anlatırken bağlantıları bulmak fikir yürütmek falan baya ilgi çekici.  o peçe muhabbeti , kız kardeşler olayı bana biraz da ferhat ile şirin hikayesini anımsattı. izlediğim bir uyarlamada şirinden daha güzel olan ablası  yüzündeki yara yüzünden peçe takıyor ve ferhat a olan sevgisini söyleyemiyor. sonra o rengarenk kılıklar teletabies i anımsattı. ve ana fikir zaten büyülü çift kate ve leopold u hatırlattı. demem o ki fazlaca tanıdık tad vardı bu dizide. baş roldeki prensi oynayan elemanı da daha önce tarihi f4 dizisinde izlemiş oyunculuğunu hiç beğenmemiştim . o zamanlar kalas demiştim şimdi geri alıyorum gayet iyi oynamış hatta beni baya baya şaşırttı acaba eczanelerinde oyunculuk ilacı mı satılıyor . alıyorsun hapı oynuyorsun . çünkü ben bu  mimiksiz adamın nasıl oluyor da böyle oynayabildiğine hala hayret ediyorum.

final ile ilgili spoiler yapmayacağım sadece beklediğim gibi olmadı ama senaristin aslında mantıklı olanı yaptığını da kabul ediyorum verdiği onca ip ucuyla en doğru sonu yapmış. bu hikaye ancak böyle mantık çerçevesine otururdu sanırım.

Gelelim diğer zamanda yolculuk temalı diziye . Ay bunu nasıl anlatacağımı bilemiyorum.  Daha bitmedi üstelik diğerinden çok daha hızlı izledim.  Queen ın hyun man ‘den bahsediyorum. Konuyu okuyunca  çatı katı gibi sanmış ama fazlasıyla yanılmışım evet tema aynı ama işleniş ve diğer her şey farklı.  Bu dizi ahım şahım diyemem ama nedense kendini fazlaca izletiyor, sevdim bir yerden yakaladı beni , bağladı kendisine. Nedenini bende bilmiyorum sanırım biraz daha normal geliyor. Ha birde diğer diziler gibi süründürmüyor . Hemen bir sevme ,sevilme,kabullenme durumu var.  Konusu yine 300 yıl sonrasına gelmiş bir alim . Nedense bu zamanda yolculuk edenlerin hep sarayla ilişkileri var  ve hep bir entrika olayı. Neyse efem bu sefer alim beyimizin zamanda yolculuk yapmasını sağlayan bir tılsım.  Bende bundan istiyorum. Bu tılsım sayesinde istediği zaman geçmişe gidiyor ama geleceğe gelmesi için hayatının tehlikede olması lazım . O böyle gidip gelirken saray entrikalarını düzeltirken kızımızla tanışıyor . Kızımızda geçmişten bir kraliçenin hayatının anlatıldığı bir dizide kraliçeyi oynamasın mı ?  Alim çok zeki her şeyi çabuk kavrıyor bu sebeple sevdim. Kızımız çok masum.  İkinci adam narsist , bencil, ukalanın önde gideni bir hallyu star ki pek şeker.

Gelelim sevdiğim kısımlara aslında bütün o replikleri paylaşmak istiyorum :)

Birincisi alim beyimiz kızımıza sorar ”bu dünyada insanlar mutlu olduğunda ne yapar. ” Pek zeki olmayan bunu da çekinmeden her fırsatta itiraf eden kızımız ”sarılırlar ” der. Alim sorar ” herkes mi yani kadın erkek fark etmez mi .”  kızımız ”hayır ” der  ve alim kızımızı ahtapot gibi sarar ve o replik çıkar ” ohh ne güzel dünyaymış bu ”’ ee alim bey güzel kıza sarılırsan tabi güzel olur dünya :)

Sonra kızımız alim beye günümüz vedalaşma şeklini öğretiyor o da bunu hiç anlamıyor sonra vedalaşmanın dibine vuruyor kütüphane sahneleri çok güzeldi :)

Kızımız devamlı adama sen bir oyuncusun diyor çapkın olduğunu ima ediyor bizimki bu kelimenin anlamını bilmiyor ama sonunda anlıyor ve itiraz ediyor ben oyuncu değilim diye ama sonra bilmiyordum şimdi anladım ben gerçekten oyuncuymuşum dediği o sahne var ya o sahne offf :)

kızımız her şeyi gördükten sonra gidiyor musun diyor . alim  görülecek her şey buysa gidiyorum diyor bu adam tam bir oyuncu bu ikilinin diyaloglarını çok sevdim.

ve alimin ikinci adamdan sevdiği kadını çaldığı için sarf ettiği cümle : kaleci olması demek gol atamayacağın demek değildir :)

keşke her şeyi hatırlasam ve anlatsam ya da siz ne duruyorsunuz gidin izleyin tabi benim kadar sever misiniz bilemiyorum .

Film de izledim önce disney animasyonu olan güzel ve çirkin i izledim çok güzeldi.  mesela çirkine kızı tavlaması için öğüt veriyorlar. hediyeler al , çiçekler , çikolatalar ve asla tutamayacağın vaatler ver :) . sonra gidip uyarlaması olan beastly i izledim. başlarda o yakışıklı baş rol oyuncusuna sinir oldum. hatta nefret ettim. öyle bir karakter sevilir mi . ne kadar yakışıklı olursa olsun. ama saf kızımız daha o zamanlarda vurgun bu çocuğa . neyse çocuk kendini fazla beğenmiş. çirkin olanların yaşamaya hakkı yok dercesine dolanıyor etrafta bir gün başını bir cadı ile belaya sokuyor. cadı da ona hayatının dersini verecek büyü yapıyor. onu çok çirkin bir hale sokuyor. eğer bir yıl içinde onu gerçekten sevecek birini bulamazsa da sonsuza kadar böyle kalacak. cadıyı pek sevdim. çok iyi olmuş. tarzı var. neyse bu kyle denen çocuk babası tarafından bile dışlanıyor. yeni bir yere taşınıp bir hizmetçi ve kör bir hoca ile yaşıyor. kızı da uzaktan izlerken ona vuruluyor. bir şekilde onu evine getiriyor. falan  filan. bu kız buna aşık olacak da adam eski haline dönecek. öncelikle adam öyle kalsa olmaz mıydı madem kız onu böyle seviyordu neden ille yakışıklı olması gerekti ki . sonra kör hoca rolinde benim barney var ama hiç becerememiş o nasıl oyunculuktu valla yıkıldım bitse de gitsek diye mi çektin o filmi anlamadım. bırak körü sanki her şeyi gören biri gibi bakıp oynamış inandırıcı olmadı.  ama filmde çok güzel replikler yok değildi. mesela kör adamın önemli olan başkalarının beni nasıl gördüğü değil benim kendimi nasıl gördüğüm dediği sahne. kızın romantizm e ne oldu o eski aşklar uzun mektuplar dediği yer ki ona katılıyorum neden artık kimse mektup yazmıyor :(  ve hunter ‘ın iyi bir dost olduğunu duyduğu yerde yıkılması , o hayal kırıklığı çok güzeldi. yine gerçek olmayacak bir hikaye ama izlerken sizi mutlu edecek hayallere inandıracak bir kaç saat  vadediyor.

masallarda hep iyiler kazanır , doğru olan gerçekleşir ama gerçek dünyada hep kötüler kazanır. masallardaki gibi bir hayat dileğiyle esen kalın efem :)

 

Winpohu ‘ca Ödül Töreni

sevgili egosantrikciğim beni mim ‘lemiş konu da kore dizileri olunca hafızayı biraz zorladım malum son zamanlarda uzak kaldım kdramlardan .

gelelim benim ödüllerime ,

En şaşırtıcı : Secret garden ve Protect The Boss  diyorum diğerleri gibi klişe yanları olsada içlerinde biraz klişeden arınmış olmaları onları şaşırtıcı kılıyor .

En Sıkıcı : Personal Taste min ho ya rağmen bitirmeyi başaramamıştım. ne kadar ağır bir diziydi. Bad Guy ki büyük umutlarla başlamıştım final bölümüyle yıkıldım bad dizi desek daha doğru. Başroldeki yakışıklıya rağmen My Prenses ve bir kaç güzel sahne dışında eziyet olan Lie to Me aslında daha çok var ama kısa kesem :)

En Şeker : Pasta   hangi dizide baş roldeki adam kıza hemen çıkma teklif eder, o da hemen kabul eder ve adam  onurunu korumak için kabul etmediğini varsayıp üç bekleyeceğim der :)  ve  gumiho  tabiki ,

En sürükleyici :  Secret Garden  bir bölüm bir bölüm daha derken akıp gitti , Bof   goo jun pyo ‘nun maceraları beni sürükledi :) , White Christmas  kapana kısılmış bir grup insanı izlemek her zaman sürükleyicidir .

En Klişe Yıkıcı: Secret Garden  her zaman ki gibi klişeri alt üst etti  ,yine Protect The Boss kötü karakterleri olmayan herkesin sevilesi olduğu , zengin çocuğun cool olmadığı , fakir kızın fakir gibi olduğu değişik bir diziydi :)  , Greatest Love ise bir Dok Go Jin ile zaten tüm klişeleri yıktı .

En komik : Secret Garden gülmekten sandalyeden düşecektim :) çılgın esas oğlanın o komik halleri yok mu . beni benden aldı. Bof, go jun pyo ‘nun fakirlikle imtihanı , her şeyi yanlış söylemesi falan baya eğlenceliydi. coffe prince yakışıklı patronun bir erkeğe aşık olduğunu düşünüp bu yüzden bunalıma girmesi her bölümü eğlenceli sonra my girl çok komiktir. Gretaest Love dok go jin e de az gülmedim :)

En Acıklı : I m sorry I love you ahh ah bu adama acımamak elde değil , acıların çocuğu bir bu dizide . sonra A love to kill tabi ki rain ağladı ben dağlandım :) tree of heaven denilen dram manyağı dizi . the devil adamın başına gelemyen kalmamış .snow queen  ve 49 days tabi ki .

en yakışıklısı bol : hepsi he he :) BOF diyem bari  ve pasta dizisindeki yakışıklı italyadan gelen grup , şef ve müdür ile :)

En Güzeli bol : yok öyle bi dizi :D

En klasik : hemen hemen hepsi aynı bu dizilerin ama my girl , full house , deligthful girl ve düşlerimin prensi klasik ama hepsi de güzel :)

En Değişik : fantastik konuları itibari ile secret garden ve 49 days .

En felsefik : 49 days üç damla saf göz yaşı konusunu getirip kucağımıza bırakmıştı. sonra bizde kukuman kuşu gibi düşündük durduk acaba biz bulabilir miydik bu saf göz yaşlarını diye . sonra white christmas çok felsefikti. insan doğuştan canavar mıdır yoksa sonradan mı olur. eğer doğuştansa onun suçu mu . yok eğer sonradansa onu bu hale getirenleri kabahati değil mi ? kahramanlarda birer canavar gibi öldürmüyor mu . meşru olunca cinayet kötü değil mi . bir canavarı öldürdüğünde sende canavarlaşmaz mısın gibi bin bir türlü soru ile baş başa bırakmıştır bizi.

En tatlı çifti : rain ile song hye kyo, full house .  ve  my girl ,lee dong wook  ile le  dae he

En tatlı 1.erkek : bu sorulur mu ya :9 tabi ki cevabı yok bunun yada sonsuz :)

En tatlı 2. erkek :  iyi kalpli olanların hepsi zaten onları koruma ve kollama derneği kuracağız :)

En tatlı 2.kız :  2. erkeklerin aksine 2. kızların hepsi kötü kalpli olduğundan istisnaları yazalım protect the boss daki kız çok sevimliydi ve pastadaki kadın :)

En güzel müzikler : kore dizilerinde her zaman sevdiğim unsur müziktir. kdramaların o ağlak dizi müzikleri olmasa mp3 boş kalırdı. hepsi güzel her dizide ben müziklere vurulurum. en eskileri bile hala dinlerim.

En gerçekçi :  bir yanı ile masalsı olsa da bir yanı ile gerçekçi olan secret garden  ve gerçeğe en yakın olduğunu düşündüğüm dizi world within dir. bu dizi ara sıra diğer dizlere yaklaşsa da çok daha gerçekçi olduğu kesin . ilişkiler bakımından hele :)

En masalsı : secret garden fantastik daha ne olsun sonra düşlerimin prensi kızımız prenses oldu daha ne . bof çünkü o suratsız kız goo jun pyo yu kaptı olsa olsa masallarda olur bu :)

 

benden eklemeler

en gerilimi bol : white christmas  çok gerilimli bir diziydi .

en aksiyonu bol : fugitive plan b . sonunu batırmış olsalarda bunlar son yazamıyor mu diye sövsem de en aksiyonu bol olan diziydi.

en intikamı bol : The Devil o avukatın planları yok muydu . aklında kırk tilki kırkınında kuyruğu ayrı :)

bölüm sonu itibari ile en merak ettiren dizi : beatiful spy evet bu kategoriyi uydurmazsam olmazdı . ne yapayım dizi kötüydü ama öyle bir yerde bitiyordu ki diğer bölümü de izliyordum .

en eski : all in , ah ah starda izlediğim ama koreli olduklarını bilmediğim dizi .

ilk göz ağrısı : full house seveni çok yoktur ama benim için kotalı internetle ingilizce izlediğimden çok kıymetlidir.

en cevapsız : which star did you come from . bu adam bu kıza ölen sevgilisine benziyor diye mi aşık oldu yoksa kızı mı sevdi diye sorular sorduğum dizi.

gelelim ilk 5 ‘lere

En başarılı diziler Top 5

1.Secret Garden

2.Bof

3.Düşlerimin Prensi

4. Full House

5. 49 Days

En keyifli Diziler Top5

1. Secret Garden

2. Greatest Love

3. BOF

4. My Girl

5. Protect The Boss

ve onur ödülünü de hem felsefik , hem gerilimli , hem polisiye , hem psikolojik türünün nadide yapımı White Christmas ‘a veriyorum.

MİM İSTEYEN VAR MI TALİPLİSİ :)

Ben Ben Yine Ben …

Bloguma uğramadığım için vicdan azabı çekiyorum hele bahsetmek istediğim o kadar şey varken onların birikmiş beklemesine üzülüyorum. Bu yüzden uzunca ve daldan dala bir yazı ile karşınızdayım.

Geçenlerde blog ödüllerinini dağıtıldığı bir mim dolaştı blog aleminde malesef ben o anı yakalayamadım ve o ruha dahil olamadım şimdide yazmak istemiyorum çünkü o ambiyansı kaçırdım fakat çok eğlenceli bir mimdi, yazı yazan arkadaşları tebrik ediyorum ben okurken çok eğelendim.yazı yazmayı unutacağım derken bir mim geliyor ve benim blog unutulmaktan kurtuluyor. nerdeyse mim yazmak için gelir oldum bu taraflara. bir çok blogger beni listesine almış çok mutlu oldum hele beni tanımlama biçimlerine bayıldım. bu sıralar meşgul olduğumdan pek uğramadım ya beni hemen unutmuşlar listeye almayanları ben kara listeye aldım muahhaha şaka şaka merak etmeyin deli winpohu işte.

neyse efem bu mim i yazmak çok zor şimdi kendimle ilgili şeyler yazacağım mim in bir kısmını yazmış olurum hiç olmazsa .çok konuşmama rağmen kendimi anlatmayı beceremiyorum pek. bakmayın çok konuştuğuma eğer karşımdaki ile samimi değilsem sus pus çekingen biri olurum.

ben ingiliz edebiyatı tutkunu ayrıca bbc drama uyarlamalarının hastası,  aksan sever biriyim. her milletten ve her tarzdan  müziği dinlemeyi severim . müziksiz yaşayamam . aynı şekilde filmleri çok severim sinema insanıyım.

animeleri severim . kitap okumak en sevdiklerimden. madem sevdiklerimden gidiyorum çikolata ,dondurma,tatlı sever bir insanım. balık burcuyum bu sebepten hayalciyimdir. en çok dünya turu yapmak istyiyorum.

hediye almak çok hoşuma gidiyor. merhametliyimdir ama aynı zamanda kararsız ve dikkatsiz bazen de çok patavatsız. üstelik sakar aman tanrım kdramadaki saf kızlardan değilim ama :)

winpohu nun gizli kişiliğinden ip ucuları verdiğime göre diğer şeylere geçebilirim. mesela .kankamdan aldığım rüzgar gibi geçtinin ingilizcesini okudum lakin sadece ilk partıymış şimdi yeni partını arayıp bulmak kaldı. sahaf sahaf dolaşıp nasıl bulacağım bilmiyorum.

ingiliz dizisi izliyorum The It Crowd sadece 20 dakika ve her sezon sadece 6 bölüm olunca takip etmesi çok kolay oluyor. öncelikle sırf aksanları için başladığımı belirtmeliyim üstelik kolay anlaşılır bir dizi. daha  sonra komedi kısmı var ben severim komediyi dizi kendini izlettiriyor ve baya kahkahalara boğuyor :) Roy karakterini gerçek hayatta birine benzetiyorum izlerken hep aklıma geliyor. kendisi irlandalıymış daha geçen bölümde öğrendim.IT departmanının çalışanlarının o akıl almaz hayatları sizi mest edecek. en sevdiğim kısım ise her telefonu” kapatıp yeniden açmayı denediniz mi ” diye cevaplamaları .3 sezonu izliyorum tavsiye olunur.

ditto donggam adlı bir kore filmi izledim. film biraz uzun olsa da güzeldi. gelecekten biri ile geçmişten birini bir radyo sayesinde iletişimde olmasını anlatıyor. severim böyle zaman ile ilgili filmleri hoşuma gitti. eski koreyi izlemek o üniversite hayatı falan iyiydi. sonra o ikisini devamlı akşamları sohbet etmeleri. sonu tahmin edilirdi. ben anladım. eğlenceli kısımları da vardı. mesela replikler genelde çok hoşuma gitti. örneğin çocuğun kızı beklediği ama kızın gelmediği sahne için çok yakışıklı olduğumu görünce çekinip gelmedin değil mi demesi .

flower boy ramyun shop izliyorum. kardeşlerim yüzünden başladım desem yeridir. merak işte kediyi merak öldürür. 11 .bölümü izledim öyle ahım şahım harika çok farklı demeyeceğim. fakat eğlencelik kısımları var, bazı yanları farklı bu sebepten takip ediyorum. bu dizi için söyleyebileceğim bir tek şey var o da direk diye tabir edilen büyük ihtimalle ikinci, adam olacak kişi . bu adama merdiven diyorum ve benim favorim o. eğer o kazanmazsa çok üzüleceğim. her dramada hep ikinci adamlara acır fakat esas adamı desteklerdim. her zaman böyleydi lakin bu dramada cisooo çok tatlı olmasına rağmen ki sırf onun için başladığım bir dizidir. kendisini o yakışıklılığına 49 days ten beri hayır diyemiyorum. buna rağmen benim için favori merdiven oldu. o nasıl naif bir karakter. devamlı uyumak istemesine rağmen işlerini yapan. merhametli ,herkese karşı sevecen , düşünceli , sevimli , farklı anlatılmaz bir şirinlik barındırıyor. kıza acayip sinir oluyorum. hemen hemen her dizi de bu böyle kızlara uyuzum. yine de bu uyuz kızı merdivenciğim alsın olay da kapansın.

beni aşağıladın şarkısını da pek beğendim hemen arayıp buldum mp3 ümde saklı şimdi. dizinin komedi kısımlarından birinden bahsetmek istiyorum dalga geçmek için yapılmış sanırsam çocuk yurt dışından geliyor her dramada vardır ya bu olay fakat bunda cool değil. aksine ingilizce bile konuşamıyor . babasına hamburger sipariş etmek bile zordu onlar benden ingilizce konuşup okumamı istediler dedi ya koptum. neymiş dizilerden oraya gidince hemen öğreniliyor sanmış. muahah bir de  no problem dediği için babası vay ingilizceni baya ilertletmişsin dedi ya . hahah harikasınız :)

only yesterday adlı bir anime izledim. çok çok çok ama çok güzeldi . yine geçmiş yine geçmiş.

istesek de istemesek de kelebek olup uçmak için tırtıl olmak gerekir.

27 yaşında ki taeko  bir kır gezisine çıkar ama yanında anıları da vardır. anime boyunca taeko nun beşinci sınıfta ki hali veriliyor. onun anlatımları ile geçmişte yaşadıklarını ve bu gününü izliyoruz. çocuklar o saf halleri falan çok ilginçti. sonra çizimlere bayıldım. eski atmosfer beni hep cezbeder.

müzikleri de çok güzeldi. ben şarkılara bayıldım . bir şarkı bana fazlasıyla balkan esintilerini hissettirdi. o bezbolcu çocuk çok şirindi. bende bulutlu günleri severim.

bir  şarkı var. cesaretini kaybetme , ağlamaktan nefret ederiz . öyleyse gülelim. sonra diğer şarkı bu gün olmazsa yarın var. yarın olmazsa öbür gün var . öbür gün olmazsa bir sonraki gün var yarınlar hiç bitmez :)

animesinin finalini çok sevdim her yerden çocuklar çıktı sonra orada çalan şarkıyı çok sevdim.

Kimi der ki, bir nehirdir aşk, narin sazları boğan.
Kimi der ki, bir bıçaktır aşk, kalbini çizip kanatan.
Kimi der ki, açlıktır aşk, bitmez tükenmez bir sıvı.
Ben derim ki, bir çiçektir aşk, ve sensin tek tohumu.
Kırılmaktan korkan kalp, sevmeyi öğrenemez asla.
Uyanmaktan korkan rüya, hayal edemez asla.
Fedakarlık etmeyi bilmeyen, kimseden fedakarlık göremez.
Ve ölmekten korkan insan, öğrenemez yaşamayı asla.
Geceler çok soğuk, yollar uçsuz bucaksız gelirse
Ve aşk sadece şanlılar içinmiş gibi görünürse
Unutma ki kışta, soğuk karların çok altında
Güle dönüşecek bir tohum yatar, baharda güneşin sevgisiyle..

keyifli seyirler. ve beni özleyin :)